Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Rumikorman (Korman Türkmen)

http://blog.milliyet.com.tr/rumi

18 Aralık '06

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
10189
 

MU dini ve inancı

MU dini ve inancı
 

Mu uygarlığı büyük ve gelişmiş bir imparatorluktu ve unvanı, güneşin oğlu adı verilen "Ra Mu" idi. İmparatorluğunun diğer bir adı da "Güneş İmparatorluğu" idi. Mu dilinde "Ra" kelimesi, güneş anlamına gelmekteydi ve daha sonra Mu'nun kolonisi olan Mısır uygarlığı da, güneş tanrısına yine "Ra" adını vermişlerdir.

İmparatorlukta hem bilim adamı hem de rahip sayılan"Naacaller" bulunmaktaydı ve bu rahipler, yönetici sınıfı teşkil etmekteydiler. Naacaller'in tüm dünyaya yaymış oldukları "Mu Dini", belki de insanlığın tanıdığı ilk tek Tanrılı dinden ibaretti. Naacaller bu dini anlatırken, anlaşılması daha kolay olan sembolleri kullanmayı tercih etmişlerdi. Naacaller'in sembolleri daha çok geometrik şekilleri kapsamaktaydı. Naacal öğretisi, evrenin ortaya çıkışında en önemli görevin Tanrının geometri ve mimarlık vasıflarına düştüğünü öngörmekteydi. Mu dinine göre Tanrı, o kadar kutsal bir varlıktı ki, doğrudan ağıza alınamazdı. Bir sembol vasıtasıyla ifade edilmezse, sıradan insanlar tarafından idrak edilemezdi.

Naacal öğretisinde Güneş sembolü, aslında doğrudan Tanrı değildi; sadece onun birliğinin ve tekliğinin kitleler tarafından daha iyi anlaşılması için seçilmiş olan bir semboldü. Semboller vasıtasıyla tek Tanrıcılığı öğreten dinin büyük rahibi, Ra Mu'nun kendisiydi. Ancak imparatorun hiçbir Tanrısal kişiliği yoktu ve sadece konumu nedeniyle, sembolik olarak "Güneşin Oğlu" unvanını taşımaktaydı.

Naacal kardeşlerinin, öğretilerini yaydıkları mabetler, kıtanın her yerine ve kolonilere dağılmış vaziyetteydi. Dev blok taşlardan yapılan bu mabetlerin damları mevcut değildi; güneş ışıklarının doğrudan ulaşması için mabetlere dam yapılmıyordu ve bunlara "şeffaf mabetler" adı verilmekteydi. Bu da bir tür semboldü ve Tanrı ile insan arasında hiçbir engel olamayacağı anlatmaktaydı.

"Ra"nın, yani tek Tanrının kollektif simgesi bir üçgen içindeki daireden ibaretti. İçiçe geçmiş iki ters üçgen ise, Tanrının gözünün daima insanların üzerinde olduğunu, iyiliğin ve kötülüğün birarada bulunduğunu simgelemekteydi. Bu üçgenlerden yukarı dönük olanı iyiye ve Tanrıya ulaşmayı, aşağı bakanı ise yeniden doğuşu veya geriye dönüşü simgelemekteydi. Her ikisinin birarada oluşturduğu altı köşeli yıldız ise, adaletin sembolüdür. Ayrıca bu yıldızın herbir ucu bir fazileti gösterir ve insan ancak bu faziletlere sahip olunca Tanrıya ulaşabilecektir. Altı köşeli yıldızın dışındaki çember, dünyadan başka alemlerin de bulunduğunu, bunun dışındaki 12 fisto ise, insanın uzak durması gereken 12 kötü eğilimi simgeler. İnsan ruhu, diğer alemlere geçmeden önce, bu 12 dünyasal eğilimden kurtulmak zorundadır.

Aşağı doğru inen sekiz şeritli yol ise, ruhun Tanrıya ulaşması için tırmanması gereken aşamaların ifadesidir. Ruh, en alt kademeden itibaren (cansız varlıktan mükemmele); yani İnsan-ı Kamil'e ulaşmak zorundadır.

Naacal mabetlerinde ay, bir sembol olarak güneşin yanında yer alır. Hem baba, hem ana olan Tanrının eril sembolü güneş ise, dişil sembolü de ay'dır. Üçgenin ve üç sayısının Naacal öğretisindeki yeri kutsaldır. Zira, üç sayısına verilen önem Mu kıtasının kendisinden kaynaklanmaktadır. Mu kıtası üç parçadan oluşmuş, ve aralarında dar boğazların bulunduğu adalar topluluğudur. Bu nedenle üçgen, hem Mu kıtasını, hem de, Tanrının evreni simgeler. Üçgen içindeki göz ise, ana kaynağın, yani Tanrının, varlığını insan üzerinde daima hissettirdiğini, bir biçimde onu gözlediğini anlatmaktadır.

Mu dininde dört temel güç (ateş,have,su ve toprak) gibi, dört temel kavram mevcuttur:

- Tanrı tektir. Herşey ondan varolmuştur ve ona dönecektir.
- Ruh ile beden birbirinden ayrıdır. Beden ölür ve ayrışırken ruh ölmez.
- Ruh, mükemmeliğe ulaşmak için değişik bedenlerde yeniden doğar.
- Mükemmeliğe ulaşan ruh Tanrıya geri döner ve onunla birleşir.

Naacal öğretisine göre, Tanrı, sevginin ta kendisidir ve tüm evreni de sevgi üzerine kurmuştur. Ancak bu evrensel sevgiyi kavrayabilecek vasıfta olan ruhlar ona geri dönebilecek yeterliliktedir.

Naacal öğretisinin bir diğer temel dayanağı, dört temel gücün kainatın düzenini oluşturması teorisidir. Tanrının kendi asli nitelikleri olarak kabul edilen bu dört temel güç, "dört büyük inşaatçı", "dört büyük mimar" veya "dört büyük geometri üstadı" olarak adlandırılır. Bu dört temel element olan: ateş, hava, su ve toprak'dır.

Halil Güven (Sökeli) bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şunu eklemek isterim buna; "Kayıp kıta Mu rahipleri " adlı eserde Mu rahiplerinin 5 basamaktan geçtikleri söylenir. 1. basamaktan başlanarak 5. basamağa çıkılır bu basamağa çıkan için din gerekmez artım çünkü o basamakta olanlar vasıf olarak günahsızlaşmışlardır. Tanrı günahsızdır öyleyse ona kavuşmak için de günahsız duruma gelmek gerekir. İşte bu bizdeki tasavvuf düşüncesinin temelidir. Saygılarımla...

Halil Güven (Sökeli) 
 23.04.2014 12:36
 

Semboller büyüleyici...Ezoterik uygarlıklara dair tüm anlatılarda hissettiğim, mükemmel bir felsefe ve inanç anlayışına sahip oldukları yönünde. Herşey açık seçik ve son derece net. Bunlara bakıldığında, şu an aslında son derece geride olduğumuz ortaya çıkıyor. Yazılarınızı ilgiyle izliyorum. Işıkla kalın...

Mutlu Taflan 
 18.12.2006 18:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 81
Toplam yorum
: 85
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 9504
Kayıt tarihi
: 01.12.06
 
 

1968 Ankara doğumluyum. Selçuk Üniversitesi, Doğu Dilleri ve Edebiyatı, Fars Dili ve Edebiyatı Bilim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster