Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '06

 
Kategori
Ramazan
Okunma Sayısı
1865
 

Mübarek ramazan uygulamaları!

Dün Ramazan ayının ilk gününü ifa ettik. Ayrı bir telâşe başladı. İşyerlerinde, evlerde, spor kulüplerinde, futbol maçlarında, bakanlıklarda, TBMM’de, Askeriye’ de, kısacası laik ülke Türkiye’ nin her yerinde bu aya özel uygulamalar başlatıldı, düzenlemeler yapıldı.

Önümüzdeki 30 gün boyunca Türkiye daha bir Müslüman olacak. Türk insanı, alt kimliğine, üst kimliğine bakılmaksızın, hayatını Ramazan’ a göre düzenleyecek. Her şeyini akşam yetişmesi gereken iftara, gidilmesi gereken teravihe göre ayarlayacak. İftara yetişmek için hız yapacak ya da bindiği aracın hızlı gitmesini isteyecek. Kazalar olacak, bu kazalar sonucunda kaç kişinin iftara yetişmek uğruna öldüğünün istatistiğini kimse tutmayacak.

Düzenli olarak içki içenler bu keyiflerine bir ay ara verecekler. Hatta belki oruç tutup, dindarlık nutukları atacaklar.
Çapkınlar çapkınlıklarına ara verecekler. Ne de olsa mübarek Ramazan ayı boyunca bir gün bile cenabet gezmek olmaz. Sadece 30 gün sıkıversinler dişlerini canım.

Hırsızlar, kapkaççılar, gaspçılar yıllık izinlerini kullanıp dinlenecekler. Özellikle de asayişin iyiden iyiye kıyıya köşeye saklandığı İstanbul’da hırsızlık istatistiklerinde bu mübarek ay boyunca düşüklükler yaşanacak. Müslüman ülkenin hırsızı insanların oruç tuttuğu ay boyunca harama el uzatacak değil ya!

Ülke çapındaki kerhanelerin –kibar olalım, genelevlerin- yıllık izin dönemleri de bu aya denk gelecek. Bu mübarek ayda dünyanın en eski mesleğinin icrası kesinlikle kabul edilebilir bir şey değildir. Bu durum, otobanlarda çalışan travestiler ve fahişeler için de geçerli.

Sadece kerhaneler değil, avantadan lavanta koklamaya alışmış, iş takibinden, yolsuzluktan, rüşvet aracılığından tatlı paralar kazanmaya alışmış kârhaneler içinde geçerli bu durum. Onlar da bir aylığına daha namuslu olacaklar.
İstanbul’da maliyet düşürülüp kılıfına büründürülerek “müzikhol” adı altında hizmet veren pavyoncuklarda ve gerçek pavyonlarda hizmet veren bayanlar içinde Ramazan ayı bir tatil ayı olmaktadır. Zira Ramazan nedeniyle müşteri sayısı büyük oranda düşmektedir. Gelen kendini bilmez, Ramazan’a saygısız müşteriler de durumu kurtaramamaktadır.

Cinsi sapıklık, tecavüz, pornografi, çocuk pornografisi oranlarında da düşüklük yaşanacak. Cinsel eğilimlerini dengeleyemeyen, kendisini engelleyemeyen, toplum içinde “sapık” olarak adlandırılan insanlar bile Ramazan ayı boyunca “faaliyetlerine” ara verecekler. Sapıklığında bir sınırı var tabi ki!

Hatta aile içi şiddet oranlarında bile ciddi düşmeler yaşanacak. Anneler, babalar çocuklarına kızınca onları pataklamayı “mübarek ayın hatırına” Ramazan ayı sonrasına bırakacaklar. Erkekler, karılarının ve sevgililerinin sırtından sopayı eksik etmemeyi bir ay sonraya erteleyecekler, hem de “Allahümme sabrin” diyerek.

Masaj salonları, yüzme havuzları bu ayda sinek avlayacak. Çünkü Ramazan günü hiç kimse kendisinin orasının burasının mıncıklanmasını veya orasını burasını başkalarının görmesini istemeyecektir. Hem zaten bahsi geçen yerlerde istemeden de olsa orucun kaçması gibi bir durum söz konusu olmaktadır.

Her köşede birden dilenciler belirmeye başlayacaktır. İnsanlar Ramazan ayının yüzü suyu hürmetine, bol bol sevap kazanmak adına bu dilencilere bol bol sadaka vereceklerdir.

Bu tespitler, doğrulukları tabi ki tartışılabilir, ama insanın aklına ister istemez Anadolu topraklarında Ramazan ya da başka dini günlerin hatırına, “Allah’tan korkmaz, kuldan utanır” olarak da özetlenebilecek bir iki yüzlülük halinin yerleşik olup olmadığını düşündürüyor.

Bir de Ramazan’da nasıl yaşanacağından veya sonuçlarının ne olacağından emin olunamayan bazı mevzular var. Bunlarla ilgili olarak çok ciddi araştırmaların yapılıp, Türk halkının bir an önce aydınlatılması gerekmektedir.

Töre cinayetlerinde, Ramazan dolayısıyla artma mı yaşanacaktır, yoksa bu isim altında zihinlerde meşruiyet kazandırılan cinayetler bu mübarek ayda azalacak mıdır? Bu konuda şimdiye kadar bir araştırma yapılmış mıdır? Ama Ramazan, sıklıkla belirttiğim üzere, mübarek bir ay olması dolayısıyla, töre cinayeti işleyecek bir kişiyi ya da kişileri engeller mi? Yoksa aksine töre cinayetlerinin namus nedeniyle, yani temeli günah olan nedenlerle işlenmesinden dolayı, bir artış mı yaratır?

Politikacıların gelecek kaygısıyla çoğu zaman doğruları doğrudan söyleyemediklerini biliyoruz. Peki, Ramazan’da bu sıkıntıyı nasıl aşmaktadırlar? Doğruların doğrudan söylenmemesi veya en azından birazcık çarpıtılması, takiye yapılması gereken konular Ramazan sonrasına mı bırakılacaktır?
Ramazan nedeniyle ara sokaklarda “tadilat”a giren lokantaların kaçta kaçı gerçekten tadilata girmektedir? Bunun Türk ekonomisine etkisi ne minvalde ve ne kadar olmaktadır?

Bu topraklarda sorulması gereken o kadar çok soru var ki. Bu sorulmayan sorulara haliyle alınmayan yanıtlar sonucunda bu ülke insanlarının başlarına gelenler keşke bir yerlere görev zararı olarak yazılabilse.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1104
Kayıt tarihi
: 19.09.06
 
 

1976 doğumluyum. Bir kamu kuruluşunda çalışıyorum. Gazeteciyim. Aklıma, dilime gelipte kimseyle payl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster