Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '18

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
281
 

Müslüm "Derviş" Baba!

Müslüm "Derviş" Baba!
 

Bugün "Müslüm" filmini izledim...

Hemen şunu söylemeliyim ki, daha filmi izlemeden burada film üzerine değerlendirme yapan arkadaşlara yazdığım yorumların filmi izlemiş kadar isabetli olduğunu gördüm.

Şu farkla ki, hemen herkes gibi, ben de Müslüm Gürses'in bu kadar "zorlu" bir hayatı olduğunu bilmiyordum.

Gerçekten de,Müslüm'ün hikayesi, zor bir hayatın öyküsü olmuş...Zalim bir baba, baba elinden can vermiş bir anne ve erken kaybedilmiş kardeşler...

İnsanın "Müslüm" olması için daha ne kadar acı yaşaması gerekebilir ki...Ta çocukluk yıllarından başlayarak zor hayata tutunmaya çalışan Müslüm, bu zorlukları bir bakıma kendine rehber edindiği Yunus Emre gibi "Dervişane" tavırla karşılamaya çalışır.

Kaderi, müzikle(türkülerle) paralel giden adamlardandır Müslüm Gürses...Bu durum, filmde, sonradan eşi olacak Muhterem Nur'un ağzından: "Sen türkü söylemiyor, türkü oluyorsun" cümlesiyle ifadesini bulur.

Öldü sanılıp konulduğu morgtan çıkmak dahil, dünyada pek az insanın yaşayabileceği badirelerden geçmiş bir adam, "acı"yı söylemezse ne söyleyecek?

Kaldı ki, Arabesk olmakla itham edilen, bu yönüyle hafife alınan Müslüm, acılarıyla beslenen "ağlak" bir adam da değil...O daha ziyade isminin anlamı gibi Kadere teslim olmuş biridir ve bu onu dirençli tutar!

Türkiye'nin Halktan uzak kimi kesimlerinin yetmişli yıllardan sonra büyük şehirlerin varoşlarında gelişen "türküler"i arabesk diyerek dışladığını ve buradan haraketle, bu müziği dinleyen gençleri, Müslümcüler, Orhancılar gibi sınıflara ayırarak mizah konusu yaptığını biliyoruz!

Film üzerine değerlendirme yapan bazı yazılara yazdığım yorumlarda dediğim gibi, esas olan Halktır ve halk neyi dinliyor, neyi seviyorsa o "Halk müziği"dir...Sizin bunu kategorize etmeye ve yok saymaya ne hakkınız vardır ve ne de gücünüz yeter.

Nitekim, o günkü jakoben kafaların TRT'ye almadığı bu sanatçılar, sonunda TRT'nin de baş tacı oldular.

Halk, ancak benim halkımdır...Benim "Halk" demediğim halk değildir zihniyeti, yetmişli yılların o meşhur, "Halk için halka rağmen" saçmalığının, bağnazlığının ve nobranlığının yansımasından başka bir şey değildir.

Bu dili, halk mağlup etmiştir aslında...Sanatta da siyasette de, ekonomide de bu seçkinci söylem yenilmiştir....Yenilmiştir ama yenilgiyi hazmedemeyecek kadar müstekbirdir!

Müslüm Gürses, pek az insanın tahammül edebileceği zorlukları yaşamış ama buna rağmen dervişçe bir sabırla hayata tutunmuş ve duygularını dillendirdiği halkının desteğiyle yaşamış ve halkın büyük teşyii ile ebediyete gitmiştir.

Ona "baba" diyen sarılan gençler arasında hayata tutunamayanlar da vardır kuşkusuz...Filmde de yansıtıldığı gibi, bazı konserlerinde bu sadık "oğul"lar sahnelere atlayarak babalarının eline ayağına düşerler...Hatta bir tanesi, bu kontrolsüz sevgisini "babasına" bıçak sokarak ifade eder.

Evet, bunlar da olmuştur...Ancak, hayranı olduğu sanatçılara kabir azabı yaşatan başka hayran kitleleri yok mu?..Bazı Arabeskçi Müslümcüler esrar içerek kendinden geçiyorsa, kimi pop hayranları eroin içerek "altın vuruşlar" yapmıyor mu?

Dünyada da bu böyle değil mi?..Modern Batı'da izleyenlerin üzerine işeyen, ve bu çişden nasiplenmek için birbirini kıran hayranlarının olduğu örnekler görmedik mi?

Elbette bunlar, gençlik ve insanlık adına olumlu örnekler değil...Benim sözüm, Batı'da olana hayran olup, kendi ülkesinde olana tu kaka yapma yabancılaşmışlığınadır.

Müslüm'ün, Muhterem Nur gibi, kendinden çok büyük bir hanımla evlenmesi de, onun dervişane tavrının bir başka yansımasıdır. Eğer bir insan böyle şöhrete de kavuşmuşken, kendinden çok yaşlı bir kadını eş olarak seçiyorsa, o adam cinselliği dışlayan bir saygıyla kadına yaklaşıyor demektir.

(Müslüm Gürses'in Muhterem Nur'a evlilik teklifini onu kaybettiğimiz yıl, bir blog'ta yazmıştım...Linkini yazının sonunda verdim.)

Geçirdiği trafik kazasından kalan arazların zaman zaman cinnet haline gelmesiyle, "kadınına" şiddet de uygulamış ama daima sadık olmuş; daima sevmiş ve ölümü bile ondan önce karşılamış bir adam Müslüm!..Daha ne olsun!

Lafı uzatmayalım...Ben, bugün izlediğim Müslüm filmini her yönüyle ibret verici ve her yönüyle başarılı buldum. Gerek öykünün işlenişi, gerek oyunculuk alkışlanmaya değer!

Hele Müslüm'ü oynayan Timuçin Esen, gerçekten oscarlık bir oyun çıkarmış...Sesiyle, üslubuyla, tüm jest ve mimikleriyle adeta yeni bir Müslüm Gürses olmuş...

Nice, kendini beğenmiş "sanatçı"lar, öldüklerinde, cami duvarı dibine yaslanmış bir kaç siyah gözlüklü arkadaşından başka kimsenin olmadığı cenaze törenleriyle ebediyete giderken, Müslüm Gürses ölümünde de halkını arkasına aldı..

Onu, her kesimden her yaştan insan hüzünle ve tekbirlerle teşyi etti...İşte büyük sanatçılık budur!

Bir kere daha rahmet diliyorum kendisine!

http://blog.milliyet.com.tr/muslum-baba-nin-evlilik-teklifi--muhterem-hanim--gel-bundan-sonra-benim-haracami-sen-ye-/Blog/?BlogNo=405325

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1619
Toplam yorum
: 4208
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 797
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster