Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ağustos '11

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
570
 

Murat Karayılan gerçekten yakalanıp, bize verilseydi, hiç şüphesiz ona da çok iyi bakardık

Murat Karayılan gerçekten yakalanıp, bize verilseydi, hiç şüphesiz ona da çok iyi bakardık
 

Terör örgütü PKK’nın Kandil’deki en üst konumdaki yöneticisi ve çatı örgütü konumundaki KCK’nın sözde Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan’ın yakalandığını cumartesi günü TRT Haber kanalı ’Son dakika’ anonsu ile ekrandan duyurdu.

Hatırlarsanız Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonra örgütün bir numaralı ismi konumuna gelmişti, bu Murat Karayılan.

Ama TRT faka bastı çünkü, Karayılan’ın yakalandığı iddiası aynı gün hiçbir kaynak tarafından doğrulanamadı.

TRT de iddianın kaynağını açıklamayamadı.

Bir devlet kanalı nasıl böyle bir duruma düşer, anlamak zor.

Nitekim bugün İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ramin Mihmanperest, düzenlediği basın toplantısında İran'ın PKK lideri Murat Karayılan'ın yakalandığı şeklindeki haberleri doğrulamadığını belirtti.

Yakalanma olayı gerçek olsaydı, Karayılan’a, Abdullah Öcalan’a yapılanlar yapılsaydı halimiz nice olurdu.

Onu da İmralı’da deniz manzaralı, televizyonlu, bol kitaplı, hergün gazetelerin geldiği bir oda tahsis ederdik.

Ne isterse verirdik.

Devletin adamları ile görüşürdü. İsteklerini söylerdi.

Radyo istese, radyo, televizyon istese, onu da verirdik.

Canım sıkıldı, arkadaş getirin bana dese, Abdullah Öcalan’a yaptığımız gibi, cezaevlerini arar ona uygun arkadaşlar bulup, İmralı’ya naklerderdik. Abdullah Öcalan’ın kaldığı yüksek güvenlikli F Tipi cezaevi’ne 13 ay önce PKK’lı Bayram Kaymaz, Şeyhmuz Poyraz, Cumali Karsu, Hasbi Aydemir ve TİKKO’cu Hakkı Alpan nakledilmedi mi?

Bu kadar adamı seçmek kolay mı?

Hepsinin özgeçmişi araştırılıyor. Araştırılacak tabiki, sonuçta Öcalan'a komşu olacaklar.

Karayılan da, her hafta haftada bir gün avukatları ile görüşürdü. Onlara verdiği notlar da aynı günlerde internette yayınlanır, örgütü yönetmesine imkan verilirdi. Böyle rahatlık Kandil dağlarında olabilir mi?

Fırtınalı günlerde de, avukatların güvenle adaya gidebilmeleri için yeni gemiler alırdık.

Hafta da bir gün avukatlar her türlü gazete, dergi ve kitapları Öcalan’a getirdikleri gibi, Karayılan’a getirirlerdi.

O da Öcalan gibi, her gün düzenli olarak havalandırmaya çıkardı.

Havalandırma dedim de, penceresini 10 cm küçültülse, nefes alamıyorum, boğuluyorum diye yaygarayı koparır, avukatları da bunu internetten duyurur, güneydoğunun büyük şehirleri sokak çatışmaları ile karışırdı.

O da Öcalan gibi, haftanın belirli günleri cezaevindeki diğer mahkûmlarla hobi odasında bir araya gelip avluda voleybol da oynardı. Bunlar olmazsa insan sıklılır zaten orada.

Her ayın iki defa, akrabaları ile görüşme yapabilirdi.

Bu kadar konforu, başka nerede bulabilir ki Murat Karayılan?

Yanlış mı?

Ama tüm bu yapılanların bir de devlete aylık epey bir maliyeti var. Adada Öcalan'ı bekleyen epey bir asker var, güvenliği sağlamak için ada etrafında deniz kuvvetlerine ait gemiler devamlı tur atıyorlar.

Bence maliyeti de merak etmeyin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 708
Toplam yorum
: 1698
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 2669
Kayıt tarihi
: 13.07.06
 
 

Tıp alanında doktor olarak çalışmaktayım, beyin cerrahi uzmanıyım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster