Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '10

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
234
 

Muhalefet Çalıştırıldığı Şikayetinde

Muhalefetin Çalıştırılmakla İlgili Fevkalâde Enteresan Millete Bir Şikâyeti var...

Akşam haberleri için biraz geç olarak TV’yi açtım. O anda başlamış bir haberi, ağzım açık, çenemi toplayamaz bir halde, izlemeye başladım. Üç kişiden oluşan Parti Gen. Baş.Yardımcıları, TBMM beyanat salonunun ruhsuz ve de umutsuz dekoru önünde Karamürsel sepeti gibi sıralanmışlar, basına beyanat veriyorlardı. Yaklaşık olarak da sözlerinin belli bir kısmı, aşağıda bilgilerinize arz edeceğim şekilden, hatta zaman zaman daha da ağırdı. “- Biz Başbakanın kapıkulu askeri miyiz? O kendi grubundaki insanlara istediğini yapabilir. Onları dilediği istediği kadar da çalıştırabilir. Ama bizlere de aynı şeyi yapamaz. Bizleri belli saatler dışında çalıştıramaz. Ankara’da sabah Üçlere kadar çalışan iki yer var. Biri TBMM’i biri de pavyonlar. Biz vekil miyiz, pavyon fedaisi miyiz?!.” Ben bütün ömrümce böyle bir şikâyet konusu ve tarzı duymadım. Duyacağımı da aslâ tahmin etmezdim. Bir insanın böyle bir şikâyette bulunması için bence şuurunu kaybetmiş olması lâzımdır.

Şayet ben başbakan olmuş olsaydım, hiçbir iktidar ve muhalefet vekili, aylarca evinin yüzünü değil; tesadüfen evinin yolunu bile göremezdi. Bu ülke vekillerinin böyle bir lüksü, asla olamaz. Nitekim, AKP mensubini bakanların çoğunluğu, haftada Bir İki kere evlerinde yatabilirlerse; zannımca bayram ediyorlardır. Bu duruma Başbakan da dahildir tabiî. Geçen hafta AKP’li Bir vekil, Bir ayda ancak İki gece evine gidebilmiş olduğunu, TV ekranlarında, kendisi ile mülâkat yapan Bir spikere, yakınarak değil; şeref duyarak anlatıyordu. Bu duruma şaşmak için, bence hiçbir sebep yoktur. Hatta bana göre bu bakan, Türkiye şartları tahtında, evine fazla bile gitmiştir.

Henüz Bir asırlık ömrünü yakalamak üzere olan genç cumhuriyetimize, bu süreç zarfında neredeyse bilumum vekil-i vükelâ bilcümle cahil cühelâ öyle ağır patinajlar yaptırdılar, öylesine müthiş zamanlar kayıp ettirdiler ve halâ da kayıp ettirtmekteler ki; günün YirmiDört saati OtuzDört saate çıksa bile, bu süre zarfında tüm kurumlar da durmaksızın çalışılsalar dahî, muasır medeniyetler ile aramızdaki mevcut açık, istatistikî olarak ortalama Otuz senede ancak kapatılabilir bir açık olmakla, ülkemiz adına, çok zor telâfî edilebilecek bir kayıp zaman demektir... Bu çok azametli açığın tek sebebi de: Atatürk sonrası cumhuriyet Türkiye’sinin mesai saatlerinde, çalışıyor(muş) gibi yapanlardır. Bizler (muş) gibi yapa yapa, işimize gelmeyenleri asa asa, iktidarları askerlerin postallarında araya araya, bu kadar muhteşem bir yöre ve Dünya’nın bu eşsiz merkezinde, 2002 yılına kadar, YirmiAltıncı Dünya ülkesi olarak tesadüfen bu topraklarda kalabilmişiz. Şimdi yıl 2010 ve biz G20 ülkesi ve de 16.Dünya ekonomisiyiz. Kısa bir süre sonra da, Dünya’nın Onuncu en büyük ekonomisi olma durumundayız. Ama artık tesadüfen değil. Bilerek ve de gece gündüz çalışarak, çabalayarak, bu hedefe ilerlemekteyiz. Bu yörede bu gerçeğin aksi de mümkün değil zaten. Seni de koyuverirler Irak, İran, Pakistan, Afganistan sepetine sonra.

A benim civan görünümlü, çok çalıştırılmaktan şikâyetçi, muhalefet partisi vekillerim, Sizlerin ÜçÇeyrek asırda almayı hayâl dahî edemediğiniz, iktisaden ve siyaseten Yedi senede kat edilen bu azametli merhale, mesaî saatleri dahilinde çalışıyor(muş) gibi yapmakla alınabilecek bir merhale olsaydı; bugün ve de yarın AKP’ye ne ihtiyaç olurdu?.. Bundan sonrasının Dünyasında da, oturarak ama (muş) gibi yaparak varılabilecek bir hedef olması, mümkün değildir. Kaldı ki; şikâyetçi olduğunuz, o geç saatlere kadar mecliste kalmanın ve çalışmanın ana sebebi: Sizlerin önünüze gelen her konu ya da kanun için, ayrı ayrı aklınıza gelen, sürekli olarak her müspet meseleyi engelleyici cin fikirlerinizden, menfî görüşlerinizden dolayı değil midir?!. Pek tabiîdir ki; Siz engelledikçe, süreler de uzayacaktır. Uyumadığınız geceler de çoğalacaktır. Ancak ve ne hazindir, ne yazıktır, ne esef vericidir ki; Sizin farkına varamadığınız esas nokta: Bu şekilde engellediğinizin, kendi torunlarınızın dahî müstakbel menfaatleridir. Kayıp edilen bu altın değerindeki süreler de, bu millete ait çok ciddi sürelerdir. Ne yalan söyleyeyim, bu ülke insanının benim gibi yaklaşık yarısı, Sizlerin TBMM çatısı altında esasen ne işe yaradığınız konusunda, henüz bir fikirleri yoktur. Hele bu şikâyetinizden sonra, zaten söyleyebilecek bir sözleri de olabileceğini sanmıyorum.

<ı>“Şecaatin arz ederken merd-i kıpti, sirkatin söyler.” darb-ı meselinin tercüm-e hâli<ı> “Çingenenin merdi, yiğitliğini arz ederken, hırsızlığını söyler.“ şeklindedir. Ey muhalefetin memur zihniyetli vekilleri, Siz TBMM çatısı altında oturmuş, kimi kime şikâyet ediyorsunuz? Muhalefetin aslâ gerçek bir muhalefet olmamasından, keza her şeye sürekli engel teşkil ederek, yüce meclisi gereği veçhile çalıştırmamasından şikâyetçi olan iktidarı, muhalefet olarak TBMM’nin esas sahibine, yani millete mi şikâyet ediyorsunuz? Şikâyet konunuz da fazla çalıştırılmaya zorlanmanız mı? Vay. Vay.. Vay... Hem de ne vay!...

Sizlerin aylıklarınızı verdiği vergilerle ödeyen ve sayenizde fakir bırakılmış olan bu millet. Sizleri vekil tayin edip, kendi adına iş yapmanız için oraya yollayan bu millet. ÜçÇeyrek asırda nelerin yapıldığı, nelerin yapılmadığı, nelerin engellendiği, nelerin başa belâ edildiğini gören de, çeken de bu millet. Bu belâların hükümetler ile paylaşımı noktasında, bugüne kadarki fikir üretimi çoktan tükenmiş muhalefet kanatlarının, tutumlarına katlanan da bu millet. Ama Türk ama Kürt bu sayede sebepsiz yere ölen öldüren de bu millet. Yeni Bir Anayasa yapmaya, içinde bulunduğu Yüce Meclisi iktidar sahibi görememenin büyük falsosunun içler acısı tablosunu, utançla seyir eden de bu millet. Anayasa değişikliğine “-Hayır” diyecekleri ibretle seyredecek olan da bu millet. Ve Sizler efendiniz olan bu millete karşı, çalışmaktan muzdarip bir tavırla çok ciddi şikâyetler içindesiniz. Hepinize helâl olsun.

Çok net olarak söyleyeyim. Hepsine eyvallah da. İşte bu şikâyet felâket derecede ayıp oldu. Zamanlı zamansız, amanlı amansız bu millet için çalışmaya itiraz etmeden önce, şu son Yedi senenin listesini elinize alıp, kendi geçmişinizin listesindeki yapılanları, yapılmayanları, engellenilenleri, teşvik görenleri bir mukayese ederseniz bütün bir millet sevinecektir. Bu mukayeseden sonra, durumunuzun vahametinden şayet utanmazsanız, şayet arlanmazsanız, şikâyete devam edin ki; Sizlere bel bağlamış halk kesimleri, Sizlerden ne köy ne kasaba, ne de küçümseyerek kendinizi eş değer gördüğünüz ya da görmediğiniz pavyon fedaisi bile olamayacağını iyice görsün. İyice anlasın.. İyice düşünsün... Ve çok değerli oyunu, ona göre kullansın genel seçimlerde!..

Haydar Volkan

Çiftehavızlar: 14.07.2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bana kalırsa eleştiriniz yersiz ve romantik. Vekillerin neyi hangi nedenle eleştirdiğini yazmamışsınız. Eğer bunlar makul çalışma koşullarına aykırı olacak şekilde şikayette bulunuyorlarsa, eleştriniz doğru olabilirdi. Ama gördüğüm kadarıyla bilgiye dayalı değil, kanatine dayalı olarak vekil dediğin çalışmalı gibi şahsi bir heyecana bağlı yorum yapmışsınız. Eğer iş yükü çoksa, vekil sayısı artırmak gerekir, vatandaş vekilin iş yükünü artırmak değil. Ayrıca yazınızda bahsettiğiniz vekillerin CHP'li oluşundan kaynaklı olarak çok daha rahat davrandığınız da görülüyor. Belki de eleştirinizin nedeni sadece budur, kimbilir.

Erdal Aydın 
 16.07.2010 16:11
Cevap :
Sayın fısfc, Pardon bir konuda anlaşalım önce. Ben millet vekili dedim, illet vekili demedim. Bu milletin vekili gün 24 saat ama o 25 saat çalışmak durumundadır. Çünkü 70 yıllık medeniyet eksiği tamamlayacaktır. Adet böyle kalsın çalışmayan varsa çalışsın. CHP dediğinize gelince: Ben 1950 den beri bu CHP'nin ne olduğu konusunda bir fikir sahibi olamadım. Parti ya da muhalefet olmadığı bilinen gerçek de! Peki ne? Saygılar.  17.12.2011 21:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 148
Toplam yorum
: 41
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 475
Kayıt tarihi
: 04.02.09
 
 

Haydar Volkan: 21.05.944 Rebabi bestekar Sabahaddin Volkan ve Piyanist Mukadder Volkanın oğlu olar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster