Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '12

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
595
 

Muhteşem Yüzyıl dizisinin toplumun dejenere olmasına katkısı nedir?

Muhteşem Yüzyıl dizisinin toplumun dejenere olmasına katkısı nedir?
 

Dejenere olma kavramı, daha çok bozulma olarak kullanılıyor ve algılanıyor… Kelime anlamı da zaten buna yakın; soyunun özelliklerini yitirmek, soyundan gelen özelliklerin bozulması olarak anlayabiliriz bu kavramı… Kavramdır demek daha doğru çünkü: İçini isteyen istediği gibi dolduruyor… Özellikle muhafazakar kesim bu kelimeyi kullanmayı çok seviyor… Sanki sihirli bir kavram, şifresi olan bir kavram… Örneğin tek kelime ile batı kültürü anlatılabiliyor(?); dejenere toplum!

Dejenere kavramı en çok ilişkilerin ve inancın bozulması olarak şifrelenmiş bu kesimde… Hiç düşünmeden doğru kabul ediliyor bu sözle anlatılan düşünce… En çok da erkek kadın ilişkilerindeki değişimler ve gençlerin kendi düşüncelerini yaşamaları için kullanılıyor…  Çünkü bu şikayeti dile getirenler kadınların erkeklere bağımlı olmasına alışmış, gençlerin büyüklerin söylediklerini kayıtsız şartsız kabul etmesine inanmış…

Sistemin gereği olarak kadınlar nispi olarak özgürleşiyorlar… Çalışma hayatına girmeleriyle de ekonomik bağımsızlıklarını kazanıyorlar… Gençler ise evrensel kültürden etkileniyorlar… Ki aksi mümkün değil bu iletişim çağında… İşte bu değişim bazı muhafazakar kesimi ürkütüyor, korkutuyor… Elbet bu korkuda ekonomik ve sosyal statü çıkarlarına ters düşmekte etkendir… Çağımızdaki değişim ise diğer çağlara göre oldukça çok hızlıdır… Bu değişimin ivmesi karşısında çaresiz kalmaktadır tutucu düşünce… Ve değişime sihirli bir kavramla karşı çıkmaktadır: Dejenere!

Bir şeyin dejenere olabilmesi için değişmez bir özün olması gerekir… Değişmez Özü tarih içinde tespit edebilmek ise mümkün değildir… Ancak bu muhafazakar bakış açısı, mutlaka ideal ettikleri bir zaman ve kültürü var kabul ederler… İşte var sayılan bu ideal zaman ve yaşam biçimine göre değişimlere karşı tavır alırlar… Dejenere olmayı buna göre açıklarlar…

Ancak toplumlar sürekli değişim halindedir… Evrim geçirmektedir… Ve tüm toplumların muhafazakar kesimi her zaman bir dejenere/bozulma halinden şikayet eder… Bu şikayet Sümer’lerde de vardır, Osmanlı’da vardır, Cumhuriyet’in her döneminde de vardır… Bundan sonrada olmaya devam edecektir…

Oysa doğru olan, gerçek olan bu evrim sonucu insanlar sürekli iyi ve güzele doğru gitmektedir… Geçmişin hangi dönemini ele alırsanız alın, sıradan insanlar bu günden daha kötü durumdadır… Daha sefil bir yaşamları vardır… Daha korunmasızdırlar… Hatta yaşam hakları bile, kralların malıdır…

Gelelim ahlak olayına… Bu gün ahlaksız olan çoğu şey o dönemlerde yasaldır… O yüzden ahlaksız kimse yok gibidir… Bu gün gönüllü olarak yapılan çoğu şey o dönemde cebren yapılır… Haremler kurulur, cariyeler alınıp satılır… Köle ticareti yasaldır çünkü… Köleler ise hem erkek hem kadındır… İstediğini alırsın, istediğini yaparsın, istediğinde yok edersin… Haaa bu köle insanlar tarlada yetişmiyor onu da söyleyelim… Savaş ganimeti olarak her ulus, her zaman başka ulusun köleleri haline geliveriyor…

İşte Muhteşem Yüzyıl dizisi bizim muhafazakar kesimin, idealize ettiği modelinin ne olduğunu göstermesiyle şimşekleri üzerine çekti… Dizide gösterilen idare şekli ve yaşam biçimi idealize edilen rol modeli ile çelişiyordu… Hatta bu gün daha iyi idare ediliyoruz, daha iyi yaşıyor ve daha ahlaklı bir toplumuz önermesi bile çıkabilirdi… Çünkü insan her zaman insan olmuştur… Süreç onu daha özgür kılmakta, özgürleştirmektedir…

İşte ‘’ejdatımız’’ edebiyatı altında bu yatmaktadır… Yüzlerce yıllık bir rol model yaralanmıştır… Başka şey aramayın altında… Hürrem’e başörtüsü taktırmakla geri gelmez artık o eski model…

Not: Bu tür reel tartışmaların çok kişinin bildiği, hatta ruhuna herkesin vakıf olduğu, diziler, romanlar ve öyküler üzerinden yapılmasını ciddi önemsiyorum… Yoksa amacım diziyi kutsamak, reklamını yapmak değil…  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ecdadın (ataların) sürekli yüceltilmesi bana garip ve bazen de komik geliyor. iki yüzyıl sonra bizler de torunlarımızın atası olacağız ama gördüğünüz gibi kutsal ya da dokunulmaz değiliz, iyi ve kötü yönlerimizle insanız. Bunun ayırdına varmak bile bu köhne düşünceyi kafalardan silip atmak için yeterli. Ancak düşünmek henüz beynin doğal bir işlevi durumuna gelememişse, koşulsuz kabul ve karşı çık(a)mama gibi genel bir davranış biçiminden kurtulunmamışsa bu tür saplantıların değişmesi biraz daha zaman alacak derim. Özetle çok benzer düşünüyoruz. Saygıyla.

Güz Özlemi 
 23.12.2012 21:02
Cevap :
Merhaba Dost... Her dönemde insan insandır ve insan sürekli iyiye doğru gitmektedir... Ben bunu bilirim... Sevgiler...  24.12.2012 10:09
 

Yazıda doğru şeyler anlatılmış.

Kerim Korkut 
 21.12.2012 20:25
Cevap :
Merhaba Kerim bey... Bu destekleriniz inanın çok önemli... Çünkü alışagelmiş bakış açılarını yerle bir etmek gerekiyor... Saygılar...  22.12.2012 13:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 615
Toplam yorum
: 1395
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 933
Kayıt tarihi
: 25.06.10
 
 

1959 Denizli doğumluyum.. İ.Ü. İktisat Mezunuyum.. Emekliyim ve hala çalışıyorum.. Yaşam bizden önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster