Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '10

 
Kategori
Spor
 

Mustafa Denizli "karanlık tarafa" nasıl geçti?

Mustafa Denizli "karanlık tarafa" nasıl geçti?
 

Haftasonunun akılda kalan en güzel mücadelesi Galatasaray-Bursaspor maçıydı. Bu karşılaşmayı bir hafta önceki derbiden farklı kılansa takımların kadro yapısı ve oyun anlayışlarıydı. Hem Ertuğrul Sağlam hem de Rijkaard ofansif karakterli oyuncular seçmiş ve direkt olarak kazanmayı amaçlamışlardı.

Kuşkusuz bu maçın etkisi ve yorumları da hep futbol ağırlıklı oldu. İnsanların aklına başka bir şey gelmedi.

Çok değil bir hafta önceki derbi sonrasında ve hala futbol dışında bir çok şeyi konuşuyor durumdayız.

“Bobo penaltı çalışmış. Koca bir sene penaltı çalıştı mı acaba? Neyse Mustafa yanına gitmiş “Hayırdır?” demiş. Bobo “Çalışıyorum hocam” demiş. Mustafa da “Ters tepmez mi?” demiş. Sonra dışardan duydum, Mustafa’nın bunu konuşması lazım tabii, penaltı olduğunda “Tayfur’a fırla,Tello atsın” demek istemiş ama takımın penaltıcısının Bobo olduğunu, eğer kaçarsa Tello’yu, Bobo’yu, maçı kaybederiz diye düşünmüş. Düşünmüş oğlu düşünmüş yani.”

Yukarıdaki açıklama Toroğlu’nun Pazar günü Milliyet Gazetesi tarafından da yayımlanan Vatan Gazetesi’ndeki ropörtajından küçük bir alıntı.

Sn. Toroğlu bu kadar gerine gerine nasıl anlatabiliyor Mustafa Denizli’nin ağzından öykünerek?

Çünkü maç sonrasında Beşiktaş takımının teknik direktörü çıkıp tam da bu mealde açıklamalarda bulunuyordu Digiturk’e. Anlatmak istediği belki de Toroğlu’nun dilinde farklı bir anlam kazandığı şekliyle şaibe olmayabilir; ancak Mustafa Denizli aynı zamanda hakemlerle ilgili ve kazanılmış hakkının gasp edildiğine varan cümleler kuruyor ki artık söz ağızdan bir kere çıktıktan sonra herkes istediği şekliyle anlayabilir hale geliyordu.

Mustafa Denizli’nin açtığı kapıdan önce Toroğlu içeri giriyor ki zaten kapı kenarında beklemektedir; sonra da Ahmet Çakar!

Kuşkusuz ne Çakar'ın ne Toroğlu'nun gol vuruşu yapmak için Denizli'nin pasına ihtiyaçları vardır.

Beşiktaş-Sivasspor maçı öncesi Beşiktaş taraftarı Mustafa Denizli’yi yanına çağırıyor. Veriyor gazı hani geçen hafta ifade ettiği şekliyle kırk yıldır bu işin içinde olan kurt hocaya. Mustafa Denizli’yi Beşiktaş taraftarı nazarında bu kadar sempatik yapan şey hakemlere karşı yaptığı açıklamalardır.

Peki bu taraftar değil miydi sezon ortasında Rüştü’ye olmadık şeyler söyleyen ve yıl boyu başkanını istenmeyen adam ilan eden?

Mustafa Hoca yerine geçip, maç başladıktan sonra o Beşiktaş taraftarı yoğunlukla Aziz Yıldırım olmak üzere, Mahmut Özgener, hakem Kuddisi Müftüoğlu aleyhine oyun boyunca etmedik laf bırakmadı.

Yarın aynı tepkiyle Mustafa Denizli’ni karşılaşmayacağının garantisi var mıdır?

Maç sonunda Mustafa Denizli iki hafta üst üste yaptığı açıklamalardan bir yenisi daha ekledi. Açıklamaları öyle bir tonda ifade ediyordu ki; “benim gibi adamı bile çileden çıkardılar” demeye varıyordu.

Böylece Mustafa Denizli de Anakin gibi karanlık tarafa geçmiş; Darth Vader oluyordu.

Gerçeğin bu olmadığının kendisi de farkındadır. Belki de gerçekten yaptığının anlamını kavrayamamış olabilir ki bu çok daha kötüdür.

Mustafa Denizli bu sezon Beşiktaş’a çok kötü futbol oynatmakla kalmadı zaman zaman futbolu unutturdu. Fenerbahçe karşısında çıkardığı kadro bir fiyaskoydu. Oysa Ertuğrul Sağlam, Galatasaray deplasmanına olabilecek en güçlü takımla çıkıyor, galibiyeti oyuncularının bencillikleri ve beceriksizlikleri sayesinde kaçırıyordu.

Peki, şu üç karşılaşmanın senaryosunu değiştirelim...

Trabzonspor maçında Beşiktaş çok daha ofansif bir oyun anlayışıyla mücadele edip, penaltısı verilmese de maçı 2-0 kazanmış olsa...

Fenerbahçe karşılaşmasında hakem iki penaltıyı geçse de 1-0’dan maçı 2-1’e getirmiş olsaydı...

Sivasspor maçında da son golü yememiş ve kazanarak tamamlayıp 3’te 3 yapsa Mustafa Denizli’nin aklına penaltılar gelir miydi?

Ömer Güvenç penaltıları ve hakemi sormuş olsa bile, Mustafa Hoca ne konuşurdu?

“Sen beni tanımıyor musun Ömer, kırk yıldır hakemlerin arkasına sığındık mı da bu maçlardan sonra bana hakem soruyorsun?” demez miydi?

İşte geçen hafta bu yüzden Mustafa Hoca’nın başarıya ihtiyacı var mıdır, diye sorduk.

Kırk yıldır bu sporun içinde olup; jübilesinin yaklaştığı bir sırada çok daha olumlu şeyler yapmaya devam etmek yerine karanlık tarafın gücüne esir olmak tercihi doğru olmuş mudur?

Uzay Gökerman

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2022
Toplam yorum
: 2005
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1272
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster