Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '10

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
Okunma Sayısı
1672
 

Muhabbet kuşu ve annem

Muhabbet kuşu ve annem
 

Şimdi evde köpek beslemek moda. Fakat, bir zamanlar kuş beslemek çok modaydı. Saka kuşları ezelden beri evlerimizin güzel misafirleri olmuşlardır. Benim "moda" dediğim kuş muhabbet kuşlarıydı. Şimdi de birçok evde var, ama, o moda olduğu yıllardaki gibi yaygın değil.

Muhabbet kuşları insana çok yakın türden. Kafesini açarsınız dolaşır, uçar, gider insanların kafasına konar, insan avucundan yemini yer. Bir de konuşur bu kuşlar. Yapıları zaten papağana benzeyen ama papağanın küçüğü gibi gözüken çok şirin kuşlardır muhabbet kuşları.

Bir zamanlar ben de modaya uydum ve bir muhabbet kuşu aldım. Çivit mavisi derler ya işte tam o renkten. Resmi yok ama hareketli görüntüleri hâlâ bende saklı. Odanın içinde dolaşır dururdu. Duyguları kuvvetli bir kuştu. Örneğin, o iki büyük depremde kafesinin içinde kendini nasıl dışarı atacağını bilemiyordu. İlk depremden sonra onu kafesinin içinde çırpınırken gördüm. Ondan sonraki büyük depremde ise, deprem olmadan önce olağandışı hareketler yapıyordu. Ona inansaydık, kendimizi çoktan dışarıya atardık.

Annem yaşlı kadındı. Şimdi duysa bana kızar ya neyse. Affet anne. Oturur ya çiçekleriyle ya da muhabbet kuşuyla konuşurdu. Bir zaman sonra bizim muhabbet kuşu annemle dostluğunu oldukça ilerletti. Artık "Cici kuş", "Babacım" gibi kelimeleri söylemeye başlamıştı. Başka şeyler de söylüyordu ama ne yalan söyleyeyim bunlar pek anlaşılmıyordu da, biz de Google gibi "Bunu mu demek istedin?" gibilerinden kelimeler üretiyorduk.

Muhabbet kuşumuz, bizimle birlikte çok uzun yaşadı. O, artık evimizin bir bireyi gibiydi. Zaten, odanın içinde dolanıp duruyordu. Canı isterse gidip kafesine giriyor karnını doyuruyor, suyunu içiyor, sonra yeniden odanın içinde uçup duruyordu.

Ben işe gittiğimden annem evde yalnız kalırdı. Ama, pek de yalnız sayılmazdı. Muhabbet kuşu ona çok iyi arkadaşlık ederdi. Çok zaman ikisinin karşılıklı muhabbet ettiğini gördüm. Kuş annemi çok seviyordu. Anlaşılan o ki muhabbet kuşumuzun da muhabbete ihtiyacı vardı.

Gün geldi annem rahatsızlandı. Bir sabah hastaneye götürdüm. Annemi kurtaramadı doktorlar. Annem aramızdan ayrıldı.

Annemi toprağa verip eve döndüğümüzde o şen şakrak muhabbet kuşu başını kanatlarının arkasına almış hiç kıpırdamadan kafesinin tüneğinde oturuyordu. Saatlerce ne yeminden yedi, ne de suyundan içti. Bizlerle hiç ama hiç ilgilenmedi. Bir kez olsun sesini bile çıkarmadı. Biz o akşam annem için Kur'an-ı Kerim'dem ayetler okuttuk. Ruhuna hediye ettik.

Aradan zaman geçti. Muhabbet kuşumuz hiç bir zaman eski neşesine kavuşmadı. Kendi ellerimle dışarıya çıkarmak istedim, çıkmadı. Hep kafesinde kalmak istedi. Hep başını kanatlarının arasına sokup, sanki dünyaya küsmüş gibi davrandı.

Adetten olduğu üzere annemin aramızdan ayrılışının yedinci gecesinde ruhuna Kur'an-ı Kerim okuttuk. Gelen dostlar arasında anneme çok benzeyen bir bayan vardı. Bir ara hiç birimiz farkında olmadan o bayan dostumuz gitti muhabbet kuşunun kafesinin yanına oturdu. O bir haftadır hiç ötmeyen, kıpırdamayan, yemek yemeyen kuş o bayanı annem sandı da nasıl canlandı biliyor musunuz? Belki anlatamam ama görenler şahittir. Geldi kafesin tellerine dayadı bedenini. Annem sandığı bayana öttü, çilveler yaptı, kanat çırptı, kendince kelimelerle seslendi anneme benzeyen bayana.

Kur'an-ı Kerim okunması bitti. Herkes dağıldı. Ben ve muhabbet kuşum yine yalnız kaldık. Ve o kuş yine tüneğine tünedi, başını kanatlarının arasına aldı, sessizliğe büründü.

Annemin aramızdan ayrılışının kırkıncı duasını muhabbet kuşumuz görememişti. Annemden yirmi ya da yirmi beş gün sonra o da aramızdan ayrıldı. Çoğu zaman "Hayvan" deyip de geçtiğimiz bu doslarımızın, çoğu insanımızdan ne kadar duygusal ve ne kadar vefakâr olduklarına ben şahit oldum. Annemin ardından onun yokluğuna dayanamayan muhabbet kuşumuz, yemeyerek, içmeyerek kendini ölüme götürmüştü.

Önce gazete kâğıda, sonra da naylon torbaya sardığım küçücük bedenini, gittim annenim ayak ucuna gömdüm.

Şimdi ne zaman annemin ruhuna bir Fatiha okusam, mutlaka bir Fatiha da muhabbet kuşuma okurum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kuşları hiç sevmem biliyorsunuz. Yani sevmem de demeyeyim korkarım. Sizin muhabbet kuşu pek iyi kalpliymiş. Hem annenize hemde o tatlı kuşunuza üzüldüm. Allah ikisine de yattıkları yerde huzur versin. Mekanları cennet olsun. Geride kalanlara da Allah sevdikleriyle çok çok çok uzun ömürler versin.

Özlem SAYIN 
 13.06.2010 19:12
Cevap :
Özlemciğim, bu iyi kalplilik yalnız kuşlarda yok. Birçok hayvanın sahibinin arkasından öldüğünü işittim. Senin kuşlardan korkma nedenine gelince: Bunun altındaki nedeni bir düşün bakalım. Bu korku sende ne zaman başladı? Freud'un kuş sevgisi ve kuş korkusu ile ilgili bazı görüşleri vardır. Kuş resmi çizen ressamlar hakkında yazdıkları vardır. Bunları başka ortamda ben sana açıklarım. Yalnız, "Sanat ve Sanatçılar Üzerine" adlı kitabı sende varsa oradan da okuyabilirsin. Dualarına gelince: Senin gibi yüzü güzel, gönlü güzel bir insanın duaları elbette kabul olur. Bu nedenle çok teşekkür ederim. Allah, sevdiklerine ve sevdiklerinin sevdiklerine çok çok çok uzun ömürler versin.  13.06.2010 22:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3123
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster