Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '13

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
4914
 

Muhteşem Yüzyıl'dan sonra sıra Harem Dizisi'nde mi?

Muhteşem Yüzyıl'dan sonra sıra Harem Dizisi'nde mi?
 

Muhteşem Yüzyıl dizisiyle ilgili tartışmalar tam olarak bitmemişken, daha önce söz konusu dizi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuş olan Konyalı turizmci Ömer Faruk Bildirici, soyadına yakışır biçimde çalışmalarına azimle devam ediyor. Sıradaki televizyon dizisi, Fox TV’de yayınlanan Harem…

Muhteşem Yüzyıl’la ilgili yaptığı suç duyurusunda, Osmanlı padişahlarının manevi olarak ve gıyaplarında rencide edildiğini gerekçe göstermişti. Devlet nezdinde de karşılık bulmuştu bu tepki. Dizi başbakanın bile hedefine yerleşmişti. RTÜK Başkanı ise senaryoda önemli değişiklikler beklediğini söylemişti.
 
Fox TV’de yayınlanan yönetmenliğini ve senaristliğini Gani Müjde’nin yaptığı,  Levent Üzümcü, Mehmet Ali Erbil, Nurseli İdiz, Önder Açıkbaş ve Çiçek Dilligil Öztoprak gibi oyuncuların rol aldığı Harem dizisine de takmış bu yüksek ‘sorumluluk’ bilincindeki vatandaşımız. Padişahlarımızı halvet düşkünü, içki müptelası olarak gösterildiğini, bu çarpıtmayla halkın ‘kandırıldığını’ ifade ediyor.
 
Hürriyet’in haberine göre, Bildirici’nin suç duyurusu dilekçesinde şu ifadeler yer alıyor.  "Dizi bölümlerinden anlaşılacağı üzere o dönem yaşamış padişahları ima ederek, isimlerini kelime oyunu yaparak sanki onlar alkol müptelası, halvet düşkünü, kadınların oyuncağı olmuş ve saray hayatından başka yaşantıları olmamış gibi gösterme cüretinde bulunarak apaçık tarihimize adını altın harflerle yazdıran ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun temel taşlarının oluşumunda büyük emeği geçen şahsiyetlere iftira atılmaktadır." 
 
Sayın Bildirici işini gücünü bırakarak İstanbul’a gelmiş bu dilekçe için. Ve dilekçesini Bakırköy Adliyesi’ne sunmuş.
 
Çabasına sağlık da Türkiye Cumhuriyeti ile Osmanlı Devleti arasında bu kadar organik bağ kuruyorsa bunun sonu kendisi adına iyi olmaz. Sonu yok bunun. 16 devlet kurmakla övünen bir halkın ferdi olarak, içinde bulunduğu ruh haliyle olayın altından kalkamaz. Tabii bu, meselenin başka bir yönü…
 
Asıl mesele, her şeyin mizaha konu olabileceğini idrak edememiş olmaz. Bu idrakta zorlanma sorunları, bir toplumun içine bu kadar işleyebilir mi? Bir de üşenmeyip, ta Konya’dan kalkıp şikâyet etmeye gelmiş. Padişahlar halvet düşkünü değildir, diyor. Harem kadın sığınma evi mi peki? Tamam, o kadar kadın düşkünü olmayabilirler. Ama Harem gibi bir gerçeklik varken bu da bir mizah dizisine konu olabilir elbette. Padişahın gözdesini seçtiği, kendine eşler belirlediği ve hiyerarşik yapının olduğu bir yer olan Harem, niye konu edilemesin? Haremdeki kadınlar oraya aileleri tarafından biçki dikiş kursuna kaydettirilirmiş gibi getirilmiyorlar ayrıca. Oraya nasıl geldiklerini ya da sürüklendiklerini anlatmaya başlarsak, 'hakaret' suçu işlemiş sayılabiliriz. Neyse... Başka sefere...
 
Yahu, bir televizyon dizisinin ya da herhangi bir başka kültürel ve sanatsal yapıtın yaratıcıları hakkında soruşturma başlatılmasını talep etmek kimin haddine? Bu nasıl bir egodur? “Ne tarihmiş be arkadaş!” diyesi geliyor insanın.
 
Ömer Faruk Bildirici bununla da kalmayıp, meclise mektup yazarak padişahlar hakkında koruma kanunu çıkartılmasını da talep etmiş. Sayın Bildirici’nin bu iki çabası da karşılık bulacaktır, emin olun. “Aman canım. Ciddiye almaya değmez” dediğimizde sonuçları görüyoruz bildiğiniz gibi.
Bulacaktır; çünkü yaşadığı toprağın tarihini kendi geçmişinden ibaret sayanların anlayışı, bu ülkenin mevcut yöneticilerinin tarih bilinciyle örtüşüyor.  Ecdat dendiğinde anladıkları sadece Osmanlı padişahları olduğu müddetçe, bu lüzumsuz hassasiyet karşılığını hep bulacaktır.
 
Bu toprakların tarihini oluşturan tüm uygarlıklardır aslında ecdat dediğimiz kavram. Melih Gökçek, Ankara’nın sembolü olan Hitit Güneşi’ni Ankara’nın simgesi olmaktan çıkardığında, o toprağın ecdadına yönelik bir yok sayış içinde değil miydi mesela? Bir coğrafyanın tarihi, bir uygarlık tüm halkıyla birlikte tamamen yok olup, onun yerine yenisi gelerek ilerlemiyor. Ecdat denen kavram bu toprağın geçmiş tüm uygarlıklarının toplamıdır. Bunu bilmeden tarihsel bilinçten bahsetmek ne kadar mümkün? Günümüzde yüzeysel bilgiler ve tek taraflı bakış açısıyla oluşan toplumun tarih anlayışı, The Bildirici'yle bir kez daha vücut bulmuş oluyor.
 
Son tahlilde, tarihi bir televizyon dizisinden rahatsız olmak ve bunun için yargıya başvurmak, padişahlar için koruma yasası talep etmek, iktidar fetişizminin  başka ve nostaljik bir boyutu olsa gerek. 
 
www.twitter.com/dgnozcn

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Reyting uğruna hiçbir ahlakı vasfı gözetmeyen gözü dönmüş bir yozlaştırma politikasıyla külhanbeyi, serseri, hovarda olmaya, isyan etmeye zaten meyyal gençleri körükleyen, zaman öldüren katilleri, edebi lügattan çıkaran, kafa patlatan bu tedhişçileri acaba kim durduracak.

Sonbahar yaprağı 
 03.03.2013 21:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 41
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1106
Kayıt tarihi
: 28.11.12
 
 

Uludağ Üniversitesi İktisat bölümü mezunuyum. Ancak dört yıldır müzikle uğraşmaktayım. Trompet ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster