Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '14

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
874
 

Müslümanlar öldürülmeli : Bir İslam Birliği Modeli

Müslümanlar öldürülmeli : Bir İslam Birliği Modeli
 

Not: Yandaki islam coğrafyası haritasını görmek için BURAYA TIKLAYIN

ÖLÜMÜ BEKLEYEN MÜSLÜMANLAR

İslam alemi gerçekten bir alem! Diyanet işleri başkanı geçen gün açıkladı, günde 1000 müslüman öldrülüyor diye. Peki ne oluyor? İslam ülkeleri sağda solda birkaç protesto eylemi yapıyor, Türkiye kınıyor, Almanya "İsrail'in yanındayız!" diyor, Amerika ve İngiltere tam destek veriyor. Birkaç hafta içerisinde tüm İslam alemi sanki hiçbir şey yokmuş gibi yaşamaya devam edecek. İsrail'den hesap sormak şöyle dursun tek bir İsrail malını bile boykot etmiyoruz. İçinizde evine misafir gelince kola ikram etmeyen var mı? Belki binde bir...

İslam aleminde her gün bin civarında müslüman ölüyor ve İslam aleminin sesi birkaç sokak gösterisi ve Facebook paylaşımından ileri gidemiyorsa müslümanlar sanıyorum ki öldürülmeli. Kimse yanlış anlamasın, bu görüşü savunmuyorum ama eğer bu katliamlar bu kadar normalse eğer öldürülmesinin bir sakıncası yok demektir.

Şimdi elinize bir harita alın. İslam aleminin içerisine düştüğü komik duruma bir bakın. İran'dan Fas'a kadar olan dev İslam coğrafyasına bir bakın. Hemen hepsi birbirine düşman olan bu devletleri sömüren ve kanlarını döken insanların sayısı ne? Yaklaşık 15 milyon. Peki İslam coğrafyasının nüfusu ne? 200 milyonun üzerinde...

Sayılarla biraz daha oynamaya devam edelim. İslam coğrafyasının elindeki topraklar dünya petrol rezervinin %70'ini, barındırıyor. Uranyum için %90 ve Bor için bu rakam yine %70'ini kapsıyor. Ayrıca verimli topraklar, ılımlı iklim, ve dev su rezervi ve diğer kaynakları da toplayınca İslam coğrafyasının dünyanın en verimli bölgesinde yaşamını sürdürdüğünü rahatlıkla görebilirsiniz.

Peki durum ne? Bu bereketli topraklarda dünyadaki her yerden daha huzurlu olmalıyız. Böyle mi? Dünya uranyum rezervini tekelinde bulunduran Somali'de bir kuru ekmek bile yiyemeyen binlerce müslüman ölüyor.

Yerin yedi metre altından petrol fışkıran Irak'ta her gün bombalar patlıyor ve İsrail'in vaad edilmiş topraklarının kısa vadeli bekçisi olacak Kürdistan'ın kurulması için her şey tıkır tıkır işliyor.

4000 yıllık kadim bir devlet olan İran her gün Amerika ve İsrail'in vururuz tehdidi ile yaşıyor. Diğer Arap devletleri ise ne zaman kendi ülkelerinde kan döküleceğini paşa paşa bekleyerek günlerini geçiriyorlar.

Sonuç olarak param parça olmuş İslam coğrafyası kurtlar için kusursuz bir ziyafet sofrasına dönüşmüş durumda.

NEYİ ALIP VEREMİYORLAR?

Kısaca bir bakalım. Araplar, İngilizlerin, Fransız ve İtalyanların çok titiz çalışmalarıyla Türklerden nefret etmektedirler. Onlara göre 400 birlikte yaşadıkları Türkler cani ve kalleştirler. Osmanlılar geri kalmalarının tek sebebi ve Hristiyanların kucağına bırakan bir devlettir.

İran şiidir ve çoğu müslümana göre öldürülmeleri gerekir. Arapların birçoğu İranlıları müslümandan bile saymazlar.

İran'da gerçek İslamı kendisinin yaşadığına inanır ve dünyada milyarlarca müslüman yanlış yaşarken onlara göre bir tek kendileri doğru yaşamaktadırlar. Genel olarak İran dünyanın şiileştirilmesini, Dünya da İran'ın sinnileştirilmesini ister. Sonuç olarak kedi ve köpek gibi birbirine düşman olan bu iki müslüman kutup birbiriyle geçinemez.

Peki Araplar kendi aralarında birlik olamazlar mı? Mısır kadim bir millet olarak Ortadoğu'nun hakimi olduğunu düşünmektedir. En azından Arap baharı gelip geriye Mısır diye birşey kalmayana kadar bu düşünceleri vardı. Şimdiyse hiç birşeyleri yok.

Kuzey Afrika ülkeleri yönetimlerine çöreklenen Avrupalıların ekseninden çıkamadıkları için zengin topraklarda fakir bir yaşam sürme konusunda uzmanlaşmışlardır. Ancak bağımsız olduklarını zannederek bir İslam birliği fikrine ne hikmetse sıcak bakmamaktadırlar.

Suudi Arabistan standart bir İslam anlayışına sahip değildir. Vahhabi kültürüne mensup Suudiler de diğer Araplar gibi kendileri dışında müslüman olmadığı fikrine pek bir aşinadırlar ve onlara göre eğer bir İslam birliği olacaksa dünya kendilerine benzemelidir.

Türkler ise bu grupta tüm bu topraklara zamanında hükmeden, kimseyi standart bir kalıba sokmaya çalışmadan idare etmeyi başarmış tek ülkedir. Günümüzde bir hayli dejenere olmuş olsa da bu bağlamda tek mantıklı devlet Türkiye gibi görünmektedir.

Ancak tarihine bakıldığında Türkler bile bu şii-sünni olayında İran'ı sünnileştirme hayalinden bir türlü kurtulamamıştır. Peki iki kutbun bu bin yıllık saçmalığı daha nereye kadar devam edebilir?

ÇÖZÜM NE?

Tarih kimsenin kendi kendisini değiştiremeyeceini göstermiştir. O halde ne Osmanlı'nın ne de bir başka devletin daha önce hiç denemediği bir işe girişilmelidir. Mutlak İslam birliği! Bugün bir İslam ülkesi olan Türkiye Hristiyan Avrupalılarla veya Zerdüşt Kürtlerle birlik olabilmek için bu kadar çalışıyorsa kendi kitaplarından, dinlerinden müslümanlarla birleşme konusunda da başarılı olabilir.

Şii bir İran'la birleşen Sünni islam alemi fikrinin büyük ölçüde kulağa salakça geldiğini biliyorum. Ancak bir düşünsenize bir arada yaşasak nasıl olur? Aslen çok büyük bir değişiklik olmaz.

Bugün Aleviler ve Sinniler dünyanın hiçbiryerinde olmadığı kadar iç içe ve huzurlu yaşıyorlar Tükiye'de. Aleviyi Alevi, Sünniyi de sünni olduğu için öldüren bir kültüre sahip değiliz. İranlılar kendi ibadethanelerine sünniler de camilerine gitseler ve öyle ibadet etseler ne değişir? Zaten öyle yapmıyorlar mı? Bir araya gelince birbirimizi gırtlaklamak zorunda mıyız?

İran ve İran dışındaki ülkeler karşılarındakileri kendileştirmek için uğraşmasalar bütün sorun çözülür gider. Aslında bunun önünde yalnızca görünmez bir perdeden başka bir şey de yoktur, bir de nefs!

Ortadoğu'daki her ülke bu coğrafyanın tek hakimi olmayı ve herkesi kendileştirmeyi istemektedir. Oysa tek bir bayrak altında birleşilse ve herkesin farkılıklarına saygı duyulsa burası tam bir cennet olur.

Bu gerçekleşirse müslüman kanı durur. Kimse 200 milyon nüfuslu, dünya ekonomisini elinde tutan, dev bir orduya sahip bir ülkenin vatandaşlarına canı sıkıldığında saldıramaz. Bu İsrail'in bir daha Müslüman kanı dökemeyeceği anlamına gelir.

Aslına bakılırsa Yahudi kanı akmayacağı anlamına da gelir. İslam birliğinin olduğu bir devlette sağa sola silah çekmeyen hiçbir Yahudiye zulmedilmesi İslam dışıdır ve kesinlikle kabul edilemez. Bu gerçekleşmiş olsa Yahudiler de Kenan ilinde huzurlu bir yaşam sürebilirler.

Bu kadar tarafsızlık düşüncesinden sonra biraz kötü bir giriş olacağını biliyorum ama bu birlikteliğin Türklerin şemsiyesinde olmasında ciddi fayda olduğunu görüyorum. Zira her milleti olduğu gibi kabul etme düşüncesine sahip olma potansiyeli bir tek Türklere aittir. Bir Arabın bir Fars'ı gırtlaklamadan İslam üzerine tartışması bugün malesef pek mümkün görünmemektedir.

Bu bağlamda bir nevi Yeni Osmanlıcılık gibi görünen bu fikir akımının İslam alemi için tek kurtuluş olduğunu söylemeliyim. Bunun gerçekleştiği bir dünyada şiiler de sünniler de bir daha asla başka devletler tarafından tehdit edilemeyecektir.

Bu devletlerin bir arada yaşayamayacaklarını düşünüyorsanız bir de şu fikre bakın; konfederasyon. Yani fiilen tüm devletler ve sınırlar duracak ama tepede bir çatı teşkil edilecek bayrak altında birleşilecek. Böylece ne şiş yanacak ne kebap!

Hadi bu da ters geldi diyelim. O zaman Avrupa birliği gibi sadece ortak değerler üzerine kurulu Ortadoğu Birliği kurulabilir. Avrupa Birliği ile aynı mantalitede işletilecek olursa Avrupa Birliğinden en az 10 kat daha güçlü olacağını söylememe gerek yok sanırım.

Sonuç olarak Şiilerle ortak noktamız olmadığını düşünenlere söylüyorum., Allahımız bir, kitabımız bir, peygamberimiz bir! İbadet etme şekillerimiz ve yaşayışlarımız farklı olabilir ama bu bizi bu kadar ayırmamalı.

Bir arada olsak ne sünni sünniliğinden, ne de şii, şiiliğinden vazgeçmez. Mahallenize bir cemevi kurulmuş olsa, eğer sünniyseniz hemen semaha katılır mısınız? Hayır. Peki şiiyseniz ve mahallenize cami kurulsa hemen sünnetleriyle birlikte 5 vakit namaz kılar mısınız? Hayır. Kimse kimseyi değiştiremeyeceğine göre nedir alıp veremediğimiz?

Son olarak halifelik meselesine geleceğinize eminim. Kim kimin liderini dinleyecek? Bence iki lider olması sorunu rahatlıkla çözer. Sünniler için halife, şiiler için de bir dini lider olması iki büyük mezhebi en azından kutlu bir hedef için bir araya getirebilir.

Bugün Patrik ve Papa bu işi yapabiliyorsa Halife ve Şii lider de yapabilir. Yeter ki bir arada olunmak istensin.

SONUÇ

Eğer biz müslümanlar dünya ekonomisinin en güçlü coğrafyasında yaşıyor olmamıza karşın birlik olmak yerine birbirimizi alt etmek ya da kuyusunu kazmak gibi fikirler peşinden koşmak yerine birlik olmayı tercih etmezsek bugün Filistin, yarın Şam, ertesi gün Tahran, sonra Mekke diye uzar gider bu kan nehri.

Ucunda ölüm de olsa, Allah hakkı için birileri bu fikirleri dillendirmeli ve yeşertmelidir. Tabi Filistin'de ölen binlerce müslümandan ders alınmıyor, hatta keyif alınıyorsa o başka...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 184
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 1797
Kayıt tarihi
: 05.06.10
 
 

Jack Amca, düşünsel dünyasındaki gelişmeleri dışa vurmak niyetiyle başladığı yazı yazma sevdasına..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster