Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Şubat '19

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
65
 

Mübadele Acısı, Sessiz Çığlık

Lozan Antlaşması sonrası; Anadolu'da yaşayan Ortodokslar (yaklaşık sayıları 500 bine yakın) ile Yunanistan’da yaşayan Müslümanlar (yaklaşık sayıları 1 milyondan fazla),  (Mübadele) Nüfus Değişimi gereği, yer değiştirdiler. Her iki tarafta doğup büyüdükleri, yaşadıkları evlerden ve sevdikleri komşularından koparılarak; özgürlüklerinden ve kendi iradelerinden savrularak; zorunlu göçe tabi tutuldular.

Mübadele acısını yaşayan her iki halk da, aynı kaderi paylaştı…

İçinde gelinlik çeyiz eşyaları ve kıymetli taşınır-taşınmaz malların, tapuların, değerli ziynetlerin ve belgelerin olduğu sandıklarını, tekrar geri göneceğiz umuduyla, güvendikleri komşularına emanet ettiler ve gittiler… Bir daha asla dönemediler… Benim bu çalışmam sonucu, Ege Denizi’nin iki yakasına savrulan bu Mübadil insanların kendilerini, çocuklarını ve torunlarını, doğup büyüdükleri ve atalarının yaşadığı evleri, komşuları ile yıllar sonra da olsa kavuşturmanın hüzünlü ama mutlu kucaklaşmalarına neden olduğum için ben de duygulandım ve meulu oldum elbette…

Çok ilginçtir ki, Anadolu’dan giden Ortadokslar, göz edeli 100 yıla yakın bir zaman olmasına karşın, özellikle yaşlı Ortadokslar, hala içinde Türkçe sözcükler ağırlıklı Karamanlıca denen bir dil konuşuyorlar ve yemek kültürleri Anadolu insanının aynısı… Kapadokya bölgesinde (Güzelyurt, Ihlara, Derinkuyu, Özkonak, Göreme, Avanos, Ürgüp, Mustafapaşa, Niğde, Yeşilburç, Aktaş, Bor, Ulukışla, Ovacık ve Maden)’de yaşayan Ortodokslar, kağnılarla ve at arabalarıyla en yakın tren istasyonuna taşındalar. Oradan da trenle Mersin Limanına geldiler. Toros Dağı tünellerini geçerken, içten içe ağlayan Mübadiller; "Tren mi yol alıyor, yoksa evler mi?" diyerek, gözyaşı döküyorlardı. Mersin Limanından İtalyan gemisine binen mübadiller, önce Yunanistan'ın Pire ve Selanik Limanına geldiler. Karantinaya alındılar. Sonra Yunanistan’da yaşayan Müslümanların boşalttığı köylere, evlere yerleştiler. Ama akılları hep, Anadolu'da kalmıştı. Aynı yollarda, Müslüman Türkler Anadolu'da taşındı. Onların da gönlünde, doğup büyüdükleri topraklar ve vedalaşarak ayrıldıkları komşuları vardı...

Göç eden mübadil Müslümanlar, Yunanistan’ın (Selanik, Kavala, Nea Galvari, Nea Epivades, Kozani, İyonya)’da yaşadıkları kent ve köylerden gelerek, adı geçen bölgedeki boşaltılan yerlere yerleştiler. Anadolu, Marmara, Trakya ve Ege’de pek çok kasabanın yanı sıra; Fethiye Kayaköy, İzmir, Ayvalık, Biga, Çanakkale, İzmit, Tuzla, Çatalca, Silivri ve Trakya’nın değişik kentleri ile birlikte; Orta Anadolu’da Ulukışla, Bor, Niğde, Ereğli, Aksaray ve Kapadokya’da Aksaray’a bağlı Gelveri kasabasından, Yunanistan'ın Kavala şehrine yakın Nea Galvari (Yeni Gelveri) kasabasına yerleşen ve Nea Galvari'den gelip, Gelveri'yi zorunlu yurt tutan Mübadillerin tutsak yaşam ve zorunlu göç öykülerinin yanı sıra; yarım kalan düşlerini ve tutsaklıklarını ya da her iki taraftan savurulan halkların, eski vatanlarını ziyaretleri ve zorunlu göçlerin kaybolan etnik kültürleri ve özgür iradeleri nasıl yok edilişinin yani hayatın ya kendisini belgeleyeceğiz.

Öte yandan; eski bir Rum Ortodoks köyü olan Ulukışla ilçesine bağlı Maden Köyü halkının Mübadele sonucu; gelen ve gidenlerin ortak iki uğraş alanı vardı. Birincisi, Toros Dağı'nın derinliklerinden çıkardıkları altın madeni ile tanınan, zengin ve usta madencilerin yaşadığı bir köy burası...

İkincisi; Mübadele öncesi ve sonrasında da, Maden Köyü’nün muhtarı başta olmak üzere, tüm köylülerin doğal hayatı, çevreyi ve ekolojik dengeyi koruyucu eylemleri dikkat çekmektedir.

1924 Mübadele öncesinde bu köyde yaşayan Ortodoksların, yeni gelen Müslümanlara ilk tembih ettikleri şey; "Karagöl ve Çinigöl'de yaşayan "SESSİZ TOROS KURBAĞASI"nı korumalarını istemişler. Yeni adıyla; Rana Holtzi Kurbağasının en ilginç özelliği şudur: Yalnızca Bolkar Dağı'nın 2600 metre kotunda yaşayan ve ötmeyen, dünyanın tek sessiz kurbağası olmasıdır. Ayrıca bu bölgede var olan endemik flora ve faunalar da can çekişiyor. Göle atılan sazan ve alabalıklar, daha larva halineyken kurbağaları yiyor ve bu endemik canlı da tükenmek üzere... Doğal yaşamlarında özgürlükleri ellerinden alınan Rana Holtzi kurbağaları da, kendi gibi birini koruma savaşımı veren Mübadil Maden köylüleri gibi; SESSİZ ÇIĞLIKLARINI yükseltiyor...

İnsan ve doğa denkleminin; mübadele tutsaklığı ve çevre felaketi ortak paydasında, direncin ve yol öyküsünün; iyi komşuluk ilişkilerinin, kardeşlik, barış ve sevgide odaklanmanın, toprak ve dostluğun, yaşadığımız ve soluklandığımız aynı havanın paydaşları olan başka canlıların özgür yaşamlarına ve çevresel dengeye olan duyarlılığın ve yaşamsal paylaşım kültürünün farkındalığının belgeselini çekmek; kaybolmakta olan hayatımızın kimi güzelliklerini yeniden keşfetmeyi hedeflemekteyiz...

"MÜBADELE ACISI & SESSİZ ÇIĞLIK" ile; siz de sesimize ses veriniz... 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Dursun Özden, Yazınızı vesile kılarak meraklısına ve gençlerimize konu ile ilgili iki değerli çalışmayı, eseri önermek istiyorum. a) "Emanet Çeyiz / Mübadele İnsanları" Kemal Yalçın. b) "ÖLÜM VE SÜRGÜN- OSMANLI MÜSLÜMANLARININ ETNİK KIYIMI: 1821-1922. Justin McCarthy. Bu iki eser, Hem farklı kültür anlayışlarını, hem de insanın gerçeğini anlatmaktadır. Teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 25.02.2019 13:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 38
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 435
Kayıt tarihi
: 29.03.11
 
 

Dursun Özden, 21 Ekim 1950'de Niğde'nin Ulukışla ilçesi Beyağıl Köyü'nde doğdu. İlkokulu köyünde,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster