Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ağustos '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
68
 

Mülteci sorunu

Mülteci sorunu
 

MÜLTECİLER


Bugün, son dönemde ülkemiz ve dünya için büyük bir problem haline Suriyeli mültecilerden söz etmek istiyorum. Öyle ki mülteciler kelimesiyle tabir edilen Suriyeli insanların, ülkelerindeki iç savaştan kaçarak komşu ülkelere sığınmasıyla böylesi bir durum ortaya çıkmıştır. Yani ölüm korkusu onları bu hale getirmiştir. Ve çatışmaların şiddetinden ötürü Türkiye, Ürdün, Lübnan, Irak gibi komşu ülkelere sığınmışlardır. Her geçen günde sayıları artmaktadır. Bu artışın yanında ülkemiz yetkililerince Ağustos 2013'te yapılan açıklamalarda, mültecileri barındırmak için iki milyar dolardan fazla harcama yapıldığı belirtilmektedir.

Bu bilgilere ek olarak mülteciler, çeşitli yollarla Avrupa ülkelerine de gitmek istemişlerdir. Almanya, İngiltere, Fransa başta olmak üzere bir çok Avrupa ülkesine ciddi göç dalgaları meydana gelmiştir. Hatta Makedonya, yasal veya gayri yasal fark etmeksizin tüm mültecilere sınır kapılarını kapatmıştır. Ve dikenli tellere saldıran Suriyelilere biber gazıyla müdahalede bulunmuştur. Buna rağmen göç dalgaları yine durdurulamamış, yasa dışı yollarla aynı şekilde devam etmiştir. Mültecilerin bu kaçak Avrupa yolculuğu, güvenlik şartlarının sağlanamaması nedeniyle facialara da yol açmıştır. Yani insanların canı hiçe sayılmış, en değersiz eşyalar kadar önemi kalmamıştır. Canlarını kurtarmak uğruna evini, köyünü, işini, gücünü, geçmişine ait ne varsa bırakarak yollara düşenler, yeni bir hayat kurma ümidiyle tüm varlıklarını ortaya koyanlar, çoğu kendini bilmez insanlar yüzünden ya kurşunlara gelerek yada yetersiz teçhizatlar nedeniyle denizde boğularak son nefeslerini vermişlerdir. Bunun yanında kadınlara, çocuklara, yaşlılara, kendi kendine yetmeyen insanlara taciz, istismar, tecavüz, para ile satılma gibi durumlar da söz konusudur. Kısaca Suriyeli mültecilerin dünya gözünde bir pul kadar değeri bulunmamaktadır, önemsenmemektedirler. Kolayca alınıp satılabilen, tacize tecavüze uğrayan, en alt tabakaya ait yaşamlara ve işlere layık görülen bir toplum haline getirilmişlerdir.

Fakat bu göç eden insanların hiç biri birbirine benzememektedir. Az önce yukarıda anlatmaya çalıştığım suçsuz, günahsız, sadece yaşamaya çalışan insanlar yanında IŞID den, Suriye hükümetinden, muhaliflerden kaçan yada onlara çalışanlarda bulunmaktadır. Yani katil, canlı bomba, suikastçı, terörist veya terör kökenli olanlarda bulunmaktadır. Ülkemizi kan gölüne çeviren saldırıların temel nedenlerinden biri de bu değil midir zaten. Madalyonun diğer tarafında ise Suriyelilerin zengin, paralı, güçlü kesimleri ile üreten çalışanları, doktorları, mühendisleri veya benzeri meslek gruplarının üyeleri bulunmaktadır. Yani bu konu, iki tarafı keskin bıçak misaline benzemektedir.

Öte yanda yaşanılan acı tablo, Türkiye ile Avrupa birliği ülkeleri arasında mültecileri geri alma koşuluyla üç milyar Euro ve Türk vatandaşlarının Avrupa Birliğinde vize serbestisi elde etmesi üzerine bir anlaşmayı da ortaya çıkarmıştır. Anlaşma kapsamında Ege üzerinden Yunanistan’a geçen bütün mültecilerin Türkiye’ye toplu iadesi ve sadece bu mülteciler arasında Suriyelilerin Avrupa’ya gönderilmesi bulunmaktadır. Bu noktada İnsan Hakları İzleme Örgütü, savaştan kaçan kişilerin sığınma altına alınma prensibinin çiğnendiğini savunmakta ve Türkiye’den alınacak mülteciler arasından Iraklıların, Afganların dışlanmasını '‘yasadışı’' olarak nitelendirmektedir. '‘Çocukları Kurtarın Vakfı’' ise '‘milliyet’' temelli bir ayrım yapılmasının yanlış olduğu açıklamıştır. Uluslararası Af Örgütü İngiltere Direktörü Kate Allen, “Liderlerin yasal yükümlülüklerini terk etmeye çalıştıklarını görmek utanç verici. Mültecileri, geldikleri yerdeki insan kaçakçılarının eline tekrar göndermek tam bir delilik” şeklinde konuşmuştur. Almanya Başbakanı Merkel ise ülkesinde sığınmacıların kabul edilmesi konusunda faaliyetlerde bulunan bazı dernek ve grupların temsilcileriyle bir araya gelmiş ve "Yükün paylaşılması açısından Türkiye ile varılan anlaşmanın doğru olduğuna inanıyorum. Türkiye 2,7 milyon Suriyeli ve diğer ülkelerden de 300 bin mülteci barındırmaktadır." demiştir. Türkiye’nin Avrupa Birliğince maddi olarak desteklenmesi gerektiğinin tartışma konusu olduğunu düşünmediğini belirten Merkel, yasa dışı göçe karşı mücadele etmenin doğru olduğunu söyleyerek, Ege Denizi üzerinden insan kaçakçılığı yapılmasına seyirci kalamayacaklarını vurgulamıştır. Bu konuda Türk Sahil Güvenlik Komutanlığının desteklenmesi amacıyla bir NATO misyonunun başlatıldığını, Almanya Savunma Bakanının da yoğun çabalarının bulunduğunu anımsatan Merkel, bu çerçevede Türkiye ile Yunanistan arasında hala bazı sorunların bulunduğunu öğrendiklerini dile getirmiş, söz konusu çabalarla bu iki ülke arasındaki iş birliğinin de geliştirilmesini ümit ettiklerini ifade etmiştir. Anlaşmanın ardından ABD Dış işleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “AB ile Türkiye arasında varılan anlaşmayı, bölgede eşi görülmemiş sığınmacı ve göçmen akınına cevap vermek için önemli bir adım olarak görüyoruz. Suriye’den gelen 2.7 milyon sığınmacıyı ağırlayan Türkiye’nin bugüne kadarki çabalarını takdir ediyoruz” ifadelerini kullanmışlardır.

Velhasıl mülteciler, o, bu, şu ülkenin değil; tüm dünyanın sorunu haline gelmiştir. Herkes için ciddi nitelikli bir konu haline dönüşmüştür. Umarım bundan sonra böylesi ciddi bir konu için gereken yapılır ve meydana çıkan belirsizlikler ortadan kaldırılır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 161
Kayıt tarihi
: 11.08.15
 
 

Bolu'luyum. 24.09.1984 doğumluyum. Özel bir şirkette muhasebe satış memuru olarak çalışıyorum. Ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster