Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
1569
 

Muhammed karikatürleri mi, sorun değil!

Alman devlet televizyonu ZDF’de gazeteci Karsten Kjaer imzalı 16 Nisan tarihli bir haber programı: Şeytani Karikatürler (Teuflische Karikaturen). Konu karikatürist Kurt Westergaard’ın Danimarka Gazetesi Jyllands-Posten’da yayınlanan Muhammed karikatürleri ve bunlara karşı İslam dünyasında gelişen yaklaşık yüz kişinin öldüğü protesto olayları, bunların arka planı ve bunlarda rol oynayan önemli kişiler.

Oldukça objektif hazırlandığı izlenimi uyandıran programın en ilginç tarafı, olaylara neden olan karikatürlerin hepsi (bir kısmı nasıl çizildikleri de dahil olmak üzere) en az 5 – 10 saniyelik sürelerle gösterilmesi ve bunun şimdiye kadar Almanya’daki Müslümanlar tarafından her hangi bir tepkiyle karşılanmamış hatta lafının bile edilmemiş olması.

Almanya Avrupa’da en çok Müslüman nüfusun bulunduğu ülkelerin başında geliyor. Söz konusu karikatürler ilk yayınlandıklarında protestolar Almanya’da hiçbir şekilde aşırı noktalara varmadı. Bunda Alman medyasının uyguladığı oto sansürün ve buradaki İslam organizasyonlarının ölçülü tutumunun rolü büyük.

Buna karşılık şimdi aynı karikatürler bir program içinde izleyici oranı oldukça yüksek bir devlet televizyonunda tüm detaylarıyla veriliyor ve kimse bundan tahrik olup, incinip sokaklara dökülmüyor; hatta lafı bile edilmiyor. Çok şaşırtıcı değil mi?! Demek ki ortalama bir Müslüman bu karikatürleri görünce anında provake olmadan durabiliyormuş.

Peki aynı karikatürler hiç açıklama yazılmaksızın sırf karikatür olarak bir gazetede yayınlansaydı durum ne olurdu?! Sorunun benden yana kesin bir yanıtı yok ama önceki karikatür olayından sonraki gelişmelerin ve protestoların benzerlerinin yaşanması olasıdır.

Aslında programın sergilediği gibi, önceki karikatür krizinde sokaktaki sıradan Müslüman’ın karikatürlerden haberi bile yok; konu başta Lübnan, Katar, Pakistan ve Mısır’daki "dini liderler" ve İslam Konferansı Örgütü tarafından politikleştiriliyor; kitleler adeta bu odaklar tarafından kışkırtılarak yangınlı, kanlı gösterilere sevk ediliyor. Bu durum sokaktaki şiddet eğilimi taşımayan sıradan Müslüman’ı dahi her an saldırıya hazır bireylermiş konumuna getiriyor.

Oysa ki Müslüman dünyasının bu olayı bu denli politize etmesi, aşırıya varan gösterilerle büyütmesi karikatür yayıncılarını bir ölçüde geri adım attırdıysa da İslam’ın imajını daha iyi bir noktaya getirmemiş aksine protestoların hedefinde olan karikatürlerin alaycı bir şekilde vurgulamaya çalıştığı "İslam ve şiddet birlikteliği" imajını pekiştirmiştir.

Söz konusu programın tamamını şimdilik ZDF’nin Internet sayfasında izlemek mümkün (yazı sonunda ilgili bağlantı var).

İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’yla da ilginç bir söyleşinin yer aldığı programın Türkiye’de bir televizyon kanalı tarafından Türkçe’ye çevrilerek yayınlanmasın çok isabetli olacağı kanısındayım.

Toplum olarak hangi alanda olursa olsun karikatür, film, yazılı eser, sanat yoluyla, direkt kendi şiddet aracı olmayan yollarla yapılan politik, dini, felsefi vb. eleştirilere daha soğuk kanlı yaklaşmayı, gerekirse aynı yollarla ve ölçülerde karşılık verilmesi ya da bunlara karşı tamamen kayıtsız kalmanın en etkili cevap olduğunu öğrenmeliyiz.

Almanca bilmeyenler için programla ilgili birkaç ilginç not:

1- Protestolara kaynaklık eden karikatürler Mısır, İran, Lübnan, Suriye gibi ülkelerde halkı protestoya davet eden “lider” konumundaki kişiler (Lübnan baş müftüsü Şeyh Muhammed Raşit al Kabbani; Katar’daki “din büyüğü, El Cezira televziyonu Vaizi” - Avrupa Fıkıh ve Araştırma Konseyi kurucu başkanı Şeyh Yusuf al Karadavi; İran’daki Danimarka Büyükelçiliği’ne karşı yapılan protestoların lideri Devrim Muhafızları Propaganda Kolu Lideri Ali Bahçi)tarafından dahi görülmemişlerdi ve ilk kez programı yapan kişinin kendi elinden görüyorlardı. Bu kişiler karikatürlerden Danimarka’yı bu yüzden terk edip temelli memleketi Lübnan’a dönen İmam Şeyh Raed Hlayhel aracılığıyla Beyrut Baş Müftüsü Şeyh Muhammed Raşit al Kabbani’ye baş vurması sayesinde haberdar oluyorlar.

2- Lübnan ve Suriye’de Danimarka elçiliklerinin yakılması ve tahrip edilmesi, İran’da Tahran’daki elçiliğe ve Büyükelçinin evine yapılan molotov kokteyli saldırılar, Pakistan’daki ölümle sonlanan protesto gösterileri bu devletler tarafından engellenmemiş, kolaylaştırılmış; hatta gösteriye öncülük edenler rejimin kendi organlarına mensup kişiler.

3- İran’da bu protesto gösterileri yapılıncaya kadar Şiilik’te yasak olmadığı için serbestçe poster şeklinde Hz. Muhammed resimleri yapılıp satılırken Sunni İslam’ın yaygın olduğu ülkelerdeki protestoların etkisiyle bu resimler ve satışları protestolara destek için rejim tarafından yasaklanmış ve satıştaki resimler toplanmış… ZDF’deki programı yapan muhabir Tahran ziyaretinde bu resimlerden araya araya son bir örnek bulup satın almayı başarıyor.

4- Muhammed karikatürünü yayınlayan gazete redaktörü Flemming Rose basın özgürlüğünü ispatlamak için İran rejiminin Almanya’daki Yahudi soykırımının reddi konulu yarışmadan birkaç karikatürü yayınlayacağını CNN’de bunları kameralara göstererek duyurunca gazete telefon ve faksına ardı arkası kesilmeyen protestolar yağıyor ve bu durumdan dolayı şef redaktör tarafından tatile çıkarılıyor; gazete bundan sonra dini içerikli karikatürler yayınlamayacağını duyuruyor.

http://www.zdf.de/ZDFmediathek/content/475000?inPopup=true *

* Program aslında 2007, Danimarka yapımıymış ve Alman Fransız ortak kanalı ARTE'de de gösterilmiş. Yukarıdaki yazıdan sonra ZDF Internet sayfasında bu programa erişimi kaldırdı. Buna karşılık program henüz ARTE sayfalarında izlenebiliyor (22.04.2008).
http://www.arte.tv/de/geschichte-gesellschaft/Demokratie-fuer-alle_3F/Tv-Programm/1682986, CmC=1683034.html

http://www.arte.tv/de/Video/184448, CmC=1717212.html

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaklaşımınız makul. Bir görüşü öğretiyi vs. dogmatik diye eleştirdiğinizde ondan tepki alıyorsanız, onun dogmatik olduğunu kanıtlamış olursunuz. Karikatür zaten bir eleştiri sanatıdır. Bir karikatüristin, sizin ülkenizi, partinizi, dininizi eleştirmesini yasaklamaya çalışmak komik olur.

Erdal Aydın 
 20.04.2008 0:33
Cevap :
Sevgili Felsefice, değerli yorum ve katkınız için çok teşekkürler. Sevgi ve saygılarımı sunar, iyi bir hafta sonu dilerim.  20.04.2008 14:59
 

İslam, Peygamberimizin resminin yapılmasını putlaştırma'ya karşı bir önlem olarak tavsiye etmiştir.Peygamberimizin resmini yapmak mümkün.Arkadaşlarının anlattığ şemail-i şerif denilen kitaplarda kendisinin görünümü ayrıntılarıyla anlatılmıştır.Yani bir ressam bunlardan bir resim çıkarabilir.Ama dediğim gibi İslami terbiye bunu hoş görmemiştir.Ayrıca İrandaki resimler Peygamberimize değil,Hz.Ali'yi temsilen yapılan resimlerdir ki bunlardan Türkiyede de bolca var..Tepkilerin şiddete dönüşmesi konusunda ise haklısınız.Elin ağzı torba değil ki büzesin diye bir atasözümüz var.Bu tür davranışlar Son Peygamberi küçültmez..Ve üstelik yeni değildir,tarihin her döneminde olagelmiştir..

ali açıköz 
 19.04.2008 23:03
Cevap :
Sayın Açıköz, değerli yorum ve katkınız için çok teşekkürler. İran'daki Hz. Muhammed resmi konusu: Aslında yazı ekinde görülen poster haberi yapan gazeteciye dini neşriyat ve eşyaların satıldığı büyükçe bir markette yanında İranlı resmi gözetimci olduğu halde Muhammed olduğunu bizzat ve tekrar teyit ederek satıldı. Hz. Muhammed resimlerinin karikatür protestolarından sonra toplandığını ve artık yasak olduğunu da vurguladılar. Bunlar kayıtlarda duruyorlar. Gerçi ben de "bu bildik Hz. Ali resimlerine çok benziyor..." diye düşünmedim değil; programda her şey kameralar önünde o kadar açık bi şekilde verilince olabilir sonucuna vardım. Sizin yorumunuz üzerine bir İranlı tanıdığa sordum, o da sizi teyit eder nitelikte İran'da da Hz. Muhammed resimlerinin normal olmadığını söyledi. Bu durumda oradaki İranlılar gazeteciyi düpedüz "aldattılar ve alay ettiler" demektir. Yine de resmi şimdilik silmiyorum, diğer okurların da bu konuda bir bildiği olabilir, bir süre bekleyelim. Sevgi ve saygılar.  20.04.2008 14:07
 

Aslında sorun batının doğuyu aşağılamasından ibaret. Doğunun kültür devrimini bir türlü yapamaması ve bunun sanayi devrimini de etkilemesi. Mr Bush en az doğudaki fanatikler kadar akıl almaz laflar ediyor. Anımsarsan Afganistan ve Irak harekatları için Haçlı seferleri deyimini ağzından kaçırmıştı. Ne yazıkkı bizdek islamcılar, Müslümanların katledilmesine destek veriyorlar. İslami liderlerden bir tanesi bildiğin gibi hayatını ABD de sürdürüyor. Hayat zayıfları eziyor, sanıyorum din bahane... Sevgi ve saygılarımla...

yeşilsoğan 
 19.04.2008 20:18
Cevap :
Sevgili Yeşilsoğan, görüşlerinize aynen katılıyorum. Dinler kendine özgü tarihsel ve sosyolojik süreçler içinde ortaya çıktığı toplumun ya da bir toplum kesiminin belli gereksinimlerini karşılayan bir inanç ve düşünme sistemi (belli ölçüde ideoloji ya da politik akım da denebilir) olarak ortaya çıkar, benimsendiği toplum kesimini belli bir başarıya götürür... ancak kısa sürede toplum üzerindeki etkisi hakim güç odakları tarafından farkedilerek yeniden "ezen hakim sınıfların" elinde politik bir enstrümana dönüşür. Öte yandan din insanların belli felsefik sorunlarına, sosyal ihtiyaçlarına da karınca kararınca yanıt olduğu için sosyal bir motivasyonla kuşaktan aktarılır, kültürel bir kimlik yaratır. Ne yazık ki din, dogmatik yapısı nedeniyle benimsendiği toplumun eleştirisel bakma ve analiz yeteneklerini engellediği için, güç odaklarının elinde o toplumu istediği gibi oynatan bir tür kukla ipine dönüşür. Tarihte bunun istisnası yoktur. Yorum ve katkınız için sağolun. Sevgi ve saygılarımla  20.04.2008 14:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 147
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1292
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Arkeolog olarak arkeoloji, Eski Çağ tarihi, günümüzde sit ve çevre sorunları başlıca ilgi alanlar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster