Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2537
 

Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur

Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur
 

BÜYÜK TAARRUZ


Muhtaç Olduğun Kudret

Damarlarındaki Asil Kanda Mevcuttur

Milletimizin insanlık tarihine yön vermiş, dünya ülkeleri arasında uzunca bir zaman içinde etkin ve küresel güç olmuş Osmanlı Devleti, 1699’dan itibaren duraklayan ve gerileyen, sonra da çöküşe giden bir devlet olarak 20. yüzyılın ilk çeyreği bitmeden girdiği Birinci Dünya Savaşı’nda Alman emperyalizmiyle birlikte yenilmiş; Mondros Mütarekesi namıyla koşulları çok ağır bir ateşkes imzalayarak devletin ve milletin ölüm fermanı imzalanmıştı. Ülkenin dört bir yanı birer bahaneyle İtilaf Devletlerin ve onların piyonlarınca işgale başlanmış, millet fakrü zaruret altında gerilikler ve yoksulluklar içinde debelenmekteydi. İstanbul’daki Padişah ve onun hükümetleri emperyalistlerle işbirliği için de kendi koltuklarının hesabına düşmüşlerdi. O yokluklar, yoksulluklar, o bitik sayılan koşullarda milletin birliğini ve dirliğini sağlayan, dağıtılmış ve elinden silahları alınmış orduları yeniden yaratmış olan Mustafa Kemal, işgal ordularını yene yene Büyük Taarruz’a kadar gelip dayanmıştı. Dananın kuyruğu Kocatepe’de, sabaha karşı vereceği komutla kopacaktı.

* * *

26 Ağustos 1922, saat 02, 30.



Kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi

Okşayarak gülümseyen bıyığını

Seyrediyordu Kocatepe’den

Dünyanın en yıldızlı karanlığını.



Dağlarda tek tek

Ateşler yanıyordu.

Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki

şayak kalpaklı adam

nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden

güzel, rahat günlere inanıyordu

ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin

yanında,

birdenbire beş adım sağında O’nu gördü.

Paşalar onun arkasındaydılar.

O, saati sordu.

Paşalar ‘Üç’ dediler.

Sarışın bir kurda benziyordu.

Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.

Yürüdü uçurumun başına kadar,

Eğildi, durdu.

Bıraksalar

ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak

ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak

Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlayacaktı.

-beş otuz…

Ve başladı topçu ateşiyle

Ve fecirle birlikte büyük taarruz…

sonra.

sonra, düşmanın müstahkem cepheleri düştü.



Sonra, 30 Ağustos’ta düşman kuvayi külliyesi imha

ve esir olundu.



sonra,

sonra, 9 Eylül’de İzmir’e girdik

ve Kayserili bir nefer

yanan şehrin kızıltısı içinden gelip

öfkeden, sevinçten, ümitten ağlaya ağlaya,

güneyden kuzeye,

doğudan batıya, Türk halkıyla beraber

seyretti İzmir rıhtımından Akdeniz’i.

* * *

30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 89. yıldönümünü, ordusu kendi ülkesinde yabancı bir devletin psikolojik savaş operasyonuyla hırpalanan, tek kurşun atılmadan hemen hemen bütün emekli ya da muvazzaf generalleri esir alınan, Silivri ve Hasdal’da zindana atılan ülkemiz koşullarında kutlamaktayız. Gene bütün kalelerimiz işgal edilmiş, bütün tersanelerimize girilmiş, ordu savaşamaz duruma getirilmiş, millet fakrü zaruret altına düşürülmüş, sadakaya muhtaç durumda biçare hale getirilmiştir.

Yıkılan mili devletimizi yeniden kurmak için yeni bir İstiklal Savaşına ihtiyacımız var. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.

Ya İstiklal Ya Ölüm! 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar Hocam; “Dil-hâh-ı milkdârilerinden mülhem azim ve iman ile vazife-i âcizânemde müdavim bulunuyorum.” (TBMM Zabıt Ceridesi, Cilt 1, 1940.) Atatürk'ün tutanaklara geçmiş meclis konuşmasından alıntıdır bu metin. Uzmanı olduğunuz üzere bu ifadede kastedilen sizce nedir. Vazifelendiren kimdir Ataatürk'ü?

Cübbeli Aslan 
 04.09.2011 2:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 511
Toplam yorum
: 126
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 488
Kayıt tarihi
: 04.04.08
 
 

"Cv" Dedikleri Özgeçmişim 1953 yılının karanlık günlerinde Haziran ayının 24. günü, ağaçların mey..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster