Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '12

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
240
 

Müslümanlığınızın ne kadarı İslam?

Müslümanlığınızın ne kadarı İslam?
 

İslam ilahi bir din. İnsana bildirilen ilahi ölçüler bütünü. İslam dini öylesine ölçüler koyar ki, insanın banyoya, tuvalete hangi ayağıyla gireceği hangi ayağıyla çıkacağı, ayakkabı giyerken hangi ayağını önce giyeceği, çıkarırken hangisini önce çıkaracağından tutunuz suyu nasıl, kaç yudumda içeceğine, tırnağını keserken hangi parmaktan başlayacağına kadar hayatının her anına dair kurallar koymuştur.

Müslüman ise, İslam’ı hayat ölçüsü olarak kabul eden ve hayatını ona göre biçimlendireceği sözünü veren insan demektir.

Her Müslüman, İslam’ı bir anlamda kendi kişiliğinde yorumlar. Bu yorumuna göre bir hayat tanzim eder ve bu hali onun Müslümanlık kıvamını ortaya çıkarır.

İnsan İslam’la ne kadar ayniyet kazanırsa, Müslümanlık kıvamı o ölçüde sıhhatli olur. İslam ile Müslümanlık yorumumuz arasında ne kadar fark meydana gelirse, o kadar problemli bir kişiliğimiz oluşmuş demektir.

İnsanın İslam’ı hayat ölçüsü kabul ederek İslam ile aynileşmesindeki amaç, sonunda “Allah’ın razı olacağı”bir şahsiyete ulaşmaktır. “Müslümanlığımızın İslam’a benzeşmesi” ölçüsünde “rıza-yı ilahi”ye kavuşacağımız için bireysel Müslümanlığımızın içinin İslam ile yani Kuran-ı Kerim ve Hz. Muhammed(s.a.v.) sünneti ile ne kadar doldurabildiğimiz son derece önemlidir.

Kendi İslam’ımız”ın “Allah’ın İslam’ı” ile örtüşüp örtüşmediği, bütünleşip bütünleşmediği üzerinde her an ve büyük hassasiyetle durmamız gerekiyor.

İslam’ın ana çerçevesini Kur’an belirliyor, öyleyse gözümüzü ve kulağımızı Kur’an’dan ayırmamamız gerekir.

İslam, en asli kıvamında, Kur’an vahyini insana taşıyan Peygamber’in hayatı ile örneklenmişse, hayatımızı O (s.a.)’nun hayatına benzetmek zorundayız.

Kur’an İslam’ı” ya da deyim yerindeyse “Muhammed İslam’ı” her neyse, onunla “Kendi İslam’ımız”ı olabildiğince aynileştirebildiğimiz ölçüde Allah ile yaptığımız kulluk sözleşmesine uygun davranmış olacağız.

Hz. Muhammet (s.a.v.) imanın 70 küsur şube olduğunu, bunların da “Lâilâhe” diyerek tevhit bilincine ulaşmaktan, insanlara eziyet veren şeyi yoldan kaldırmaya kadar uzanan bir sosyal sorumluluk ihtiva ettiğini bildiriyor:

“Allah’ı sevmek, Allah için bir birini sevmek, Peygamber (s.a.v.)’i sevmek, ihlas ve samimiyet, riya ve nifakı terk etmek, günahlarına pişman olup tövbe etmek, Allah’tan korkmak, rahmetini ümit etmek, rahmetinden ümidi kesmemek, Allah’a şükretmek, vefakâr olmak, belaya sabretmek, mütevazi olmak, şefkatli ve merhametli olmak, küçüklere şefkat göstermek, kin ve garezi terk etmek, hasedi terk etmek, hile ve su-i zannı terk etmek dünyaya dalmamak, mal ve makam sevgisini terk etmek, anne babaya iyi muamele etmek, çocuklarına dini terbiye vermek, sıla-i rahim, hükümdarlığı adaletle icra etmek, Allah’ın hakkını ikame etmek, emaneti eda etmek, herkese iyi muamelede bulunmak… “(Ahmet Taşgetiren-Altınoluk)

İnsan hayatının tüm kıvrımlarını tanzim eden bu ölçüler imanın şubeleri arasında sayılıyor.

İslam, kişiliğimize ne kadar kendi bütünlüğü içinde yansıyorsa, o kadar “tam Müslüman”, bu bütünlük ne kadar parçalanıyorsa, o kadar “Kişiliği parçalanmış Müslüman” haline gelmiş oluyoruz.

Unutmayınız ki Allah’ın huzuruna her bir insanın İslam ile ortaya koyduğu kişiliği hali sunulacak ve orada hepimiz buna göre “İlahi Rıza”ya sahip olacağız ya da olamayacağız. İnsanın ebedi hayatının kalitesi her birimizin bu dünyada ortaya koyduğu “Müslümanlık çerçevesi” ile belirlenecek.

Kişiliğinde İslam oranı yüzde beş olanla, yüzde doksan beş olan arasındaki fark önemli değil midir?

“Ben ne kadar Müslümanım?” diye sormak, “Rabbimle ilişkim ne kadar sağlıklı, Kur’an’la hukukum beni onun dünyasına götürüyor mu, Peygambere imanım onunla aynileşme gayretine dönüşüyor mu, Allah, İslam, Kuran, Hz. Muhammet (s.a.v) dünya hayatıma ne kadar yansıyor?” sorularını sormaktır?

“Ben ne kadar Müslümanım?” endişesi bir gün mutlaka hesaba çekileceğinin bilincinde olan insan için “kendi kendini hesaba çekme” hamlesidir. Kendi  “hayat kitabı”na hesaba çekilmeden önce bakma eylemi ve  bundan sonrasını “Rıza-yı ilahi”ye sunulacak şekle sokma toparlanışı…

 “Müslümanım!” dediğimiz halde günlük hayatımızda bize hayatı bağışlayan Allah’ın bizden ne istediğini, bize mesajının ne olduğunu önemsemiyorsak, hiç ölmeyecekmiş ve hiç hesaba çekilmeyecekmiş gibi sorumsuzca yaşıyorsak, İslam, Kur’an, Allah, Hz. Muhammet bizim hayatımızı belirleyen  mihenk taşı olamıyorsa, bütün davranışlarımızı ilahi iradeyi sindirip “Allah’ın İslam’ı”  veya “Hz. Muhammet’in İslam’ı” ile kendi İslam’ımızı aynileştirmiyorsak böyle bir hayatımızı hangi beklenti ile ve nasıl bir sunum ile, hangi yüzle Allah’ın huzuruna götüreceğiz?      

Akıl sahibi insan, Allah’ın huzuruna, yani geri dönülmez sınıra varmadan önce, kendi hayatının muhasebesini yapar ve Müslümanlığının içini İslam ile doldurarak Allah’a verdiği kulluk sözünü yerine getirir..  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 171
Toplam yorum
: 174
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1437
Kayıt tarihi
: 01.10.07
 
 

Balıkesir doğumlu.1990 İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu. Balıkesirspor Kulüp Yönetici..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster