Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
545
 

Mucize bir serum... Hala ne bekliyorsun?

Mucize bir serum... Hala ne bekliyorsun?
 

DOKTORUNA KULAK VER !


Çok sızılı ve sızıntılı bir hastalıktan söz edeceğim şimdi. Öylesine kötü bir hastalık ki bu, öldürmez süründürür; ama mutlaka da öldürür.

Hastalık bağışıklığı azalmış tüm organizmalarda yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Kuluçka devresi yıllar bile alabiliyor.

Bu arada kişi önlem olmamışsa durum çaresiz; hastalık er geç beyindeki yumurtalarından çıkıp bedeni sarıyor.

Kanser gibi yayılgan ve de habis.

Hastalık çocuk yaşlarda başlıyor aslında. Hele aileden birinde bu hastalığın mikropları varsa eyvah ki ne eyvah;çocuk yaştaki bünye en güzel meyveleri vereceği bir çağda kırılan bir dal gibi karanlık ve başka topraklara düşüyor, ve elbette ki o da portör yani taşıyıcı oluyor.

Bu menhus hastalık beyinde yerleşiyor demiştik. Hastanın görüş alanı çok daralıyor; dünya üzerindeki hiçbir rengi seçemiyor, yeşili benimsediği halde bu güzelim rengi ifade eden doğaya bile yabancılaşıyor.

Hastalığın semptomları kişiden kişiye farklı. Dişi türler adeta beyinlerindeki bu virüsü korumak istercesine başlarını, boyunlarını kapatıyor; maske gibi kalan yüzleriyle tıbbın ve bütün bilimlerin dünyasına bir çeşit karşı koyuyor.

Erkek türlerde hastalık çoğu zaman eziklik, fırsat buldukça saldırganlık, dış görünümde korkutuculuk gibi semptomlarla ortaya çıkıyor. Hastalığın şizofreni ile olan tıbbi bağlantısı kesinleşmemişse de bazı semptomlar şizofreni tanısını gerektirebiliyor.Tıpkı şizofren kişiler gibi yakma ! eylemi bu kişilerde zaman zaman ortaya çıkıyor. Hastalık iyice bulaşıcı olduğunda bu yakma eylemi hoş karşılanabiliyor; hatta yanan bölgelerde kebapçı dükkanları açılıp, küller üzerinde kebap kokulu dumanlar yükseliyor.

Hastalık zamanla kalbi, mideyi, barsak ve böbrekleri de ele geçirip hastayı adeta kendisinin bir parçası yapıyor.

Bu virüs cinsel hormonlarda öylesine azgın bir üretim yaratıyor ki, zavallı hastalar bilinç altlarında her türlü seks manyaklıklarını fantezileri yapıp, fırsat buldukça da bunu masumlar, çocuklar, hatta hayvanlar üzerinde gerçeğe dönüştürebiliyor.

Bu hastalık önlem alınmadığı takdirde bazen bütün bir ülke halkına yayılıp, onları bir ölüm kolonisi haline getirebiliyor.

Daha çok sıcak ve çöl iklimleri bu hastalığın ortaya çıktığı yerler olarak literatüre geçmiş bulunuyor.

İnsanın bütün sağlıklı ve asil kan damarlarını ve arterlerini de ele geçiren bu hastalığın tıptaki kayıtlara geçen şekliyle ismi Şeriartrit olup, bilinen tek ilacı da bir serumdur.

Şimdi bu hastalığa karşı direnmek, nesillerini korumak isteyenlere karşı bütün dünyanın kabul ettiği bu serumun prospektüsünü yayınlıyorum:

ATA-DİREN…

Etken maddesi; Direniş hormonu olan direntonin, cesaret hormonu olan cesaretonin’ dir.

Endikasyonları; Özellikle çocuk hastalarda beynin gri hücrelerini ele geçiren, hatta bu hücreleri gri kelimesine bir mutasyon uygulayarak onu GERİ yapan mikropları engellemek, hastanın beynindeki ortaçağ anlayışı düşüncesini yaşanan çağa uyarlamak, bölünmeye ve çoğalmaya başlayan tüm habis hücreleri vücuttan dışkı yoluyla atıp, hastayı hayata döndürmek…

Kontrendikasyonları: Bu hastalıktan fazlasıyla etkilenmiş olanlar seruma tepki gösterebilir.Bu tepkiyi ölümcül durumlar olarak bile yaratabilir.

Kullanım biçimi: Hemen her gün. Sabah kalkınca ve akşam yatarken, damar yoluyla…

Diğer ilaçlarla etkileşimleri; Beyin sağlığı için kullanılan tüm ilaçlarla birlikte kullanılır. Onların etkilerini artırır.

Çocuklara çok yakın tutunuz.

İşte serum bu. Durun eczanelere koşmayın hemen.

Onu evinizde de elde edebilirsiniz. Duvarınızda asılı bir Atatürk resmine bakıp, gözyaşı döküyorsanız eğer, bu gözyaşları bu serumun temel maddesidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Efendim malum hastalığın çaresi çok uzaklarda. Direnojen hormonların prehormon düzeyinden daha ileri safhalara olgunlaşabilmesi için uygun vasat malesef Türkiye'de bulunmamaktadır. Eski vasatlar olan Köyografik Enstitütetamol ve Halkevlerimolojik Vatanojenler miadı geçtiği gerekçesiyle toplatıldığından bulunamamaktadır. Uzaklarda yani tarih okuyarak ve anlayarak bu menfur hastalığa çare arayınız. Her çare arama çabası 2. Cumhuriyetolojik ve Softaik mikroplarla kontamine edileceğinden şimdiden merhuma Allah'tan rahmet dilerim efendim...

Uguristanbul 
 07.01.2009 10:33
Cevap :
Sizin teşhisiniz en doğrusudur mutlaka. Ama öldürmeyen allah öldürmez. Baştakilerin de allaha yakınlıkları malum.Belki yüzde kırkyedinin içinde de Maradona' ya eliyle gol attıran tanrı vardır, ne bilelim. Ama tanrı golü attırdıktan sonra açılan sandıkların birer Pandora nın kutusu olduğunu görünce ne kadar üzülmüştür kimbilir.Yine de tanrıların pişmanlığı bizim gibi ilkel topluluklara çok geç ulaşır, yardımlar cumhuriyetolojik ve softaik mikroplarca abluka edilir. Hem anti hem kör toplumlar antikor da üretemez. Hasta eks olduğunda bu X işaretini tarih koyar artık. Yazılarınız çok güzel.Sizi tanıdığım için sevindim.  07.01.2009 14:09
 

Çık istiklalale... Al eline şırıngayı, bas önüne gelene... Ya güneydoğu? Bu aşıdan çok lazım bize. Bu aşıların üretildiği, Köy enstütüleri, halk evleri kapatıldığından bu yana, azdı hastalıklar... 1950 lerden sonrasında hastalık azgın dönemine girdi. Memleketi hasta adamlar ele aldı. Şimdi, gittikçe hasta adam olan bizler, hayatta kalmanın yollarını arıyoruz. Bir gün mavi gözlü devin bizi tekrar kurtaracağı efsanesine inançla bekliyoruz...

yeşilsoğan 
 07.01.2009 10:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 94
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 597
Kayıt tarihi
: 04.10.06
 
 

1950'lerden sonra doğan her dünya insanı gibi, ardında pek çok takıntıyla gelen geçmiş zamanı, bilim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster