Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
638
 

Muhalif olmak köşe yazarı için lüks müdür?

Muhalif olmak köşe yazarı için lüks müdür?
 

Bir “muhalif köşe yazarı” tartışmasıdır gidiyor.

Emin Çölaşan gerçekten muhalif mi? Çölaşan’ın görevine muhalif olduğu için mi son verildi? Madem muhalif olduğu için son verildi daha önce de muhalif değil miydi, neden daha önce son verilmedi? Bir muhalif olan Bekir Coşkun neden hala orada öyleyse? Hürriyet Çölaşan’ı iktidarın baskısına dayanamadığı için kovduysa neden başka bir muhalif yazar Yılmaz Özdil’i transfer etti? TMSF’nin elindeki Sabah gazetesi muhalif olabilir mi?...

Muhalif ve muhalif olmayan köşeciler olmak üzere iyiden iyiye ikiye ayrıldı köşecilerimiz. Köşe yazarlarının bir kısmı kendilerine verilen rol icabı iktidarı desteklemekle yükümlüyken bir kısmının eline de muhalefet bayrağı tutuşturulmuş sanki.

O kadar ayrıldı ki artık muhalifler ve diğerleri, bir köşe yazarını okumadan önce muhaliflik derecesini hatırlarsak yazılarda da herhangi bir sürprizle karşılaşmamız gerekmiyor.

Ben bu ayrışmayı hiç sevmiyorum. Köşe yazarı her daim muhalif olmalıdır bence. Hakaret etmeden, birilerine takmadan, kişisel polemiğe girmeden, iktidarın, düzenin, dünyanın, sokaktaki adamın hatalarını eleştirebilmeli, eksiklerini vurgulayabilmelidir. Bir köşe yazarı eleştirel gözle bakmalıdır etrafına. Muhaliflik bu denli büyük bir “ayraç” olmamalıdır.

Eleştirel gözü militanca olmamalıdır yine de. Kendisini iktidarları savunmaya adamış bir köşe yazarı ne kadar tiksindiriciyse, kendisini iktidarlar doğru yapsa da doğruda anlamsız bir yanlış bulup eleştirmeye programlanmışların yaptığı da o denli tiksindiricidir. Hele ki “ben dindarım” deyip kendisini dindar olarak tanımlayanların yanlışlarını görmemeye, “ben Atatürkçüyüm” deyip kendisine Atatürkçüyüm diyenlerin hatalarını görmezden gelmeye, “ben …. ideolojinin mensubuyum” diye o ideoloji bayrak edilerek yapılmış haksızlıklara göz yummaya varırsa iş, icracılarına söyleyecek söz bulmak zorlaşır.

Gazeteler ikiye ayrılıyor. Birincisi radikal, en azından toplumsal desteği kısmi ideolojik görüşlerinin (Komünist, İslamcı, Türkçü) savunusunu yapmak için çıkarılan gazeteler. Bir de toplumun büyük kesimine seslenme iddiasındaki gazeteler. Birincisi için söylenecek bir şey yok. Ancak toplumsal merkeze hitap etmek isteyen yaygın gazeteler için bir önerim var:

Doğruları takdir edip yanlışları eleştirmeyi bilmeyen, bunu ideolojik görüşlerden bağımsız olarak yapamayan yazarlara köşe açmayın. Sosyalist yazarınız din eksenli politika yapan adamın yaptığı iyi işi görsün. Liberaliniz veya dindarınız, bazen “solcular da şurada doğru yapıyor” desin.

Yoksa radikal olmadıkları halde radikal olmaya çalışan statükolarına saplanmış köşe yazarları halkın bir kısmının şakşağını, büyük bir kısmının da nefretini kazanıp gazeteye tiraj düşüşü sağlamaktan başka işe yaramaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Burak tespitlerin çok hoş. beğenerek okudum. sevgilerimle...

Zevzek 
 27.08.2007 4:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 155
Toplam yorum
: 200
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 2640
Kayıt tarihi
: 22.06.07
 
 

İsmim Burak Çapraz. Yaşım 26. Buraya başladığımda 21'dim. Öğrenciyim. Bir okul bitti ama hala öğr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster