Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1044
 

Müsait olunca beni sever misin anne?

Müsait olunca beni sever misin anne?
 

İçeri girer girmez neşeyle bağırdı:

- Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu?

- Görmüyor musun ? Telefonla konuşuyorum.

Herkesin sevdiği şey birbirine benzemiyordu.

Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu. Herşey erteleniyordu, telefon ve araba söz konusu olduğunda… Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu. Nerelere gitseydi?

Annesi kapattı telefonu. Mutfaktan tencere sesleri geliyordu. Koşarak yanına gitti:

- Sana yardım edeyim mi ? dedi en sevimli halini takınarak. Annesi manalı manalı baktı:

-Hayırdır? Bir yaramazlık mı var ?

Bak bir de seninle uğrasmayayım. Çok yorgunum zaten. Yorgunluk nasıl bir şeydi? Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında anneannesi oyuncağı yavaşça elinden alır :

- Nasıl yorulmuş yavrucak. Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni diyerek alnına bir öpücük konduruverirdi. Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer, neden annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın konuşuyordu.

- Anneciğim yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın. Anneannem öyle söylüyor.

- Uykuya dalayım da gül kokuları kusur kalsın. Yorgunluktan ölüyorum.

Bu kelimeden nefret ediyordu. " Yorgunum, yorgun olduğumdan, böyle yorgunken "....

-Anneciğim sen yorulma, diye...

- Yemekte konuşuruz çocuğum. Bankada işler yetişmedi. Baban gelene kadar bunları bitirmem lazım. Hadi sen oyna biraz. Hani siz yoruluyorsunuz ya... Eeee... Bende oynamaktan yoruluyorum. Ne yapayım bilmem? Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler, yapılması gerekenleri hiç bilmiyorlardı. Işıklar söndü birden.

Annesi öfkeyle söylenmeye başladı.

- Mum da yok ! diye diye karıştırdı dolapları el yordamıyla. Çocuk sırtüstü yatıp, anneannesinin köyünü düşündü. Gaz lambasının ışığında deli tavşan masalını anlatışını. Deli tavsanın duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne. Anneannesi gibi iki ellerini birleştirip işaret parmaklarını yukarı kaldırarak tavşan kafası yaptı. '' Bak deli tavşan '' diyerek parmaklarını oynattı. Yoldan geçen arabaların farları duvardaki tavşana yol açtı. Tavşan alabildiğine hür dolaştı sağda solda. Otlarla kuşlarla konuştu. Sonra yorgun düştü . Duvardaki görüntü minik avuçların açılmasıyla kayboldu. Kolu yavaşça kanepeden aşağı sarktı. Sonra ışıklar geldi. Kadın çocuğun hiç konuşmadığını akıl etti. Birden kanepeye koştu. Küçücük dizlerini karnına doğru çekerek uykuya dalmıştı.

Masanın üstündeki dosyalara baktı iğrenerek. Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu içini. Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük kondurdu. Çocuk sanki bir ipucu bekliyormuşcasına aralanan gözleriyle mırıldandı;

- İşin bitince beni sever misin anne ? dedi. Kadın, sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı...

Çocuklarımıza zaman ayırmaktan kaçınmayalım lütfen anne ve babalar, unutmayın ki gül yetiştirmek için önce toprak olmak gerekir...

Sevgiler...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Anlattıklarınız çok doğru hocam, ilgiyle ve sevgiyle büyüyen çocuk her zaman hayata daha sağlam ayak basar. Yazınız çok içten ve samimi geldi bana sımsıcak bizden bir hikaye gibiydi... selamlar

Adım mutluluk 
 24.11.2010 22:05
Cevap :
Öle gelmesine çok sevindim yorumunuza çok teşekkür ediyorum sevgiler...  24.11.2010 22:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 142
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 837
Kayıt tarihi
: 06.03.10
 
 

Adalet Bakanlığında görev yapıyorum. Memleketim Manisa fakat görev nedeni ile şuan Konya' da yaşı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster