Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Aralık '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
2995
 

Mustafa, Turgut Özakman ve Can Dündar

Mustafa, Turgut Özakman ve Can Dündar
 

Can Dündar ve Turgut Özakman Mustafa Filmini seyrederken, sonrasında 32 gün programı çekimi var.


Turgut Özakman'ın kendi köşesinde yazdığı yazıda Mustafa filmini beğenmediğini ve için de çok yanlışın olduğunu geçte olsa yazabilmiş. Gerçekten de "Çılgın Türkler" kitabının yazarının düştüğü durum hüzünlü. Can Dündar farkında olmadan yaşadığı krizi nası yönetemediyse, Çılgın Türkler gibi önemli bir kitabın yazarı da yazdıklarından çok fazla şey öğrenemediğini ve sadece yazabildiğini gösteriyor.

Halbuki bu blog'da yazdığımız Can Dündar'ın kurtuluş savaşı isimli yazı, Can Dündar yazısının çıktığı gün yazılmıştı. Bunun bir manipülasyon olduğu belli idi. Mustafa Kemal ve Kurtuluş Savaşı üzerinden bir oyun oynanmaktaydı sanki.

Ne diyor Turgut Özakman

"Ama M. Kemal’in Sofya’ya askeri ateşe olarak gönderildiğinin açıklanmasından sonra filmde yanlışlar, abartılar, eksikler, saptırmalar, haksızlıklar, yersizlikler, küçültücü anlatımlar, resimler belirmeye başladı. Sona doğru arttı. Son bölüm şaşırtıcıydı. Her duyarlı insanı yaralamıştır sanıyorum. Filmdeki güzellikleri, teknik başarıları da, yanlışları, olumsuzlukları da ilk görüşte görebildiğim, anlayabildiğim kadar söyledim.”

’Söz, yanlışları düzelteceğim’ dedi

“Düzeltmesini istedim. Can Dündar beni çok efendice dinledi, değindiğim hususları kabul etti, yanlışları düzelteceğine de söz verdi. Doğrusu da buydu. (...) Can büyük bir içtenlikle, ”Keşke size danışsaymışım“ demek inceliğini gösterdi. Saat 15.00’e doğru filmi izleme sona erdi. Can gitti.”

Gösterimde olan bir filmin düzeltilmesinin bu kadar kolay olacağını düşünmek ne ölüçüde mantıklı olabilir ki!

Sonra şöyle devam ediyor

"Kendisine duyduğum güven solup gitti. Kimi efendi insanlar direksiyona geçince canavarlaşır, kimi kaleme sarılınca böyle saygısız olur!”

Ve Sonunda da şunları söylüyor "

“Yazının girişi ve genel havası, filmi çok beğendiğim izlenimini vermekteydi. Can filmi eleştirdiğimi de belirtiyordu ama neleri, nasıl, ne kadar eleştirdiğimi sessiz geçmişti. Bu reklam kokan yazıdan olağanüstü rahatsız olduğumu belirtmeliyim. Bu benim hiç hoş görmeyeceğim bir cinlik. Asla çiğnenmeyecek nezaket, saygı ve güven kuralları vardır. 16 Kasım Pazar akşamı (19.00 seansı), filmi telaş etmeden, bir daha ve büyük perdede seyretmek için eşimle birlikte sinemaya gittim, çok dikkatle, not alarak izledim. İlk izleyişte, belki yoğun İstanbul günlerinin yorgunluğundan, belki Can’la dostça konuşa konuşa izlediğimizden, bazı hususları atlamışım. Bu izleyişte, dikkatimden kaçmış büyük boşluklar ve yeni olumsuzluklar fark ettim (...) "

32 programından önce Can Dündar'la birlikte izlenen filmin yorgunluk veya dostça konuşa konuşa izlemekten anlaşılmamış olduğu anlaşılıyor. İkinci kere izlendiğinde ise farkedilmesi de önemli bir hata sayılabilir. Turgut Özakman farkında olmadan iki önermeyi kabul etmiş durumda. Bunlardan birincisi izlemediği bir film için 32 gün programına çağrılması. İkincisi ise Can Dündar'ın film izleme önerisini evinde kabul etmesi. 78 yaşındaki dev yazar Turgut Özakman'ı ikna edebildiğine göre Can Dündar'ın yetenekli olduğu kabul etmemiz gerekiyor.

Ancak yazısında annesi ile Turgut Özakman'ın iş arkadaşlığından ve annesinin sigara içmesine Turgut Özakman'ın sebep olduğu da Can Dündar tarafından belirtiliyordu. Bu zaten Can Dündar'ın oraya bir kurgu çerçevesinde geldiğini gösteriyor.

Turgut Özakman ile Can Dündar arasındaki konuşma Özakman'ın yazısında “(...) Bak..“ dedim, .”..Beğenmezsem söylerim. Ona göre.” “Elbette hocam.” şeklinde ifade ediliyor.

Bu cümleler daha ilginç hale getiriyor ortaya çıkan durumu. Can Dündar Turgut Özakman'ın isteğini onaylıyor ama neden bu cümle söylenir ki. Orada veya sinemada film seyredilir ve daha sonra 32 gün programına çıkılır ve orada yorum yapılır. Böyle olması gerekirken Turgut Özakman daha sonra banttan yayınlanacak 32 Gün provasını orada yapıyor ve böylece Can Dündar nelerle karşılaşabileceğini öğreniyor. Zaten düşündüğü gibi olmasa belki de banttan yayınlanacak program yayından kaldırılacak ve yerine canlı 32 Gün konacaktı. Ayrıca Turgut Özakman kaç defa herhangi bir yönetmeni veya programa birlikte katılacağı kişiyi evinde konuk etti ve programda yapacağı konuşmalar hakkında bilgilendirdi.

Çılgın Türkler kitabının yazarının biraz Çılgın olması gerekmez miydi? Sadece yazdıklarından öğrendiklerini kullanabilse idi, böyle bir duruma kendisini düşürmezdi. Sonrasında yazdığı yukarıda alıntılanan cümleri içinde barındıran yazıyı yazması ve hem de bu kadar geç yazması kendisinin kendisindeki değerini de düşürecek nitelikte.

Kurtuluş Savaşı'nı en iyi bilen kişi olarak bilinen ve tanınan Turgut Özakman, Can Dündar'ın ortaya Koymak zorunda kaldığı Kurtuluş Savaşı'na katkıda bulunarak kendisi de kurtuluş savaşı yapmak zorunda kalmıştır.

Dış önermeler kabul edildiğinde ortaya çıkabilecek sonuçları çok açık olarak gösteren bu durum bence kendi hayatını yönetmek isteyen insanlar için ne kadar dikkatli olunması gereğini de göstermektedir.

Söylenmesi gereken şunlar olabilirdi.

Birinci olarak: 32 Gün programına çağrıldığında "Ben filmi seyretmedim, bu yüzden programa katılmak istemiyorum.

İkinci Olarak: Can Dündar birlikte film seyretmeyi teklif ettiğinde " Ben filmi evde değil sinemada seyretmek isterim" veya "CD'yi bana bırak ben yalnız seyrederim"

Üçüncü Olarak: "Beğenmezsem söylerim" yerine " Filmi birlikte seyrederiz ama üzerinde konuşmayız. 32 Gün'de yorumlarımı yaparım"

Turgut Özakman bu seçeneklerden herhangi birini kullanabilseydi, Çılgın Türkler kitabının yazarına çok da yakışırdı.

Cengiz Eren
http://www.erenlp.com

İlgili Milliyet Blogları:
Mustafa, Can Dündar Yalnızlık ve Diğerleri
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=141476

Mustafa Belgeselini Çeken Can Dündar Belgeseli
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=142263

Mustafa 32 Gün Can Dündar'ın Kurtuluş Savaşı
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=144305



Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Beynimden geçenleri siz yazmışsınız. Yürekte teşekkürer. Bunu telafi etmek için çalşıyoruz: Atatürk’ün bizzat kendi yazdığı senaryoyu 2009 yılında Yalçın Mıhçı Oynayacak. (Filmin Türkiye Koordinatörü Suat Özer ): Genel Direktörü Nina Pellack ile sürdürdüğümüz çalışmalar neticesinde, Gerçek İnsan Atatürk anlayışı ekseninde duygusal ve gerçekçi bir Atatürk Filmi meydana getirmek için Prof. İlknur Güntürkün Kalıpçı, Turgut Özakman ve Yalçın Mıhçı’ya proje için teklif götürülmesi düşünülüyor... Amerika’da yaşayan Türklerin Banderas yerine Yalçın MIHÇI’nın oynaması için yürüttüğü kampanya da bu film için önemli bir çıkış noktası oldu. Mustafa filmine yapılan yoğun eleştiriler, gerçek Atatürk severleri bir araya getirdi ve sevgi yüklü, gerçek insan Atatürk merkezinde duygusal bir Atatürk filmi hazırlanıyor. Çekimlere 2009 yazında başlanması planlanmaktadır. www.suatozer.co sayglarımla

Sibel Gürsoy'un Kaleminden 
 02.02.2009 14:14
Cevap :
Ben de yorumunuza teşekkür ediyorum.  03.02.2009 11:26
 

Sayın Özakman bilgi, deneyim, dilbilim, tarihbilim, psikoloji, toplumbilim ve NLP alanlarında son derece yetkin biridir. Üstelik onyıllarca emek verdiği çok değerli iki kitabın emekçisidir. *** Sayın Özakmanla ilgili bu blogdaki ifadelerinizi alt alta koyduğumda ona büyük haksızlık, hatta hakaret ettiğiniz gerçeği çıkıyor ortaya... *** Sizin NLP (Neuro Lingusitic Programming) anladığım kadarıyla bu tür bir dil kullanımını öneren bir yöntem değil! Bu çelişki nereden kaynaklanıyor acaba? diye düşünmeden edemiyorum... *** Açıklamanızı sabırsızlıkla bekleyeceğim! Saygıyla...

Mehmet Sağlam 
 19.12.2008 1:35
Cevap :
Sayın Sağlam, Turgut Özakman'ın ne kadar değerli ve kaynaklarının ne kadar zengin olduğumu biliyorum. Can Dündar'la yaşadığı tecrübe konusunda kendisinin Can Dündar tarafından manipüle edilmiş olması ise gerçekten üzüntü verici. Bu anlam da kendisini başkalarından daha fazla korumak zorunda idi. Çıktığı 32 gün programından sonra Cumhuriyet'te yazdıkları kendisinin yaptıklarının yanlış olduğunu gösteren bir durumun ifadesi olarak tarihe geçiyor. Ben ise daha program yayınlanmadan yazdığım yazıda Can Dündar'ın verdiği kurtuluş savaşında Turgut Özakman'a ihtiyaç duyduğunu ifade etmiştim. Bu yazı blogda yayınlanıyor. Stratejiler ve süreçler arasındaki bağlantıların kişinin kendi hayatını yönetmesi ya da yönetememesi konusunda önemli örnekeler olduğunu düşünüyorum. Buradan anlaşılan şu olması gerekiyor. Bilmek yetmeyebilir. Bildiğiniz halde yönetilebilirsiniz. Mustafa Kemal Atatürk'ün yaptığı şey ise hem bilmesi ve hem de tavır koyarak yönetebilmesiydi. Bu öğrenilebilirdi.  19.12.2008 9:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 44
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 4606
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

Duyular, duygular, kullanılan dil ve davranışlar arasındaki bağlantıları inceleyen NLP konusundak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster