Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '12

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
14012
 

Mulholland Çıkmazı’nın sırrı çözüldü!

Mulholland Çıkmazı’nın sırrı çözüldü!
 

Mulholland Çıkmazı'nın girdabına kapılanlardansanız, bu yazıyı mutlaka okuyun!


Gençlik çağlarımızın yegane fantezisi olan ‘sinema’nın, her sahnesi beyne kazınan bir girdabıydı Kayıp Otoban (Lost Highway).

Beyoğlu Sineması’nın 15’er günlük seçkiler yaptığı dönemde, bilet parası heba olmasın diye Topkapı’dan Taksim’e yürüyerek gitmeyi göze aldığımız bir fantezimizdi bu film.

Sinemanın kapısından girmemiz yetiyordu, hayatın gerisi çok da önemli değildi.

Delifişek çağlarda, damarlardaki kanın elektrogitarla titrediği zamanlardı. Ünlü Alman grup Rammstein vuruyordu gitarın teline; uzun saçlı kelleleri sallayıp kafa dağıtıyorduk. Parçalardaki her solodan her ritimden her tınıdan esrarengiz hikayeler türetiyorduk. Geçici heveslerin kişisel adabımızı yerlebir ettiği günlerdi. Dar koridorlarda gerçekleşen zihinsel yolculuklarda beyin bir kapıyı açıyor, ardından Rammstein çalıyordu. Sarışın bir şeytan sesleniyordu, sesinden ürkmüyorduk.

İşte Kayıp Otoban’ı kişisel tarihimin böyle bir anında hıfzettim.

Derken, David Lynch denilen herifin Fil Adam’ını da (The Elephant Man), Mavi Kadife’sini de (Blue Velvet) ve tabii, Mulholland Çıkmazı’nı da (Mulholland Drive) ezberlediğim dönemler geldi.

“Nemli ve güneşsiz bir bodrum kattaki delikanlının, hayata tutunabilmesi ya da rüyalarda yaşayıp, dünyada kalmayı başarabilmesi için yapması gereken yegane şey nedir?” diye sorsanız, şöyle uzanıp tekrar be tekrar şu kahrolası Mulholland Çıkmazı’nı izlemesidir yanıtını veririm. Bir filmde kaybolmayı ve bundan, çözülememesine rağmen zevk alabilmeyi öğreten Lynch olmasa, bizim delikanlılık çağları bu duyguyu tatmaksızın nasıl geçerdi bilemiyorum. Lakin bildiğim bir şey var; arkadaşım Murat Salma’nın da aynı girdaba düşmüş olduğu gerçeği...

Kimine göre yalnızca bir rüya, kimine göreyse yönetmenin mantıksız bir fantezisinden ibaret olan Mulholland Çıkmazı’nın girdabına düşmüş olan dostum, hiç üşenmeksizin filmi saniye saniye izleyip çözümlemeye çalışarak bizlere yol gösteriyor. Yap-bozun her parçasından bir kısım seçerek yıllarca zevkin doruklarına vardığım, ancak resmin bütününü görmeyi istemediğim bu başyapıt, aşağıda belirtilen önermelerle mantık çizgisine oturuyor. Fakat bütün bunlara rağmen, film çekiciliğinden hiçbir şey kaybetmiyor. Son tahlilde şunu anlıyor insan; bir sanat eserini ince ince hesaplamadan, her sahneyi, her planı nakış gibi işlemeden, ayrıntılarla zenginleştirilmiş fanteziyi yekpare bir resme dönüştürmeden büyük sanatçı, büyük yönetmen olunmuyor. Bunu, ille de Mulholland Çıkmazı’nda görüyor benim gibi tüm sinefiller.

İşte, tüm zamanların en tartışmalı filminin, Mulholland Çıkmazı’nın Murat Salma yorumu:

 

ADIM ADIM RÜYAYA DOĞRU

Aslında filmin %80'den fazlası Diane'ın rüyasından ibaret. Rüya olduğu için tuhaflıklar ve zor anlaşılan yerler var ama genel olarak tuhaflıkların sebebi filmin çoğunun rüyadan ibaret olması.

Çok az da olsa flashback, hayal ve hallisünasyon da var. Geri kalan %20'ye yakın kısım gerçek ve bunun da çoğu şimdiki zaman veya yakın geçmiş.

Diane (sarışın) (filmde gerçek hayattaki adı da Diane) bir swing (jitterbug) dans yarışmasında birinci oluyor; bunu Hollywood'a girmek için bir basamak olarak kullanıyor.

İstediği şey bir yıldız olmak, yıldız ve iyi bir aktris. Ruth teyze denen kişi ölmüş aslında, mirasını Diane'e bırakıyor.

Diane'ın yanında olan (havaalanında) iki yaşlı kişi aslında gerçekte olmayan karakterler; bunlar sadece rüya ve hallisünasyonda var.

Bu iki ihtiyar muhtemelen onun iyi yanını temsil ediyor. Kara yüzlü yaratık ise onun en kötü ve çirkin yanını.

Neyse, Diane bazı filmlerde roller alarak ilerliyor.

Bob Brooker isimli bir yönetmenin yönettiği ‘The Sylvia North Story’ adlı filmde başrolü almak istiyor ama yine o sıralarda tanıştığı Camilla (esmer, filmdeki gerçek adı) ile de ufaktan ilişki yaşamaya başlıyor.

Camilla aslında kaltağın teki. Kötü karakter. Çıkarcı, hırslı, acımasız, biseksüel... Rolü kapıyor ama Diane ona hâlâ aşık. Diane ile Camilla aynı evde kalıyor (17 numaralı çürümüş cesedin olduğu ev).

Sevişip koklaşıyorlar sürekli ama Camilla bunun geleceğinin olmadığını ima ediyor ara sıra. Diane anlamazdan geliyor. Camilla hırslı olduğu için işinde ilerliyor. Adam Kesher isimli yönetmenin projesinde de Camilla, yönetmeni tavlıyor. Diane, Adam'ı tavlayamadığı için içten içe üzgün ve Camilla'yı yavaş yavaş Adam'a kaptırdığını düşünüyor.

Adam'ı tavlayamasa da aynı yapımda daha küçük bir rolde oynuyor Camilla ile beraber. Bir gün Camilla ve Diane evdeyken kanepede sevişmeye başlıyorlar ama sadece başlıyorlar.

Diane çok hevesliyken Camilla bir öpücük verdikten sonra, “Bunu artık yapmamalıyız” diyor. Biraz zalimce bir ifadeyle tabi. Sanki onu incitmek istermiş gibi.

Diane “Bir daha bunu sakın söyleme” diyor ve kabullenmek istemiyor, elini Camilla’nın pantolonundan içeri sokuyor ama Camilla sertleşip “Yapma” diyor.

Diane, “Onun için değil mi?” diyor ve artık lezzoların aşkı tek taraflı olarak sona eriyor. Adam ile Camilla evlenmeye karar veriyorlar. Bir parti düzenliyorlar bunu ilan etmek için.

Camilla, Diane'e partiye gelmesini söylüyor, isteksiz de olsa Diane kabul ediyor. Akşam parti saatinde Camilla bir limuzin gönderiyor Diane'i alması için ve Diane'e telefon ediyor "Gelecek misin, araba seni bekliyor" diye...

Diane isteksiz de olsa limuzine binip Mulholland yolunda oturan Adam’ın evine doğru gidiyor.

Diane tedirgin ve düşünceli, yolun ortasında limuzin durunca tedirgin de olduğu için korkuyor, “Burada durmamalıydık” diyor. Şoför arkasına dönerken bir şey yapmasından korkuyor sakni ama o sırada Camilla kestirme yoldan gelerek Diane'i alıyor. Adam Kesher da aslında çok duyarlı bir adam değil. Biraz ‘piç’. Annesi Coco... Diane ile Coco orada tanışıyor.

Bahçede bir şeyler içtikten sonra Coco yemeğe geçmeleri gerektiğini söylüyor ve az sonra Diane'in kalbinin paramparça olacağı masada yemeğe oturmak üzere içeri giriyorlar. Masada Adam ve Camilla düşman çatlatır gibi laubali. Camilla bunun Diane'e acı vermesini istiyor sanki.

Adam karısıyla yeni boşanmış bu arada, karısı havuzu temizlemeye gelen kişiyle kendini aldattığı için boşamış ve şutlamış, "Havuzu ben aldım, temizleyen adamı o..." diyor.

Coco, Diane'i konuşturuyor, Diane Hollywood'a nasıl geldiğini anlatıyor. Kanada'dan gelmesi, teyzesinin ölümü, kendisine bıraktığı miras, dans yarışması, Bob Brooker'ın başrolü Camilla'ya vermesi... Buruk bir şekilde bunları anlatıyor.

Adam ve Camilla'nın hiç umurunda değil ama onlar çok ruhsuz ve laubali. Bu Diane'ı daha da kırıyor ve ölüm vuruşunu Camilla yapıyor; filmdeki gerçek ismi bilinmeyen sarışınla öpüşüyor (rüyadaki sarışın Camilla bu). Biraz sonra da sonra Adam'la öpüşerek evliliklerini ilan etmeye hazırlanıyorlar. Sarışın, Camilla'yı öptükten sonra dışarı çıkmak için yürüyor, bu esnada kovboy kılıklı bir adam öylesine geçiyor, muhtemelen sinema dünyasından biri. Hiçbir özelliği yok aslında. Diane, sarışının ve Adam'ın Camilla'yı öpmesi ve evlilik ilanının geliyor olması yüzünden ağlıyor.

Bu arada Diane masadayken ara sıra etrafındakilere bakıyor, ilk defa gördüğü, kendine dik dik bakan bir adam fark ediyor karşı masada. Rüya için malzemenin çoğunun biriktiği yer bu parti. Buradaki ve daha önceki birçok kişi ve sembol rüyasına girecek daha sonra.

 

KÖTÜLÜKLER BAŞLIYOR

Derken, parti bir şekilde bitiyor. Ertesi gün (veya birkaç gün sonra) Camilla Diane'in evine gidiyor kırmızı elbisesiyle ama kapıda tartışıyorlar, Diane ağlayarak onu içeri almıyor. Sırılsıklam aşık ama onu eve almayarak ilişkiyi tamamen koparıyor. Evde kendi kendine mastürbasyon yapıyor ağlayarak. Ama bu içindeki hıncı azaltmıyor. Onu öldürtmek istiyor.

Winkies denen lokantada bir kiralik katille görüşüyor. Camilla'nın bir resmini ve teyzesinin bıraktığı mirastan kalan bütün parasını ona veriyor. Katil, iş bittiğinde ‘mavi anahtar’ı daha önce söylediği yere bırakacağını söylüyor.

Mavi anahtar = Camilla öldü

Bu pazarlığa sadece kasanın yanında duran saftirik bakışlı bir erkek tesadüfen şahit oluyor, Diane ile bir süre bakışıyorlar. Bu adam galiba olayı anlıyor ve iki defa aynı kötü rüyayı görüyor. Bir arkadaşına (veya psikolog-doktor gibi bir şey) aynı Winkies lokantasında oturup gördüğü korkunç rüyayı anlatıyor.

Rüyasında duvarın arkasındaki kara yaratığı gördüğünü ve tarif edilmez derecede korktuğunu belirtiyor. Arkadaşıyla beraber Winkies'in arkasına bununla yüzleşmeye gidiyorlar, adam aynı yaratığı uyanıkken (uyanık olduğu şüpheli) görüyor ve korkudan bayılıyor/ölüyor. Bu yaratık aslında Diane'in içindeki kötülük ve hınç. Adam ona şahit olmuştu. Biraz saf bir arkadaş; kalp gözü açık galiba.

Katil işi bitiriyor ve mavi anahtar bir şekilde Diane'in evindeki sehpanın üzerindeki yerini alıyor. Diane bir halt etti ama içi rahat değil. Ne de olsa sırılsıklam aşıktı. Şimdi bir de vicdan azabı ve polis korkusu sarıyor içini. İyice bunalıma giriyor, kötü rüyalar görüyor. Bir gece swing dans yarışmasında birinci oluşunu (en baştaki renkli dans sahnesi) görüyor.

Uyanıyor, kafasını kaldırıp gördüğü rüyayı hatırlıyor, birkaç saniye sonra kırmızı yastığına kafasını yüzüstü koyup tekrar yatıyor. Hayalleri vardı ama olmadı, cinayetle bitti, bu yüzden görüyor rüyaları...

İşte tam da bu anda, kafayı koyup uyuduktan sonra bir rüya daha görüyor ki, bu rüya filmin baştaki %80'ini oluşturan rüya. Filmin %80'i burada yatıyor.

Sabah çok da hoşlaşmadığı komşusunun kapıyı çalmasıyla uyanıyor. Komşusu kalan eşyalarını almak için geliyor, tabaklarını alıyor, çıkmadan önce sehpanın üstünde piyano şeklindeki kül tablasını görüyor.

“Bu benim” diyerek onu da alıyor. Mavi anahtar da orada tabi o esnada. Bu arada komşusu iki dedektifin yine geldiğini söylüyor, dedektifler diane'den şüpheleniyorlar veya konuşmak istiyorlar. Diane bu yüzden polislerden çok korkar oluyor. Derken, komşusu eşyalarını ve kül tablasını alıp gidiyor.

Diane üstündeki kirli beyaz sabahlığıyla kahve yapmaya başlıyor, o esnada mutfak tezgahının başında hayal veya hallisünasyon olarak Camilla'yı görüyor. Camilla’ya, “Döndün...” diyerek ağlamaya başlıyor, hâlâ çok seviyor ve yaptığı şey beynini kemiriyor. Birkaç saniye sonra kendine geliyor, kahvesini alıp kanepeye oturuyor. Muhtemelen akşama kadar oturuyor ve düşünceler beynini kemirip duruyor; Diane korku içinde... Sonra kapı çalıyor sert sert, artık kayışın koptuğu yer burası; kapının altından parmak boyunda giren iki ihtiyarın hallisünasyonu; Diane’i kovalıyor. Çığlıklar atarak çıldırıyor ve kendini yatak odasına atıp çekmeceden silahı alıyor ve intihar ediyor.

Gerçek hayat burada bitiyor.

 

‘OTU ÇEK, KÖKÜNE BAK’

KARMAŞIK BİR ZİHNİN ÇAKALLIKLARI

Buraya kadar olan kısım ‘lineer’ ve gerçeküstü olmayan hikaye. Geri kalanlar ise rüya ve çok az da soyut görüntüler.

Gelelim rüyaya:

İşte en eğlenceli kısmı burası. Yönetmen, Sigmund Freud'un ne kadar numarası varsa kullanmış. Simgelerle ve Diane'in bilinçaltındaki verileriyle rüyayı süslemiş ve şekillendirmiş. Rüya görüldüğünde cinayet işlenmiş, aslında her şey olup bitmişti. Diane rüyayı hayatının son gecesinde görmüştü, rüyadan sonra bir gündüz daha yaşadı ve o günün akşamına intihar etti.

Filmin ilk sahnesinde Diane'in kırmızı yastığa kafayı koymasıyla, Kovboy'un gelip, "Tatlı kız uyanma vakti" demesi (komşunun kapıyı çalması) arasındaki kısım rüya. Diane rüyasında olayları anladığı gibi veya olmasını istediği gibi görüyor. Gerçekte boka saran hayatını kabullenemiyor ve rüyada olmasını istediği gibi veya anladığı gibi görüyor her şeyi.

Esmer (daha bir adı yok) limuzinde giderken yolda duruyor (kendisi gerçekte partiye giderken durduğu yerde).

Şoför Esmer'e silah çekiyor (gerçekte kendi de korkmuştu). Bir kaza oluyor ve Esmer kurtuluyor, ama hafıza gidiyor. (Esmer'e format atıyor, kendi istediği gibi iyi bir karakter olacak). Esmer şehre en kestirme yoldan gidiyor bilinçsizce, herhangi bir evin önünde tesadüfen sığınacak bir yer buluyor (Bu tesadüf sarışının bilinçaltındaki hayali).

Esmer sabaha kadar orada kalıyor, bu arada gerçekte yaşamayan Ruth teyze, Kanada’ya yapacağı seyahat için bavullarını taksiye taşıyor. Kanada’ya film çekimi için gidiyor (eski bir aktris). Bu arada ilginç bir bilgi buldum, Hollywood'da, sinema sektöründe çalışmak üzere “Kanada’ya gitmek” ölmekle eşdeğer tutulurmuş.

Yani Ruth'un gerçekte ölümü, rüyada Kanada’ya gidişiyle simgelenmiş, gerçekte Diane, Hollywood'da olduğu için bu kuralı biliyor, ayrıca Ruth da bir aktris, Kanada'ya giden herhangi biri değil. Sarışın yeğeninin evinde kalmasına izin vermesi de bıraktığı mirası ve/veya Diane'in hayallerini simgeliyor. O arada bir fırsat bulup Esmer eve dalıp gizleniyor (bunlar Sarışın’ın Esmer'e ulaşmak için fantezileri). Bu esnada Sarışın büyük hayallerle Los Angeles'a geliyor. Kendine yol boyunca eşlik eden iki ihtiyar var yanında (gerçekte yoklar).

Buradaki adı Betty. Betty ismi cinayet anlaşmasının yapıldığı Winkies'teki garson kızın gerçek ismi. Bilinçaltında kalmış, onu kullanıyor. Son derece saf ve iyi bir karakter olan Betty, teyzesinin evini buluyor. Coco, oranın yöneticisi, onu iyi biri olarak betimliyor rüyasında (partideki sohbet masasında ona iyi davranmıştı).

Tonton Coco, evi gösteriyor, Betty çok mutlu, rüyaları gerçek oluyor, her şey toz pembe. Eve girip geziyor, banyoya girdiğinde duşta esmeri görüyor. Esmer’in kafa bi milyon, tabi ad-soyad, nüfusa kayıtlı olduğu yer falan yok.

Esmer kendine ‘Rita’ ismini buluyor posterden. Az sonra Esmer duştan çıkınca ismini Rita olarak söylüyor, yaralandığı ortaya çıkıyor, çok mülayim bu arada, hırslı ve acımasız Esmer gitmiş, yerine Diane'in istediği yumuşak karakter gelmiş. Biraz uyumak istiyor hatırlamak için.

Uyandığında hâlâ hatırlayamadığı için ağlıyor, sarışın “Çantana bakalım” diyor. Paraları ve mavi anahtarı görüyorlar. Onları mavi bir kutuda saklıyorlar. Paralar muhtemelen gerçekte kiralık katile verilen paraları temsil ediyor (zoruna gitmiş bütün parasını vermek)... Aynı çantanın içinde mavi anahtar da olması bu çantayı tamamen cinayet anlaşmasının bir yansıması yapıyor.

Bu arada paralel olarak gelişen diğer olaylar var; yönetmen Adam Kesher bir masada menajeri ve yapımcılarla beraber. ‘İtalyan kardeşler’ gelecek ve çalıştıkları proje için bir kız önerecekler. İtalyanlar geliyor, çok sertler ve tuhaflar (çünkü rüya). Bu kadar sert görünmelerinin sebebi o adamı partide görmesiydi. Orada da dik dik bakmıştı Diane’e. Bilinçaltı bunu çok büyütmüş, adamı psikopatın teki yapmış. O kadar ki, espresso kahveyi beğenmeyince bile kontrolden çıkan, nezaketsiz, kusan, tüküren, sert, tuhaf bir adam. Diğer İtalyan, çantadan sarışın bir kızın resmini çıkarıyor, bu, partide Esmer'i öpen sarışın, rüyadaki adı da Camilla.

İtalyanlar Adam'ı zorluyorlar, başrolde bu kızın olması için. Adam karşı çıkıyor.

Yani Betty böyle düşünüyor. Gerçekte Adam'ın ve diğer yönetmen Bob'un Esmer'e başrol vermesini biraz 'sinema mafyası'na bağlıyor. Kendini böyle avutuyor ama yine de Adam'a kızgın.

Adam ‘olmaz’ deyip rest çekiyor ve arabasına atlayıp eve doğru gidiyor, eve girerken havuz temizliği yapan adamın pikabını görüyor (gerçekte Adam boşandığını anlatmıştı). Sonra yatak odasına giriyor ve karısını kendine boynuz monte ederken yakalıyor. Adam, karısının mücevherlerine boya döküyor ve temizlikçi heriften dayak yiyor, üstü başı boya ve burnu kanamış vaziyette dışarı atılıyor.

Bu, Sarışın’ın ona olan kırgınlığı yüzünden rüyada onu soktuğu hal. Ya da Adam'ı bu şekilde 'mazur' görüyor. Adam gidip köhne bir otelde saklanıyor. Bu arada İtalyanların 'baba'sı olayı telefonla vs. takip ediyor. Baba, -haşa- 'godfather', onun kafasında büyüttüğü 'sinema mafyası' ve çocukça hayali. Başarısızlığını biraz bunlara bağlamak istiyor.

Adam oteldeyken, otelci kredi kartlarının iptal edildiğini vs. söylüyor. Adam durumu öğrenmek için asistanı olan kızı arıyor, kız iflas ettiğini anlatıyor. Durumu kurtarmak için Kovboy denilen bir adamla görüşmesi gerektiğini söylüyor.

Kovboy, partide sadece bir an geçerken gördüğü önemsiz bir kişiydi ama ona çok esrarengiz gelmiş, ona burada esrarengiz adam rolü veriyor. Adam Koyboy'un yanına gidiyor, Kovboy cool, nüfuzlu, tehditkâr ve filozof gibi bir adam.

Adam'ı nazikçe tehdit ediyor; işine dönmesini ve sarışın Camilla'yı seçmesini söylüyor (Betty başarısız hayatını kabullenmek yerine bunlara bağlıyor rüyasında).

Önceki gün teyze Ruth'un (Aunt Ruth -untruth-) evindeyken, komşusu deli kadın gelip bir şeylerin yolunda olmadığını söylüyor, kendi bilinçaltı Betty'yi iğneliyor. Coco bu esnada son derece toz pembe yürüyen işlere uygun bir şekilde sarışına fakslanan replikleri getiriyor.

Esmer ile pratik yapıyorlar, duymak istediği gibi Esmer onun oyunculukta iyi olduğunu söylüyor, (bunu kariyerini çalandan duymak ister çünkü). Ayrıca esmer bu pratik esnasında oldukça tutuk, iyi bir oyuncu değil, hatta Betty'nin konsantresini bozuyor ve Betty ağlaması gereken yerde gülüyor. Ertesi gün Betty seçmeler için ihtiyar yapımcı Wally'nin yanına gidiyor, aynı zamanda teyzesinin de dostu. Oradaki ihtiyar oyuncuyla performansını kusursuz bir şekilde sergiliyor (çünkü kendi kusursuz olduğuna inanıyor).

Buradaki yaşlı oyunucyla Betty'nin canlandırdığı sahnedeki diyaloğa dikkat; Yaşlı adamı kaldırıp yerine Esmeri koyun bir bakalım. Gerçek Diane, sanki rüyadaki Betty üzerinden gerçek Camilla'ya olan gerçek hislerini anlatıyor. "Seni hapse atarlar", "seni öldürürüm", "o zaman seni de hapse atarlar", "senden nefret ediyorum " ifadeleri ama bu esnada öpüşmeleri ve sonunda Betty'nin ağlaması. Çok ilginç.

Oradaki yönetmen ise, yani Bob Brooker, tutuk, aptal, mal gibi bir adam... Çünkü gerçek hayatta ona başrol vermemişti, bilinçaltı, onun yetenekten anlamayan biri olduğuna inanıyordu. Rüyada da onu bir mal haline getirmiş. Ondan başka herkes kendisindeki yeteneği görüyor ama o mal görmüyordu.

Yapımcı Wally'nin eski karısı da bu yeteneği görüp onu Adam'ın yanına götürüyor, “Bu projeye bayılacaksın” diyor Betty'ye.

Bu esnada Adam, Kovboy'un dediği gibi, seçmelerde... Tam o sırada Betty sete giriyor, hayalindeki gibi, Adam ondan gözlerini alamıyor, o da Adam'den. Sonra sıra sarışın Camilla'ya geliyor. Aslında zayıf mimikleri olan yeteneksiz biri sarışın Camilla. Adam zorlandığı için seçiyor onu: “This is the girl.”

Betty tam o sırada eve gitmesi gerektiğini hatırlıyor. Eve gidip Esmer'in kim olduğunu araştırmaya başlıyorlar. Daha önce kaza olmuş mu diye ankesörlü telefondan bir arama yapmışlardı, Betty çocuk gibi mimiklerle "evet bir kaza olmuş" demişti. Telefon Winkies lokantasının hemen yanındaki telefon (hep önceden görmüş olduğu, bilinçaltındaki yerler).

Tuhaf ve çocuksu bir hayal şeklinde, polisler fazla zorluk çıkartmadan bilgi veriyorlar. Kendince hafiyecilik oynuyor rüyasında. Sonra Winkies'te oturup (çünkü burayı gerçekte biliyor) kahve içiyorlar. Garson kızın adı Diane (gerçekte kendi adı).

Esmer'e ‘Diane Selwyn’ adını çağrıştırıyor, eve gidip telefon rehberine bakıyorlar, adresi buluyorlar (Diane Selwyn gerçek hayattaki tam adı).

Adrese taksiyle gidip evi buluyorlar ama ön girişte arabada oturan adamlar ürkütüyor esmeri. Esmerin hafızası yok ama temkinli, peşinde birilerinin olabileceğini düşünüyor. Bu gerçek Diane'in içindeki polis korkusunun bir tezahürü de olabilir.

Adrese gittiklerinde başka bir hatun çıkıyor, daireleri değiştirdiklerini söylüyorlar (gerçekte de öyle). Kadın kendisinin de geleceğini söylüyor, bazı eşyaları olduğunu ve alacağını söylüyor (gerçekte de öyle ve sarışın bunu rüyada da hatırlıyor). Son anda çalan telefon yüzünden vazgeçiyor komşusu (rüyada onun gelmesini istemiyor, ikisi dedektifçilik oynayacak).

17 numaralı eve gidip kapıyı çalıyorlar ama açan yok. Sarışın eve pencereden giriyor ve kapıyı açıyor, evde ağır bir koku var. Odalara bakıyorlar ve yüzü tanınmayacak haldeki sarışın cesedi görüyorlar yatakta. Bu aslında Sarışın’ın kendisi. Rüyada gerçek kendisini ölü görüyor ama onun kendisi olduğunu bilmiyor.

Eve dönüyorlar, Esmer bundan çok etkileniyor, onun kendisi zannedilerek öldürülmüş olabileceğini düşünerek çok korkuyor. Eve gidince, tanınmamak için saçlarını kesmeye kalkıyor, sarışın onu durdurup ona yardımcı oluyor (gerçekte ona aşık, onun için her şeyi yapar). Sarı bir peruk veriyor ona, "başkası gibi oldun" diyor (belki de başkası gibi olmasını hep istemişti).

Esmer yine içerideki kanepede yatmak üzereyken rahat yatakta yatması için yanına çağrıyor, o da hiç zorluk çıkartmadan geliyor (çünkü onun fantezisi ve delice istediği mülayim karakter bu).

 

AŞK AŞK AŞK

VE SILENCIO

Esmer sayıklayarak uyanıyor gecenin 2'sinde, “Benimle bir yere gel” diyor ve Club Silencio'ya gidiyorlar o saatte. Club Silencio aslında Betty'nin bilinçaltında bilmekte olduğu bazı şeylerin tezahür ettiği yer. Filmdeki en yoruma açık bölümlerden biri. "Bando yok, her şey kayıt", çok dokunaklı şarkı söyleyen kadın ağlatmayı başarsa bile, playback çıkıyor ve beyin mıncıklaması geçiriyorsun. Aslında sizi bu kadar etkileyen hollywood'un altı astarı yok. Ağlayacak kadar etkilenebilirsiniz ama aslında arkasında playback var, her şey yalan.

Büyük hayallerle geldiğimiz Hollywood yalan, bu ışıltılı dünya yalan (yönetmenin de mesajları var tabii filmde).

Bu sırada Betty'nin çantasında beliren mavi bir kutu var. Daha önce anahtarını Rita'nın çantasında buldukları kutu.

Pandora'nın Kutusu...

Bu Betty'nin içindeki hırs, aşk, ihtiras, intikam, cinayet vs... bütün kötü hislerin olduğu kutu.

Şovu sunan top sakallı arkadaş kim? Ben onun 'şeytan' olduğunu düşünüyorum. Mavi kutunun onun çantasında belirmesine sebep olan kişi bu hokkabaz. Ona dik dik bakarken gök gürültüsü sesi gelmişti ve Betty oturduğu yerde zangır zangır titremişti. Muhtemelen bu şeytanın ona cinayet fikrini vermesini ve onu tetiklemesini simgeliyor.

Eve gidip onu açmak üzereyken Betty kayboluyor, çünkü o kutuyu gerçek hayatta açtığı için çok pişman, galiba rüyada bunu üstlenmek istemiyor. Esmer onu açıyor (bu içindeki kini ve intikam hırsını serbest bırakmak demek, cinayet siparişi vermek demek). Kutunun içine giriyoruz, kutu yere düşüyor, Ruth teyzenin yatak odasında, Ruth teyze sesi duyup geliyor, odaya bakıyor ama kutuyu göremiyor. Muhtemelen bu, ruth teyzenin betty'deki o kötü yanı görememesi gibi bir anlama geliyor olabilir. Ya da bütün bunlara -farkında olmasa da- onun biraz sebep olduğu şeklinde yorumlanabilir.

Sonra Kovboy geliyor ve çürümüş cesede "Tatlı kız uyanma zamanı" diyor. O çürümüş ceset aslında gerçekte hiç olmadı, yani gerçekte son sahnede ihtihar etmiş olan Diane değil o. Kıyafet ve pozisyon farklı. O ceset şu anda bu rüyayı görmekte olan Diane. Aynı gecelik, aynı yatak, aynı oda. Ayrıca rüyadaki cesedin elinde silah falan yok. Kafada delik de yok. O muhtemelen yaşadıkları yüzünden 'ölmeden ölmüş' olan Diane. Sadece rüyada ve yüzü tanınmadığı için Betty onun kendisi olduğunu bilmiyor.

Neyse, komşu kapıyı çalıyor, (hani bazen bir sesle uyanırız ama bu sesin kaynağını rüyamızda farklı bir şey olarak görürüz) komşunun gerçekte kapıyı çalması kovboy'un yatak odasının kapısını çalması olarak görünüyor rüyanın sonunda. Rüya bitiyor, yatakta doğrulup gördüğü tuhaf rüyayı kısaca bir düşünüyor ve yukarıdaki lineer gerçek hayatta kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Filmin sonunda da birkaç soyut sahne var, Winkies'in arkasındaki evsiz kara yaratık ki, bu sefer bir gece vakti ateş yakmış elindeki mavi kutuya bakıyor.

O aslında erkek değil, aslında o Diane'in halet-i ruhiyesinin bedene dönüşmüş hali. Bitkin, evsiz, çaresiz, başarısız, hayal kırıklığına uğramış, aşık, vicdan azabıyla dolu, suçlu, kirli, aşkını öldürtmüş, tamamen tükenmiş ve kararmış bir ruh, yönetmenin mükemmel tasviri; bence filmin en güzel sahnelerinden biri.

Sondaki çıldırma sahnesi ile bu kara vatandaş arasında aslında çok güzel bir bağlantı var. Diane çıldırmadan önce kanepesinde oturuyordu. Eşzamanlı olarak bu kara yaratığı düşünün. Aslında aynı anda Diane'in iki farklı görünüşü. Kanepede oturan gerçek görünüşü, Winkies'in arkasındaki ise yönetmenin bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğu Diane'in iç dünyasının görsel olarak tercüme edilmiş hali. İkisi de eşzamanlı ve paralel.

Kara, bitkin bir şekilde elindeki mavi kutuya bakarken, paralelde Diane, yediği haltı, serbest bıraktığı kini, kaybettiklerini düşünüyor kanepesinde, pişman ve bitkin.

Kara, Winkies'in ve duvarların arkasında (Diane de Winkies'teki tetikçinin arkasına saklandı cinayet için).

Kara, bir akşam vakti, her şeyini kaybetmiş bir evsiz gibi, tamamen tükenmiş pislik içinde (kanepedeki Diane gibi).

Kara, mavi kutuyu bir kese kağıdına koyuyor ve yere bırakıyor (Diane bu yaptığından kurtulamıyor, geri dönemiyor).

Kutudan parmak boyunda iki ihtiyar çıkıyor (Aynı anda Diane'in kapısı çalıyor ve ihtiyarlar kapının altından giriyor.)

Diane'in içindeki vicdan azabı ve yakalanma korkusu o kadar dayanılmaz boyutlarda ki çalan kapı artık kayışı kopartıyor, muhtemelen dedektiflerin geldiğini düşünüyor ve ihtiyarlar onu çıldırtıp intihara sürüklüyor (tabancayı aldığı çekmeceye dikkat, orada gerçek mavi kutu var, muhtemelen önemsiz bir kutu).

Son sahnedeki dumanlar... Bunlar 'şeytan'ın olduğu tiyatrodaki dumanlar gibi.

Aradaki farklı ortaya koymak için; dumanların üzerinde beliren Diane'in son hali (kara yüzlü hali), hemen ardından da hayalleri...

Mavi saçlı kadın (soyut) ve... Silencio, sessizlik...

Muhtemelen beynini kemiren duygular ve hallisünasyonlar yüzünden özlemini çektiği şey ‘silencio’. Esmer’in gecenin bir yarısı ‘silencio’ diye sayıklayarak uyanmasının da sebebi bu olabilir.

...Ama Lynch bu, her şey olabilir...

Lynch'in dikkat çektiği kilit sahnelerden birinin kahve sahnesi olması da şu şekilde; (çok önemli bir şey yok aslında sadece biraz dikkat). Kahve yaptığında aslında cinayeti işletmiş ve vicdan azabı içinde. Üzerinde kirli beyaz sabahlığı var. Muhtemelen intihar ettiği günün sabahı, yani lineer zaman çizgisinin sonu...

Kahvesiyle kanepeye yürürken kanepede yarı çıplak olarak Esmer görünüyor. Kendi de kanepenin üzerinden geçip Esmer’in üstüne çıkıyor ve elindeki bardağı sehpaya bırakıyor. Amaaa sabahlığı olan sarışın bu sefer yarı çıplak, sehpaya bıraktığı şey kahve değil viski, sehpada mavi anahtar yok ve piyano kül tablası daha alınmamış,

Yani flashback ve gerçek hayat. Diğer flashback de masturbasyon sahnesinde.

Sarışın masturbasyon yaparken birdenbire telefon çalıyor, diğer odaya gidip telefona bakıyor. Telefon “Araba seni bekliyor, partiye gelecek misin?” diyor. Ama dikkat; masturbasyon esnasındaki kıyafetle öbür odaya telefonda bakmaya gittiği kıyafet farklı. Yani arada bağlantı yok, telefona bakması flashback ve gerçek hayat.

-----------------

MİNİK TESPİTLER

- Rüyada neden mavi kutu var, onun temeli ne?

Diane'in intihar ettiği sahnede, çekmeceden silahı alırken mavi kutu çekmecede görünüyor. Zaten böyle bir kutusu var, gerçekte çok bir anlamı yok belki ama bu kutu da rüyasına giriyor. Muhtemelen Pandora’nın Kutusu kavramını biliyor ve rüyasında o şekilde tezahür ediyor.

 

- Rüyada Betty ile Rita 17 numaralı eve giderken Rita neden girişte park etmiş arabanın içindeki gözlüklü iki adamdan korkuyor?

Kendi yakalanma korkusunu biraz Rita üzerinden yaşıyor rüyada. Rita hafızasını kaybettiği için biraz fazla temkinli. Kapının önünde park etmiş arabadaki iki gözlüklü adamın kendisini aradığını düşünüyor. Zaten eve girdikten sonra da yatakta kendisi yerine öldürülmüş olduğunu düşündüğü birinin cesedini görünce iyice korkuyor.

 

- Rüyadaki toplantıdaki vatandaş neden bu kadar donuk ve espresso kahve istiyor?

Gerçekte partide onun kendisine donuk donuk baktığını görüyor bir ara, bu onun bilinçaltına yerleşiyor; donuk duruşu ve eskiden beri gelen bir inanışı yüzünden onu İtalyan mafya adamlarına benzetiyor. İnanışı da şu: Başarısızlığı aslında Hollywood'daki yeraltı dünyası yüzünden. Burada yetenekler değil güç konuşuyor. Bu yüzden rüyasında onu aynı şekilde donuk, ruhsuz, korkutucu ve imkansız derecede mükemmel bir espressodan başkasını yutmayan gerçek bir İtalyan olarak görüyor. Diğer İtalyan’ı başka yerde gördüğümü hatırlamıyorum ama ilginç derecede Al Pacino'ya benziyor. Bu da onun kafasında oluşturduğu diğer İtalyan mafya karakteri.

 

- Rüyada Al Pacino'ya benzeyen adam neden "Help meeee!" diye bağırıyor?

Bir inanışa göre, partide Diane bir fincandan su içiyor, fincanın üzerindeki desenler ‘s.o.s.’ gibi görünüyor (rüyada diğer adamın espresso içtiği fincan farklı tabi) s.o.s.'u burada böyle bağırıyor ve bence çaresizliğini bu şekilde haykırıyor.

 

- Rüyada Esmer limuzindeyken, limuzin durduğunda neden şoför ona silah çekiyor?

Gerçekte daha önce kendi de limuzinle aynı yerde durmuştu ve biraz tedirgin olmuştu. Bu ortam onu da tedirgin etmişti, cinayet için güzel bir ortam... Esmer'i öldürttüğü için de burada ona silah doğrultulmasını sağlıyor. Ama belki pişmanlığından dolayı bir kazayla onu kurtarıp kafasına format atıyor ve istediği Esmer'i oluşturuyor. Belki de esmer'i gerçek hayatta öldürtmüş olmasını başkasının üzerine atıyor. Silahı gerçekte onun kiraladığı tetikçi doğrutmuştu burda silah tamamen başka biri tarafından doğrultuluyor.

 

- Rüyada neden Esmer’i limuzinde ve aynı kendi gibi görüyor?

Limuzinde aynı yolda, aynı yerde duruyor, aynı sözleri söylüyor. Galiba kendisinin olması gereken yerde o var diye. Bu yüzden ona silah çektiriyor ama aynı zamanda kurtarıyor da.

 

- Rüyada Coco'yu neden iyi ve tonton bi karakter olarak görüyor?

Çünkü partide Coco onu dinlemişti, mimikleri onu anlıyor gibiydi ve elini tutmuştu.

 

- Rüyada Club Silencio'dan geldikten sonra mavi kutuyu açacakken neden Betty birdenbire kayboluyor?

Kutunun açılması kötülüğün salınması demek. Gerçekte yaptığı şeyi biliyor ve üstlenmek istemiyor. Bunu gerçekte bir kere yaptı ama burda buna ortak olmak bile istemiyor.

 

- Toplantıdaki İtalyanların neden İtalyan olduğunu düşünüyor?

Birincisi, dik bakışları yüzünden partideki adamın mafya tipli olduğunu zaten düşünüyor. İkincisi, Esmer, "Casablanca'ya Luigi ile hiç gitmedim" diye bir laf ediyor. Luigi bir İtalyan ismi ve bu dik bakışlı adamla bir ilişki kuruyor, belki de onun ismi olduğu belli.

 

GİZEMLİ KOVBOY’A DAİR

Yönetmenin seyirciye çaktığı güzel bir mesaj:

Rüyada Kovboy, Adam'la konuşurken diyor ki; “Ukalalıkla o kadar meşgulsün ki düşünmüyorsun.”

Aslında seyirciye mesaj çakıyor, filmi anlamaya çalışması için.

‘Ben sürrealist bir David Lynch filmi izliyorum, entelim’ falan ayaklarını boşver, dikkat et diyor. Otur ve düşünerek izle diyor, eğer işini iyi yaparsan beni bir kere daha göreceksin. Kötü yaparsan iki kere daha göreceksin diyor. İlginçtir ki Adam onu aslında bir daha hiç görmüyor. Ama seyirciye iki kere görünüyor; 1) kızı uyandırırken, 2) partide arkadan geçiyor.

Seyirci iki kere gördüğüne göre kötü mü yaptı seyirici işini? Evet, sayılır...

Ve işte bomba; iki defa görünüyor ama biri rüya karakteri diğeri gerçek. Eğer fark edersen, ilk göründüğünde (ağılda) rüya karakteri olan Koyboy bir kere daha rüya karakteri olarak görünüyor (yatak odasında). İkinci görünmesinde (partide) aslında o rüyada konuşan Kovboy değil, haberi bile yok bir şeyden, sadece partideki biri.

Bir başka bakış açısı da şu; film zihinlerde doğrusal-lineer olarak birleştirilebilirse, Kovboy, “Beni x kere göreceksin” dedikten sonra sadece 1 kere görünebilir, partide görünmesi rüyadan önce, bu sayılmaz böylece. Yani önce parti, sonra Kesher ile konuşma, son olarak uyandırma...

Kovboy'u burada biraz yönetmeni de simgeliyor. Yönetmen seyirciye vereceği mesajı doğrudan kovboy'un ağzından veriyor. Bir at arabası örneği veriyor; David'e soruyor "bir at arabasını kaç kişi kullanır?" diye. David bu basit soruya azıcık şaşırıp "E biir" gibi bir cevap veriyor. At arabası çok özel bir seçim. Aslında at arabasını bir kişi de kullanabilir iki kişi de. At arabası, burada filmi, kullanan bir kişi ise yönetmeni simgeliyor. "Eğer kafanı çalıştırıp sana verdiğim fırsatı iyi değerlendirirsen sen de benimle beraber bu arabayı kullanabilirsin" diyor Adam'a (aslında bize). Yani eğer görmeyi, çözmeyi ve hatta hayal kurmayı becerirsen filmin ikinci yönetmeni olursun diyor seyirciye.

 

TETİKÇİNİN MAVİ ANAHTARI

Diane tetikçiyle anlaşma yaptıktan sonra tetikçi mavi anahtarı gösteriyor. Diane “Bu neyi açıyor?” diye soruyor, tetikçi gülüyor. Anlamsız gibi görünen bir diyalog.

Rüyada Esmer’in kimliğini ilk bulmaya çalıştıkları sırada, Esmer’in çantasını karıştırırken üçgen şekilli mavi anahtarı buluyorlar, bir anlam veremiyorlar o anda. Rüyanın görüldüğü zaman gerçekte cinayetin sonrası, yani gerçekte küçük mavi anahtarı biliyor, rüyada üçgen anahtar olarak çıkıyor. Bunun ‘ölüm’ anlamına geldiğini de biliyor.

Aslında tektikçiye “Bu neyi açıyor?” diye sorarken gerçekten merak etmişti. Esmer'in çantasından çıkan anahtar için de aynı merak rüyada var, oraya yansımış. ‘Bu neyi açıyor?’un cevabı ise Club Silencio'dan geldikten sonra veriliyor: Pandora’nın Kutusu’nu, yani kötülüğü. Rüyadaki büyük mavi anahtar da, gerçek küçük mavi anahtar da aslında ölümü simgeliyor. Mavi kutu açılacakken de birden ortadan kayboluyor, buna tahammül edemiyor aslında…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2541
Kayıt tarihi
: 08.10.11
 
 

O, Sıkıyönetim Kahramanmaraş'ında doğup 28 Şubat gölgesinde İstanbul'a geldi. Beyazid'da ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster