Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
24740
 

Musevilik ve Yahudilik arasındaki fark

Musevilik ve Yahudilik arasındaki fark
 

Görsel alıntı


Yüce Allah’ın yarattığı hiçbir insanı dininden, inancından, ırkından dolayı eleştirmek doğru değildir.

Geçmişten günümüze intikal eden ve halen öyle anılan Musevilik ve Yahudilik arasındaki fark nedir sorusu insanı tereddütte düşürüyor.

Bu konuyu derinden, derine araştırıp okuyunca Musevilik ve Yahudilik arasındaki mesele mahiyeti iyice anlaşılıyor.

Yahudi, Yahudilik ırkına mensup insandır.

Musevi, Musevilik dinine mensup insandır.

Musevilik çoğu yerde Yahudilik olarak da geçer lakin karıştırmayalım ki Yahudilik ırktır. Musevilik bir dindir.

Musa’nın peşinden gidenler anlamına gelir. Yahudilik ise bir ırkın ismidir, Yakup’un soyundan gelenleri ifade eder. Museviler Musa Peygamber’in naklettiği kurallara göre yaşarken.

Yahudiler bu dini kendi emelleri uğruna değiştirip siyasallaştıran ve kendilerine biz Allah tarafından seçilmiş ve daha üstünüz. Özel insanlar güruhu olarak addeden ırktır.

Yahudilerin neredeyse tamamı Musevi dinine mensuptur. Musevi dini mensuplarının çoğu da Yahudi’dir.  Ancak bütün Museviler Yahudi değildir. Musevi Türkler, Musevi Kürtler, Musevi Araplar, vardır. İsrail bu konuyu daha da zorlaştırıyor. “ Bize Musevi demeyiniz, bize Yahudi deyiniz “ derler.

Yahudilik ırkla özelleştirilmiş sınırları Museviliğe nazaran oldukça dar kalan bir inanış biçimidir. Yahudiler, Hz. İbrahim’in dürüstlüğünden dolayı İbrahim’in kavminin Allah tarafından seçildiğine, onlarla “ ahid “ yapıldığına ve kendilerinin de bu kavmin devamı olduklarına inanırlar.

Musevilikteki seçilme kavramı Musevi ırkını değil Musevi Halkı’nı kapsar yani burada bahsedilen bir ırk değil Allah’ın emirlerini benimsemiş olan halktır.

Bir başka deyişle sonradan Museviliği kabul etmiş bir kişi de hangi ırktan ve dinden olursa olsun artık İsrail Halkı’ndan sayılmaktadır.

Musevilere bir üstünlük değil, tersine ek bir sorumluluk getirmektedir, çünkü Museviliğe göre cennete ulaşmak için Musevi olmak şart değildir.

Tek Allah’a inanan ve temel insani ahlak kurallarını çiğnememiş her kişi dini ne olursa olsun cennete gidebilecektir. Tevrat’ta bu temel 7 ilke, Nuh’un Evrensel yasaları isminde anlatılmaktadır.

Nuh’un Evrensel Yasaları şunlardır.

Puta tapmamak, Allah’ın ismini mübarek kılmak bu isimle lanet etmemek,
Cinayet işlememek, Cinsel ahlaksızlık yapmamak,
Hırsızlık etmemek, Adil bir yargı sistemi oluşturmak ve uyulmasını sağlamak.
Canlı olan bir hayvanın etini koparıp yememek.

Günümüzde yeryüzünde yaklaşık 15-24 milyon dolayında Yahudi vardır. Yahudiliğin, dinler tarihinde özel bir yeri bulunmakta ve bu din, en eski ilahi kaynaklı din olarak nitelendirilmektedir.

Mâzisi birkaç bin yıl geriye giden bu dinin başta gelen özelliklerinden biri İsrail oğulları ile Allah arasındaki "ahid “ kutsal kitaplarında geniş yer ayrılmasıdır. Bu nedenle bu din, bir "ahid dini" olarak da bilinmektedir.

İsrail oğullarının başına gelen bütün sıkıntıların, onların bu ahde uymamaları, verdikleri sözü tutmamalarından ileri geldiği ve kendi mukaddes kitaplarında, hem de Kur'an-ı Kerîm'de belirtilmektedir.

Bu din, Bâbil sürgününden sonra millî bir din haline getirilmiştir.

Ancak bu din, tek Allah’a, vahye dayanan mukaddes kitaba ve peygamberlere yer vermesiyle millî dinlerden millileştirilip bir ırka tahsis edilmesiyle de, ilâhî dinlerden farklı bir durum arz etmektedir.

Aslında bugünkü Yahudiliğin bir din mi, ırk mı, yoksa millet mi olduğu, pek net değildir. Yahudiler, mukaddes kitaplarında yer alan ifadelere dayanarak kendilerini, dünya milletleri arasından seçilmiş kavim olarak görürler.

Allah bu kavmi Sina'da kendine muhatap kılmış, onlarla ahit etmiş, onlardan buyruklarına uyacakları konusunda söz almış ve Hz. Musa’nın şahsında onlara Tevrat’ı göndermiştir.

İsrail, Bu kelime, Allah ve insanlarla güreşip yenen anlamında Hz. Yakup’a, Allah tarafından verilmiş bir lakaptır. Bu husus, Tevrat’ta yer almaktadır. Yahudi inancına göre bu ad Yakup’a, Allah tarafından verilmiştir.

Bu nedenle Yahudilik milli bir din, Yahova da millî bir tanrı olarak kabul edilmiştir. Onlara göre İsrail oğulları seçkin bir kavimdir. Sonraları bu ad genelde, bütün Yahudileri kapsayacak bir biçimde kullanılmıştır.

Bu kavim, Kenan diyarına (Filistin) yerleşmeden önce "İbrani", orada "İsrailliler" sürgün ‘den sonra da genelde "İsrail oğulları", ferden "Yahudi" şeklinde adlandırmıştır. Ancak bu üç terim, birbirinin yerine kullanılmış ve halen kullanılmaktadır; yani, üçüyle de aynı din mensuptan ve aynı topluluk ifade edilmektedir.

Yahudilere Hristiyan bakış acısı su şekildedir; Yahudiler Allah’ın tek halkı iken, İsa Mesih’in gelişi ile birlikte İsa imanlısı herkes Allah’ın halkından olmaktadır. Yahudiler ise diğer iman etmeyen haklar gibi imanda ölüdürler.

Yahudiliği farklı kılan ve Yahudilikteki kibrin sebebi ne üstün olmaları ne de diğer dinlerden farklı olmalıdır. Tek fark Allah’ın binlerce yıldır peygamberleri aracılığıyla ilettiği mesajları bu kendince üstün ırkın farklı algılamasından doğmaktadır.

Allah çalma demiş bunlar Allah diğer insanlara Yahudi’nin malını çalma diye buyurmuştur öyle yorumlamışlar. Allah öldürme demiş bunlar biz öldürebilir ama Allah siz insanlara üstün olan Yahudi’yi öldürme demektedir gibi yorumlayıp böyle sapkın bir hale gelmişler.

Yahudilik, Yakup aleyhi selamın soyundan gelen kimseler için kullanılır. Bu ifade ile genellikle bir ırk kastedilir. Musevilik ise, Musa aleyhi selama iman edenler anlamındadır. Yani kısacası Musevilerin hepsi Yahudi, lakin Yahudilerin hepsi Musevi değildir.

Hz. Musa ve onun risale tine uymuş dindar Musevilere karşı düşmanlık beslemek doğru değildir. Allah’a ve O’nun peygamberi Hz. Musa aracılığıyla İsrail oğullarına indirdiği Tevrat’a uydukları için bu kişilere öfke duymak Kuran’a göre haramdır.  

Bizim için esas olan Peygamberimiz ’in tutumudur ki Peygamberimiz kendi döneminde yaşayan ve Allah'a iman eden Yahudilere karşı son derece anlayışlı ve adaletli davranmıştır.

Peygamberimiz ve kendisinden sonraki 4 halife döneminde kitap ehli ’ne son derece merhametle yaklaşılmış, bu kişiler korunup kollanmış, haklarında adaletle hükmedilmiştir.

Peygamberimiz hem onları İslam’a davet etmiş hem de Kuran'a göre onlara iyilikte bulunup dinlerini rahat yaşamalarına izin vermiştir. Müslümanlar Allah'ın Peygamberimiz den önce gönderdiği tüm peygamberlere iman ederler ve hiçbirini diğerinden ayırt etmeksizin sevip sayarlar.

Peygamberimizin Medine’nin ilk yıllarında hazırlattığı Medine Site Devleti Sözleşmesinin 17. Maddesinde, "Yahudilerden bize tabi olanlara yardım edilipiyi davranılacaktır. Onlar hiçbir haksızlığa uğramayacak, düşmanlarına yardım edilmeyecektir." 

Tüm bu yazılıp çizilenler göz önüne alındığında hiç kimseye şu bu demeden, hepsine hoşgörü ile bakıp hepimiz Yüce Allah’ın yarattığı insanlarız diyelim.

Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.

Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yararlı ve güzel yazınızdan dolayı sizi kutlarım arkadaşım. Burada Hz Muhammed'in soyunun da Hz İbrahim'e dayandığını da belirtmeliyiz... Malum Kureyş kabilesi Yahudi ve Arap karışımıdır... Sağlıcakla kalınız...

Halil Güven (Sökeli) 
 04.08.2017 14:26
 

Merhaba sevgili Burakgazi, Cennete gitmenin şartlarını okuyunca acı acı gülümsedim. Demek İslam coğrafyasında yaşayanların çoğu, başta yöneticiler olmak üzere cennete gidemeyecek. Vah bize vahlar bize. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 02.08.2017 13:05
 

Sayın Burakgazi Değerli Dostum! Hoşgörü ve bağışlama çok önemli bizler Yüce Allah'ın yarattığı kullarız hiçbirimizi din ve inancımızdan dolayı suçlamak çok yanlış.Yine önemli bir konuyu dile getirdiniz teşekkür ederim. Selam sevgi ve saygılar sağlıklı mutlu günler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 02.08.2017 10:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 587
Toplam yorum
: 6925
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1639
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster