Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
922
 

Mum...

Mum...
 

Başlarken mumun yalnızlığı bir sene sürer; sonra birer birer çoğalır mumlar, pastanın üzerine giderek daha sık aralıklarla yerleştirmek gerekir onları. Yıllar geçtikçe artan mum sayısı bir noktadan sonra yeniden azalmaya başlar, pastanın üzerindeki mumlar dörtten üçe, üçten ikiye ve nihayet tekrar teke iner. Bir bakmışsınız ki; mumun yalnızlığı başa dönmüş, mumları üfleye üfleye geçmiş zaman, o parantez içinde ömrünüz geçmiş meğer...

Ben severim mumları, sadece yaşgünlerinde kısa bir süre için yakılan ve alkışlar arasında bir üflemelik saltanattan sonra yarım kalıp atılan küskün mumlara hiç kıyamam. İsterim ki yana yana tükensinler, dibine kadar eriyip kendi istedikleri zaman sönsünler. Mumları küstürmem, pastanın üzerinden alıp başka bir yere koyar ve orada eriyip bitmelerini beklerim. Mumların hakkını kimseye çiğnetmem. Çünkü onlar kutlamalara da, yaslara da titreyerek ve usulca eşlik edenlerdir, elektriğin çiğ ve arsız ışığından farklı bir tevazu içinde, sessizce yanıp sonunda mutlaka sönerler. Kibrite duydukları devasız aşk yakıp tüketir onları, yok olmaya koşullu sevdaları içimi alevleri gibi titretir durur. Bu sebepten; her akşam mutlaka birini yakar, çaresiz aşkına kavuştururum. Bilirim ki mum bir köşede, hiç alevlenmemiş beyaz fitili ile tozlanıp bayatlamayı sevmez, yanmak, erimek, tükenmek ister. Benim evimdeki hiçbir mum sadece ''süs'' değildir, hepsi mutlaka yanıp tükenecektir. Tıpkı hayat gibi...

Kırkiki tane mum yok pastada bugün; benim için mumun yalnızlığı yeniden başlayalı epey zaman oldu, tek mum herşeyi anlatmaya ve ışıtmaya yetiyor artık. Yaşlandıkça küçülüyor, daha azı sever ve seçer oluyorsunuz. Ve bu aslında ne kadar büyüyüp çoğaldığınızın göstergesi oluyor. Bu hissi seviyorum. Mumları sevdiğim gibi seviyorum. Bugün beni aklına getiren, telefon eden, mesaj atan, mektup, kart yazan, hiçbirşey yapmayıp sadece içinden kutlayan herkese binlerce kere teşekkür ediyorum. Büyümekte olan her insana yaşgünlerini artık fazla önemsemeyecekleri zamanlara erişmelerini diliyorum. Çünkü mesele pasta, hediye, kutlama vs. değil gerçekten, mum gibi etrafına ışık vererek ve kendinden birşeyleri feda ederek azalmak, sonunda da bir yerde bitmek gerek. Hiçbir mum sonsuza kadar yanmaz. İşte hayat dediğimiz o şey bunu bilerek keyifle ve olması gerektiği gibi erimek demek. Mumları üflemeyin, bırakın kendi istedikleri zaman sönsünler...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

:) bu yazınızla çevrenize gerekli ışığı verdiniz. Bir tane veya kırkikitane sonuçta bir nefes çekiyorsun ve üflüyorsun . yaşam gibi bir nefesle ağlamaya başlayıp gözlerini açıyorsun ve bir mum gibi gittikçe güçlenen bir ışık ve sonrasında giderek azalan bir ışık ile yine çektiğimiz nefesi bırakacağız. Bu arada bir nefes bile götüremiyoruz yanımızda... sevgilerimle.

erol aslan 
 31.03.2007 19:41
 

Sanırım siz telaş içinde koşuşan kalabalık caddelerde dingin bir şekilde, gülümseyerek ve aynı zamanda etrafındaki keşmekeşi seyrederek yürüyen kişilerdensiniz. Deryanın içinde olupta deryayı bilmeyenlerden ne zaman ayrıldınız bilemem ama bir çokları gibi kendi kendinizi sokmadığınız da ortada akrepler gibi.Buna biraz da olgunluk deniyor galiba değil mi?

Rick Blaine 
 26.02.2007 10:59
 

Hândan'cım bu sayede ilk yorumunu ben yazmış olayım, sana ömür boyu mutluluklar diliyorum.:) Tekrar hoşgeldin....

Baver Ergun 
 26.02.2007 8:58
 

Şartlarınız oldukça ağır ama imlanız güzel.Hem size hoş geldiniz diyor, hem de doğum gününüzü kutluyorum.Saygılar.

Ümit Culduz  
 25.02.2007 22:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 743
Kayıt tarihi
: 24.02.07
 
 

Kendimi olduğum gibi seviyor ve onaylıyorum. "Gibi olmak" bana göre değil. Sevmeye evvelâ kendisinde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster