Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
280
 

Mustafa filmi nasıl eleştirilmeli?

Mustafa filmi nasıl eleştirilebilir?

Bir film olarak, içerik olarak ve filmin yarattığı etkiler olarak.

Teknik anlamda bir film olarak, benim için hayal kırıklığı idi. Çünkü, ortada film diye bir şey yoktu. Can Dündar oturmuş bir metin yazmış, bu metni okurken, çeşitli görüntüler bindirilmiş; hepsi bu kadar. Oysa film dediğin, görüntüler ve sözler ile birlikte anlam üreten bir süreçtir. Bu filmde ise, metin ve görüntü birbirinden ayrı süreçlerdi; metin olarak da ayrıca okuyabilirsin, görüntü olarak da ayrıca izleyebilirsin. Birbirleriyle organik bağı yok yani. Bu yapım, tv için olsaydı, o zaman teknik olarak eleştirilemezdi. Çünkü tv için yapılan yapımlar, çerezliktir, sanatsal kaygısı yoktur, kısıtlı zamanınız vardır. Oysa sinema, sanat işidir, iddiadır, zaman sizin emrinizdedir. Eğer, Dündar, film diye sunduğu yapımdaki metni, gazetesinde köşe yazısı olarak dizi halinde yayımlasaydı, anlamından hiçbir şey eksilmezdi.

İçerik olarak da hayal kırıklığına uğradım. Metin olarak: Bildiğimiz Can Dündar, bir metin yazmış onu bize okuyordu. Allah allah, film izlemeye mi geldik, metin dinlemeye mi? Kendince, bazı konuşma atraksiyonları filan yaparak güya duygu, dram vs. yaratmaya çalışıyordu. Bence sadece komikti. Metinde ise, tamamiyle keyfi bir şekilde Atatürk'ün, bazı hayatına ilişkin kişisel iddialarını, işte yalnızlığını ya da dine bakışını, vs. vs. öne çıkarmaya çalışıyordu. 'Filmin' savı olmasını istiyordu, ancak, bunu kanıtlarla, birbirine bağlantılı bir dizi olayı ustaca analiz ederek değil, keyfen, dile getiriyordu. Getirilebilir, bunda sorun yok, ama bunu köşe yazısında yaptığında makuldür. Sonuçta, kafasında önceden kurduğu, izleyicinin almasını istediği bazı noktaları dikte ediyordu. Türkiyedeki senaristlerin şöyle bir garipliği vardır. Örneğin, bir oyuncunun içten ağlaması gerekir. Senarist, ya da o anda yönetmen, oyuncunun içten ağladığını belki seyirci anlamaz diye, oyuncuya söyletir. Bu ise sinemanın tekniğine tamamen aykırıdır. Dündar da öyle yapmış, ara ara izleyici anlamaz diye, bazı fikirleri bize söylemeyi seçmiş.

Yarattığı etkiler olarak, bu da başka bir olay. Angajmanlarla dolu, aydın, demokrat, milliyetçi, liberal atatürkçü vs. bir sürü tip.. bu filmi, kendi angajmanlarının haklı çıkaracak şekilde filmi ya övdüler ya da yerdiler. Tabi ülkemizde siyasi fikirler ve sosyal kimlikler, bir sakızın saça yapışması gibi o kadar dolaşık ve yapışık hale geldi ki elle tutulur bir görüş ifade edeni Diyojen gibi lambayla arar hale geldik.

Evet, bu yapımı Can Dündar'ın yapmış olmasının yarattığı beklentinin şişirdiği balon patladı. Dündar para mı kazanmak istemişti, gerçekten bir sinema yapıtı mı yaratmak istemişti, ya da birdenbire sinemacı olan mizah dünyamızın esprili tiplerinden mi etkilenmişti bilinmez, ancak, epey bir prestij kaybı yaşamış olmalı. Ancak, şişirmeyle bazı şeylerin yürümeyeceğini anlamış olmalı bence.

Bu film üzerinden siyasal tartışmalara girenler ise, havanda su dövüyorlar, çünkü havan boş. Dolu olan sadece angajmanlı zihinler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 975
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster