Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '09

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
623
 

Mükemmel bir sinema örneği: Devrim Arabaları

Mükemmel bir sinema örneği: Devrim Arabaları
 

Filme konu olan otomobillerin yapımını ve dramatik sonlarını ilk defa Attila İlhan'dan dinlemiştim. Devrim Otomobilleri eğer komprador burjuvazimiz ile bürokrasimizin engellemelerine takılmasaydı belki de Türkiye'nin yakın tarihinde bazı şeyler yaşanmaz ya da farklı bir ülkenin içinde yaşıyor olurduk.

Devrim Otomobilleri'nin talihsizliği devlet eliyle hayata geçirilmesi süreciyle başlıyor. Filmde belirtilen bütçeler eğer doğru ise 1961 yazında Türkiye'de 1.400.000 TL'lik yatırım gerçekleştirecek yerli sermaye grubu henüz yoktu. Zaten Türkiye'nin bence bugün dâhil en temel sıkıntısı da burada düğümleniyor. Darbe ile iş başına gelmiş Cemal Gürsel belki de Atatürk'ten aldığı ilhamla kalıcı bir iz bırakmak istemiş, Türkiye'nin kendi otomobilini yapar hale gelmesi "fantezisinin" peşine düşmüştür. Üstelik 130 gün gibi irrasyonel bir sürede.

Cemal Gürsel Aga askerdi ve sadece emir vermesini biliyordu. Kuşkusuz o gün başka bir şeyin emrini de verebilirdi belki o da gerçekleşirdi ancak bir tane yapmak, prototip gerçekleştirmekle seri üretim başka başka şeylerdi. Eskişehir'de küçük bir atölyede bir araya gelen 23 mühendis ve onların ustaları sanat değil "zanaat" işi gerçekleştiriyorlardı. O zanaatın 47 yıl sonra sanat eserine dönüşeceğini bilmiyorlardı.

"Devrim Arabaları" filmini izlerken mühendis olmanın verdiği heyecanı içimde hissederek; artık böyle insanların olmadığını düşünüyordum. Film teknik olarak bugüne kadar izlediğim yerli filmler içindeki en gösterişli ve teknik yapıtlardan biri olduğunu söylemeliyim. Dökümhane, kalıp atölyesi sahneleri inanılmazdı. 23 mühendisin içlerinden birinin sahip olduğu bir otomobili dağıtıp, o modele uygun yeni bir otomobil ortaya çıkartırken yaşadıkları bütün sorunların gerçeğe uygun bir şekilde yansıtılmış olduğunu düşünüyorum.

Filmin sanatçı kadrosu ise göz kamaştırıyor. Hani nereye kafanızı çevirseniz üstlendiği rolün hakkını verecek "en iyisini" görüyorsunuz. Bu da sinemamızın en iyi filmlerinden bir tanesinin ortaya çıkmasına yardımcı oluyor, kuşkusuz.

130 günde ortaya çıkartılan iki otomobilin benzin göstergesinden kaynaklanan küçük bir detay yüzünden başarısız olduğu gibi bir final gerçekte de aynen yaşanmış olmasına karşın geri planda bambaşka politikalar olduğunu projenin içindeki mühendis ve ustaların bile çok azı ayırt edebiliyor. Ancak film izleyicisine bu gizli gerçeği de vermeyi başarıyor.

<ımg src="http://engurcanfes.net/blog/image.axd?picture=devrim.jpg" width="553" height="416">
-47 yıl önce yapılmış bu otomobilin hala yürüdüğünü öğrendiğimde çok şaşırdım.-


"İki üç otomobil yapacağım derken, fındık satamaz duruma gelirsek halimiz nice olur?"

Türkiye o yıllarda bir gemi dolusu tarım ürünü satıp karşılığında bir iki tane sanayi ürünü satın alıyordu. Şu çok net bir gerçektir ki, dünyadaki hassas dengeler yüzünden kapitalizmin motor gücü sanayi üretimine giremiyordu; çünkü buna izin yoktu. 2001 krizinde Ecevit'e IMF tarafından imzalatılan niyet mektuplarında dahi bu sınırlandırmanın izlerini görürsünüz.

"Demokrasinin kurallarını yerleştirelim, vesayet altından çıkaralım!"

Al sana demokrasi gerçeği işte. Kim kimin vesayeti altında?

Parçaları dağıttığınızda bütünü göremiyorsunuz. Aynen bir otomobilin çalışmasını sağlayan her bir parçanın önemi gibi.

Bugün tersanelerini satılığa çıkarıp, kapatan; tersanenin kendisinin işçilerin teker teker kıyıldığı bir ölüm makinasına dönüşmesine seyirci kalarak antipropaganda yapan güncel politikaların da 47 yıl önce Devrim Arabaları'nın sanayiye dönüşmesine engel olan zihniyetten farkı yoktur. O politikalar Türkiye'nin yat ve gulet yapan bir sanayinin ötesine geçmesinden büyük rahatsızlık duymaktadır.

Neden?

Çünkü Türkiye'nin komisyoncusu çoktur. 47 yıl önce de komisyoncu zihniyeti egemendi, bugün de.

Yatırımcısı da sanayici olma kültüründen uzaktır. Hal böyle olunca da ülkemizin durumu da bu oluyor.

Devrim Arabaları filmi sinemamızın önemli eserlerinden biri olmuş. Kurgusu, senaryosu, içeriği, bütün ayrıntıları veriyor olması bakımından da tarihe ışık tutuyor.

Büyük keyif aldım; ancak çok üzüldüm.

Keşke...

Neyse...

Uzay Gökerman

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1918
Toplam yorum
: 2001
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1330
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster