Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '12

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
17573
 

Muhteşem Yüzyıl-Fülhane, Firuze, Cansu Dere ve Harem

Muhteşem Yüzyıl-Fülhane, Firuze, Cansu Dere ve Harem
 

Harem güzelleri, boş boş hayel kuran hanımlar değildi.


Bir Çarşamba günü daha size ''Merhaba!'' diyerek başlıyorum yazıma. Muhteşem Yüzyıl dizisinde yeni bir cariye türedi farkındaysanız. ‘’Bakalım kimmiş?‘’derken karşıma bilmediğim bir Hatun Kişi çıktı. Ben Harem'deki hatunları araştırırken ''başucu kitabı'' olarak M. Çağatay Uluçay'ı ışık aldığım için olsa gerek bu hanımefendiden hiç haberim olmadı. Öncelikle Firuze'nin izi, soluğu yok tarihçilerin yazılarında. Senaristlerin düş dünyasından ete kemiğe büründü Firuze. Ete kemiğe bürünürken de karşımıza Cansu Dere’nin soluğu ile geldi. Cansu Dere’yi oyuncu kabul edenler var olduğu gibi mankenlikten sınıf atlatmayanlar da. Önceleri dikkatimi çekmiyordu Cansu Dere, sonra Haluk Ergenç’in de rol aldığı  ‘’Acı Aşk’’ ile göz göze geldik. Filmde deli dolu bir genç kadını canlandırıyordu, sonra kör oluyordu, etrafta üç kadın bir erkek dönüp duruyorlardı. Sonra her sahneye kan bulaştı.  Eleştirmenler ‘’Vicky Cristina Barselona’dan kopya dediler. Aslında daha ağır eleştirdiler de benim elim varmadı yazmaya. O zaman ‘’fena değil galiba!’’ diye geçti içimden. Ama onun o soğuk duruşu, buz gibi titreten bakışları beni Cansu Dere’ye yaklaştırmadı, yaklaştıramadı. Gözleri güzel de sonra biraz bakmayı öğrenmeli diye düşündüm. Muhteşem Yüzyıl’da öğrenmiş güzel bakabiliyor. Hürrem, Firuz’yi buldu ya artık onu yaşatmaz. Sanırım bu gece de yaşamına son verecek. Bakalım, senaristler caymazsa.

Neyse konuya geri döneyim de kimi bulduğumu paylaşayım sizlerle. Fülane Hanım adında bir kadınla burun buruna geldi. Ama Fülane Hatun bir kaç satır işgal ediyor. Önce onu anlatayım. Ama bir de özür dileyeyim Fülane Hatun'dan. Çünkü bu gün Harem'i yazacaktım ve ikisini aynı yazıda topladım. ''Beni affet Fülane Hatun!''.

Kanuni Sultan Süleyman'ın ilk eşi Fülane Hatun. Kimilerine göre Fülhane, Kimilerine göre Fül-dane Hatun, kimilerine göre de Gülnihal adı. Anlaşılan bu hanımın gerçek adı bilinmiyor. Adının hiç değişmediği söyleniyor ve genelde Fülhane adı ile anılıyor. İzninizle ben de bu ad ile anlatacağım hanımefendiyi. Arap olduğu düşüncesinde birleşiyor tarihçiler. Manisa sancağında taht için hazırlanan Şehzade Süleyman'ın ilk hanımıdır. 1512 yılında Mahmut ismini verdikleri bir şehzade doğurduğu tarih sayfalarına yansımış.

Kanuni'nin ilk eşi ve ilk şehzadesi olmalarına rağmen Kanuni'nin gençliğinden sanırım eşi ve çocuğu ile pek ilgilenmediği yazılıp, çizilmektedir. Kanuni, kalbini Mah-ı Devran'a kaptırınca da tuz-biber oluyor sanırım. Fülhane Hatun gözden düştüğü kaynaklara yansımış.

Mah-ı Devran, zekası ve güzelliği ile Kanuni'yi etkiledi gibi arkasında gözü yaşlı bir hatun kişi bırakmıştır. Suçlamak adına söylemedim bu sözleri, gönül ferman dinlemez. Ama aynı son ile yani Hürrem'e Kanuni aşık olunca da yüz yüze geldi Mah-ı Devran.

Fülhane Hanım gözden öyle bir düştü ki; kendi gözünden bile düştü ve hayata küstü. Şehzadesi Mahmut 1921 yılında çiçek hastalığına teslim oldu. Şehzade Mustafa, babası tarafından tahtın adayı olarak gösterildi. Fülhane Hanım, kendini ezilmiş, itilmiş ve yalnız hissetmiş ki Kanuni Sultan Sülayman'dan azlını istemiş. Kanuni bu isteğe ‘’Hayır!’’ demedi ve Fülhane Hatun'u azletti, Böylece Fülhane Hatun Harem'den dünyaya çıktı. Çıkış o çıkış, bir daha da esamesi okunmadı Fülhane Hatun'un.

HAREM

Harem-i Hümayun, sözlük anlamı alarak ''korunan, saygın yer'' anlamına geliyor. Yaşama alanlarında ( ev, konak, saray) iç avluya bakar. Böylelikle kadınların yabancı erkeklerle karşılaşmadan, günlük hayatını sürdüreceği bir mekan olarak planlanmıştır.

Herkes evinde ne yapar bilemeyiz, bu yazımda saray Harem'ini inceleyip, paylaşacağım ki dizilerde, filmlerde gördüğümüz ''Harem''e objektif bakmamızı sağlayacağını umut ediyorum. Osmanlıda Harem-i Hümayun tabiri ile anılırdı. Bu tanımın içinde hem harem, hem de enderun yer alır. Enderun'da padişah, saray ve devlet hizmetlisi erkeklerin, Haremde de kadınların yetiştirildiği bir okuldur. Anlaşılacağı üzere harem aslında kadınların yüksek eğitim veren bir akademidir. Kadınlar haremde cariyelikten ustalığa kadar kıdem alacakları bir terfi sistemi içerisinde eğitilirdi.

Osmanlı Devletinin 2. padişahı Orhan Gazi (1326-1362) sayesinde harem'in ilk temelleri atıldı. O zamana kadar, biraz da barış için diğer devletlerden kız alınırmış. Orhan Gazi de böyle yapmış 2 Bizanslı Prenses ile evlenmiş. Fakat değişik örf ve adetlerden gelen bu küçük hanımların Padişah karısı olabilmeleri ve din-kültür çatışması olmaması için eğitim görmeleri gerekiyordu. Harem-i Hümayun'un temelleri atıldı.

Fatih Sultan Mehmet ile birlikte şehzadeler yabancı hanedanların kızlarıyla evlenmeyi bırakmıştır. Bu eğitimin teşkilatlandırılması Fatih (1451-1481) tarafından yapılmıştır. Enderun mezunu beyler ile saray cariyeleri evlendirilerek eğitim kökenli aristokrat bir aile yapısı kurulmuştur. 3.Murad (1574- 1595) birlikte Harem halkı gittikçe arttı. Bu artış ile birlikte de kapalı kapılar arkasındaki yaşama karşı merak uyandı ve insanların hayal dünyasını kamçılandı. Yazarlar, ressamlar v.s. en bilindik, en ortalık yerdeki bölünmüş gibi yazdılar, çizdiler. Senaryolar, filmler, romanlar, tiyatro oyunları öyle bir anlattılar ki, hayal güçlerini öyle bir kullandılar ki sanki orada, o an bulunmuşlar gibi, biz de dolayısı ile asıl fonksiyonlarını unuttuk gitti. Haremin bilinmeyen cinsellik yüklü ve kişilerin hayal dünyasına dayalı yazıları, çizileri o kadar ayyuka çıktı ki dünya'da eşi benzeri görülmeyen mektebini göz ardı ettik. Aslında Hanedan ailesi için harem bir yuva, bir ikametgahtı. Hizmetkarlar için ise eğitim kurumunun ta kendisiydi. 2. Osman ( 1618-1622) ve Sultan Abdülmecid (1839-1861) hariç padişah ve şehzadelerin eşini sadece cariyelerden seçmesi adet haline geldi.

Osmanlı sarayı Birun( idari teşkilat), Enderun ve Harem bölümlerinden oluşmaktaydı. Birun görevlileri Bab-ı Ali'de görev yaparlardı. Genç hanımefendiler sadece padişah için değil, Valide Sultan, Harem ileri gelen hatunlarını hizmetleri ve askeri- idari de görevli beyefendiler için uygun birer eş olmak için eğitilirdi. Yani batıların deyimi ile ''Leydilik Okulu'' idi. Enderun, padişahın öz bakımı ve hizmetleri için hazırlanırken hatunlar aynı hanımefendilikle karşımıza çıkıyorlar. Saray çevresinde ileri gelenler, kızlarını bu okulda yetiştirilip, iyi bir izdivaç yapmaları için kendi elleri ile hareme verirlerdi. Padişah eğer güzelliği ile dikkat çeken hatunların zekalarından ve becerilerinden de etkilenirse kendine Hatun yapardı. Beceri deyince aklınıza kötü şeyler gelmesin. Bu hanımlar edebiyat, müzik ve sanat üzerine çok bilgiliydi. Aralarından şair hanımlar, besteci hanımlar çıkmıştır.

Savaş esirleri için de burası bir kurtuluştu. Şair Leyla Saz anılarında bazı Çerkez kadınlarının, kızlarını padişah haremine dahil olmasını isteyen, ihtişam ve mücevherlerle süslü bir hayat sürmelerini anlatan ninnilerle büyüttüklerini ifade eder. Esir hanımefendiler azat edildiklerinde de Enderun mezunu beyler ve diğer görevlilerle evlendirilerek, üst düzey yaşamlarını sürdürmeye devam ettirmeleri sağlanıyordu. Haremdeki hanımların hepsinin maaşları vardı. Maaşlar kıdem itibarı ile artardı.

Haremin hatun kısmına yabancı bir erkeğin girmesi, padişahın aşkları konusunda konuşulması yasaktı. Bu durum da insanların fantezilerini kamçıladı ve kurdular,kurdular, kurdular.....Osmanlı padişahlarının azgın teke kılıklı, canı çektikçe bu bölümden kadın seçip, cinselliğini ayyuka çıkarttığı fanteziler ile süsleyerek zevk-ü sefa amaçlı kullandıkları bir bölüm değildir HAREM. Burada ki hanımlar üst düzey kültür gurubunu temsil etmek için eğitim alıyorlardı.

Harem dairesini bir kez dahi görmemiş Avrupalı, öyle bir hayal etti ki Harem'i biz bile inandık. Sözüm ona cariyelerini gece için padişah seçermiş(seçenler vardır tabi ki kişi çeşit çeşit), cariyeler sıra sıra dizilirlermiş, beğendiği cariyenin önüne mendil atarmış( ne mendil atacak o koskoca padişah istedi mi alır), Kim görmüş? Mutlaka bu dairede de diğer ocaklarda olduğu gibi aşırı disiplin vardı. Bu hanımefendiler sıraya giriyorlardır ama gerisi benim hayal gücüme kalmış.

Doğu'da harem, hanedan ailesinin yaşadığı, yabancıların alınmadığı kısım olarak algılanırken, Batı'da kadınların yaşadığı ve erkeklerin sahibi olduğu bir zevk-sefa ortamı olarak düşünülüp, paylaşılmış, Pek çok ressam masal etkisinde tablolar oluştururken bu eserler aksi düşünülemeyecek dogma olarak beyinlere nakş etmiştir.

İngiliz İstanbul elçisi Wortley Montagu'nun eşi Lady Montagu'nün aktardıkları da Hafsa Sultan'ın aktardıklarıdır. Yazdığı mektuplarda '' öteden beri söylendiği gibi Padişah'ın hangi kızı isterse ona bir mendil attığının kesinlikle doğru olmadığını ifade etti. Padişah, kızlardan hangisini isterse onu haremağası vasıtası ile yanına çağırtırmış. Harem halkı, padişahın çağırttığı kızı, hamama götürürler, vücuduna hoş kokulu yağlar sürerler, gayet zarif giydirirlermiş. Padişah kendi odaya gitmeden evvel kıza bir hediye gönderir, sonrasında kızın bulunduğu daireye gidermiş. Yatağın eteğine kadar kızın sürünerek geldiği de yalanmış....''diye anlatmaktadır.

Dikkat ederseniz mektupta yazılanlar hep mış, muş. O bile gerçekleri gözleri ile görmemiştir. Harem yaz yaz bitmez.

Hayatta sizin için hiç bir şey mış, muş olarak kalmasın dileği ile....

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dizine Cansu Dere çıkıyor mu? Hayır Cansu Dere eğer sözleşmesi uzatılmadıysa 13 bölüm içim Muhteşem Yüzyıl dizisinde yer almak için sözleşti. Sanırım yayın döneminin 7. veya 8. bölümü dün gece yayınlandı. Yani Firuze (eğer sözleşme uzatılmadıysa) en az 5-6 bölüm daha ekranlarda. Bu süre içerisinde Firuze'yi assanız da, taşlasanız da, ayağına taş bağlasınız da, denize atsanız da, diri diri gömseniz de dizide ölmez. Eğer çıkacaksa da Firuze'nin sonu ancak yılbaşını bulur.

ece er 
 15.11.2012 10:24
 

Yapımcı, Cansu Dere'nin oynadığı karaktere gelen tepki sebebi ile çok sinirlenmiş ve bu sezonu Cansu Dere ile bitirme kararı almış. Sadece duyduğum bir dedikodu. Ama görülen o ki Firuze sezon finaline kadar bizimle.Seyirciye inat mı? Ya sizce?

ece er 
 07.11.2012 21:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 781
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 3836
Kayıt tarihi
: 23.09.12
 
 

16- 06- İstanbul'da doğdum. Tatbiki Güzel Sanatlar Tekstil Ana sanat dalı Moda tasarımı bölümünde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster