Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Kasım '12

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
374
 

Muşkara'dan esintiler

Muşkara'dan esintiler
 

Eski dünyalardan arta kalan...


Muşkara da neresiymiş diyenleri duyar gibiyim. Muşkara, herkesin bileceği üzere peri bacalarıyla ünlü ki bölgedeki doğal güzellikleri sadece peri bacalarıyla sınırlarsak büyük haksızlık yapmış olacağımız Nevşehir ilimizin tarihteki isimlerinden sadece bir tanesidir. Yörenin ismi Nevşehir olana kadar Orta Çağ ve Yeni Çağ'da, Seandos, Nissa ve Muşkara isimlerini alırken Damat İbrahim Paşa’nın (Muşkaralı İbrahim) sadrazamlığında doğduğu kent olan Muşkara’da yaptığı birçok yenilik nedeniyle Farsça’da yeni anlamına gelen “nev” kelimesinden türetilerek Nevşehir ismi verilmiştir. Altıncı yüzyılda bölgeyi işgal eden Persler ise kendi dillerinde “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelen Kapadokya kelimesini tercih etmişlerdir. Benim, başlıkta Muşkara’yı tercih etmem ise Muşkara adlandırmasını daha sıcak bulmamdır.

  Hemen hemen herkesin uygun fırsat ve zaman bulduğunda mutlaka ziyaret etmesi gereken bir yer Muşkara Diyarı. Tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki tabiatın, gözyaşları ile ıslatıp ve kayaların kulağına fısıldadığı hafif ezgileriyle oluşturduğu bu yörede mutlaka bir rehberiniz olsun. Hatta bilge tavrı ve mükemmel diksiyonuyla bizi kendine hayran bırakan rehberimiz Yakup Bey’i gözüm kapalı tavsiye edebilirim.  Muşkara Diyarı rehberimizin de tabiriyle güzel sanatlar eseri resim galerisi; rüzgar ve yağmurun el emeği.

  Kuşkusuz ki bu diyarın her köşesi görmeye değer. Devrent vadisinden başlayacak olursak elli milyon yıl öncesine gitmemiz gerekir. Vadi oluşmadan önce burada bulunan iç denizin, faaliyete geçen yanardağlar tarafından kurutulduğunu; akarsuların ve rüzgarın yumuşak kayayı ahenkle aşındırarak insanın hayal gücünde yoğurmaya bıraktığını görürüz. Sizi yol boyunca kayadan fok balıkları selamlar ve yolun sonunda çökmüş devenin asaletiyle karşılaşırsınız. Biraz da Göreme’den bahsedelim. Göreme deyince meşhur peri bacaları aklınıza gelebilir. Çünkü Göreme’de peri bacalarıyla iç içe bir yaşam görürsünüz. Üçüncü yüzyıla doğru bir bakış atabilir kayaların içine oyulmuş irili ufaklı bir sürü kilise, manastır, şapel görebilirsiniz. Hıristiyanlığın bölgede yayılmaya başladığı ilk yer olan Zelve’ye bakacak olursak peri bacalarının en yoğun olduğu bölgeyi görmüş oluruz. Manastır, kilise ve yerleşim yerleri Zelve’de de fazlasıyla mevcuttur. Kızılırmak’ın kıyılarında ise günümüzde önemli bir sanat ve turizm yeri; eski bir Hitit yerleşim bölgesi olan Avanos’u görürüz. Yörede genel anlamda çömlekçilik bir hayli yaygınken, gidip denebileceğiniz atölyeler bile mevcuttur.

  Dervent, Göreme, Zelve ve Avanos’un ihtişamını alıp Uçhisar’dan Erciyes’i seyredebilir; Ürgüp’te yıllar öncesinin meşhur dizisi Asmalı Konak'ın çekildiği yerlerde Sümbül Hanım eşarplarından satın alabilir, gözlerinize Dicle sürmesi çektirebilirsiniz. Aynı şekilde dizi yapımcılarının gözdesi olmaya devam eden bu yörede, yayınlanmaya devam eden "Yer Gök Aşk" adlı dizinin setini de gezebilirsiniz. Bölgede yaşamış olan  Büyük İslam Filozoflarından Hacı Bektaş Veli Hazretlerinin maneviyatına erişmek de böyle mistik bir gezinin vazgeçilmezi olsa gerek.

  Hepsi kendi içinde ayrı güzel olan bu coğrafya bir yana beni en çok etkileyen Derinkuyu Yer Altı Şehri’ne gelelim. Derinkuyu, hemen 50 metre uzağında bulunan ismini kapısındaki üzüm motiflerinden almış olan Üzümlü Kilisesi'yle yer altından bağlantısı olduğu söylenen 2,5 kilometrekarelik bir alana inşa edilmiş bir yer altı şehridir. 20.000 kişinin yaşayabileceği kapasiteye sahip bu şehrin 52 havalandırma bacası vardır. Klostrofobiden mi yoksa o anda oluşan psikolojik bir astımdan (oksijen problemi oluştuğu için astım hastalarının girmesi sakıncalı) mı diyeyim her ne kadar 10 metresini bile gezemesem de, günümüzde soğuk hava deposu olarak kullanılan bu yer büyüleyici bir işçiliğe sahiptir. İnşa edenler ise takdire şayan bir insan zekasıyla değme mühendislere taş çıkarırlar. Aslına bakarsanız Derinkuyu’da rahatsız olup çıkmak zorunda kalışıma üzülmüştüm. Ta ki dışarıdaki Yunanistan’dan gelen motorcu grubu görene kadar. Bugüne kadar motor sevdalılarına anlam verememiş olan ben o grubu ve muhteşem motorlarını gördükten sonra motor tutkunlarına büyük hak verdim. Motorla dünya turuna bile “neden olmasın” diyorum.

  Muşkara diyarı anlatmakla bitmez o yüzden özellikle mistik gezi sevenlere bir an önce gezip görmelerini ve bozkırın sert havasını içlerine çekip, doğanın sarı rengiyle bir bütün oluşunu görmelerini tavsiye ederim. Oralara kadar gidip de Aksaray sınırları içinde bulunan Ihlara Vadisi’ni de görmeden gelmeyin sakın. Öyle üstten bakmakla da yetinmeyin. Bir hayli çok olan basamakları inip vadinin derinliklerinden akan Melendiz Çayı’ndan kanıp, tabiatın adeta bir sanem gibi karşınızda duruşunu seyredin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1152
Kayıt tarihi
: 18.06.12
 
 

Farkındalığı fark ettirmenin amaçlı yolcusu. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster