Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
2682
 

Muhalif köşelerde Özal romantizmi: Madem bu kadar iyiydi, neden dünyasını kararttınız?

Muhalif köşelerde Özal romantizmi: Madem bu kadar iyiydi, neden dünyasını kararttınız?
 

Dün Özal'ı yerden yere vuranlar, hakkında olmadık iddialarda bulunanlar, Özal aleyhine yazmayı kendine misyon edinmiş olanlar ve sağlığında Özal'a dünyayı dar edenler, şimdilerde Özal'ı anlatmakla bitiremiyorlar! 

Özal'la ilgili menkibe üstüne menkibe anlatıyorlar. 

Mutlaka kaçırdıklarım da vardır; Ertuğrul Özkök'ün, Rahmi Turan'ın yazılarını okumuştum, bugün de Güngör Mengi yazmış... 

Erdoğan'la Özal'ı kıyaslıyorlar ve aslında Özal'ın bir melek olduğunu söylüyorlar, yere göğe sığdıramıyorlar rahmetliyi... 

Özal, eleştirilere çok tahammüllüymüş, sabırlıymış, hoş görülüymüş! 

Ve tabii ki Özal aleyhinde çok ağır eleştiriler yaptıklarını da itiraf ediyorlar... 

Rahmi Turan'ın yazısında okumuştum... 

Bir yurt dışı seyahatinde Özal Rahmi Turan'ı da uçağına alıyor. Rahmi Turan arkada bir yerde oturuyor. Özal, misafirlerini dolaşırken onun da yanına geliyor ve yanındakine, "benim aleyhimde çok yazan yazar bu mu?" diye soruyor. Rahmi Turan Özal'dan fırçalar beklerken iltifatlara mazhar oluyor. Onu arkadaki koltuktan kaldırıyor, öndeki kendi koltuğuna yakın bir yere oturtuyor ve onunla sohbet ediyor... 

Rahmi Turan, şaşkınlıkla utanç arasında duygular yaşıyor; ben onun aleyhinde neler yazmıştım, o bana nasıl davranıyor, diyor. Ve tabii ki sonunda lafı Erdoğan'a getiriyor, "Erdoğan öyle mi?" diye soruyor. 

Ertuğrul Özkök'ün de benzer hikayelerini okumuştum... 

Bugünkü köşe yazısında Güngör Mengi de Özal'a övgüler düzmüş. Özal, Ugur Yücel'in tiyatrosuna gitmiş de, kendisi aleyhindeki oyuna çok gülmüş de, onu tebrik etmiş de vs vs. Ve yine davetli olduğu Cem Karaca konserinde seyirciler onu yuhalamış da, o anlayışla karşılamış da ve yanındaki doktoru Cengiz Aslan'ın kulağına, "herkes beni sevmek zorunda değil ki" demiş de... 

Tamam, anladık, Erdoğan çok tahammülsüz... 

Erdoğan, belki dürüstlüğünden, aklından bile geçirmediği şeylerin kendisine mal edilmesinden, dürüstlük hassasiyetinden sabırsız davranıyor... 

Belki sinirli olmasında hastalığı etkilidir. Geçmişte şeker problemi yaşamıştı. Şeker dengesinin bozulması kişide asabiyete sebep olduğu tıbbı bir vakıadır. 

Belki de sizler haklısınızdır; Erdoğan'ın siyasi karakteri bu minvaldedir... 

Peki sizler ne zaman kendinizi sorgulayacaksınız ve bir özeleştiri yapacaksınız... 

Bugün itiraf ediyorsunuz. Özal'a çok yüklendik, ona haksızlık ettik, diyorsunuz... Ve bir bakıma günah çıkartıyorsunuz... 

Ama aynı şeyi Erdoğan'a yaptığınızın farkında değil misiniz? 

Yerli yersiz, haklı haksız her gün onun aleyhine yazmayı yazarlığınızın vazgeçilmez bir unsuru haline getirmişsiniz. 

Onun söylediklerini onun hiç kastetmediği noktalara çekiyorsunuz, hatta söylemediklerini niyet okuyarak tercüme ediyorsunuz. Yani bir nevi falcılık yapıyorsunuz. 

Onu aşağılıyorsunuz, rencide ediyorsunuz ve kişilik haklarına zarar veriyorsunuz... 

Bunu ne amaçla yaptığınızı tabii ki bilemiyoruz. Ama geçmişte medya - siyaset - ticaret üçgeninde yaşanan olaylar haklı şüphelere neden olmaktadır... 

Bunu da bir tarafa bırakalım... 

Sizin savunduğunuz fikirler iflas etti, bitti, tedavülden kalktı, ama sizin köşelerinizden bir türlü kalkmayacağınız anlaşılıyor... 

Yani ömrünüz el verirse yarın da yazmaya devam edeceksiniz... 

O zaman şu soru akla geliyor: 

Sizler, yarın gelecek bir Başbakan'ı da eleştirme adına, bugünün Erdoğan'ını tıpkı Özal gibi övmeyeceğinizi nasıl garanti edebilirsiniz? 

Çünkü hep yanılan, itiraf eden, günah çıkartan tarafdasınız... 

Özal'a yaptıklarınızı hatırlıyorum da... 

Madem o kadar iyiydi, neden yaşarken dünyasını cehenneme çevirdiniz? 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

nedense ölenleri çok seviyoruz. Barış mançoyu pek dinlemezdim. Bir akşam bir otelin restoranında barıştan parçalar çalınca ağladım. Şimdi kıvırcık Ali... Hay allah!. Bu acaba türk milletinin bir özelliği mi? Özal yapaılanları çok güzel örneklemelerle günümüze uyarladınız. Tebrik ederim bu güzel yazınızdan dolayı... Selama ve saygılarımla....

Metin TOPÇU 
 18.01.2011 23:20
Cevap :
İnsan psikolojisi açısından söyledikleriniz çok doğru. Ama Özal olayında çok daha farklı nedenler söz konusu. İnşallah onu da bir başka yazımda açıklayacağım. Takdirleriniz için çok teşekkür ediyorum. Selamlar...  19.01.2011 13:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 1342
Toplam mesaj
: 70
Ort. okunma sayısı
: 3614
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster