Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
185
 

Muhalefette olmanın dayanılmaz hafifliği

Muhalefette olmanın dayanılmaz hafifliği
 

Türkiye’de… Muhalefette olmak, siyasette işin en kolayına, en rahatına kaçmaktır. Muhalefette olmak hafiflik verir insana. Oysa muhalefette olmak, gelecek seçimlerde iktidarı ele alabilmenin en kolay yoludur. Hele ki ana muhalefetteysen, gelecek seçimlerde iktidara en yakın, sen olmalısın.

Geçen yasama dönemi ve şu an ki yasama dönemi olmak üzere, son iki dönemde ana muhalefeti hiç kimseye kaptırmayan CHP, maalesef iktidara gelmek için pek de hevesli görünmüyor. Çünkü onlar, iktidar olmanın ağırlığı altında ezilme tehlikesine karşılık, ana muhalefet olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyor ve sefasını sürüyorlar.

Yaklaşan yerel seçimler öncesinde siyaset meydanları kızışmaya başladı. 2007 Türkiye Genel Seçimlerinin ardından, hemen hemen herkesin merakla beklediği Türkiye Yerel Seçimleri; AKP’ye açılan kapatma davası, dünya genelinde yaşanan ekonomik sorunlar eşliğinde daha da önemli bir hale geldi. Bugünlerde, siyasetle ilgilenen birçok kişinin aklında şu sorular var? AKP kapatılırsa, yerel seçimlere yedek bir partiyle girecekler mi; CHP’nin kalesi olarak bilinen, başta Çankaya (Ankara) olmak üzere, İzmir Büyükşehir Belediyesi gibi bazı belediyelerin olduğu seçim çevrelerinde AKP kazanabilecek mi?

Tam da akıllarda bunlara benzer soruların belirmeye başladığı bu süreçte, ana muhalefet partisi lideri Deniz Baykal, bir açılış için gittiği İzmir’de ilginç açıklamalar yaptı: “<ı>İzmir’i istiyormuş birisi. İzmir’i istiyor diye İzmir verilir mi, İzmir kiralık mı, satılık mı? İzmir’i istiyoruz diyenlere ‘Gel de al’ denir o zaman. İzmir’inize sahip çıkın. Dünyada başka İzmir yok. Herkesin de gözü burada. Türkiye’yi işgal etmek isteyenlerin gözü İzmir’de. Önce İzmir’i işgalle başlıyorlar. İstanbul işgal edildiği zaman Anadolu ayağa kalkmadı. Ne zaman ayağa kalktı, İzmir işgal edilince. Milli Mücadele, İstanbul kurtulduğu zaman değil İzmir kurtulduğu zaman, 9 Eylülde bitti. O nedenle herkesin gözü İzmir’de, dışarıdakilerin de içeridekilerin de gözü İzmir’de.”[1]

Şimdi burada sorulması gereken en önemli soru şu: Hadi dışarıdaki işgalcileri anladık; ama içerideki işgalciler kimler? Cevabı basit: Baykal, içerideki işgalciler olarak, AKP’yi göstermektedir. Yani beş yılı aşkın süredir Türkiye’de iktidarda olan parti, işgalci bir partiymiş. Peki, Baykal, nasıl oluyor da bu kadar basit bir şekilde, böylesine ağır eleştiriler yapabiliyor? Bu sorunun da cevabı basit: Ana muhalefette olmanın hafifliği ve sorumsuzluğuyla…

CHP liderinin ilginç açıklamaları bununla da bitmiyor: “<ı>Hukuk tanımaz iktidara karşı, bir frenin olması lazım değil mi? Anadolu halkı adına ‘dur’ diyecek bir Anayasa Mahkemesi’ne ihtiyaç yok mu, var. İnşallah Anayasa Mahkemesi bu konuda gerekeni yapacaktır.[2] Sayın Baykal, AKP’nin kapatılması konusu yargı aşamasındayken, işte bu açıklamayı yaptı. Bu sözün neresinden bakarsanız bakın, bu sözler yargının bağımsızlığına bir darbedir. Bu sözler, yargıya direkt bir müdahaledir. Bu sözler, yargıyı etki altında bırakmak, yargıya akıl vermektir. Peki, Baykal hangi cesaretle bunları yapabiliyor? Cevabı basit: Ana muhalefette olmanın verdiği keyifle…

Şimdi olayı ters çevirip, bir de olaya ters yüzden bakmaya çalışalım. Sayın Baykal iktidar da olsaydı, acaba bu cümleleri sarf edebilir miydi? Cevabı kesin olmamakla birlikte, yüksek ihtimalle, hayır! Çünkü iktidarın vermiş olduğu sorumlulukla hareket etmek zorunda olacak, yapacağı en ufak bir yanlışta, muhalefetin nefesini ensesinde hissedecekti.

Olaya ters yüzden bakmaya devam edelim. “İşgalci” kavramını Erdoğan, CHP için kullanmış olsaydı, Baykal’ın tepkisi ne olurdu? Baykal: “Sen, Atatürk’ün kurmuş olduğu parti hakkında nasıl böyle konuşursun? Sen ayrımcısın. Sen bölücüsün. Sen, Atatürk düşmanısın… vs… vs…” Erdoğan, Anayasa Mahkemesi hakkında konuştuğunda ise Baykal: “Sen kim oluyorsun da yüce mahkemeye akıl veriyorsun, yüce mahkemeyi etkilemeye çalışıyorsun?” şeklinde çıkışabilirdi.

Fakat yukarıda da söylediğim gibi, Baykal ana muhalefette olmanın dayanılmaz rahatlığını yaşıyor. Ne de olsa, onu denetleyecek, ona hesap soracak kimse yok. Baykal, bu ülkenin yüce mahkemesinin yargıçlarına akıl verecek açıklamalar yapıp, ülkenin iki dönemdir iktidar partisinden “işgalci” diye söz edeceğine, öncelikle başını ellerinin arasına alarak bir iç hesaplaşma, bir özeleştiri yapmalıdır. Yoksa bu gidişle, CHP’nin iktidara gelmesi zor görünüyor.


[1] http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=HaberDetay&Kategori=siyaset&ArticleID=524145&Date=05.05.2008

[2] A.g.e.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1006
Kayıt tarihi
: 10.12.07
 
 

Karadeniz Teknik Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. Kitap okumayı, yazı yazmay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster