Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
408
 

Murat Menteş ve koala koalisyonu

Murat Menteş ve koala koalisyonu
 

Murat Menteş’i tanımıyorsanız bile, muhtemelen çok ses getiren “Ruhi Mücerret” adlı romanından haberdar olmuşunuzdur. 

Gazetemen yazarlarından Nuri Kayış “Ruhi Mücerret’in Sırrı” adlı yazısında, yazar ve romanı hakkında şu cümleyi kaleme almıştı: “İlkel bir roman üslubunun içinde havai fişek gibi patlayan felsefi cümleler, espriler.”

Yazının sonundaki yorumu ise Murat Menteş’in romancılığını adeta özetler gibidir:

“Romanın iyi yanlarından biri, özellikle genç okuyucuları artık Türkçe’de fazla kullanılmayan Osmanlıca, Farsça, Arapça kimi sözcüklerle tanıştırıyor olması. Tam 86 bölümden oluşması, yani neredeyse her 3-4 sayfada yeni bir bölümün olması kitabı okumayı kolaylaştırıyor. Gençlerin kitabı okumasının nedenlerinden biri de bu olsa gerek. Sonuç olarak,  mükemmel bir romanla karşı karşıya değiliz.  Ama mükemmel romanlar yazabilecek potansiyele sahip bir yazarla karşı karşıya olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim.”

Hakkında verilen genel bilgi ise şöyledir: Murat Menteş, romanı saatte 300 km gidebilen bir spor araba gibi tasarladığını, dileyen okurun yavaş yol alabileceğini, fakat hızlı okunmaya elverişli bir anlatımı benimsediğini belirtmektedir. Yazar için hız, romanın temel taşlarından biridir. Dolayısıyla kitaplarında uzun betimlemelere yer vermez. Roman Türk edebiyatında fazlaca karşılaşılmayan sıra dışı olaylarla doludur. Ve bu sıra dışı olaylar, son derece enerjik bir üslupla anlatılır.

Sanırım bu satırlar, iletişim çağının nefes kesen hızında sörf yapmaya alışmış gençlerin neden bu yazara yöneldiğini çok güzel özetliyor.

Ben de Murat Menteş’i, Ahmet Hakan’ın köşesinde kendisinden bahsetmesi üzerine, Yeni Şafak’taki yazıları üzerinden keşfettim. İlk ilgimi çeken değişik yazı başlıkları ve yüksek facebook ve twitter paylaşım rakamları oldu. Böylesi yüksek okunma rakamlarına ancak ana akım medyanın çok popüler isimleri ulaşabiliyordu. Sırf bu veriler bile, sıra dışı bir yazarın söz konusu olduğunu gösteriyordu. Ne yazık ki Murat Menteş’in bir yıllık köşe yazarlığı, tüm popülaritesine rağmen, Gezi olaylarına gösterdiği empati yüzünden son buldu. Onunla beraber benzer bir duruş gösteren Kürşat Bumin de aynı akıbetle karşılaştı. Aslında bu iki yazar Yeni Şafak gibi muhafazakâr bir gazeteye özgün olduğu kadar entelektüel bir renk katıyordu.

Artık afilifilintalar.com adlı sitede yazan Murat Menteş, tüm bu süreci ve gelinen noktayı “Koala koalisyonu” adlı yazısında çok çarpıcı bir şekilde özetliyor. Herkesin 17 Aralık’la birlikte cemaat ile hükümet arasında bozulan koalisyondan bahsederken, bozulan öteki ittifaka hiç değinmediğini belirtiyor. Bu ittifakı da şu cümlelerle özetliyor:

“1990’larda, iki tür İslamcı vardı.

Elbette çok sayıda cemaat, grup, fraksiyon mevcuttu. Fakat İslami değerlere bağlı kişiler, hangi çevreden olurlarsa olsunlar, iki ana kümeden birine mensup idiler.

1- Vaazlar, sohbetler, nasihatlerle; kendiliğinden, koşullar gereği İslam ideallerini benimseyenler. Bunların çoğu gayet dindar, “tertip ehli”, “samimi” kimselerdi.

2- İslami değerlere bağlı olup da kitap okuyan, düşünce ve sanatla sıkı bağ kuranlar. Bu gruptakiler çoğunlukla modern görünümlü, şehirli kişilerdi. Şiir, sinema, felsefe, sosyolojiyle yakından ilgiliydiler.

Asıl koalisyon, bu iki unsur arasındaydı.

Okur-yazarlar; çoğunluğu oluşturan halis, mütevazı ve içtenlikli kitleye hürmet ediyordu.

Çoğunluk ise, okur-yazarları hatırı sayılır bir dikkatle izliyordu.

Bu iki grup, zaman zaman birbirini eleştiriyordu. Dayanışmacı, dostane eleştirilerdi bunlar.

Her iki kesim de koalalar gibi sevimli ve munisti.

Bu bir koala koalisyonuydu.”

Ancak entelektüel İslamcılar azınlıkta olduğundan, 1990’ların başındaki o hava içersinde kurulan şahane yayınevlerinin ve dergilerin çoğunun kapanıp gittiğini, ilk yıllarında New Yorker dergisi gibi dopdolu olan Yeni Şafak’ın da artık bugün yaşamadığını belirtmiş. Pratik sonuçlar gözeten pragmatik tutumun, düşünsel derinliğin, sanatsal inceliğin hakim olduğu alanları kaplamaya başladığını yazmış. 2010’a gelindiğinde ise, inançlı entelektüellerin soru sorma, eleştirme ve söz söyleme imkânlarının büsbütün ortadan kalktığını ve her muhalif sözün sahibinin “düşman, deli, hain, dönek…” gibi yaftalar yediğinden söz etmiş.

Sonunda medyanın YONTULABİLİRLER & İNCELMİŞLER’lere kaldığını ve entelektüellerden kiminin mevcut tabloya rağmen, iktidarla fazlasıyla yakın olmaktan yüksünmediği gerçeğine parmak basmış. Hile yüklü bir ilkelliği yürürlükte tutanlardan, patronu kurtarmaktan, korumaktan başka derdi olmayanlardan ve hakkaniyetten, şeffaflıktan, zarafetten vazgeçerek kazandıkları kupkuru zaferle övünenlerden bahsederek, yazısını sonlandırmış.

Benim de gönlümden geçenlere tercüman olmuş.

Aslında Murat Menteş’in bahsettiği dostane, sevimli ve munis koala koalisyonu tüm toplum kesimlerinin en çok ihtiyaç duyduğu iletişim ve dayanışma şeklidir. Doğrudur, böylesi yumuşak bir koalisyon daha çok benzerlerin arasında mümkündür. Ancak, farklı olanların arasında da illa ki şimdi olduğu gibi hasmane, sevimsiz ve sert bir hava mı esmeli? Herkesi kendi köşesine iteleyip, orta zeminde buluşmaya fırsat tanımayan?

İşin en ilginç yanı, içerden bir şekilde eleştiriler gelirken ve eski dostlar bu yüzden bir anda düşman ilan edilip “Beraber yürüdük bu yollarda” şarkısının yerini “Kimler geldi kimler geçti” alırken, inançlı olmayan entelektüellerin iktidara daha da yapışıyor olmalarıdır. Aynı ideali paylaşanlar bunun kaybını eleştirerek, aslında menfaat paydaşlarına iktidara daha da yakınlaşmaları için ideal ortamı sunmuş oluyorlar. Her ne kadar hep aksini iddia etseler de, iktidara iltifat eşliğinde sürekli düşman algısı üfleyenler, iktidarı ve onun liderini en çok küçümseyenlerdir.

Sonuçta yalnız dost acı söyler. Acı söyleyen dost çoğaldıkça da meydan tatlı söyleyen düşmana kalır. Koala koalisyonunun yerini kâr koalisyonu alır.

Günümüzde yaşadığımız tam olarak bu fikir bataklığının boğuntusudur.

Bu yüzden de geçmişe yönelik hümanist özür söylemlerinin inandırıcılığı yoktur.

Ama o da başka bir yazının konusudur.  

Zuhal Nakay

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 102
Toplam yorum
: 92
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 561
Kayıt tarihi
: 24.08.13
 
 

Mimar / Blog Yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster