Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
294
 

Mustafa Kemal, ‘Anne başarılı olamazsam...’

Mustafa Kemal, ‘Anne başarılı olamazsam...’
 

Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya geçmeden önce Şili'de kaldığı ev


İstanbul 1919 Mayıs başı

Meziyet NOYAN:

Mütarekenin bir kâbus gibi yurdun üstüne çöktüğü günlerde idi. Tepebaşı'nda Öjenidis'in evine oturan Prenses Şivekara, teyzemi görmek için sık sık gider, haftalarca misafir kalırdım. Prenses, ekseri akşamları özel davetler yapardı ve bu davetlerde Mustafa Kemal Paşa, Rauf Bey gibi tanınmış kişiler eksik olmazdı.

Bir sabah saat on bire doğru salonda Prensesle oturuyordum. Teşrifatçı Mustafa Kemal Paşa'nın geldiğini haber verdi. On beş yaşında bir genç kızın duyacağı ürkek bir mahcubiyetle Paşa daha salona girmeden piyanonun bulunduğu köşeye çekildim. Paşa içeriye girerken beni görmemişti. Görmesine de imkân yoktu. Bu vaziyette bulunduğum yerden bir çocuk ilgisi ile onları gözetliyordum. Piyanonun biraz ilerisinde koltuklara Prenses ile karşılıklı oturdular. Paşanın bu gelişinde her zamanki ziyaretlerinde olduğundan daha başka bir hal var gibi geldi bana. Sağ elini dizine dayayarak biraz eğildi. Gözlerinde adeta alev haline gelmiş yeşilimtrak çelik parıltılarla Prensese baktı ve işitilmekten çekinen yavaş bir sesle, Mustafa Kemal, 'Size Allahaısmarladık demeye geldim. Anadolu'ya gitmem uygun görüldü. Hemen gitmek için emir aldım. Fakat ben bildiğiniz gibi, onların benden umdukları iş için değil, kesinlikle vicdanımdan aldığım emirle, yurdun bağrından doğacak o büyük kurtuluş ateşini tutuşturmak için gidiyorum' dedi.

İki gün sonra 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya geçtiğini duyduk.

İstanbul 14 Mayıs 1919

Mustafa KEMAL:

Hemen o gece Bahriye Nazırı Avni Paşa beni Şişli'deki evimde gördü. Ayaküzeri dedi ki,

AVNİ PAŞA: Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Bey sizinle yakından tanışmak istiyor. Buraya gelmek istiyor. Getireyim mi?

Mustafa KEMAL: Derhal. Beraber teşrif buyurunuz.

Avni Paşa gitti. Biraz sonra Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Beyle beraber geldi. Her ikisini çalışma odamda kabul ettim. Görüşmenin konusu şu idi:

Mehmet ALİ BEY: Kemal Bey, sen İttihatçı mısın?

Mustafa KEMAL: Evet, ben İttihatçıyım.

Mehmet ALİ BEY: O halde sizinle anlaşmamızın ihtimali yoktur.

Mustafa KEMAL: Yok, yanlış anlıyorsunuz. Ben İttihatçıyım demekle bütün Türk milletinin birliğini ve onun tek ülküye taptığını söylemek istiyorum.

Bu noktada kendisi ile anlaşmaya vardık… Dahiliye Nazırının bu sözlerden sonra bana söylediği şu oldu:

Mehmet ALİ BEY: Arkadaşlarıma bilgi vereceğim. Siz bizim için korkunç olmaktan ziyade yararlanması gerekli bir şahsiyetsiniz.

İstanbul 1919 Mayıs

Makbule ATADAN (İstanbul Şişli'deki Ev):

Şişli'deki evde şimdi müze haline getirmiş olduğumuz üçüncü kattan aşağıya hiç inmezdim. Ağabeyime gelen misafirleri adamlarımız ağırlardı.

Bundan başka Atatürk çok sıkı ağızlıydı. Çocukluğundan beri ciddi ve düşünceli olan tavrı yaşı ilerledikçe daha çok artmıştı. Evin içinde çok konuşmaz, şakalaşıp gülüşmezdi. Düşüncelerinden, plan ve projelerinden bize bahsetmezdi.

Bununla beraber, o günlerde, kendisinin her zamankinden daha büyük bir heyecan içinde olduğu seziliyordu. Ben bu heyecanı birçok kimselerin Malta'ya sürülmüş olmasına yoruyordum. Ağabeyimi de bir gün buradan alıp Malta'ya götürebilirlerdi. Bundan mı çekiniyordu? Yoksa, başka bir düşüncesi mi vardı, o zaman bunu kestirmek mümkün değildi. Hükümet ermeni çocuğu aramak bahanesiyle evimizi birkaç defa batırmıştı. Ve bir gün, bana bir tabanca veren ağabeyim, Mustafa Kemal: Bunu al... Ev saldırıya uğrarsa, ilk içeri gireceklere ateş edersin sonra da kendini öldürürsün.

Diye bir öğütte bulunmuştu. Yine bu günlerde bir akşam kendisiyle kısaca konuştuğumuz sırada, Mustafa Kemal: Bana yeni bir görev öneriyorlar. Fakat almakta tereddüt ediyorum.

Bütün bu olaylar arasında, akşam toplantıları devam etmekte idi.       

İzmir 15 Mayıs 1919

Sabah saat sekizden başlayarak 12.000 mevcutlu Yunan kuvveti İzmir'e çıkmaya başladı. Kadifekale'ye Yunan topları yerleştirildi. İzmir Başpapazı Hrisostomos, Yunan askerlerini kutsadı. Ellerinde Yunan bayraklarıyla rıhtıma birikmiş Rumlar, coşkun gösteriler yaptılar. Yunan erleri de rıhtımda Venizelos'un tablosu önünde oyunlar oynadılar, İstanbul'a girme özlemleri dile getirildi.

Yunan İşgal Kuvvetleri Komutanı Zafiriu, ‘İzmir ve dolaylarının işgaline başlıyorum. Amaç, mevcut kanunların korunması ve desteklenmesiyle bütün halkın refahını sağlamaktır. Memurlar işlerine devam etsinler. Şikâyetler için kumandanlığın kapısı daima açıktır...’

Yunan işgal kuvvetlerine karşı ilk kurşun... Hukuku Beşer gazetesi sahibi Hasan Tahsin, şehirde törenle ilerleyen Yunan İşgal Kuvvetleri'nin bayraktarını tabancayla vurdu. Ortalık birden karıştı. Hasan Tahsin öldürüldü. Bazı kaynaklara göre, Yunan kuvvetleri her yandan tüfek ateşine tutuldu. Hasan Tahsin, bir süreden beri İzmir'in Türklerden alınacağı söylentileri karşısında halkı direnmeye çağıran ateşli yazılar yazıyordu. Maşatlık'ta gece yapılan mitingde de konuşmuştu.

Yunan işgal kuvvetleri ve onlara katılan yerli Rumlar, İzmir'de katliama ve yağmaya başladılar. Yunan askerleri, 2000 kadar Türk subay ve erinin toplanmış olduğu kışlaya gittiler. Subaylardan 14'ü öldürüldü. Kışla kasaları soyuldu. Subayların evleri de arandı ve ne bulunursa alındı

İstanbul 15 Mayıs 1919

Makbule ATADAN (İstanbul Şişli'deki Ev):

Artık ilkbaharın ilk günlerini bulmuştuk. Annem uzun süreden beri kalbinden hasta idi ve yatağında çıkamıyordu. Bu sırada bir gün öğleden sonra yukarıya çıkan ağabeyim bana, 'Makbuş, bu akşam eve kimse gelmeyecek. Ben annemin odasında yemek yemek istiyorum. Onun karyolasının karşısına bana bir yer sofrası hazırlattır' dedi.

Atatürk geldi, annemizin elini öptü, benim hatırımı sordu ve mindere bağdaş kurup oturdu. Yemeğe isteksiz olduğu halinden belli idi. Zorla çiğnediği lokmaların arkasını kesti, elinden çatalını bıraktı. Gözleri alev alev yanıyor, çok heyecanlı olduğu halinden belli oluyordu.

Birden bire söze başladı, Mustafa Kemal, 'Anne, ben yarın Anadolu'ya gidiyorum. Buraların ne olacağı belli değil. Selanik nasıl elden gittiyse buralar da öyle olabilir. Ben, kurtarmağa çalışacağım. Ne elimden gelirse onu yapacağım. Fakat bu işte tehlike çoktur. Hesapta ölmek, gidip gelmemek vardır. Bana hakkını helal et. Sen de bunları iyi dinle Makbuş, işler fenaya dönerse,   sakın buradan ayrılmayın. Bütün paranızı harcayın, paranız biterse, halılarınızı, kıymetli eşyanızı satarsınız. Bir kere daha söylüyorum. Ne olursa olsun yola çıkmaya kalkmayacaksınız. Başarılı olamazsam zaten sizi öldürürler, o zaman elbet, ben de ölmüş olurum' dedi.

Bu bizim için hiç beklenmedik bir darbe idi. Onun sözlerini anne kız bir bardak zehir gibi yutmuştuk. Benim boğazım kurumuş, ciğerlerim sanki birbirine kenetlenmişti. Annem çok sevdiği Mustafa'sının bu sözlerinden derin bir üzüntüye düşmüş ve hemen şiddetli bir kalp krizi ile sarsılmaya başlamıştı. Bu şiddetli kriz bize her şeyi unutturdu.

Zavallı anacığıma nefes aldırmak için pencereleri açtık, kucağımızda onu sofaya çıkardık. Atatürk heyecan içinde söylediği sözlerin yaptığı etkiyi silmek istermiş gibi annemi Mustafa Kemal: Anne, merak etme, bu kadar üzülme... Ben size en kötü durumu anlattım, başarılı olmam olasılığı da kuvvetlidir. Tekrar buraya dönerim. Sizi yanıma aldırırım, üzülme, diye teselli etmeğe çalışıyordu.

Doktor Rasim Ferit vaktinde yetişmemiş olsaydı, o akşam annem ölebilirdi. Sabaha kadar onunla uğraştık, şafak sökerken biraz rahatlar gibi oldu ve o zaman da zaten ayrılık vakti geldi. Mustafa Kemal, 'Bana niçin öyle bakıyorsun Makbuş' diye sordu.

'Nasıl bakayım? Bu ne gidiş, ağabey? Savaşa değil, göreve değil, terfi ederek değil... ' dedim. Cevap vermedi. Dudakları kısılmıştı. Yalnız başını sağa sola salladı ve her zamanki gibi merdivenlerden indi.

İşte Mustafa Kemal'in İstanbul'dan gidişi budur. Annemin hayır duaları, benim hıçkırıklarım ve merdivenlerden koşarcasına inen onun ayak sesleri.

Bu dramatik belgesel çalışmanın gelecek konusu: Sultan VAHDETTİN, ‘Hükümete güçlük çıkartan sadece Mustafa Kemal Paşa’ydı’

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 988
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster