Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '14

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
700
 

Münih: 4x4'lük Bavyera Şehri -1-

Münih: 4x4'lük Bavyera Şehri -1-
 

Münih


2O Mart 2014 Cuma öğlen saatleri. Uçağımızın penceresinde bembeyaz karlarla kaplı Alp Dağlarını seyre dalmışken kaptan pilotumuzun anonsu duyuluyor birden: "Cabin crew landing position." Birkaç dakika sonra uçağımız Münih Franz Josef Strauss Havalimanına iniş yapıyor. Münih'de hava güneşli. Sıcaklık 22 derece. Bu mevsim için inanılmaz derecede güzel bir hava. Pasaport kontrolünden geçip, valizimi aldıktan sonra S-Bahn S8'i kullanarak Ostbahnhof'a, oradan da U-Bahn'ı kullanarak konaklayacağım otele en yakın istasyon olan Sendlinger Tor istasyonuna gidiyorum. Münih'te Lindwurmstrasse üzerinde bulunan Hotel Carat'ta konaklayacağım.

Hotel Carat konumu itibarıyla Münih şehrinin tarihi merkezine yürüme mesafesinde bulunan bir otel. Odaları rahat, kahvaltı doyurucu. Otelin çalışanları yardımsever ve güleryüzlü. Otelin hemen bitişiğinde bulunan Mixto isimli İtalyan restoranı (www.mixto-cucina.de) evinizin sıcaklığını aratmayacak atmosferiyle öğlen ve akşam yemekleri için iyi bir alternatif. Restoran personeli son derece ilgili ve güleryüzlü.

Beş gece geçireceğim Münih'teki ilk günümde otele yerleştikten sonra şehrin trafiğe kapalı caddelerinden Sendlinger Strasse'nin yolunu tutuyorum. Cadde girişinde şehrin ayakta kalan üç Gotik kapısından biri olan Sendlinger Tor kapısı karşılıyor beni. Şehrin ayakta kalan diğer kapıları Isartor ve Karlstor. Kapıdan içeri girip Sendlinger Strasse boyunca sağlı sollu sıralanmış mağazaların vitrinlerine bakarak ilerliyorum. Biraz ileride Asam Kilisesi olarak da tanınan St. Johann Nepomuk Kilisesi çıkıyor karşıma. Kilisenin birkaç fotoğrafını çekip yoluma devam ediyorum. Sendlinger Strasse'nin ardından Rosenstrasse boyunca yürüyerek Münih şehrinin merkezi olan Marienplatz'a ulaşıyorum. Aslına bakarsanız Marienplatz'ın eski adı Schrannen'miş. Hz. Meryem'den şehri kolera  salgınından korumasını istemek için Schrannen'e Azize Meryem Meydanı anlamına gelen Marienplatz adı verilmiş.

Marienplatz'da bulunan belli başlı yapılar şunlar: 

Mariensaule: Meydanın merkezindeki büyük sütun Azize Meryem sütunu olarak biliniyor. 1638 yılında İsveç işgalinin bitişini kutlamak için dikilmiş.

Yeni Belediye Binası: Meydana hakim konumdaki bina Yeni Belediye Binası (Neues Rathaus). 79 metre yüksekliğindeki bina 1867-1909 yılları arasında inşa edilmiş.

Carillon: Her gün saat 11, 12 ve 17'de şehir meydanında bulunan ziyaretçiler ünlü Glockenspiel'i ya da bir başka isimle carillon'u (çalar saat) izleyebilirler. Figürler 1517 yılında Marienplatz'da veba salgınının bitişini anmak için gerçekleştirilen Schafferltanz ya da Cooper dansı yaparlar.

Fishbrunnen: Yeni Belediye Binası'nın hemen yakınında Fishbrunnen (Balıklı Çeşme) bulunur. Heykeltraş Konrad Knoll tarafından 1864 yılındas yapılan çeşme II. Dünya Savaşı sırasında tahrip edilmiştir. Çeşme 1954 yılında yeniden yapılmıştır.

Eski Belediye Binası: Geçmişi 15. yüzyıla dayanan bu bina da İkinci Dünya Savaşı sırasında tahrip edilmiş. Savaştan sonra eski planlara sadık kalınarak yeniden inşa edilmiş.

Marienplatz'daki belli başlı yapıları gördükten sonra otele dönerek Münih'deki ilk günümü tamamlıyorum.

22 Mart 2014 Cumartesi. Bugünü yine Münih'in tarihi merkezinde geçiriyorum. Bugün yaptığım en ilginç şey şehrin merkezindeki St. Peter's Church  yani Aziz Peter Kilisesi'nin 91 metre yüksekliğindeki kulesine çıkıp, şehri kuş bakışı izlemek oldu. Yerli halk bu kuleye Alter Peter (Yaşlı Peter) adını takmış. Bu yazıya eşlik eden Münih fotoğrafını bu kulenin tepesinde bulunan balkondan çektim. Kulenin tepesinde bulunan balkona ulaşmak için 299 basamak tırmanmanız gerekiyor. Merdivenler daracık, yer yer iki kişi yan yana geçemiyor. Eğer kapalı alan korkunuz varsa kuleye çıkmanızı tavsiye etmem. Kulenin balkonuna açılan odanın duvarlarına 72 milletten insanlar izlerini bırakmışlar: Türkiye'den Süleyman diye bir arkadaş gitmiş 20 Şubat 2014'de, Romanya'dan gelmişler, İspanya'dan, İtalya'dan, Amerika'dan... Eda ile Özlem gelmiş, Liliana, Viola, Maria, Uğur ve Göksel...

Bugün gittiğim yerlerden biri de Max-Joseph-Platz. Burası Kral Maximilian Joseph'in adının verildiği büyük bir meydan. Meydanın doğusunda Münih Ulusal Tiyatrosunun görkemli binası bulunuyor. Meydanın orta yerinde ise Kral Maximilian Joseph'in anısına yapılan Max-Joseph Denkmal anıtı bulunuyor. Meydanın bir kıyısında Münih'in en tanınmış bira restoranlarından olan Spatenhaus var.  Spatenhaus'un hemen bitişiğinde bir çay dükkanı var. Bu dükkandan dünyanın değişik ülkelerinden getirilmiş açık çayları istediğiniz miktarda satın alabiliyorsunuz.

Günün ilerleyen saatlerinde tekrar Marienplatz'ın yolunu tutuyorum. Eski Belediye Binasının yanıbaşında bir Juliet heykeli görüyorum. Hani bildiğiniz Romeo ile Juliet'in Juliet'i. "Juliet'in Münih'te ne işi var acaba?" diye düşünüyorum. Aslına bakarsanız Juliet İtalya'nın Verona şehrinde yaşamıştır ve kendisinin yaşadığı ev ve mezarı Verona'da bulunur. Romeo'nun altında bülbül gibi şakıyıp serenatlar söylediği o meşhur balkonun bulunduğu ev Verona'yı ziyaret eden turistlerin uğramadan geçmedikleri bir mekan. Bu evin bahçesinde bir Juliet heykeli var. Geleneksel olarak bu heykelin sağ göğsüne dokunmanın şans getirdiğine inanılıyor. Artık bu heykelin sağ göğsüne yıllar içinde o kadar çok dokunulmuş ki, bu bronz heykelin o kısmında delikler oluşmuş. Verona'yı ziyaret ettiğimizde kimi insanların Juliet'in heykelinin sağ göğsüne dokunmakla kalmayıp, heykele sarılıp, öptüklerine de tanık olduk. Verona maceralarımı bir başka yazıda kaleme alırım. Neyse Münih'teki Juliet heykeline dönelim. Bu heykel 1974 yılında İtalya'nın Verona şehrindeki Cassa di Risparmio bankasının 150. kuruluş yıldönümü anısına Münchner Stadtsparkasse bankasına hediyesi. Verona'daki gelenek burada da devam ediyor. Heykeli gören aklıevvel şahıslar Juliet'in sağ göğsüne yapışıyorlar. Ya gerçekten şans getiriyorsa? Karar veremedim.

Münih'in tarihi merkezini dolaşırken Sparkassenstrasse 6 adresinde Haxnbauer isimli bir restoran görüyorum. Restoranın vitrininde bizdeki piliç çevirmecilerin vitrinlerinde devridaim yapan piliçler gibi devridaim yapan bir şeyler görüyorum. Yalnız bunların piliç olmadıkları kesin. Evet hemen araştırıyorum. Hoppala! Vitrinde devridaim yapan şeyler domuz eklemiymiş. Adamlar domuzun eklemini çeviriyorlar!

Münih'teki ikinci günümü kaldığım otelin bitişiğindeki Mixto isimli restoranda tamamlıyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1020
Kayıt tarihi
: 13.11.12
 
 

1995 yılında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi İngiliz Dili Eğitimi Bölümü'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster