Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '20

 
Kategori
Spor
Okunma Sayısı
15
 

M.United İçin Hayırlı Hezimet

Takvim yaprakları 2011 yılının ekim ayını gösterirken sahip olduğu Arap sermayesiyle güçlü bir kadro kurup uzun yıllar sonra Manchester derbisine iddialı çıkan City, Manchester United'ı hem de Old Trafford'da 6-1 mağlup ediyordu. Kariyeri hep başarı hikayeleriyle dolu olan, Kırmızı Şeytanlar'a yaşatmadık zafer bırakmayan Alex Ferguson bile bu hezimete engel olamamıştı. O yenilgi ve rakibine nazaran daha kısıtlı bir kadroya sahip olmalarına rağmen ayağa kalkmayı bildi Ferguson'ın talebeleri. Son haftadaki Q.P.R. maçının  son anlarında o mucize iki gol gelmese sezonu yine şampiyon tamamlayacaktı Manchester United ama futbolun melekleri mavi tarafın yanındaydı bu kez. Hiç kuşkusuz 8 averajla kaptırılan bu şampiyonlukta 6-1'lik yenilgi ana faktördü. Bu yenilgiden çıkan dersler ertesi sezona yansıdı ve rahat bir Premier Lig şampiyonluğu kazanıldı Ferguson'ın son dansında. 

Bugüne döndüğümüzde ise yine Old Trafford'un skorbordunda 1-6 yazısı gördü futbolseverler. Ancak 9 yıl önceki skora bakıp da şaşıran sayısıyla kıyaslarsak bu kez muhtemelen yarı yarıya daha azdır. Zira Manchester United geçen süre zarfında öyle kötü bir yönetim anlayışıyla yönetildi, öyle kötü sezonlar geçirdi ki işin buralara gelmesi sürpriz olmadı desek yanılmayız. Ferguson sonrası özellikle Louis Van Gaal ve Jose Mourinho dönemlerinde yapılan hatalı transferlerin etkileri aradan geçen uzun süreye rağmen hissedilmeye devam ediyor. Öyle ki bonservis ve maaş için harcanan ücretler milyar euro bandını aşmasına karşın elde ettiği tek bir Premier Lig şampiyonluğu yok Kırmızı Şeytanların. 27 yıllık Ferguson hanedanlığında adeta altın günlerini yaşayan kulüp şampiyonluk içinde yüzerken, küçük farklarla bile kaçırılan lig şampiyonlukları başarısızlık olarak nitelendiriliyordu. Şampiyonlar Ligi'nde oynamama gibi bir ihtimali düşünülmezdi ve adı her zaman seribaşı takımlar arasında yer alırdı kırmızı-beyazlılar'ın. Şimdi şampiyon olamadığı gibi Şampiyonlar Ligi'ne kalabilmek için bile ecel terleri döken, kimi zaman UEFA Avrupa Ligi'nde izlediğimiz bir takım var. Nitekim Sir sonrası tek kupa da 2017'de kazanılan UEFA kupası olabildi.

Van Nistelrooy, Andy Cole, Eric Cantona, Wayne Rooney, Dwight Yorke, Zlatan Ibrahimovic... Manchester United ileri ucunda son 25 yıl bu kalitede oyuncular izledik. Bu isimlerin bir alt sınıfında yer alan pek çok isim de geldi ve iyi kötü katkı sağladı ünlü İngiliz takımına. Ancak geçen sezon Lukaku'yu Inter'e gönderdikten sonra elinde gerçek manada bir santrafor oyuncusu kalmayan Manchester United, bunun eksikliğini ağır bir şekilde hissetmesine rağmen bütün yazı forvet transferi yapmadan geçirmekte bir sakınca görmedi. Transferin son saatlerinde yapılan Edinson Cavani hamlesi ile bu eksik giderilmiş gibi gözükse de muhtemelen taraftarların beklentisi daha yüksekti. Zira son iki sezonu sürekli sakatlık sorunlarıyla geçirmiş, pandemi nedeniyle yarıda bırakılan Fransa Ligi'nde son maçına şubat ayında çıktıktan sonra 8 ay maç temposundan uzak kalmış, bir kaç ay sonra 34 yaşına girecek olan Cavani'den ne derece katkı alabilirler soru işareti. Ayrıca 7 sezon geçirdiği Fransa Ligue 1'in Paris Saint Germain için çocuk oyuncağı olduğunu ve böyle rekabetsiz bir lige alıştıktan sonra İngiltere gibi dünyanın en rekabetçi futbol ortamına ayak uydurmanın zor olabileceğini de öngörmek gerekiyor. Yine de eski partneri Zlatan Ibrahimovic kadar bile katkı sağlasa şu durumdaki Manchester United için geçici bir çözüm olabilir. Bu sezona çok kötü başlasalar da pandemi dönüşü harika maçlar çıkartan United hücum bölgesi taraftara uzun zaman sonra umut vaat etmişti. Tabiri caizse "cuk" oturan Bruno Fernandes transferiyle bambaşka bir çehreye bürünen hücum hattında Rashford, Martial, Greenwood gibi isimlerin yanına bir de Cavani eklenince en azından kağıt üzerinde fena durmuyor. 

Ön bölgeyi soru işaretleriyle olsa da şekillendiren United için esas sorun bir türlü istikrarın yakalanamadığı savunma hattında. Yıllardır deneme yanılma yöntemiyle geri dörtlü için bir çok isim transfer edilse de çoğu kez karavana atıldı. Liverpool'un Van Dijk hamlesine benzer şekilde çok yüksek meblağlara alınan Harry Maguire beklenen katkıyı yapamazken, bir türlü gelişim gösteremeyen Lindelöf- Bailly ikilisi takımın zayıf karnı olmayı bu sene de sürdürecek gibi. Geride kalan 3 haftada tam 11 gol yiyen bir takım var ama buna rağmen kalan sürede savunmaya bir transfer yapılmadı. Adeta 1-0 önde başladıkları Tottenham maçında öyle garip bir gol yediler ki komik videolar arasında yer alacak cinstendi. Sırasıyla önce Pogba topu geriye doğru havalandırdı, ardından Bailly ve Maguire kafalarında sektirerek ceza sahasına taşıdı, bunu gören Luke Shaw da N'Dombele'nin vuracağı şekilde önüne servis etti. "Maça mükemmel şekilde başladık" demeye vakit kalmadan beraberlik golünü böyle abuk bir şekilde yedikten sonra adeta abandone oldular ve Londra ekibi belki de tarihin en rahat United galibiyetine imza attı. Kane, Son, Lamela ve Aurier ile Manchester United'ın üzerine çullanan lacivert-beyazlı ekip eski hocaları Jose Mourinho ile Old Trafford'da gövde gösterisi yaparken bir zamanların "Hayaller Tiyatrosu" ünvanlı stadı boş tribünleriyle kabuslar sahnelemeye devam etti taraftar için. 

Geçen yaz takıma katıldıktan sonra yıllardır süren sağ bek arayışına son veren Wan-Bissaka bile kötü bir başlangıç yaptı yeni sezona. Ancak potansiyelini bildiğimiz bir isim olduğu için zaman içinde tekrar çıkışa geçecektir. Yıllardır kanayan başka bir yara olan sol bek mevkisi için de Alex Telles hamlesi yapıldı son anda. Galatasaray'da adını duyurduktan sonra Porto'da yıldızlaşan Telles için Premier Lig yeni bir macera olacak. Eğer uyum sorunu yaşamazsa saç baş yolduran Luke Shaw'dan formayı kapması kesin gibi gözüküyor. Son maçta Aurier karşısında ezim ezim ezilen Shaw için artık Manchester United forması büyük geliyor. Savunma göbeği bu kadar S.O.S. verirken en azından orta sahayı sertleştirmesi beklendi Manchester United'dan ama Ajax'tan gelen Van de Beek hariç bu bölgeye de takviye yapılmadı. Elde Pogba, Fred gibi alternatifler varken Van de Beek hamlesi kadro zenginliği yaratsa da defansif orta saha ihtiyacının karşılanmaması uzun maratonda yine başına işler açacaktır Kırmızı Şeytanların. Yine de kendisinden daha güçlü Liverpool, Manchester City ve Chelsea'nin savunma zaaflarıyla sezona başlaması ufak bir umut ışığı oldu denilebilir. Ancak rakiplerin bu sorunları aşabilecek bir kadrosu varken aynı şeyleri Solskjaer yönetimindeki takım için söylemek zor. 

Norveçli teknik adamın geçen iki yıla rağmen takımı istenilen seviyeye ulaştıramadığını ve kredisinin tükenmek üzere olduğunu gözlemliyoruz. Pochettino ismi artık daha sık anılıyor ve belki de milli maç arasından sonra takım ona emanet edilecek. Kısa sürmesine rağmen sezon başı hazırlıklarına Arjantinli teknik adamla başlasalar belki şu an puan durumunun biraz daha üst sıralarında yer alabilirlerdi. Oyuncu olarak genelde sonradan girip takıma önemli katkılar yapan Solskjaer, aynı başarıyı teknik direktör olarak gösteremedi ama bunda Ferguson sonrası oluşan çarpık kadro mühendisliğinin de payı olduğu inkar edilemez bir gerçek. Eğer Pochettino da başa geçerse bu sorunlu yapıyla mücadele edip, başarılı olması kolay gözükmüyor. Kayıp geçen yıllarda rakiplerle makas açıldı. Kulüp artık cazibe merkezi olmaktan uzak ve futbolcular için tercih edilen bir kulüp kimliğinden çıkıyorlar yavaş yavaş. Şaşalı günlerde epeyce artan bütçe artık eskisi kadar rahat değil ve bu transferlere de yansıyor. Sağlam bir dönüşüme gidilemediği için Pochettino da gelse kısa vadede şampiyonluk beklemek haksızlık olacaktır. 

Başakşehir'in de yer aldığı Şampiyonlar Ligi grubunda Paris Saint Germain ve Leipzig ile mücadele edecekler ki bu zorlu gruptan çıkılamayacağına inanan taraftar sayısı azımsanmayacak kadar fazla. Çok değil daha 1,5 ay kadar önce Şampiyonlar Ligi yarı finalinde karşılaşan iki takım an itibariyle Manchester United önünde daha güçlü gibi duruyor ama 6 maçlık bir maratonda en azından kulüp kültürüyle ilk 2ye girebilecek bir performans görebiliriz. Tabi zamanında çok daha fazlasını yaşamaya alışmış bir kulüp olduklarını düşünürsek çeyrek finalden ötesini göremeyen bir Manchester United taraftarı tatmin olmayacaktır. Lig üçüncülüğü, Şampiyonlar Liginde çeyrek final, federasyon ya da Lig Kupası'ndan birinde şampiyonluk başarılı sayılabilir. Bunun üstüne çıkabilmeleri bu karamsar tabloda zor gözükse de Tottenham'a hayal edemeyeceği başarılar kazandıran Pochettino ile her şeye hazırlıklı olmakta yarar var. En azından daha göze hoş gelen bir futbol, geleceğe umutla baktıran bir takım görmek Manchester United taraftarının beklentisi. 9 yıl önceki 6-1lik hezimetin altından kalkan ve ertesi sezon şampiyon olan takıma benzer bir silkinme.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 53
Kayıt tarihi
: 07.09.20
 
 

Başta futbol olmak üzere çeşitli spor karşılaşmalarını takip eden, müziği, sinemayı, tiyatroyu, s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster