Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
22
 

Müftülüklerce Kıyılacak Nikâh Tartışmaları

Müftülüklerce  Kıyılacak Nikâh Tartışmaları
 

Benim Nikâhımı Kim Kıymıştı?

Söze kendimden başlayayım: Yıl 1988 idi. Trakya’da bir köyde öğretmendim. O köyden birine sevdâlandım. Mesele ciddi boyuta geldi. Ailem geldi. Müstakbel hanımı istediler. Nişanlandık.

Nişânlılık dönemi kısa oldu. Evlenmeye karar verdik. Davetiye bastırdık mı hatırlamıyorum. Ama ilçedeki Romanlar’dan bir müzik grubuyla anlaştığım hâlâ aklımda. ‘İnce saz’ ekibi ‘tutmamıştım.’ Sevgili dayım tâ Çorum’dan gelmişti uduyla. Hem çalmış hem de en ‘ağır’ şarkılarla geceye renk katmıştı.

Elbette bütün bunlardan önce köyün muhtarı koltuğunun altında nikâh defteriyle kız tarafının evine gelmiş ve – nikâh şâhitleri yanda – bizi karşısına almış karşılıklı ‘evet’lerle nikâhımızı kıymıştı. Sonrasında da o mâlum kırmızı kapaklı ‘evlilik (aile) cüzdânı’nı hanıma vermişti. (Ağustos 1988)

Demem o ki bizim nikâhımızı bir köy muhtarı kıymıştı.

Almanya Örneği

 Bir kere şunu belirteyim: Almanya’da her çalışandan Kirchengeld (kilise parası) adı altında 27 Mark kesilirdi. (Bildiğim Eylül 1988 -1994 arası. Bu tutar, benim ilk maaşımdan bile kesilmişti. İtiraz edince de paramı geri vermişlerdi.) Yok eğer çalışan bir Hristiyan çift bu kesintiyi kabul etmezse nikâhı kilisede kıyılmaz, çocuğu kilisede vaftiz edilmez ve cenâzeleri kiliseden kaldırılmazdı. Ayrıca okula giden çocuğu Din Dersi’ne giremez, onun yerine Ahlâk Dersi’ne katılırdı.

Dahası da şu: Eğer kadın bir kilise hastahânesinde doğurursa hastahânede kaldığı (genelde 1 hafta) sürede bâ’zen râhibe-hemşireler tarafından ‘dinî amaçlı’ ‘telkin odası’na götürülürdü. ( Bizdeki hastanelere imam ataması tartışmasını hatırlayın lütfen ! )

Müftülüklere Nikâh Kıyma Yetkisi

 Haber şöyle: “Ekim 2017 başında ‘Müftülere resmi nikâh kıyma yetkisi’ni de ihtiva eden yasa tasarısı, Meclis Komisyonu’nda tartışmalı toplantıların ardından kabul edildi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise yapılan değişikliğin, nikâh kıyma yetkisini genişletmekten ibâret olduğunu söyledi.”

Bu noktada siyâsî kimlikli birilerinin ‘Laiklik elden gidecek. Bu, çocuk yaştakilere de imam nikâhı kıyılması durumunu yasaya uygun hâle getiriyor. Dolaylı, gizli ve örtülü çocuk tecavüzüne yönelik bir af maddesidir.” itirazlarının tutarlı bir tarafı yok.

Çünkü bu da ‘resmî bir nikâh’ ve bütün bilgiler gerekli makamlara bildirilecek ve evlenecek çiftlere resmî evlilik (aile) cüzdânı verilecek. Bu noktada bu uygulamanın ‘dinî nikâh’la ilgisi yok. Bilmem kaç kere ‘boş ol! ‘ demekle evli kadının mağduriyeti de söz konusu değil. Çünkü ortada resmî kayıtlar olacak. Boşanma durumunda başvurulacak merci mahkemeler olacak. Bunun yanı sıra evlenme yaşında bir değişiklik yok. Üstelik evlenecekler isterlerse böyle bir nikâha başvuracaklar. Zorlama yok yâni. Ayrıca müftü veya müftünün görevlendirdiği kişi tıpkı belediye başkanı veya yetkilendirdiği kişi gibi sivil kıyafette olacak.

Yeni uygulamanın üzerinde bunca gürültü çıkarılmasının sebebi zerre kadar dinî  hassasiyeti / bilgisi  olmayan, dinî bir kavram / bir makam duydukları zaman siyâsî dengesi bozulan, uygulama metnini kendilerine göre yorumlayan, Türkiye’nin sosyolojik gerçeklerinden habersiz, okumuş câhillerin sözlü ve / veya  yazılı itirazlarıdır.

Son söz: Öküz altında buzağı aramak beyhûde bir çabadır.

Filiz Alev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu kararın alınmasından hayli önce "İmam Nikahı" başlıklı bir yazı yazmıştım. Kezâ "Aydın cehaleti" başlıklı bir yazım daha vardır. O yazılarımmda ve altındaki yorum ve cevaplardan da görüleceği üzere, bu konudaki görüşlerinize ben de aynen katılıyorum.

Filiz Alev 
 04.06.2018 2:49
Cevap :
Filiz Hanım, Ben hasbelkader iki imtihanı kazanarak Almanya'da da öğretmenlik görevinde bulundum. İki toplumun değer yargılarını karşılaştırma imkânı verdi bana bu 8 yıllık tecrübe. En basitinden şunu söyleyebilirim: Tıpkı bizdeki geçmişteki uygulamalar gibi kilise, kreş, okullar tıpkı bir külliye gibi aynı çemberin içinde. Gayrimüslim öğrenciler her öğrenim yılının başında ve sonunda duâ için kiliseye gidiyorlardı. Bizim çocukların dışındaki öğrencilerin Din Dersi'ne giren bildiğimiz bir papazdı. Dahası da şu: Bâ'zı hastahâneler kiliseye bağlı ve oradaki hemşireler aynı zamanda râhibe idi. Hastahânenin içinde bir 'duâ-telkin odası' vardı. Rahibeler veya papazlar, isteyen gayrimüslimler hastalara ve /veya doğum yapanlara o odada İncil'le dinî telkinde -bir bakıma teselli amaçlı- bulunurlardı. Oysa bizde bir müftünün nikâh kıyması veya hastahânelerde imam bulundurulması konusunda bile ne garip itiraz sesleri çıkıyor. Karakter sayısı bitiyor. Selâm ile. Hoşça kalın.  04.06.2018 11:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 326
Toplam yorum
: 178
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 823
Kayıt tarihi
: 13.06.10
 
 

1959 Van doğumluyum. Emekli Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. Dil, edebiyat ve târih merak ala..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster