Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
35982
 

Muhteşem Yüzyıl- Hürrem’in Gelini ve Torunları/ Afife Nur-Banu Sultan ve Kızları

Muhteşem Yüzyıl- Hürrem’in Gelini ve Torunları/ Afife Nur-Banu Sultan ve Kızları
 

Devrinin en güzeliydi


Dur durak bilmeden eleştiriler alan Muhteşem Yüzyıl dizisi reyting patlamaları ile devam ediyor. Kimine göre yakayı paçayı toplayıp kendine çeki düzen verdi. Bana göre bir şey yok herşey aynı. Dizinin akıbeti pek bilinmediğinden de yurt dışında bile panik almış başını gidiyor. Başbakanın açıklamasından sonra Romanya’da panik baş göstermiş. Basına düşen haberler sonucunda Romenler de ‘’ya izleyemezsek!’’ diye endişe içerisindelermiş. Yapım şirketinin açıklaması ‘’Muhteşem Yüzyıl 4 sezon sürecek diye işe başladık. Ama aldığımız uyarılar ışığında Haziran ayında final yapacağız.’’ Yönündeydi.  Dizi sürüp giderken benim beklentim yeni karakterlerde diziye katılacak olması yolundaydı. 2. Selim büyüyecek ve 3. Hürrem Sultan yani Nur-Banu Sultan sahne alacak. 2. bilindiği gibi Mihr-i Mah Sultan. Nur-Banu Sultanı canlandırmak için ‘’Uçurum’’ dizisinin İtalyan güzelleri ile görüşmeler yapıldığı yolunda dedikodular kulağıma gelmişti. Kimin oynayacağı seyredenleri pek ilgilendirmiyordu. Çünkü dizi muhteşem muhteşem devam etsin de kim geldi? Kim gitti? Kimsenin umurunda değildi! Artık bazılarımız bitti diye üzülürken, bazılarımız da daha bitmedi diye üzülüyor. Ben şimdi düşünüyorum da 2. Selim’in dönemi televizyonda gösterilmeye başlasaydı, her halde bazıları dünyayı başımıza yıkardı. Çünkü ben de kibarlıktan 2. Selim veya Sarı Selim adı ile anıyorum rahmetliyi ama nam-ı diğer ‘’Sarhoş Selim’’dir. Tahta çıkmadan önce saltanat kayığına binerken hala morsmor olmuş suratı ile yerlerde süründüğü, afyon ve içkiden sarhoş olduğu yazılır. Mihr-i Mah, Rüstem Paşa rüşvetinin alayını yaparlar. Mihr-i Mah, babasının değil de kocasının serveti ile tanınan bir kadındır. Bunları kendi isimleri ile anılan yazılarda anlatmıştım. Hatta Rüstem Paşa’nın miras olarak bıraktıklarını bile yazıma eklemiştim. Bunlara gönüller nasıl katlanırdı? Kenan Paşa’nın emriyle Tarih kitaplarımızdan çıkartılanlarla yeni neslin yüzüne nasıl bakacağız? Şimdi madem dizi bitecek ben de size aradan sivrilen (iyisi-kötüsü ile) tipleri yazıp, paylaşayım.

Sözler yazarların ağzından, kaleme alınıp, yazıya dökülmüştür. Hürrem hakkında düşündüklerimi yazılarımda belirtmiştim. (hiçbir kadın kendi rahatı ya da yaşaması için bir çocuğunu kollayıp diğerlerinin ölmesine göz yummaz, yumamaz, önce kendi ölür. Tahta geçen Padişah, Osmanlı geleneği diyeceğim, kardeşlerini katletmek zorundaydı.)Hepimiz kendi hikayemizi yazdık. Okuduk, okutturulduk, seyrettik, seyrettirdik ve hayallerini kurduk. İşin aslı tarih sayfalarına yazıldığı kadarı ile kaldı. Kasvetli harem odalarında pervazlara saklanıp, tavanına yansıdığı görüntüsünden bile korkup bir köşeye sinip kaldı. İşte saray kadınları o zamanlar eğer bir tarihçi tarafından bir yerlere kaydedildiyse günümüze de böyle yansıdı. O kadar az kadın vakti zamanında tarih sayfalarının arasına sıkıştırılmış ki ‘’Kadının Adı Yok!’’ gibi günümüze az bilgi ile gelmiş. Ne yermiş, ne içermiş, ne giyer, nerede otururmuş…. Bilgi yok! Öncelikle biraz Nur-Banu Sultana bir bakalım mı? Ne dersiniz?

İşte! Bu şanslı kadınlardan biri de Nur-Banu Sultan’dır. Gerçek adı için çeşitli yazılar bulunur. Kime göre Olivia Venier-Baffo, kimine göre Rachel Nassi’dir. Osmanlı kaynaklarında kökeni Yahudidir. Dolayısı ile de Rachel adını ona yakıştırır. Babası Yaser Nasi’dir. Yaser Nasi, Osmanlı İmparator’luğuna faizi getiren kişidir. İtalyan kaynakları Paros Adası Lordu Nicolo Venier ile Violante Baffo’nun kızıdır. Dolayısı ile de adı Olivia’dır. Doğum tarihinde ağız birliği yapılmış 1525. 2. Selim’in hasekisi ve Sultan 3. Murad’ın annesi. Hürrem Sultan’ın gelini, hali ile görümcesi de Mihr-i Mah Sultan’dır.

Kimse kim! O artık bizim bildiğimiz adı ile Nur- Banu Sultan’dır. Hürrem Sultan tarafından hareme alınıp, terbiye ettirilmiştir. Nur-Banu ismini de Hürrem koymuştur. Nur- Banu ismi ‘’Işık saçan kraliçe’’ anlamına gelir. İlk adı ki sanırım harem içerisine ilk alındığında ona takılmış Afife’dir. ‘’Namuslu’’ anlamına gelir. Çok küçük yaşlarda ( 1520 li yılların içerisinde) Osmanlı korsanları tarafından kaçırılır. Kaderin oynadığı ilk oyun Nur-Banu’nun ilk rolüydü bu! O zamanların ticaret merkezi Pera’daki köle tacirlerine satıldı. İşte hayatın ikinci ve önemli rolü burada Nur- Banu’yu buldu. Köle tacirlerinden satın alan kişiler saray görevlileriydi. Saraya hizmetli yetiştirmek için alındı küçük Nur-Banu. Rahle-i Tedrisat’a sokuldu. İşte bu eğitimler sırasında Hürrem’in dikkatini çekti. Sadece güzel yüzü değildi Hürrem’i etkileyen. Nur-Banu’nun narin bedenine rağmen becerisi ve zekası Hürrem’e çekici gelmişti.

Hürrem, Afife adı ile tanıdığı küçük kızın Manisa Sancağına eğitime yollanmasını buyurdu. Aradan geçen yıllardan sonra Manisa Sancağına Hürrem bir ziyarette bulundu. Hürrem, sarayın bahçesinde gezinen balıketli, uzun boylu, güzel gözleri ile salınan Afife’yi bir daha fark etti. Hatta kızın güzelliğinden Hürrem’in kendine gelemediğini yazanlar bile var. Hürrem, tez buyurur ve genç kızı yanına çağırtır. Bu güzel kızın yıllar önce beğenip, sancağa yolladığı Afife olduğunu öğrenince de çok memnun olur. İşte! Asıl hayattaki başrolü burada Hürrem tarafından verilir genç Afife’ye. Önce adının yanına ‘’Nur-Banu’’ eklenir. Artık O, Afife Nur-Banu Hatun’dur. Artık evleneceği Şehzadeyi beklemek kalmıştır.

Hürrem, Nur-Banu’yu 2. Selim adı ile tahta geçecek şehzadesi ile evlendirir. Nur-Banu için aslında biraz tuhaf ve zor bir ilişkidir. 2. Selim, Sarı Selim ya da Sarhoş Selim afyon, alkol ve seks bağımlısıdır. Çocuk ne yapsın? Lütfen O’nu kınamadan, O’nun yerine kendinizi koyarak bakın 2. Selim’e. Ortada öldürülen bir ced, ölüp duran kardeşler olunca O’da hayatın acısını unutmak için kendine afyon, alkol ve seksi zevk edinerek yaşamayı seçti. Babası Kanuni, 2. Selim için ‘’beş para etmez’’ dediği de söylenmektedir.

Nur-Banu’yu 2. Selim ilk defa evlendiği gün görmüş. Görür görmez de vurulmuştur. 2. Selim’in belki de en güzel Divan Edebiyatı’na hediye ettiği şiirlerini Nur- Banu için yazmıştır.

Bil ki ey gece yar küsmüş diyenden,

Ahrette davacıyım çıksa da can tenden.

Kızmam şu bağrım okla delenden.

Amma nuru gizleyen af beklemesin benden.

Bu da yetmez Nur-Banu’yu 2. Selim ‘’önümden geçip giderken, ayağının bastığı yerler gül bahçesine dönüşüyor ve sana seslendiğimde bana baktığın zaman sanki zaman duruyor’’ diye tasvir eder. 2. Selim hiç beklemiyordu taht sırasının kendine geleceğini. Olan oldu, tüm şehzadeler çeşitli sebeplerle bir bir yok oldu. Taht artık 2. Selim’indi ve Nur-Banu da padişah karısıydı. Hazırlıksız yakalanan 2. Selim tahta da sarhoş çıktı. Bütün işleri de sadrazamlara devretti. Nur-Banu da bunu fırsat bildi ve bütün devlet işlerine karıştı. Aslında Hürrem ile başlayan ‘’Kadın Saltanatı’’ Nur- Banu ile zirve yaptı.

Çapkın 2. Selim’in hayatından pek çok cariye geçti. Hep liste başındaki kadın Nur-Banu olmuştu. Osmanlı İmparatorluğu en gösterişli dönemini yaşarken, saray da Nur-Banu gibi bir kadınla tanıştı. Hürrem haremi, Nur-Banu yönetimi ele geçirdi. Rüşvet Nur-Banu zamanında doruk noktasına ulaştı. Yahudi esnafın cirit attığı sarayda görkem, şatafat, zıvanadan çıkmış harcamalar görülmeye başladı. 2. Selim’in Nur-Banu’dan olma şehzadesi Murad sancağa çıkınca, Hürrem’in başlattığı, Mihr-i Mah ile süren yeni geleneği uyguladı ve şehzadesi ile sancağa çıkmadı. Nur-Banu kocasının yanında dolayısı ile de güçlü bir kadın oldu. 2. Selim’in ölümü ile 3. Murad adı ile şehzadesi tahta çıktı. Nur-Banu da Valide Sultan unvanını aldı. Hürrem’in öğrettiği, öğütlediği gibi kocasını ve oğlunu kapalı kapılar ardından yönlendirip, Osmanlı İmparatorluğunu yönetti. Osmanlı tarihçileri Nur-Banu Sultan’ı Yahudileri devlet işlerine karıştırmakla suçlamaktadır.

‘’Tarih benim için ne der umurum da değil. Tarih kalemi kimin elindeyse onun hikayesini anlatır. Bugün kahraman ilan ettiğini yarın lanetler, hain diye damgaladığına yarın bakarsın alkış tutar. Osmanlı'nın benim hakkımda vereceği hüküm de umurumda değil. Venedik'in dediği de diyeceği de... Ben bahtımın çizdiği yolda yürüdüm. Başka çarem de vardı da yapmadım mı? Başka yolum vardı da yürümedim mi? Kader rüzgarsa, insan dediğin de önüne kattığı kuru yaprak... Esti mi bir o yana savurur adamı bir bu yana. Savrula savrula buralara geldim. Bunları yaptımsa suç benim mi? Varsın tarih istediğini yazsın. Osmanlı ne bilirse onu desin. Venedik maskesiz dolaşmadığına bakmadan varsın beni ayıplasın! Hepsi celladın yağlı urganından, kılıcından, baltasından iyidir!
 Gerçeği yaşayan bilir, ben yaşadım! Venedikli Cecilia Baffo'dan Nurbanu doğurdum! Bir cariyeden kraliçe yarattım, bir sarhoştan kral! Herkes böyle bilsin! Osmanlı'ya iki padişah veren Nurbanu Sultan'ım ben!’’

Cariyenin Gelini Nurbanu /Demet ALTINYELEKLİOĞLU

Kudretinin farkındalığını yazar böyle dile getirmiş. Güçlü kadın Nur-Banu Sultan, oğlunun karısı Safiye Sultan ile haremde güç savaşlarına girdi. Safiye Sultan, Nur-Banu Sultan için ‘’O’nu ilk gördüğümde 40lı yaşlarının ortalarındaydı. Ama ilerlemiş(!) yaşına rağmen benim o ana ve bu güne kadar gördüğüm en güzel kadındı’’ demiştir. Gelini Safiye Sultanı hiç sevmemiş, itibarını sarsmak için ve oluşturduğu nüfusu kırmak için çok uğraşmıştır. Oğluna güzel cariyeler takdim ederek Safiye Sultan’dan soğutmaya çalışmıştır. Nur-Banu 1587 yılında oğlunun saltanatı sırasında öldü. Cenazesi İstanbul Ayasofya Camii’nde 2. Selim’in türbesine gömüldü.

Nur-Banu izinden gittiği Hürrem ve Mihr-i Mah gibi pek çok hayır eseri bırakmıştır. Kim bilir belki de yaptıklarının affını ancak böyle dileyebileceklerini sanmışlardır. Neyse bu Allah ve kulları arasında bir hesaplaşma. Şimdi bıraktığı eserleri bir gözden geçirelim.

Üsküdar semtinde külliye, cami, medrese, tekke, sıbyan mektebi, kervansaray, hamam, darülkurra (Kuran okumayı öğreten medrese), darrüşifa (hastane). Ayrıca Divanyolu’ndaki çifte hamam, Üsküdar’daki yeşil direkli hamam ve Langa’daki hamam Üsküdar’daki cami ve külliyeye vakfedilmiştir.

Üsküdar’daki yapı, Nur-Banu Sultan Valide-i Atik Cami ve Külliyesi adıyla bilinir ve mimarı Koca Sinan’dır.

Anlayacağımız işte bizi sessiz ve perde arkasından yöneten kadınlardan biri Nur-Banu Sultan. Şimdi bir de kızlarını öğrenelim, bu bilgilerin çoğu M.Çağatay Uluçay’ın ‘’Padişahların kadınları ve Kızları’’ adlı eserinden alınmıştır.

İsmihan Sultan: 2. Selim olma ve Nur-Banu Sultan doğma 1545 yılında Manisa’da dünyaya geldi. Şehzade Selim ile Şehzade Bayezid arasındaki mücadelesinde, Selimin üstün gelmesine yardımcı olan Sokulluya kızı İsmihan Sultan mükafat olarak verilir. (Hediye edildi)Sokullu bu sırada 2 hanımla evlidir. Bu yüzden İsmihan Sultan için karılarını boşamak zorunda kalır. Düğün için Sokullu’ya 15000 flori verildi. Babası Selim ve kardeşi 3.Murad zamanında sarayın en güçlü kadınlarından biri oluştur. İsmihan için tasvirler kısa boylu, çirkin; fakat bir o kadar zeki ve ihtiraslı olarak belirtilir. Bu yüzdendir ki bir ok alavere-dalavere işlerine karıştı. Sokullu Mehmet Paşa’dan İbrahim Han dünyaya geldi. Sokullu’nun ölümü ile de gözlerini devrinin ünlü veziri Özdemir oğlu Osman Paşa ile evlenmek istedi. Fakat Osman Paşa bu evliliğe yanaşmadı. O da devrinin en yakışıklılarından gösterilen Budin Valisi Kalaylikoz Ali Paşa ile evleneyim diye buyurdu. Ali Paşa’ya bir ferman yolladı. Karısını boşamasını, İstanbul’a gelmesi emredildi. Bu olay sonrasında bütün Budin ayaklandı. 1584 yılında evlilik gerçekleşti. 1585 de İsmihan Sultan loğusa yatağında vefat etti. Babasının Ayasofya’daki türbesine gömüldü. Bu evliliğinden olan çocuğu Mahmud, annesinin ardından hayatını kaybetti. Sokullu’dan olan ocuklarının pek çoğu küçük yaşta ölmüştür.

Şah Sultan: 1544 yılında Manisa Sancağında dünyaya geldi. Kanuni’nin emri ile ablası ve kardeşi Gevherhan Sultan ile birlikte evlendirildiler.(Aslında hediye edildiler) Şah Sultan, Çakırcıbaşı Hasan Ağa’ya verildi. Bu düğünler için damat adaylarına para yardımında bulunuldu. Hasan Paşa da düğün için 15000 flori aldı. 1574 yılında Hasan Paşa öldü. İkinci evliliğini Zal Mahmut Paşa ile yaptı. Eyüp’e bir cami ve yanına bir türbe yaptırdı.  2.Selim’in kendine hediye ettiği 12 köyü bu camiye vakfetti. Bu evlilikten adı bilinmeyen bir kızı ve şehit Köse Hüsrev Paşa dünyaya geldi. Karı-koca 1580 yılında öldüler ve Eyüp’teki türbeye gömüldüler.

Gevherhan Sultan: 1544 yılında Manisa Sancağında doğdu. 156 yılında diğer kız kardeşleri ile birlikte aynı düğünde farklı erkeklerle evlendirildiler. Gevherhan Sultan, Kanuni tarafından Piyale Paşa’ya verildi. Piyale Paşa’ya düğün için 10000 flori verildi. Piyale Paşa’nın 1578 yılında ölmesi üzerine 3. Vezir  Boyalı Mehmed ile evlendi. Bu evliliği sırasında öldü. 1587 yılında medrese yaptırdı. 2. Selim’in hediye ettiği köyleri ve emlakları medreseye vakfetti. Piyale Paşa’dan Ayşe ve Fatma Hatun Sultanlar doğdu.

Fatma Sultan:  2. Selim ve Nur-Banu Sultan’ın doğum tarihi belli olmayan kızıdır. 1574 yılında (sonradan vezir-i azam olan) Siyavuş Paşa ile evlendi. Çeyizi için 4988 flori harcandı. 6 sene sonra erken doğum yaptı ve doğuda öldü. Bebeği kızdı. Her sabah ruhuna kuran okunması için vakıflar yaptırdı. Edirnekapı’da bir okul ve bir medrese yaptırdı. Bunlar için de Yanya’da göl ve çevresini bağışladı.

İşte! Kanuni’nin torunları. Onlar bile bazı hesaplar uğruna harcanmış. Kadın oldukları için hediye edilmekten geri kalınmadılar. Birileri onların hayatlarını yönetti, Sultan olmaları bile bu yönetime “ Dur!” demelerine engel olamadı!

Hayatta kimsenin yönetimine girmeden yaşamanız dileği ile…

 

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sizin yazılarınıza bayılıyorum... tarafsız bir şekilde yazıyorsunuz...birileri padişah oldu diye onu ilah etmiyorsunuz. haksızlığa uğranılan yerleri belirtiyorsunuz... hürrem sultan hakkında da dikkat çekici bir yazı yazmanızı rica ediyorum... google arama motorunda üst yerlerde görünen bir yazı olursa halkımız "o hasekiydi padişah karısıydı" diyerek tapmak yerine hataları ile sevaplarıyla bir sultan olduğunu anlayabilir.

Günseli Kara 
 04.01.2013 15:46
Cevap :
övgünüz için sağolun, Hürrem hakkında bir yazım var. fena da okunmadı milliyet blogdan okuyabilirsiniz. tekrar teşekkürler, sevgilerimle:)   04.01.2013 17:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 428
Toplam yorum
: 94
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 4556
Kayıt tarihi
: 23.09.12
 
 

16- 06- 1966- İstanbul'da doğdum. Tatbiki Güzel Sanatlar Tekstil Ana sanat dalı Moda tasarımı böl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster