Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Adem Güngör/FETHİYE KÜLTÜR ETKİNLİKLERİ

http://blog.milliyet.com.tr/ademgungor

06 Mayıs '13

 
Kategori
Gelenekler
Okunma Sayısı
12516
 

Muğla’nın Fethiye yöresi Temel Köyü örf adet ve düğün geleneklerimiz…

Muğla’nın Fethiye yöresi Temel Köyü örf adet ve düğün geleneklerimiz…
 

Atlı gelin alma töreni


Her yörenin kendine has gelenekleri, görenekleri, örfü ve adetleri vardır. Örf, adetler, gelenek ve görenekler bizi biz yapan unsurlardır. Bilinmeli ve gelecek nesillere aktarılmalıdırlar. 

Kız isteme:

Öncelikle oğlan tarafı evlenecek olan oğlana yeni ev yaptırırlar ve ondan sonra kız istemeye giderler. Evi olmayan oğlana kız vermezler.

Kız istemeye, köyde sözü geçen, sözü dinlenen büyükler ile gidilir. İlk görüşmede kız tarafı biz bir düşünelim der ve kıza annesi konuyu açar. Kız olumlu cevap verirse oğlan tarafının ikinci gelişini beklerler. Oğlan tarafı ikinci gelişinde de yine boş gönderilir. Kız evi naz evi derler ya, ondan işte! Üçüncü gelişlerinde kız verilir ve yapılması gerekenler ailelerce konuşulur. Geline düğünde erkek tarafından takılacak bileziklerin miktarı ve gramı kararlaştırılır. Ayrıca kız tarafı da yapılan evin içinin tamamını dayayıp döşer.

Pusat (Giysi):

Düğünden 15-20 gün önce pusat (giyim-kuşam eşyaları) almak üzere gelin adayı ile birlikte çarşıya gidilir. Kız ve oğlan evinin ihtiyaçlarını oğlan tarafı karşılar. Bu arada kızın ve oğlanın yakın akrabalarına da hediyeler alınır.

Buğday Dövmesi: 
Düğünden birkaç gün önce düğün yemeği için yapılan bir hazırlıktır. Tanıdıklar çağrılır. Hep birlikte evde veya çevrede bulunan taş dibekte ‘’Keşkek ‘’ için buğday dövülür. Sofralar kurulur. Misafirlere ikramlarda bulunulur.

Heybe Vermesi:

Köy düğünleri üç gün üç gece yapılırdı benim çocukluk yıllarımda. Bir hafta önceden kız tarafına heybe verilirdi. Oğlan tarafından anne,  baba ve kızı istemeye giden aile büyükleri heybeyi götürürdü.      

Heybenin içinde kıza alınan giysiler, takılar götürülürdü. Kızın annesine, babasına, dedesine, ninesine ve kardeşlerine de giysi getirilirdi heybenin içinde.

Okuntuların Dağılması:

Bir hafta önceden köyün deştimanı yani muhtarın yardımcısı veya köyün tokatçısı tarafından okuntular dağıtılırdı. Okuntular sabun, kibrit, bardak gibi evlerde ihtiyaç olan gereçler dağıtılırdı. Okuntu dağıtıcı köyde ulaşamadığı kişilerin yakınlarına okuntuları bırakır dönerdi. Düğün sahibi köyde kim gelip kim gelmediğini takip ederdi. Gelmeyen kişilerin eline okuntu ulaşmadığı ihtimaliyle düğün sahibi davulcuları ve zurnacıları düğüne teşrif etmeyen kişinin evine kadar davul zurna çalarak götürür, davul zurna eşliğinde evinden alır düğün yerine getirirdi.

Odun Getirme:

Düğünden bir gün önce 30-35 civarında at, katır, merkep toplanarak Karatepe’ye oduna gidilirdi. Gelen odunların yarısı kız evine bir yarısı da oğlan evine yıkılırdı. Odun getiren gençlere yemek ikramı yapılır ve onlara mendil dağıtılırdı. Gelen odunlar geceleri düğün evinde, yarenlik yapılan yerde üç gece yarenlik ateşi yakmak için kullanılırdı.

Çalgıcıların Tutulması:

Düğüne bir ay kala parası ödenerek önce çalgıcılar tutulur. Çalgıcılar iki davul, iki zurna ve iki delbekçiden oluşur. Bu miktar düğün yapacak kişinin bütçesine göre arttırılabilir.

Bayrak Dikimi ve Bayrağın önemi:

Düğünün birinci günü oğlan evinin çatısına büyük bir Türk Bayrağı asılır. Bayrak, gelin almada da önde gider. Bayrak götüren genç elindeki bayrağı sıkı bir şekilde muhafaza eder, aksi takdirde gelin alıcıların içinden birileri bayrağı çalar ve karşılığında büyük meblağda para talep eder.

Kız Evine Katkı:

Birinci gün oğlan tarafından kız evine gidilerek boynuna kırmızı kurdeleli Osmanlı altını takılı kınalı koç veya teke ile bir yük un çuvalı ve düğünde pişirilen baklagiller götürülür.

Çeyiz Serme:

Düğünün ikinci günü kız evinden oğlan evine çeyiz sermeye gidilir. Oğlan tarafından hazırlanan atlar ile çeyizler götürülerek kızın yakınları tarafından gelen kadınlar oğlanın evine çeyiz serer. Kızın oğlan kardeşi sandığın üzerine oturarak sandıktan ayrılmaz ve oğlan tarafından birisi para ödeyerek onun sandıktan kalkmasını ister ve sandıktan kaldırır.

Düğün Yarenliği:

Eskilerde erkekler yarenlik ateşinin yanında, kadınlarda çul, kilim, çapıştı ile çevrilmiş bir kapalı alanda eğlenirlerdi. Olası bir olaya sebep olmaması için kadınların eğlendiği yerde düğün sahibi yakınlarından gençler nöbet tutarlardı. Örneğin bazı kişiler kadın elbisesi giyerek kadınların arasına sızardı ve bu olayların bazı düğünlerde yaşanması kadınları çok rahatsız ederdi. Bu yüzden düğün yerine gelen kadınlar çaktırmadan tek tek süzgeçten geçirilerek kadınların yarenlik yerine alınırdı.

Düğünde Güreş:

Gündüzleri güreş tertiplenir, köyün gençleri güreş tutardı. Birinci, ikinci, üçüncü gelenler ödüllendirilirdi.

Arap Dede Orta Oyunu:

Düğünün ikinci gün akşamı yine yarenlik yerine odunlar yığılarak ateş yakılır.

Arap dede oyunlarında köyün muhtarıyla karşılaşan arap dede, efe ve geline muhtar kim olduklarını nereden gelip nereye gittiklerini sorar. Dedenin elindeki muvasalayı okur muhtar! ‘’Biz altı köyden beş, bir de gelin altı kişiyiz. Biz Afrika’dan gelip, Asya’ya doğru gidiyoruz.’’ der ve muhtar muvasalayı tasdikler. O gece gelen misafirleri ağırlar. Muhtar sorar: ‘’Dede bu çocuklar neden simsiyah da siz beyazsınız?’’ der. Dede: ’’Bu çocuklar mağarada dünyaya geldi. Mağarada biz hep çıra yakarız. Çıranın isinden bu çocuklar bu hale geldi.’’ der.

Yarenlik başlar! O gece gelen misafir gelin rahatsızlaşır ve doktor çağrılır. Doktor yaptığı kontrollerinde gelinin doğurmak üzere olduğunu söyler. Çocuklardan birisi sandalye olur. Üzerine gelin oturtulur, eteğinin altından da küçük bir çocuk çığlılıklar atarak doğurtturulur. Dede tarafından geline çocuğun kimden olduğu sorulur? Gelin çocuğun kimden olduğunu bilmediğini söylemesi üzerine kargaşa başlar. Dede efelere gidip arap çocukları getirmeleri için görev verir. Araplar dedenin huzurunda sorguya çekilir. Efeler tarafından falakaya yatırılır ve acımasızca ayaklarına sopa ile vurularak işkence yapılır.

Araplar dedeye çocuk bizden olsaydı bizim gibi esmer olurdu diyerek kendilerini savunurlar. Dede efelerden de şüphelenir. Bu arada Efeler ile araplar arasında kavga başlar. Sopalar, kül torbaları havada uçuşurken araya elleri sopalı, suya batmazlar ekibi olarak adlandırılan aracılar çıkar. Bu ekip boyunlarına geçirdikleri ağaç dalları ile kamuflajlı olduğu için kim oldukları da belli olmaz ve vuran vurana gerçekçi bir dövüş sahnesi sergilenir. Bu arada Araplar o bölgede bulunan yüksek ağaçlara tırmanıp çıkarak gördükleri işkencenin intikamını almak için yarenlik yerindeki insanların üzerine önceden yanlarında götürdükleri su şişelerinin kapaklarını ince deliklerinden sıktıkları suyu göndererek çişlerini yapıyorlar gibi ağaçların başından insanların üzerine sıkarlar ve o esnada Arapların sünnetsiz olduğu anlaşılır. Dedeye bu çocukların sünnetsiz oldukları söylenir ve dede çocukların sünnetsiz olup olmadıklarını bir de kendisi kontrol eder. Kesilen keçilerin bacaklarından erkek organına benzeyen bir görüntü veren bacakları bir sünnetçi getirilerek sünnetleri yapılmış gibi gösterilir.

Yarenlik gecenin geç saatlerine kadar devam eder ve en son sahneye hortlak çıkar. Hortlağın ağzında bir makara ve üzerinde nişasta ile bezenmiş kefen ile ağır ağır giderek önüne gelene elindeki çuvaldızı batırır. Çuvaldızı yiyen her kim olursa olsun hortlağın yakın yerinde durmaz kaçar. Bu arada hortlak ölür ve arabın birisi çığlıklar atarak ‘’Öldüyeeee! Öldüyeeee!’’ diye bağırırken tüm oyuncular ölülünün başına toplanırlar. Dede: ‘’Yaaaaa imam! Öldüğüne inan! Ne var yok aşağıda?’’ diye ölüye sorar. Ölüden cevap gelir. Aşağının iyi olduğunu ve tüm köylülerinin orada rahat içinde olduğunu söyler. Dede çalgı çalanların günahının çok olup olmadığını sorar. Ölü, çalgı çalanların günahının çok olduğunu söyleyince, dede:’’ O zaman biz bu işi bırakalım!’’ der. Ölü: ‘’Bırakmayın! Bırakmayın! Sizi dinleyenler de var devam edin.’’ der. Dede ölünün duasını okur ve defin ederler. Gecenin ilerleyen saatlerinde yarenlik sona erer. Bu geleneğimizi 2007 Ocak’ta kaybettiğimiz rahmetli babam Ali Rıza Güngör günümüze kadar bu geleneğimizin ayakta kalması için ekiplerimizi sürekli eğitmiş ve birlik beraberlik içinde her düğünümüzde yarenliklerde orta oyun oyununu oynamışlardır.

Gelin Alma:

Ertesi gün gelin alma hazırlıkları başlar. Öğle saatleri yaklaşınca davullar zurnalar eşliğinde gelin alayı kız evine gelir. İç acıtan duygusal türküler çalınır. Kızın anne ve babasının hüznünü anlatır aslında bu türküler. Gelinin gelinliği arkadaşları tarafından giydirildikten sonra duvak ve kurdelesi babası tarafından ihlas suresi okunarak takılır. Kurdele sağdan takılıp soldan çekilmek suretiyle üç kez döndürülür ve kurdelesi beline bağlanılır. Gelin evden çıkarken babasının ayağının altını öper. Anlamı Sağ salim babasının evinden gelin gittiği için babasına teşekkür anlamında bir gelenek görenektir. Gelinin bir koluna babası bir koluna da abisi varsa abisi girer. Abisi yok ise amcası girer ve gelin kendisi için hazırlanmış ata bindirilir. Köyün imamı dua okur, bu evliliğin iyi gitmesini Allah’tan niyaz eder. At yürür yürümez üzerine bol miktarda şeker ve para serpilir. Bu gelinin dili tatlı olsun hali vakti iyi olsun anlamında bir görenektir.

Gelini alan gelin almacılar davullar eşliğinde yola koyulurlar. Arada köyün gençleri gelin alıcıları durdurarak yolun içinde oyunlar oynarlar. Bu arada bazı gençler yola urgan gererek yolu keserler. Oğlan tarafından önceden hazırlanarak zarflar içine konulan paralar verilir ve yol açılır. Bu gelenek bazen kasti olarak da yapılır ve büyük paralar istenir ve bu paralar karşılanmazsa bahane edilerek orada kavga çıkarılır. Bu olayı genelde kızı önceden istetip de alamayanlar tarafından yapılır. Gelin alma süresince oğlan tarafından beş altı kişi gelin alıcıların önünden gider ve kapalı yolları açarlar.

Zorluklar çıkaran guruplar arasında zaman zaman kavgadan dolayı ölümler bile yaşanmıştır.

İndirmelikler:

Gelin eve sağ salim geldiği zaman indirmelik için önce bir adam görevlendirilir. Bu adam geline verilen mal, mülk, ağaç, keçi, koyun, inek gibi indirmeliklerin listesini tutanak haline getirir ve altına imza attırılır. Attan indirilen gelinin ayaklarının dibinde bir hayvan kesilerek kızın ve oğlanın anlına kanları sürülür ve kesilen hayvanın üzerinden gelin geçirilerek eve çıkarılır. Gelinin eline tereyağı verilir ve gelin tereyağını kapının eşiğine sürer. Damat ve arkadaşları evin önünde uzun süre davul zurna eşliğinde oyunlar oynarlar.

İmam Nikahı, Mehir Ve Gerdek Gecesi:

O gece oğlan tarafına yakın köyün ileri gelen yaşlıları ve imamı tarafından imam nikâhı kıyılır. İmam o günün şartlarına göre hesap yaparak şahitler huzurunda geline mehir verilmesini sağlar. Gelen misafirlere yemek ikramı yapıldıktan sonra arkasından kahveler içilir ve sonra gelen misafirler giderler. Kız tarafından gönderilen ehil bir kadın gelinin gerdek gecesinin ispatlı sonucunu alarak kız tarafına getirir teslim eder ve Gerdek gecesi tamamlanmış olur.

Gelin Gezdirme:

Bir hafta sonra gelinin kaynanası tarafından gelin damat ile birlikte oğlan ve kız tarafının yakınları ziyaret eder. Bu ziyaretin amacı yeni gelen geline oğlan tarafının akrabalarını tanıştırmadır. Gelin ziyaret anında büyüklerin ellerini öper ve karşılığında gelinin çantasına eli öpülen büyükleri tarafından para bırakılır ve düğün işlemleri sona ermiş olur.

Bu yazı FETAV Kültür Komisyonu Üyesi Araştırmacı yazar Adem Güngör tarafından kaleme alınmıştır. Mail: ademgungor48@yahoo.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 320
Toplam yorum
: 156
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 1632
Kayıt tarihi
: 16.04.09
 
 

Muğla Fethiye doğumluyum. Sanat okulu elektrik bölümü mezunuyum. Tarih ve Kültüre çok önem veriyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster