Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '11

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
1796
 

Muhteşem Yüzyıl rezaleti

Muhteşem Yüzyıl rezaleti
 

Show Tv ekranlarında yayınlanan, gazete ve tv ekranları, aylar öncesinden tellal tutularak reklamı yapılan diziyi (Muhteşem Yüzyıl) niye yalan söyleyeyim, biraz utanarak biraz da sıkılarak izledim. 

Kabul etseniz de etmeseniz de atanız olan geçmişinizin üzerinde kim gölge bırakarak kendi payına bir şeyler yapmaya çalışıyorsa, utanmamanız ya da sıkılmamanız mümkün değil. 

Aslında Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk içinde buna benzer görüntülerle yayınlar yapılmaya çalışıldığında aynı utancı yaşamıştık. 

Kabul edilmesi gereken tek bir gerçek var, hiç kimse kusursuz değildir, olması da mümkün değildir. Ancak Atatürk’ü alkolik, tutarsız kararları olan bir kimlikle sunmaya çalışan anlayışla, Osmanlı’yı kadın düşkünü, entrikalarla yönetilen bir devlet anlayışı olarak göstermekte aynı kefede tartılması gereken bir başka husustur. 

Dizinin hemen hemen her yerinde işlenen müstehcenlik ve kadın temalı figürler ne kadar Osmanlıyla bağdaşır bilinmez. Ancak abartı denen sanatı bu kadar aşırı dozda işlemek de filmi seyredenleri bayar ve diziden uzaklaştırır. 

Yani o yüzden filmin sonu gelmeden ben teslim oldum ve başka kanala geçtim. Özellikle Harem’e bakan hadımağalarının çokluğu gözüme çarpan başka bir konuydu, Osmanlı hem uçkuruna düşkün, hem de Sultana ait kadınların(!) başına bir çorap örülmesin diye o kadar erkeği kesip biçip Harem’e sokmak aklı başında bir devlet adamının yapacağı iş değil. Üstelik bu kadınları Padişahın koynuna sokmak isteyenler de Sultanın Anası olunca filmin seyirlik bir yanı kalmıyor ve deyim yerindeyse işkenceye dönüşüyor. 

Kısaca dizi, seyirci ilgilensin diye, kadın, şehvet, entrika dolu temalarla süslenmiş, sanıyorum bir iki bölüm sonra, felçler, boşanmalar, aldatmalar başlar. İlk bölümden tahminim de, Hasodası başı İbrahim efendinin, Alexandra ile eninde sonunda aşna fişne yapacağı. 

Bütçe yönünden iyi para harcandığı her halinden belli olan dizide ses getirecek, reklamı yapılacak bir şeyler ortaya koyamıyorsanız, yapımcılar da boş durmaz. Gerçi dizide Sultanı canlandıran Halit Ergenç bu konuda sabıkalı olan kişilerden, daha önce oynadığı Binbir Gece Masalları adlı dizi de bir geceliğine 150.000 dolar vererek başlayan bir sultanı(!) oynamıştı. 

Demek ki, “Binbir Gece Masallarının” etkisinde fazla kalmış olmalı ki oradan Osmanlı Sarayına terfi etti. Film’in teknik yönden tartışmak haddimize değil, ancak gördüğümüz kadarıyla da onda bile filmcilik adına tartışılması gereken o kadar çok konu var ki. 

Diyalektik berbat, Vatikan Papası kendi dilince konuşurken, tercüme; Türkçeyi yeni öğrenen bir yabancının ağzıyla yapılıyor seyirciye. Sözde Kanuni olan aktris derin Osmanlıca-Farsça kelimelerle süslerken cümlelerini, saray ahalisi muteşem ve düzgün İstanbul Türkçesiyle konuşuyor, bu arada seyirci git-gel yaşıyor. 

Bir tarafta elinde Osmanlıca-Farsça sözlük, bir tarafta alt yazı kaosunda boğuluyor. Notre Dome’nun kamburu zangocu Quasimodo kılıklı bir ressam Osmanlıyı ve Saray’ı resmedip kayıt altına alıyor, falan vesaire. 

O kadar çok teknik hata var ki. Dizi ilk bölümünde çorbaya dönmüş, sanıyorum son bölümünde de dibine tutar. Ben beğenmedim, beğenen söyle geçsin breeeee densuzlar. 

Sağlıcakla kalın. M.Bülent ÖZÇELİK 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Üstad selamlar... Güzel bir eleştiri yazısı olmuş. Tebrikler... Ama yanlış anlaşılmazsa bir noktadaki küçük bir hatayı düzeltmek isterim... Dizide, "sözde Kanuni olan aktris" diye yazmışsınız. Ben filmi izlemedim ama bu "Kanuni" dediğiniz kişi "Kanuni Sultan Süleyman" ise, herhalde fildeki oyuncu da erkektir, diye düşündüm... Kısacası erkek oyunculara "aktris" denilmez..."aktör" denilir... Yanlış anlamayın ne olur...Bence önemli bir kelime hatası var gibi... Bilgilerinize...

Mesut Budak 
 10.01.2011 19:40
Cevap :
Haklısınız, çok özür dilerim, biraz acele yazdığım bir yazıydı.Dikkatsiz davranmışım.  11.01.2011 14:16
 

Karar vermekte acele davranmışsınız,doğal saray yaşamı...Hangisi yalan?Gerçeği o değil mi sarayın? Durun bakalım daha ilk bölümde ölüm fermanı çıkartmayın hemen... AYRICA H.ERGENCİN OYUNCU OLDUĞUNU DA, BUNUN VE DAHA ÖNCEKİNİN BİRER FİLM OLDUĞUNU DA UNUTTUNUZ SANIRIM,ŞAHIS VERİLEN ROLÜ OYNUYOR,KENDİ YAŞAMINI DEĞİL Kİ ADAMI YAFTALIYORSUNUZ!

perihan reyhan ALKAN 
 10.01.2011 14:24
 

Ben tarihe merakımdan dolayı heyecanla bekledim diziyi ama hayal kırıklığına uğradım. Evet, tarihi gerçekleri içinde barındırmıyor değil ama birpadişahın cinsel hayatı bu kadar da ayrıntılı işlenmez ki, ne bileyim başka konulara da yer verilebilirdi. Kötü olmuş..Selam ve saygılar...

Güler Sun 
 10.01.2011 12:55
 

Öncelikle herkes her şeyi beyenmek zorunda değil, birden bu diziyi karalama kampanyalarının başlamasını da anlamak zor. Herkes eleştirir ama otur sen yap deseler kim yapmaya çalışır? Ben dizileri pek takip etmem ama birçok dizi de inanılmaz hatalar da gördüm. Tarihi açıp bakarsanız hadım edilmiş harem personeli ve hareme katılan yabancı kadınlar gerçektir. Dizide gördüğüm, padişah kadınlara düşkün gösterilmemiş. Sıradan bir saray hayatı sadece. Oğlancı olduğu bilinen padişahlar da vardır kayıtlarda Bu da ayrı bir bilgi...

gökhan kayral 
 06.01.2011 17:52
Cevap :
Yorumunuza sadece saygı duyarım, beğenmeyen densuz demek haddimize değil ancak, diyalektikte ki çatışmayı göstermek için bir yerde düzgün Türkçe diğer tarafta Osmanlıca konuşulmasını göstermek için kullanılmış bir terim olarak düşünmenizi ister saygılar sunarım.  07.01.2011 15:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1301
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Yerel bir gazetede yaklaşık 6 yıldır köşe yazarlığı yapıyorum. Gündelik yaşamın gölgesinde kalan kon..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster