Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '11

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
6815
 

Münih - Biranın ve Bavyera'nın başkenti

Münih - Biranın ve Bavyera'nın başkenti
 

Münih, Berlin ve Hamburg’dan sonra Almanya’nın üçüncü büyük şehri ve Bavyera Eyaleti’nin de başkenti. Münih’in kelime anlamı eski dilde ‘’keşişlerin yeri ‘’anlamına geldiği için, şehrin armasında bir rahip resmi var.

Tarihi kent, İsar Nehri’nin yanına kurulmuş ve  dört kapı ile dışarıya ulaşım sağlanmış. Ana kapı İsar Nehri’ne açılan İsartor. Buradan girip düz bir aksla Karstor’dan çıkabiliyorsunuz ki, tarihi kentin kalbide bu güzergah  zaten. Diğer kapılar diagonal açı oluşturacak şekilde, güneybatıda Sendlinger Tor ve aksiyeli Feldhernhalle.

 Şehrin merkezi olan Marienplatz, ortaçağda Münih’in tuz ve tahıl pazarı olan bir meydsan. St.Peter Kilisesi, Eski Belediye Sarayı ( Altes Rathaus ) ve görkemli Yeni Belediye Sarayı ( Neues Rathaus ) binaları ile çevrili, bir ucu Kaufinger alışveriş caddesine açılan samimi bir yer. Bavyera Efsaneleri ve tarihinden figürlerin cephesini süslediği  Rathaus Binası’nın kulesindeki saat, tam 12.00’ yi vurunca saate yerleştirilmiş Bavyeralı figürlerin dönerek kısa bir şov yapmaları meydana daha bir sempati katıyor.

Şık bir cadde olan ve pahalı markaların bir kısmının mağazalarının bulunduğu Teatiner Caddesi,  Feldhernhalle‘ ye çıkıyor. Eski gotik kent kapısı Swabinger Tor’un yerine yapılan bu yapı, Bavyera’lı kahramanların anısını yaşatacak bir anıt olarak yapılmış. Hemen yanında, önceden Bavyera Krallarının oturduğu ‘’Rezidenz ‘’, bugün artık bir müze .

Rezidenze Museum’dan sonra, Rezidenz Strasse’yi takip edince, Münih’in tarihi kalbinin , tarihi bira merkezine çıkılıyor. Pfisterstrasse’ye açılan küçük meydan, çeşitli kafeleri ve birahaneleri barındırıyor ki en ünlüsü tartışmasız Hofbrauhaus. 1589 Bavyera Dükü Wilhelm V tarafından kurulmuş bir bira evi burası. Mekanda bugün 4500 kişi aynı anda bira içebiliyor. Bira üretimi ile başlayıp bira evine dönüşmüş. Kendi ismini taşıyan biraları, Almanya’nın en tanınmışlarından.

Bu son derece turistik mekan, birahaneden ziyade müzikli bir sohbet evi gibi. Ortada bir sahne üzerinde, kahverengi veya yeşil keçeden yapılmış askılı şortları ile, yerel Bavyera kıyafeti giymiş adamların yaptığı  Bavyera müzikleri eşliğinde, geniş ahşap masa ve sıralarda insanlar, çeşit çeşit bira içiyor ve bağırarak sohbet ediyorlar.

Daha küçük, ama yine Münih’in en eski birahanelerinden olan Augistiner Am Platz adlı birahanenin pembe binasının yanındaki, Schuhbeck ( Gewarne )adlı çikolatacı da, detaylı olarak incelemeyi hak ediyor.

Sparkassenstrasse, 200-300 mt. yürüyünce, Marienplatz’ın yanına ,önemli bir başka turistik aksa çıkarıyor. Isartor’u Marienplatz’a bağlayan bu cadde, Marienplatz Tal, bütün fast food zincirlerinin ve mağazaların yer aldığı ana alışveriş akslarından biri .

Caddenin batısında kalan ve St.Peter Kilisesi’nin önünü kapsayan alan, Viktualienmarkt. Burası daha ziyade daimi halk pazarı niteliğinde, gündelik alışverişe yönelik, Şarküteri, fırın, çiçekçi, hediyelik eşya  ve illaki bira satan, küçük prefabrik mağazalarla yapılanmış, sempatik, küçük bir meydan.

Marienplatz’dan, Karlstor’a kadar uzanan Kaufinger Caddesi, İsartor’u ana tren garı olan Hauptbahnhof’a bağlıyor. Her çeşit mağazanın yer aldığı bu caddede, aynı zamanda pek çok cafe ve restorana da rastlamak mümkün.

Münih’te, her yıl , Eylül ayının son günleri ile Ekim ayının ilk günlerinde düzenlenen, 2 haftalık Octoberfest  ( Ekim festivali ), ana tren garı Hauptbahnhof’un güneyinde yer alan, Theresienwiese ( kısaca ‘’Wies’’) denilen bölgede yapılıyor. Devasa çadırların kurulduğu, biranın ve eğlencenin sınırsızca yaşandığı bu alana, her yıl, neredeyse 6 milyon ziyaretçi sadece bira içmek ve eğlenmek için geliyor.

Dünyanın en tanınmış festivallerinden biri olan Octoberfest’in,  Münih’te yapılıyor olması tesadüf değil . Münih turizminin  büyük ağırlığını oluşturan bira, Almanya’nın her bölgesinde kendine özgü bira yapma geleneğine sahip, ancak Bavyera en başta gelen bira üretim merkezi. Löwenbrau,Hofbrau ve Paulaner tüm bira meraklılarınca bilinen bira markları. Pilsener ( Pils ) denilen bira tipi genel olarak Türkiye’de de üretilen tip. %4’ten daha fazla alkol içeren koyu renk biralar ise daha sert. Biranın yanında tuzlu yeme ihtiyacını Münihlilerde hissediyor olmalı ki, bira ile birlikte mutlaka ‘’bretzel ‘’denilen tuzlu çörekler  yeniyor.

Marienplatz’daki, Neues Rathaus’un altında, Rastkeller ( www.rastkeller.de ) ismindeki restoran, hem otantik döşenme tarzı, hem de yerel Bavyera mutfağının sunulması açısından, meraklıları için bir alternatif. Ancak biraların çeşit ve nefasetine kanıp, Alman mutfağının da  bir cazibesi olabileceğini düşünmek yanlış.

Münih’te yemek peşine düşmek yerine,’’biergarten’’ denilen, bira bahçelerinin keyfini sürmek, daha akıllı bir yaklaşım. Bu biergarten' ların en güzellerinden biri, Enlish Garden‘da, Çin Kulesi' nin bulunduğu alan. English Garden’ı, adındaki ‘’garden’’ ( bahçe ) kelimesine bakıp , basit bir park alanı sanmamak gerekiyor. Münih tarihi bölgesinin neredeyse üç katı büyüklüğünde, İsar Nehri’nin yakınında, içinde bir göl bulunan, düzenli bir orman demek daha doğru. Münih’lilerin, gezmek, koşmak, hayvan gezdirmek, bisiklete binmek ve bira içmek amaçlı geldikleri, içinde  yabancıların kaybolmasının  çok kolay olduğu büyüklükte bir alan. ( 15 km2 )

English Garden, 1789-1790 yılında yapılmış,  Japon Çayevi  veya Çin Kulesi ( Chinesister tower ) tarzı ilgi çekici eski yapılara sahip.  Çin Kulesi’nin etrafındaki açık alanda, sıra sıra banklara oturarak bira içilen, bira bahçeleri bulunuyor. Kulede ise, Bavyera kıyafetleri ile müzisyenler müzik yapıyor.

Her şey self servis. Yemek ve bira satışı yapan yerler çeşitli. Patates kızartması, sosis, domuz budu ve tütsülenmiş ringa balığı  satan standlar var. Biralar da çeşitli boy bardaklarda, sarı ( pils ), koyu sarı ( weise-buğday birası )  ve kahverengi ( daha sert ve daha alkollü olanlar) renklerde. Bardaklar depozitli, birayı bitirip bardağı geri götürünce, depozito iade ediliyor .

Bu sakin ve neşeli ortamlardan anlaşılıyor ki, Almanya’da amaç alkol almak değil, alkolü uzun süreye yayarak, hayattan alınan keyfi  uzatmak.

Münih’lilerin, haftasonları ve tatil günleri için, English Garden gibi tercih ettikleri bir başka açık alan da,  Olympiapark. Olympiapark,1972 olimpiyat oyunları için inşaa edilen dev bir spor kompleksi. Üzerinde bir restoran ile rock müzesinin bulunduğu, 290 mt. yüksekliğindeki  televizyon kulesi Olympiaturm, Münih’in her yerinden görülebiliyor.

Komplekste, olimpiyat stadyumu, salonu, olimpik yüzme havuzu, sürat pateni pisti, bisiklet parkuru, tenis kortları, yapay bir göl, göl üzerinde gezme imkanı ve bir akvaryum  ile oldukça geniş bir park alanı bulunuyor.

Olympiapark’ın yanında yer alan, dünyanın en büyük BMW koleksiyonun bulunduğu, BMW Welt ise içeriği kadar iddialı mimarisi ile de ilgi çekiyor. Görülmeye değer yapılardan olan showroom’un, içi de dışı kadar özenli tasarlanmış. En son model araç ve motorların sunumu yapılıyor, her showroom gibi  bilgi alınabiliyor. Aynı binanın dördüncü katında, BMW Welt Junior Campus bulunmakta. Burada, 9 yaş üstü çocuklara arabalar hakkında bilgi veriliyor ve kendi arabalarını tasarlama imkanı sunularak, ilgi çekici olanlar sergileniyor.

Showroom’un karşısındaki bina, BMW Müzesi. Müze, girişte eski model arabalar ile karşılıyor ziyaretçileri. Arabalar ile fazla ilgilenmeyenlerin dahi ilgisini çekebilecek, son derece iyi tasarlanmış, herkese hitap edebilecek bir müze burası. BMW’lerin, ilk üretildiği tarihlerden, günümüz modellerine kadar gelişi, bir toplumsal değişim süreci olarak yansıtılmış arabalar ekseninde. Değişen teknoloji, değişen ihtiyaçlar, değişen trendler ve değişen yaşam biçimleri, gözümüzün önünden geçen hızlı bir film şeridi etkisi veriyor adeta.

James Bond’un filmde kullandığı 007 plakalı spor BMW  ve ışık topları ile hologram olarak sergilenen BMW, müzenin kaçırılmayacak figürleri. Farklı sergileme teknikleri kullanarak ilgi çekici olmayı çok iyi yakalamışlar.

Münih, parkları, müzeleri, kiliseleri, şehrin etrafındaki sarayları, alışveriş imkanları, trenle 1.5 saatte ulaşılabilen Legoland Almanya ile Avusturya’nın, Unesco Kültür Mirası Listesinde bulunan Salzburg şehrine yakınlığı ve özellikle  görmeden dönülmemesi gereken Swangau’daki Neuschwanstein Sarayı ile bol gezme seçeneği sunan, keyifli ve cazip bir destinasyon .

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 3024
Kayıt tarihi
: 01.12.11
 
 

İTÜ mezunu Yüksek Şehir Plancısıyım. Sadece gezmek ve yazmak istiyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster