Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Temmuz '14

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
174
 

Muhteşem Yüzyıl'ın Muhteşem Finali

Ben biraz geç de olsa, Muhteşem Yüzyıl’ın finali ile ilgili yazmak istiyorum. Benimki bir dizinin finalini yorumlamaktan çok, bir efsanenin son buluşunu genel bir bakış açısıyla yorumlamak olacak. Bu diziden sonra, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Tarihe, tarihi kişiliklere eskisi gibi bakılmayacak. Bu dizide “bu dünya Süleyman’a da kalmaz” sözünü tam manasıyla anladık. Görev aşkı, ölüm döşeğinde bile Kanuni’yi bırakmadı. Bütün eleştirilere rağmen bu dizi Kanuni’yi benim gözümde küçültmedi. Aksine büyüttü, gerçek bir insan yaptı. Tarihte pek bilmediğim insanları daha iyi tanımama ve merak edip haklarında okumama yol açtı. Pargalı İbrahim, Mustafa, Beyazıd, Rüstem Paşa, Mihrimah, Taşlıcalı ve niceleri. Önceden tarih deyince Kanuni’yi, Yavuz Sultan Selim’i, Fatih’i, Yıldırım Beyazıd’ı bilirdik. Şimdi ise, bir dönemde ne çok kişiyi tanıdık, öğrendik.

Bence tarihe ilgi ilk İstanbul Kanatlarımın Altında filmiyle başladı. Muhteşem Yüzyıl’la doruğa ulaştı. Sebebi her ne olursa olsun, diziyi izlemeyenler çok şey kaçırdı. Sadece tarih bilgilerini artırma şansını değil, bir sanat şölenini kaçırdılar. O müzikler, kostümler, aforizmalar, manzumeler…  Beyazıd’ın babasına yazdıklarını, babasının cevabını, Mustafa’ya yazılan mersiyeleri, bunların hiçbirini bize okulda öğretmemişlerdi. Ben bu diziyi seyredince sadece tarih bilgimi değil, edebiyatımı da geliştirdim. Muhteşem Yüzyıl, sadece bir dizi olmadı. Önemli bir çığır açtı. “Amerika yok tarihiyle nice film yaparken, biz niye dünyaca seyredilecek tarihi bir dizi ya da film yapamıyoruz?” soruma cevap verdi. Ancak sanatın sayesinde 500 yıl sonrada da olsa tarihin karanlıklarında unutulmuş, haksızlığa uğramış karakterlerin canlanabileceğini öğrenmiş olduk. Haremağası gibi önemsiz sayılabilecek bir karakterin bile nasıl önem kazanabileceğini gördük.

Ben Muhteşem Yüzyıl’da hikayenin anlatılışını sevdim. Hani bir solukta okunan kitaplar vardır ya onun gibi… Son bölümde Sümbül’ün boş sarayda dolaşıp anıları yadetmesi duygulandırdı. Bitsin diye gözüne baktığınız, bitince boşluğa düştüğünüz her şey gibi. “Tarihimizi çarpıtıyor, haremi ön plana çıkarıyor” diye propagandalardan etkilenip ya da “ben tarihi diziden değil, kitaptan okuyup öğrenirim” diyerek Muhteşem Yüzyıl’ın bir bölümünü bile izlemeyenler –ki içlerinde benim de yakınlarım var- çok yazık ettiler. Dizi değil, belgesel seyrettiklerini sandılar. Oysa o, bir oyunculuk dersi, kubbede hoş bir seda idi.. Uzattım galiba, ama klavye ele geçince durulmuyor. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 62
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 647
Kayıt tarihi
: 01.02.11
 
 

ODTÜ Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği mezunuyum. İlgi alanlarım edebiyat, sinema, tiyatro, TV..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster