Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
4059
 

Musaddık'ın suçu neyse Erdoğan'ın suçu da odur!

Musaddık'ın suçu neyse Erdoğan'ın suçu da odur!
 

İran'daki Musaddık'ın devrilmesindeki ABD parmağını 60 yıl geçtikten sonra bizatihi kendileri açıkladılar. Yani itiraf ettiler...

Aslında 1953 yılında da Musaddık'ın devrilmesindeki ABD ve İngiltere parmağı o dönemde de yaygın bir kanaat olarak dillendirilmiş. Ama bu tip olaylarda belge olamayacağından, neredeyse kesin olarak kanaat getirseniz bile ispatlamanız mümkün değildir.

Tıpkı Orhan Veli'nin bir şiirinde ifade ettiği gibi:

Bir yer var, biliyorum;

Her şeyi söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum.

***

ABD'nin kalleş planlarını bilirsiniz, yaklaşırsınız, duyarsınız ama çaresizlik içinde hiçbir şeyi anlatamazsınız.

İrandaki Musaddık'ın devrilmesi olayı gibi olaylar yakın tarihimiz boyunca bir çok ülkede sergilenmiştir.

Dünyanın neresinde böyle yüz karası bir olay yaşanmışsa biliniz ki büyük bir ihtimalle arkasında ABD vardır.

Peki, ABD'nin derdi nedir, başka işi yok mudur, ne diye dünyanın bir ucundaki ayakta kalmak mücadelesi veren bu gariban ülkelerle uğraşır, o ülkelerde kargaşa yaratır, insanları acımadan birbirine kırdırır ve dahası bu iş için görevlendirdiği CIA için milyar dolarlarını esirgemez?

Bu sorunun cevabını öğrenmek için Musaddık'ın neden devrildiğine bakmak yeterlidir. Musaddık'ın en büyük suçu, iş başına gelir gelmez İran petrollerini millileştirmesidir.

Nerede bir yönetim bağımsız ve milli politikalar izliyorsa, ülkesinin ve milletinin menfaatlerini öne çıkarıyorsa o yönetim eceline susamış demektir.

İşin ironik tarafı, bu yüzsüzlüğe demokrasinin alet edilmesidir. Sözüm ona devirdikleri liderlerin hepsi de diktatördürler ve halklarının özgürlüklerini kısıtlamaktadırlar!

Oysa getirdikleri, gönderdiklerini mumla aratmaktadır. O kadar ki kendilerine biat eden yeni yönetim, sivil insanların üzerine otomatik silahlarla ateş edip binlercesini öldürse bile seslerini çıkarmazlar.

En son örneğini 2013 yılında Mısır'da gördük. Seçimle gelen Mursi diktatör, katliam yapan Sisi de demokrasi mücahidi ilan edildi. Apaçık bir darbeye darbe bile diyemediler. Sözüm ona Sisi Mısır'ı Mursi'nin diktatörlüğünden kurtarmış ve ülkeye de demokrasiyi getirecekmiş. Ne zaman? Gelmez ayın son perşembesinde!

Türkiye'ye gelecek olursak...

Türkiye'deki tüm darbelerin arkasında ABD vardır dersek, sanırım abartmamış oluruz. Bir 27 Nisan bildirisini desteklememişlerdir, o da akamete uğramıştır.

Kendi ifadeleriyle 'Bizim Oğlanlar' darbeyi yapmışlarsa sorun yoktur, alkışlanmalıdır.

Son 15 Temmuz darbe girişiminde de Amerikan parmağıyla ilgili o kadar çok karine var ki...

Bir kere darbenin emrini verdiğinden artık hiç kimsenin kuşku duymadığı liderini Amerika'da barındırıyorlar. Oturma iznini de emekli CIA ajanları almışlar.

Sözüm ona dostları ve müttefikleri Türkiye'de TSK paramparça edilmiş, Türk halkının üzerine bombalar  ve mermiler yağdırılmış, yine halkın üzerinden tanklar geçmiş, yüzlerce insan ölmüş, binlerce yaralı var ve çok daha önemlisi kamu düzeni ve güvenlik tehdit altına girmiş, Türkiye beka ve var olma sorunu yaşıyor; ama onlar bütün bunların sorumlusunu iade etmemek için kırk dereden su getiriyorlar.

Somut delil istiyorlarmış!

Siz somut delille mi Irak'ı, Afganistan'ı işgal ettiniz?

Bir de Türkiye'de 15 Temmuz gecesi o vahşeti yaşatanların haklarını korumaya kalkışmaları yok mu? Onları yargılarken insan haklarını ihlal etmemeliymişiz!

Dinime küfreden bari Müslüman olsa!

Sizin Guantanamo Kampı'nda uyguladığınız vahşetler, akıl almaz işkenceler daha hafızalardan silinmedi ki!

Geçtiğimiz gün bir Beyaz Saray sözcüsüne Gülen'i sordular.  Dalga geçer gibi sırıtarak "Huzur içerisinde yaşıyor" cevabını verdi. Pişkinlikte sınır tanımıyorlar.

Hukukun üstünlüğüne bu kadar inanmış, demokrasi aşığı bu ABD yöneticileri, 15 Temmuz darbe girişiminin başarısızlığa uğradığının anlaşılmasına kadar geçen o uzun zaman diliminde neden dut yemiş bülbül gibi sustular acaba?.

Sonrasında ise "Seçimle gelmiş yönetimi destekliyoruz" şeklinde mahçup ve klişe bir açıklama yaptılar.

Hiç kuşku yok ki darbe girişimi Mısır'daki gibi başarılı olsaydı, tıpkı oradaki gibi darbeye darbe bile demeyeceklerdi. Onun için olayın netleşmesini beklediler.

ABD'nin 15 Temmuz'la ilgisiyle ilgili başka göstergeler de var.

Bloomberg tv kanalında bir uzmanı izledim. Belli ki yabancı basını yakından takip ediyor. 3-4 ay önce Amerikan basınında Türkiye'de darbe olacağıyla ilgili yazılar okumuş. Bu yazıları okuduğunda çok şaşırdığını, içinden bu insanlar Türkiye'ye ne kadar yabancılar, Türkiye'de darbe şartları yok ki diye düşündüğünü, ama şimdi gerçek amaçlarının ne olduğunu anlayabildiğini söyledi.

Demek ki, Kenan Evren'in "Şartların olgunlaşmasını bekledik" sözünde olduğu gibi, bunlar da, Türkiye'deki şartları olgunlaştıramayacaklarını anlamaları üzerine bundan vazgeçmişler ve dış dünyanın olgunlaştırılmasını ve Türkiye'deki darbeye hazır hale gelmesini organize etmişler.  Bu iş için de o gazetecileri kullanmışlar.

Kendi halklarına verilmek istenen mesaj; Türkiye'de diktatör bir yönetim var, demokrasiyi rafa kaldırmış, halk çaresiz, iyi adamlardan ibaret olan asker de Robin Hood gibi gelip halkı kurtaracak. Bu; itiraz edilecek değil, tam aksine alkışlanacak bir olaydır.

Bu örnek bile bu son darbe girişiminin, öncekilerden farklı olarak doğrudan dış kaynaklı olduğunu göstermektedir.

Zaten dış onay ve dış destek olmadan Gülen'in kendiliğinden bu işe kalkıştığını düşünmek hayatın olağan akışına aykırıdır.

Sonuçta planlanan darbe girişimi başarısız oldu.

Amerika 'pes' mi diyecek?

Bu yola çıkanların, darbe yolunun tıkanmasıyla başka yolları deneyecekleri muhakkaktır.

S&P durumdan vazife çıkarmış olmalı ki; sıcağı sıcağına gereksiz yere Türkiye'nin notunu düşürmüş.

Başta IMF ve Dünya Bankası olmak üzere uluslararası finans kuruluşlarının ekonomi dışında siyasi amaçlarının da olduğu geçmiş olaylardan sabittir.

Öyle anlaşılıyor ki; askeri darbeyle düşüremedikleri seçimle gelmiş Türk hükümetini ekonomik krizle düşürmeye çalışıyorlar.

Bağımsızlığımızı düşünüyorsak eğer...

Şimdi birlik olmak zamanı...

Günlük siyaseti bir tarafa bırakıp hep birlikte direnmek zorundayız bu onursuz savaşa karşı...

Hiç kuşku yok ki 1953'te İran lideri Muhammed Musaddık'ın suçu neyse Erdoğan'ın suçu da odur.

Hasan Basri Özgen

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Musaddık'ın suçu neyse RTE suçu da odur" diyemesem de bu darbenin üst aklının ABD hükümeti olduğu kanısındayım. ABD TSK'ni kendi küresel politikalarına tam destek unsuru olarak kullanmaya alışmış. Bu nedenle milli bir TSK yapılanmasından hoşnutsuzdu. Siyasi irade TSK'ni ABD çıkarları için Ortadoğu'da koşulsuz itaatla tam etkinlikte kullanma taraftarı olmadı. Kendi milli çıkarlarının çerçevesi içinde işbirliği teklif etti. Önce Erdoğan'ı diktatör olarak algılatmaya çabaladı; olmadı. ekonomiden ve hatta terörden vurmak istedi olmadı. PKK ile mücadeleye destekte gönülsüz oldu. Daha sonra PKK Suriye kolu olan PYD ile işbirliği yaptı. Son çare olarak kendine itaat edeceğini düşündüğü fetocu askerlerle darbe girişimine bel bağladı. Manzaraya dışarıdan bakınca darbenin başarısız olması için bir neden yoktu. Ne de olsa Türk Milleti askere hep eyvallah demişti. Hesap tutmadı, çuvalladılar. 3 gün sonra "demokrasiden yanayız" dedi. Bana göre Gülen de artık ıskarta. Yeni bir oyun kurgulanacaktır.

Muharrem Soyek 
 23.07.2016 11:52
Cevap :
Gülen'i ta başından beri besleyip büyüttükleri ihtimali daha güçlü. Amerika'ya götürmeleri de bugünler için olmalı. Gülen Türkiye'de olsaydı kesinlikle böyle bir işe kalkışamazdı. Gülen'in görevi Türkiye ile sınırlı değil ki bitsin.150 ülkeden bahsediliyor. Deşifre oldu. Dönüştürerek yola devam edecekler. Saygılar...  27.07.2016 18:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 1342
Toplam mesaj
: 70
Ort. okunma sayısı
: 3616
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster