Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
293
 

Muhtacım sevginize

Bayram tatilinde “Akdeniz kıyılarına gidelim” dedi çocuklar. Uzun yolculuklarda yoruluyoruz artık. Gönülsüz davransam da, havaların mevsim normallerinin üzerinde olacağı tahmini beni de isteklendirdi.

Tur otobüsü, Toros Dağlarından Antalya’ya doğru ilerlerken, günün uyanışını seyre daldım. Doğanın renk renk değişimi, bazen coşku, bazen hüzün veriyordu insana. Geçmiş de yaşananları anımsadıkça, ah çekmemek için direniyordu gönül.

Yaz gitmemişti Akdeniz kıyılarında. Sararan yaprak görmedim, Kemere gidene dek. Otelin bahçesindeki ulu ağaçlardan dökülen birkaç yaprak görmeseydik, yazı orada bırakıp Ankara’ya dönecektik nerede ise.

Doğa konuklarını ağırlamak için kucak açmıştı tüm güzellikleri ile. Konuşan insanlar gülen insanlar sarılan insanlar. Mutluluk çemberleri oluşmuştu otelin lobisinde, bahçesin de. Zihnimi bir şeyler kemiriyordu, mutluluk sahnelerini hep ikircikli izledim. Sanki sorunlardan kaçış ve birkaç gün unutmak istiyorlar gibi geliyordu bana. Tanımadığın kişilerle her sabah selamlaşmakta, zorunlu davranışlar gibi idi. Masadaki sohbetlerden duyabildiğin, telefon konuşmalarında ki bazı sözcükler, elinde kadehini yudumlayan insanların kederli olduklarını, düşünceli olduklarını, bir şeylerin iyi gitmediğini sezinler gibiydim. İzliyormuş izlenimi vermemek için, gözlerimi hep kaçırdım. .

Fatih Ürek’in şarkılarıyla eğlenen geçlere, bizde eşlik ettik. Göbek atamadıksa da, ”Hadi hadi hadi” şarkısına el ve kol hareketleriyle coşkuya katılarak görevimizi de yaptık

İkinci günü, doktor önerilerini dinlemeden bir kadeh rakıyı aldım oturdum lobideki masanın birine. Sohbet ediyorduk çocuklarla. Hanım birden yerinden kalktı. Döndüğümde boş duran sandalyenin üzerine bir minik kedi yavrusu çıkmıştı. Ayağı ile hanımın dizine vuruyordu, beni kucağına al dercesine. Kızım hemen kucağına aldı, dizlerinin üzerine uzandı, boylu boyunca. Başladı mırıl mırıl uyumaya. Boynunu, başını okşayınca; küçük bir hamle ile koltuğunun altına sokuldu iyice. Baka kaldım bir süre. Sonra alkolünde etkisi ile mırıldanmaya başladım “ Beni öldür öyle git/ Yaşamak için senin sevgine muhtacım” diye. Şarkının da tümünü bilmiyordum. Birkaç kez tekrarladım aynı sözcükleri.

Sevginin gücü yaşıyordu, kızımın dizlerinde. Sosyal yaşamın çalkantılarını düşündükçe, sevginin yitikler arasında yok oluşunu düşünmek bile istemedim. Düşüncelerimin bedenimi rahatsız etmesine fırsat vermemek ve iki günü her şeyden arınmış olarak yaşamak için, kadehimden bir yudum daha aldım.

Şeytan dürtüyordu durmadan. Mırıl mırıl uyuyan kedi yavrusuna baktıkça Asortiği anımsadım birden. Sokakta mı kaldı, üşüyor mu düşünceleri bu kez de içimi kemirmeye başladı.

Sayın Bekir Coşkun’un yazılarından anımsarsınız. Eylül ayında dinlencelerde kapılar pencereler tek tek kapandıkça, sokakta gezen kedi ve köpekler çoğalmaya başlar. Canlılar, kendilerine can ararlar doğadaki kavgada yaşayabilmek için. Asortik bir kedi yavrusu. Adını kulaklarına ben söyledim.

Aile dostumuz mart ayında dinlenceye gelince, çelimsiz küçük bir kedi yavrusunu bahçelerinde bulmuşlar. Köpeklerden kendisini korumak için sığınmış bahçeye. Süt ile beslemişler birkaç gün. Sonra evin bireyi olup çıkmış ortaya. İçeri girmemesi öğretilmiş, acıktığında cama vurumca yemeği veriliyordu. Kamil diye çağırıyorlardı kedi yavrusuna.

Haziranda gittiğimizde kamil aşağı kamil yukarı sözcükleri uçuşuyordu bahçede. Kamilin pırıl pırıl tüyleri vardı. Şampuanla yıkadınız mı diye sordum, gülümsediler. Kamil saatlerce temizlenirmiş.

. Dinlencelerde bizim kuşağın en büyük eğlencesi, pastalar börekler yenilerek oynanan okey oyunudur. Okey masası hazırlanınca, kamil çimlerin üzerine oturdu. Yemek kokusu alınca geldi diye düşündüm. Biz yiyip içerken Kamil oralı bile değildi. Yalanıyordu durmadan. Patılarını , yüzüne gözüne sürdü durdu. Bir ara dönüp izledim. Ergenlik yaşına girmiş gençler gibi, saatlerce aynanın karşısında süslenir gibi bir hali vardı. Birden ağzımdan Asortik sözcüğü çıktı. Sosyete sözcüğünün halk dilinde söyleniş şeklidir. Frapan sözcüğü ile de açıklanabilir. Dinlenceden dönene dek hep Asortik diye seslendim güzel kediye. Benden duyanlarda Asortik demeye başladılar. Pek de sokulmazdı insana. Karşımızda hep temizlenirdi. Birkaç kez oynadım kendisiyle. Boynunu okşamanın ötesindeki hareketlere hemen dişini gösterirdi. Takılırdım dostumuza, namusuna çok düşkün diye. Bazen gelir ayaklarıma sürtünürdü.

Dinlencelerde en güzel sohbet, oyundan sonra yenilenleri kızdırmak için yapılan yarenliktir. Sadece kendi aramızda olsa bir şey değil, komşulara da anlatılır nasıl yenildikleri. Sabah yürüyüşlerinde ve denizde, yarenliği olurdu o akşam oynanan oyunların.

Ege denizinde bir hoş olur günün batımı. Güneşin kızıl bir topa dönüşmesi her akşam alışa gelen manzaradır. Yine böyle bir anda güneşi seyrederken Asortik yandaki salıncakta yatışını gördüm. İnsan gibi sırt üstü uzanmıştı. Sere serpe yatıyordu. Keyfe bak diye seslendim. Oralı bile olmadı. Gözünün birini açıp sese baktı, sonra yumdu. Kucaklamak istedim, bırakalım da yatmanın zevkini çıkarsın diyerek gülüştük.

Eylülde ayrılırken kucağıma alıp sevdim bir süre. Bu kez karşı gelmedi. Kimseye belli etmeden dileğim seneye de görüşmek diye mırıldandım kulağına.

Kızımın dizinde yatan kedi yavrusu Asortiği anımsattı. Yaşıyor mu, üşüyor mu diye düşündüm. Gelen bayram mesajından, komşumuzun hala dinlencede olduğunu öğrendik. Asortik üşümüyordur diye sevindim

Ertesi gün bahçede rastladık kedi yavrusuna, koşarak yanımıza geldi. Bu kez kucağa almadık. Seni yaramaz seni, beş yıldızlı otelin yemeklerini yiyerek kuduruyorsun diyerek söylendim. Oturacağımız kanepeye kadar bize eşlik etti. Biraz sonra ayrıldı.

Okuyuculara duygularımı aktarmak için bilgisayarda yazı yazarken, televizyon da Tokat’ın Reşadiye ilçesin de yedi askerimizin pusuya düşürülerek şehit edildiği haberi verildi. Fırladım yerimden. SEVGİYE MUHTAÇ BİR TOPLUM OLDUK DİYE HAYKIRMAK İSTEDİM ANKARA CADDELERİNDE..

M.Ferit Kotan

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel Antalya'ya hoş geldiniz. Kısa süren dinlencenizin ne güzel bir anlatımı, sanki o dinlencede aranızdaydım, görmediniz mi beni? hissetmediniz mi? Yazı çok muazzam, bir sohbet, bir söyleşi, ellerinize sağlık. Ayrıca vurgulanan hayvan sevgisi...Gerçekten insanlarımızın, hayvanlarımızın ve dahi nebatatın sevgiye ihtiyaçları var. Selam ve saygılar Antalya'dan...Gül Alkan.

Yurdagül Alkan 
 11.12.2009 14:18
 

Yaşadığınız anları güzelce betimleyerek sanki bizleri de o anlarda yaşattınız,elinize sağlık. Tatil süresince içinizde sıkıntı, hep ikirciklenme olmuş ya, işte o, size sonradan yaşayacağınız o büyük üzüntüyü, "şehitlerimizin ölüm haberi" ni hissettirmiş. Sevgisiz- şefkatsiz büyüyenler, biricik evlatlarımıza acımasızca kıyıyorlar, neymiş özgürlükleri içinmiş!!

Gülfer Özel 
 11.12.2009 12:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 449
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1944 yılında Arapgir'de doğmuştur. İlk ve orta öğretimini Arapgir'de, lise öğrenimini Ankara Gazi Li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster