Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
210
 

Müslüman, ulema, başbakan ve başörtüsü meselesi

Müslüman, ulema, başbakan ve başörtüsü meselesi
 

Diyanet İşleri Eski Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın birkaç gün önce televizyonlarda da yayımlanan konuşmasında “Başörtüsünün dinsel bir gereklilik olduğunu bilmeyenler cahildir” sözünü, ateistlerin inançlılar için söylediği “yeterince zeki olsalar, onlar da Tanrı’nın olmadığını anlarlar” sözüyle eşdeğer görüyorum.

Ben ibadetlerini elinden geldiğince yerine getirmeye çalışan, Kuran’ın Türkçe çevirisini 4 kez okumuş, dinsel ve İslami konuları güvenilir kaynaklardan araştırıp okumaya çalışan Müslüman bir kadın olarak başımı örtmüyorum, bunun “dinsel bir gereklilik” olduğuna inansam, zaten başımı örterdim.  Oysa, yüzlerce yıldır bazı kesimler kadının saçının tek teli görünmeksizin başını örtmesini “gereklik”ten öte,  “dinsel bir zorunluluk” olarak benimsetmeye uğraşıyor. Bu şekilde örtünen hıristiyan rahibeler, lüks jipini ful makyaj kullanarak ve çevresindeki aç açık din kardeşlerini zerrece umursamayan, başındaki türban ve daracık kotu ve topuklu papuçlarıyla ortalıkta salınan kadınlar ve kızlar, şimdi benden daha iyi mi Müslümanlar?

Sanki Türkiye bir din devletiymişçesine “ulemaya danışmayı” öneren Başbakan Erdoğan, İslami meseleleri “ulemadan” da iyi biliyormuş anlaşılan. 2010 Kasım başında, o zamanki Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu’nun "Başını örten daha iyi bir Müslümandır, örtmeyen kötü Müslümandır denemez. Baş örtüsü dini bir zorunluluk değildir" şeklindeki sözlerini kapsayan açıklamasından sonra, görev süresi dolmadan kısa bir süre önce kendi isteğiyle görevini bırakmıştı. Onun bu açıklamasının, yıllardır “türban” üzerinden siyaset ve rant yapanların önünü tıkayacağını, bu konudaki yersiz tartışmaları bitireceğini umuyordum, yanılmışım.  İmam Hatip Lisesi mezunu Recep Tayyip Erdoğan’ın her konuda olduğu gibi, başörtüsü gibi dinsel konularda da görüşlerini dile getirirken kullandığı tarzı, megaloman ve narsist kişiliğinin yansıması, ayrıca bana ve benim gibi düşünen Müslümanların zeka ve eğitim düzeyine yönelik hakaret olarak değerlendiriyorum. Dinsel bir zorunluluk ve gereklilik olduğuna inanmasam da başını örten akrabalarımı, yakınlarımı, arkadaşlarımı eleştirip yargılamıyorum.  Ben de genel geçer durum ve kurallara uymak adına dinsel yerlerde ve namaz kılarken başımı örtüyorum (Tıpkı Vatikan’a ve Tayland’taki tapınaklara askılı ve kolsuz, dizin üzerinde giysilerle girilmemesi kurallarına uyduğum gibi). Tabii başkalarından da diğerlerinin aşırıya kaçmayan yaşam ve giyim tarzına, kurum ve yerlerin koşullarına, kurallarına saygı duymalarını, uymalarını bekliyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, tavana çiğköfte yapıştıran, sinkaflı küfürlerle hakaretler savuran, birbirlerine yumruk ve tekmeyle girişen, kendilerine üç beş yılda emeklilik ve yüksek emekli maaşı alma hakkını verenleri, insan hak ve özgürlüklerini başörtüsü ve Kürtçe konuşmaya indirgeyenleri, meclise başörtüsüyle girmeyi büyük bir kazanım ve kahramanlık sayanları, TBMM’nin kutsal çatısı altına yakıştıramıyorum. Bence, onlar bu milletin (halkın)  ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vekili olmaya layık değiller.

Haluk Gümüştabak’ın konuyla ilgili uzun makalesinden bir bölümü aktarmak isterim:

“Diyelim ki Allah, Kuranda şöyle ayetler göndermiş olsaydı bizler bundan ne anlamalıydık? ( Kadınlar gömleklerini giydiklerinde, gömleklerinin boyunu göbeklerinin altına kadar uzatsınlar ki göbekleri görünmesin. ) Şimdi soruyorum size bu ayetten neyin emredildiğini anladınız? Eğer hem gömlek giymek, hem de göbeğin örtülmesi farzdır diyorsanız o zaman Nur suresi 31. Ayette başörtüsü de farzdır demekte haklısınız derim. Yok, bu ayette Allah göbeğin örtülmesini emrediyor diyorsanız o zaman Nur suresi 31. ayeti daha dikkatle okuyun ve karar verin derim… Tam burada size bir tartışmamız esnasında bana cevaben yazdığı Sayın Sami Hocaoğlu’nun yazısından bir alıntı yapmak istiyorum. Aslında bana cevap verirken bile kendi düşüncesinin yanlışlığını kendisi söylüyordu farkında olmadan. Bakın bana nasıl bir örnek vermişti. (Nur 31. ayetin başörtüsünü emreden cümlesi aslında neyi emretmektedir? Açık ve net olarak şunu: Cahiliye döneminde bir aksesuar olarak başın üzerinden sırta atılan örtüyü bütün bir boynu ve gerdanı da kapatacak şekilde mazbutça örtmeyi. ) Bu sözlere baktığımızda doğru bir gerçeği önce söylediğini görüyoruz, o da Arapların başın örtülmesi erkekte de kadında da hem aksesuar yani geleneklerinde geçen bir giyim, hem de iklim şartlarının bir gerekliliği. Demek ki zaten Araplarda başın örtülmesi gelenekmiş. Peki, eğer başın örtülmesi daha önce gelenekse, Allah başın örtülme emrini verirken, başınızı o gelenekten örttüğünüz örtünüzle biraz da göğüslerinizi kapatın diye mi verir başörtüsü emrini, yoksa daha önce doğru dürüst takmadığınız o aksesuarı, bundan sonra benim emrim olarak bu şekilde takacaksınız ve kadın asla saçını göstermeyecek mi diye emreder? Karar sizlerin hesabı kimse kimsenin yerine vermeyecek. Bakın Diyanet`e sorduğum bu konu ile ilgili soruma nasıl bir cevap vermişti bir alıntıyla onu da aktarayım. (İslâm dini tesettüre böyle önem vermekle birlikte, örtünmenin şekli konusunda ayrıntıya girmemiş, bunu örf ve âdete bırakmıştır. Böylece her çağda ve her bölgede bu emrin yerine getirilmesine imkân verilmiştir. Sonuç olarak tesettür evrensel, sürekli bir hüküm; örtünmenin şekli ise yereldir...) Bu da Diyanetin sözleri, ama her ne hikmetse Kuran’ın ayrıntıya girmediğini söyleyip örf ve adete bıraktığı doğru açıklamalarından sonra, yine de başın örtülme emrinin kurandan çıktığını söyleyebilmektedirler… Rabbim`in doğru yoluna ulaşmak isteyen onun kitabına sarıldığında doğruyu bulacağını söylüyor bunu da unutmayalım. Lütfen size söylenenlere değil; Kuran’ın ayetlerine bakınız.”

Gülçin ERŞEN – 1 Kasım 2013 / Güllük

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, bilmek yeter mi? Uygulamak da lazım. Şimdilerde olduğu gibi. Bunun adı bigelik mi? Diktatörlük mü anlamak kolay değil. Selamlar...

Mesut KARİP 
 07.11.2013 9:43
Cevap :
Doğru, insan bildiklerini ve doğru bulduklarını uygulamadıktan ya da başkalarıyla paylaşmadıktan sonra kıymeti olur mu? Teşekkürler.  08.11.2013 14:40
 

Gülçin Hanım, sorunu ortaya koyan bir düşünce metodolojisi ile o sorun çözülemez, bir kadının saçının telinin görünmesi kadını ahlaksız ve günahkar kılar ile cinselliği tetikler düşüncesi hangi rasyonel aklın ve düşüncenin ürünü olabilir? Türban nedir ne değildire yönelik çok şeyler söylenmiştir ancak günümüzde türbanın bir emperyalist projeye ait bir bez parçası olduğunu ifade etmek gerekir. Aslında tüm ifade edilenler akla uydurmak yöntemidir ama hangi akla? Türbanı açıklayan amprik olarak açıklayan yöntemlerden biri de anakronizmdir, kurandaki ayetlerin örtünün saç telinizi göstermeyin şeklindeki yargının ortaya konması, insanlığın yani kadının köle olmasına yönelik bir çağrının işaretidir. yani rabbül alemin kulunun neden saç teline bu kadar fonksiyon versin ki? İnsanı belirleyen şey düşüncesi ve davranışları değilmidir? Bir bez parçası ahlakı, günahkar olmamayı ve cinsel çağrıyı engeliyor öylemi ?Doğru tespitlerle dolu güzel bir yazı. Elinize, dımağınıza, çabanıza sağlık, selamla

Nizamettin BİBER 
 02.11.2013 9:40
Cevap :
Yorumunuz için teşekkürler. Selamlar.  08.11.2013 14:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 101
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 808
Kayıt tarihi
: 06.07.11
 
 

Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu (İletişim Fakültesi) Radyo ve Televizyon Bölümü mezun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster