Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Kasım '12

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
7150
 

Muhteşem Yüzyıl-Gülfem Hatun- Haseki/Hünkar Hasekisi

Muhteşem Yüzyıl-Gülfem Hatun- Haseki/Hünkar Hasekisi
 

Gülfem Hatun Cami alınlık


2003 yılında yayınlanan ''Hürrem Sultan'' dizisinde Yasemin Kozanoğlu, 2011 yılında ''Muhteşem Yüzyıl''da Selen Öztürk can verdi Gülfem Hatun'a. Ne zaman doğduğu, nereden geldiği kaydı bulunmuyor. Gülfem, adının anlamı ''gül dudaklı-gül ağızlı'' demektir. Bu gül dudaklı, nereden geldiği hanımın hakkında yazmak aslında beni mutlu etti. Umarım sizi de mutlu eder.

Dizilerde görüldüğü gibi uzun uzadıya bir Gülfem Hatun bulamadım karşımda. Aslında Gülfem, tarihten günümüze bir kaç satırdan ibaret. Ama senaristler onu koskoca bir dizide yaşatıyorlar. İyi de ediyorlar, belki meraklanıp, kendi araştırmanızı yapıyorsunuzdur.

Şimdi artık Gülfem Hatun'a satırlarımda ''Perdeeee!'' deme zamanı geldi. Gülfem Hatun cariye kökenlidir. Çağatay Uluçay, Türk Tarih Kurumu tarafından basılan ''Padişahların Karıları ve Kızları'' adlı kitabında (ben de 1992 yılında basılmış 3. baskısına sahibim) 3. eşi olarak göstermektedir.

Yenişehir Kadısı'na yazılan bir padişah hükmünde; ''Seyyidet ül-mesturat Gülfem Hatun damet ismet-ü ha.....'' diye bahsedilen Hatun kişinin padişah haremine ait bir hanım efendi olduğunu gösteriyor. Hükmün başında ise Kanuni Sultan Süleyman tuğrası bulunmaktadır. Bu hüküm sonrasında Yenişehir'in Karahisar Köyü'nde de bir çeşme yaptırıp, su getirtmiş bu hatun kişi. İşte bu Gülfem, Hürrem'in Kanuni Sultan Süleyman'a yazdığı bir mektupta belirtilen ''Gülfem Cariyeniz'' diyerek bahsedilen Gülfem ile aynı Gülfem Hatun'dur.

Dizide anlatılan Gülfem Hatun çok ince ayrıntılarla göze geliyor. Gerçek hayatta ise Gülfem Hatun bir kaç satır. Hürrem'in ölümünden sonra Kanuni Sultan Süleyman'ın gözdelerinden biri olmuştur. Bilirsiniz haremdeki cariyelerin en büyük hayali padişah tarafından beğenilmektir. Beğenilen cariye, saraydaki ''güç ve zenginlik''i özel hayatına şekil vermek için kullanır. Padişahın cariyelerinin hepsi ''Haseki'' veya ''Hünkar Hasekisi'' olarak adlandırılır. Hamile kalan cariye eğer erkek çocuk doğurursa ''Haseki Sultan'' unvanı ile maaş (Paşmaklık) alarak büyük bir gelire sahip olur.

Hürrem Sultan'ın ölümü ile Gülfem Hatun padişahın gözdesi olur ve günlüğü 6 akçeden 150 akçeye çıkartılmış. Gülfem'in Murad isminde bir erkek çocuk doğurduğu ve bu çocuğun öldüğü yazılıyor. Kimilerine göre çiçek hastalığından, kimilerine göre de Kanuni Sultan Süleyman tarafından öldürtüldüğü yazılıp, çizilmektedir.

Gülfem Hatun normal yollardan ölmemiştir. Anlatılan ve öldürülmesine sebep gösterilen olay ise çok acıklı ve netlik gösterilmemektedir. Gülfem Hatun, diğer hatunlar gibi hayır- hasenad işlerine pek düşkündür. Üsküdar'da kendi imkanları ile bir cami yaptırmaktaydı. Parası tükenince (ki az sonra hatun kişinin zenginliğini vermek için camiye vakfettiği mal varlığını yazacağım) Kanuni Sultan Süleyman'ın oda nöbetini ve hizmetini başka bir hasekiye satar. Kanuni Sultan Süleyman, odasında Gülfem yerine başka haseki ile karşılaşınca, bir de bu hizmeti para karşılığı devrettiğini öğrenince ''Benim yatağımı satıp sırasını başkasına verenden hayır gelmez, kellesini hemen vurun'' buyurmuştur. Gülfem, hem padişahı reddetmiş, hem de bundan para kazanmaya çalışan biri olarak uzattı boynunu cellada.

Ama bu dedikodudan ibaret! Tezat şudur ki; Gülfem Hatun 1561 veya 1562 yıllarında ölmüştür. Cami bu ölümden önce bitirilmiştir. Bitirilmekle kalmamış, vakfiyesi de düzenlenmiştir. Sadece doğru bilinen şudur ki Gülfem Hatun eceli ile ölmemiştir. Buna sebep olarak da Gülfem Hatun'un mezar taşında ''Şehide-i Saide'' yani ''Kutlu Şehid'' yazması gösterilmektedir.

Gelelim Üsküdar Gülfem Hatun Cami'ye vakfedilenlere. İstanbul Saman Viran Mh 24 oda, Bitpazarı çevresinde 10 oda, Hacı Üveys mh. 1 ev, 4 dükkan, Alaca Hamam civarında 6 ev, Çelebioğlu mh. 5 ev, Molla Gürani Kervansarayı yanında 1 fırın, 3 ev, 1 kasap dükkanı, Üsküdar'da 2 ev, 5 dükkan, 1 bahçe , Galata'da 1 ev... diye uzayıp gidiyor. Bunlarla da bitmemiş Gülfem'in istekleri imamın maaşından tutunda, her cuma günü ve ramazan ayı boyunca verilecek yiyeceklerin kilosunu bile belirtmiş. Artan para ile de ''Ruhun mevlüd'' okunmasını buyurmuş Gülfem Hatun. Anlaşıldığı üzere Gülfem Hatun'un parası- pulu yerindedir. Padişahın yatağını bu sebep ile satmış olamaz, belki de hiç böyle bir hikaye olmadı. Belki de ''Padişah efendimiz'' Gülfem'in kellesini almadı. ''Kutlu Şehid'' ibaresi pek çok mezarda bulunmaktadır. Belki de Hatun kişi eceliyle öldü de padişaha yaptığı hizmetler karşılığı bu yazıyı hak etti. Kim bile bilir?

Efsanelerin ışığında Gülfem Hatun'a bakılırsa talihsiz bir hayat sürmüştür. Gelelim camimize talihsiz Cami demek geldi içimden.1850 yılında cami yandı. 1568 yılında camiyi mahalleli yeniden inşa ettirdi. Bu mahalleyi de Gülfem Hatun oluşturmuştur. 1930 yılında Üsküdar caddesini genişletmeyi isteyen belediye (taşımak o devirde mümkün değildi her halde, oysa Atatürk koskoca bir köşkü yürütmüştür) caminin medresesini ve Gülfem Hatun türbesini yıkmıştır. Gülfem Hatun'un mezarını caminin yanına taşımışlardır. Hatun kişiye ölümünde bile rahat vermemişiz.

Hayatta rahatınızı kimse kaçırmasın dileği ile...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 781
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 3831
Kayıt tarihi
: 23.09.12
 
 

16- 06- İstanbul'da doğdum. Tatbiki Güzel Sanatlar Tekstil Ana sanat dalı Moda tasarımı bölümünde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster