Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
40874
 

Mustafa Kemal Atatürk kimdir, hakkında bilinmeyenler...

Mustafa Kemal Atatürk kimdir, hakkında bilinmeyenler...
 

Mustafa Kemal Atatürk


Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk hakkında satır aralarını okuyan dikkatli biri olarak sizlerle dikkatimi çeken bazı konuları paylaşmak istiyorum...
 
Atatürk hakkında yazacaklarımın bazılarını zaten biliyorsunuz, bilhassa bu yazıda anlatacağım bazı konuların daha iyi anlaşılması için başlıklar halinde üzerinden geçeceğimi söyleyeyim.
 
Makalede özellikle "Mustafa Kemal veya Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk kimdir? Amacı neydi? Neden ve nasıl öldü? Müslüman mıdır? Yoksa neye inanıyordu?" sorularının yanıtlarını hep beraber bulmaya çalışacağız. Atatürk hayranları ve Atatürk düşmanları açısında Mustafa Kemal Atatürk kimdir? sorusunun cevabını bu yazının sonunca bulacağınıza inanıyorum...
 
Atatürk kimdir?

1881 yılında Selanik'te doğmuş, babası ... annesi ... kız kardeşi ... askeri okula gitti ... kargaları kovaladı ... askeriyeyi bitirdi ... askeri alanda başarılara imza attı ... hızla yükseldi ... memleketin gidişatını beğenmyordu ... 19 Mayıs 1919'da Samsun'a ayak bastı ... Osmanlı İmparatorluğu son padişahı Vahdettin tarafından vatan haini ilan edildi ... Erzurum Kongresi ... Sivas Kongresi ... Türkiye Büyük Millet Meclisini kurdu ... Cumhuriyeti ilan etti ... inkılapları ... ilkeleri ...
 
Bunların hepsini okullarda Tarih dersinde veya meraklıları zaten kitaplarda okumuştur. Eğer okumamış olanlar varsa mesaj atarlarsa bu konuda özellikle bazı tavsiyelerim olacaktır. Ancak ben bilinen veya bize anlatılan tarihle ilgilenmiyorum. Benim ilgi alanım anlatılmayan ve gizlenen tarihi araştırıp bulmak ve bunları yorumlayarak sizlerle paylaşmak.
 
Ben de bunları gayet rahat yapabilirim diyen var mı?
 
Ailemi, eşimi, işimi hiç düşünmeden ülkem için savaşırım.
 
Yapacaklarım veya yaptıklarımın sonuçlarına katlanırım.
 
Gerekirse en az beni sevenler kadar sevmeyenleri, beni alkışlayanlar kadar öldürmek isteyenleri düşünüp her an öldürülme tehlikesiyle karşı karşıya olacağımı bile bile gözümü kırpmadan vazifeye atılırım.
 
Tüm hayatımı, varımı, yoğumu bir ülke için feda ederim.
 
Kişisel hiçbir menfaat ve çıkar düşünmeden bu görevimi yerine getiririm.
 
Davam benim herşeyimdir, canımı bile ortaya seve seve koyarım.
 
Eminim ki ülkemin insanları bir gün elbet beni anlayacak.
 
Ben ölümü göze aldım ve halkım beni izleyecek.
 
Öldüğümde mezarımı milyonlarca insan hala ziyaret edecek.
 
Her yıl benim ölümümü anacaklarına şüphem yok.
 
Hala ölümünün 75. yılında bile seni anacak insanlar olacak.
 
Ölümümden 75 yıl sonra bile mezarımın başında milyonlarca insan ağlayacak. Hatta öldüğüm saati herkes ezbere bilecek ve o saat gelince ülkemde herşey 1 dakika duracak.
 
Belki arkamda bir mal varlığı bırakmayacağım (!)
 
Belki arkamda bıraktıklarım hiç benim olmayacak.
 
Belki arkamda bir evlat da bırakmayacağım.
 
Olsun! Vatan sağolsun. Vatan kurtulsun.
 
Ben kimim ki?
 
Davamı yerine getiririm ve sessiz sedasız giderim...
 
Yeter ki bugün bile "bu ülkeye bir Atatürk gelmedi" demesinler.!
 
Kimileri beni yanlış anlasın, kimileri de doğrusunu bilsin.

Ancak "Türk Milleti Ebediyete Kadar Varolsun" bu bana yeter.
 
"Bunları sıkılmadan okuyanların birkaç dakika kendilerine bu soruları sormalarını rica ediyorum. Eğer hala aranızda Atatürk'e karşı düşman olan varsa, bu yazdıklarımı birkaç kez daha okuyup "evet ben de yaparım" diyorlarsa onlara söyleyecek sözüm buraya kadar..."

Buradan sonrası Atatürk'ü anlamak istiyorum, merak ediyorum diyenler veya Atatürk'ü sevenler için yazılmıştır...
 
Atatürk'ü anlamak istiyorum

Hakkında yazacak kelimelerin bir yerde "dur artık", "sus", "yeter" dediği o suskunluğun arkasındaki haykırış Atatürk'ten başka biri için olabilir mi?
 
10 Kasım 1938 günü hayata gözlerini yuman Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün izlerini Türkiye'nin her karışında görmek mümkün. Sadece toprakta, bayrakta, taşlarda, dağlarda değil sözleri, kitapları, yazıları, resimleri, eserleri Türkiye Cumhuriyeti'nin her karışında yerinden kazılmayacak ve silinmeyecek kadar sağlam bir şekilde duruyor...
 
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatı, nükteleri, hatıraları, sözleri, ilkeleri, inkılapları, katıldığı savaşlar, yazdığı kitaplar, .. gibi birçok eseri, kitabı bulmak mümkün.
 
Ben sade ve Atatürk'ü merak eden bir vatandaş gözüyle "bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı düşün altında binlerce kefensiz yatanı" sözlerini yazan Mehmet Akif Ersoy'un bu sözleri yazarken neler hissettiğini ve neden yazdığını merak ediyorum. Mehmet Akit İstiklal Marşı'nı neden yazdı sorusunun arkasındaki gücü hissetmek...

Atatürk'ün kısaca hayatına bir göz atalım

Size burada çok bilinen hayatı hakkında ansiklopedi bilgisi vermeyi düşünmüyorum. Dedim ya, satır aralarına takılıyorum sadece ..

Yeri gelmişken bize okulda okutulan Mustafa'nın hakkında aklımda kalanları, ayrıca Kemal'i ve Atatürk kelimelerini de çok irdelediğimi belirtmeden geçemeyeceğim.
 
1881 yılında Selanik'te doğdu, babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde hanım, kız kardeşi Makbule hanım,.. yok merak etmeyin size bunları anlatmayı düşünmüyorum.
 
Selanik'te doğan bir Türk'ün neden askeriyeyi seçtiğini ve okumak için annesini zorladığını, alanında başarılı olup, asker olarak değil de "devlet adamı" olarak hayatına devam ettiğini merak ediyorum...

Atatürk ve 19 sayısının sırrı
Doğum tarihinde ölüm tarihine kadar 1881-1938 arasında bu konuda kim bilir kaç makale okumuşsunuzdur. Peki gerçekten Atatürk'ün hayatında 19 sayısı sizce tesadüf olabilir mi?
 
Ben bu konunun uzmanı değilim, sadece araştırmacıların yazılarını okudum. Doğduğu 1881 yılı, 1900 yılı, 19 Mayıs 1919, akabinde 1938 yılında ölmesi dikkatimden kaçmadı elbette. Asıl ilgimi çeken doğum tarihinin yanı sıra ölüm tarihi oldu. Belki doğum tarihi ve diğerleri tesadüf olabilirdi ama peki 1938 yılında ölmesine ne diyorsunuz?
 
Atatürk ve Bedevi falcı olayı
Atatürk ve Bedevi falcı olayı hakkında internette araştırma yapan herkes mutlaka bu kehanetle karşılaşmıştır.
 
Bugüne kadar Atatürk hakkında yapılmış birçok kehanet vardır. 19 Mayıs 1919 ve 10 Kasım 1938 tarihleri hakkında da çeşitli kehanetler olduğu muhakkak.
 
Bunların arasında en ilginç olanı elbette Atatürk'ün el falına bakan bedevinin söyledikleridir...

Olay şöyle anlatılmaktadır;
Mustafa Kemal arkadaşları ile Bingazi'ye, Trablusgarp savaşına katılmaya gider. Yolda bir bedevi'ye rastlarlar. Bedevi el falına çok iyi baktığını ve genç subaylara da isterlerse bakabileceğini söyler. Hepsi ellerini açarak bedevinin söylediklerini dinlemeye başlar. Sıra Mustafa Kemal'e gelince, o önce baktırmak istemez. Fakat arkadaşlarının ısrarı karşısında, sonunda o da elini bedevi'ye açar. Bedevi ele bakar bakmaz yerinden sıçrar ve heyecan içinde "Sen padişah olacaksın" der ve ilave eder "15 yıl hüküm süreceksin."

Genç subaylar gülüşürler ve yollarına devam ederler.

Aradan yıllar geçer, Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı olur. Cumhuriyetin 14. yılında hastalanır. Karaciğeri kötüye gittiğinde çevresindekiler ona "Artık içme Paşam" derler.

Atatürk onlara bir zamanlar yolda rastladıkları falcı bedevi'yi hatırlatıp güler ve "Arap vaktiyle söylemişti, bizim padişahlık nasıl olsa 15 yıl sürecek... Hesapça bu son senemizdir..."

Yıl 1938'dir...

Merak edenler "Atatürk ve Bedevi Falcı" diye internette ararlarsa bu konuda daha detaylı bilgiye ulaşabilirler. Merak edenlere "Ali Bektan" tarafından kaleme alınmış, Bilge Karınca'dan yayınlanan "Atatürk ve Parapsikoloji" kitabını da bu konularda kaynak olması açısından özellikle tavsiye ederim.
 
Ancak belirtmeden geçemeyeceğim konu ise Atatürk kitapta yazıldığı gibi geleceği görmüyor olması, bilakis Atatürk Allah vergisi üstün zekasını çok iyi kullanarak olayları ön görme ve sezgi yeteneğine sahip bir insandı. Kitapta sıkça "Atatürk'ün geleceği görmesine işaret" olarak anlatılan olaylar, Atatürk'ün planlı, programlı ve detaycı bir insan olduğunu da gözler önüne seriyor.
 
Peki Atatürk madem öleceğini biliyordu, niye birşey yapmadı?

İşte aklıma takılan ilk soru bu oldu...

Şimdi bunları Türk Gençliği ile beraber, Mustafa Kemal Atatürk'ün sözleriyle açıklamaya çalışalım. Ayrıca burada kehanet olarak söylenen olayların da bir nevi cevabını bulabilirsiniz...

Atatürk'ün sözleri

Kendi ağzından ve kısa yorumlarla Atatürk'ün sözleri;

İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!

"İşte kendisini ülkesi için adayan ve hayatını ülkesi için feda eden bir insandan bundan daha güzel bir söz duymak mümkün olabilir mi!"
 
...
 
Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.

"Atatürk'ün özleyen ve tekrar görmek isteyenlere 'bu ülkeye bir Atatürk daha gelmez' diyenlere vereceği en güzel cevabı vermemiş mi.!"
 
...
 
Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini inkar edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur.

"İşte günümüzde bile hala Atatürk'e karşı olup şahsi menfaatleri yüzünden O'nu karalamak isteyenlere daha güzel başka bir cevap düşünebilir misiniz? Hatırlarsanız Gençliğe Hitabesi'ndeki "muhtaç olduğun kudret damalarındaki asil kanda mevcuttur" sözüne karşı kimi kendini bilmezlerin O'nu küçümsercesine "hangi asil kan?" küstahlığını yaptığını. Kendisini Türk olarak görmediği halde bu ülkenin ekmeğini yiyen ve yediği ekmeğe ihanet edenlerin, üstelik Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıdığını..."
 
...
 
Pekala bilirsiniz ki benim bütün hayatımda bu ana kadar güttüğüm gaye, hiçbir vakit kişisel olmamıştır. Her ne düşünmüş ve her neye girişmiş isem, daima memleketin, milletin ve ordunun adına ve menfaatine olmuştur. Hiçbir zaman şahsımın üstünlüğünü ve sivrilmemi göz önüne almamışımdır.

"Sizce de pekala günümüzde bile bazı kişilere yön gösterecek iyi bir kılavuz olabilir mi?"
 
...
 
Beni övme sözlerini bırakınız; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin!

"Bu sözü acaba kimler için söylemiş olabilir?"
 
...
 
İstikbal göklerdedir.

"İşte bu sözü neden söylediğini çok merak ediyorum. Acaba kiminin söylediği gibi hava yolları veya uçak gibi gökyüzündeki silahlı kuvvetlerin gücünü mü ifade etmek istemiş? Yoksa gelecek ve Göktürkler arasında bir bağlantı mı? Veya Allah'a olan inancı neticesinde mi söylemiş? Son olarak Astroloji ve gökbilimi için söylemiş olabilir mi? Elbette Atatürk'ten başkası bunun cevabını veremez. Ancak yine de sadece bu iki kelimenin ifade ettiği anlam bile uzun cümlelerden çok daha fazlasını söylemeye yetecektir diye düşünüyorum."

...
 
Buraya kadar Atatürk'ün sözleriyle kendisini daha iyi anlamak adına bir özet okumuş olduk.
 
Şimdi dilerseniz son olarak Atatürk neden öldü konusuna da kısaca bir göz atıp konuyu bitirelim...
 
Atatürk'ün ölümü.!(1881-1938)

İşte son zamanlarda aklımı en çok meşgul eden konu da bu oldu. Dilerseniz Ulu Önder'in sözlediği bir söze dikkatinizi çekmek istiyorum. Sanırım Ulu Önder Atatürk burada bunun ipuçlarını biraz vermeye çalışmış.

"Beni Türk hekimlerine emanet ediniz"

Hastalığının son evrelerinde bu sözü niye söylemiş olabilir?

Karaciğer siroz hastalığı teşhisi konan Atatürk'ün malum rakı içtiğini biliyoruz. Ancak özellikle okuduğum "Atatürk'ün Hatıraları, Anıları ve Nükteleri" kitabında bu konuya fazla deyinmese de Atatürk'ün çok içki içmediğinden özellikle bahsediliyor.
 
Doktorlarının bu teşhisi yanlış olabilir mi?
 
Bedevi falcının kendisine söylediği yılların 1938 yılına denk gelmesi tesadüf mü?
 
Pera Palas Oteli 101 numaralı odada bulunan halının sırrı neydi?
 
Peki kendisine hediye edilen halının üzerinde 11 adet kasımpatı çiçeği olması?
 
Aynı hediye edilen halının üzerinde 09:07 saatinin olması da mı tesadüf?
 
Cumhurbaşkanı olarak yanlız bırakılması?
 
Cumhurbaşkanlığı döneminde köşkünden dışarıya çıkmak istediğinde çoğunlukla engellenmesi?
 
Kendisine süikast düzenleneceğinden şüphelenerek bu konuda İsmet İnönü'ye bile bilgi vermesi?
 
Bediüzzaman Said-i Nursi'nin 1922'de Atatürk'e yazdığı mektubu hiç okudunuz mu?
 
Atatürk'e yazdığı o mektuba "İslam Alemi kahramanı Paşa Hazretleri'ne ey şanlı Gazi" diye başladığını?
 
Mektubunda Nursi'nin "Sizin bu başarınızı ve büyük hizmetinizi takdir eden ve sizi çok seven müminler, sıradan ama sağlam Müslüman'dırlar. Sizi ciddi sever ve sizi tutar ve size minnettardırlar."  
 
diyen Saidi Nursi aynı zamanda bir "dava" adamı değil midir?
 
Yine Nursi'nin mektubunda bilhassa "namaz" dan bahsetmesi, mümin olmayan birine söylenecek söz müdür? Yoksa Atatürk Müslüman olduğu halde "namaz" kılmadığını ve "namaz" kılmasının hayırlı olacağı yönünde bir Müslüman'a yapılan bir nasihat midir?
 
Atatürk'ü geleceği gören insan olarak kahin gibi göstermek dini inanca ters düşerek itici olmasını sağlamıyor mu?
 
Atatürk'ün rakı içmesi bile dini vecibeler açısından hoş görülmeyen bir görüntü yaratılıp din simsarları tarafından bu durum aleyhinde kullanılmıyor mu?

Yapmayın Artık.!

El insaf,

Aydın kesim olduğunu iddia edenlerin Atatürk'ü savunur gibi görünerek sözüm ona cahil gördüğü Müslümanları karşısına almasını...

İslam dünyasını temsil eden bir edayla Atatürk'e hakaret edilmesini...

Ağzından "Atatürk" sözü çıkan kişinin hemen "İslam düşmanı", "Allah" diyen kişinin "Atatürk düşmanı" olmadığının kabul edilmesi için daha kaç sayfa yazı veya makale yazmak gerekiyor?
 
Osmanlı İmparatorluğu'nu çökertmek isteyenlerin Fatih Sultan Mehmet'in alışverişi sırasında yaşadıklarını bilmediğini mi sanıyorsunuz?
 
Osmanlı İmparatorluğu'nu çökertmek isteyenlerin bunu silahla değil de hangi yöntemleri kullanarak başardığını bilmiyor musunuz?
 
Türkiye Cumhuriyeti topraklarında; dünyanın bile kabul ettiği, Nato'nun Atatürk'ün savaş taktiğini alarak, Ulu Önder'e Kurtuluş Savaşı'nı kazanmasına sebep olan o meşhur "hattı müdafa yoktur, sattı müdafa vardır, o satıh bütün vatandır" sözü başta olmak üzere incelemeye aldığı bu insanı artık kimse şahsi menfaatleri için kullanmasın.
 
Mutlak bir taraf olmak mı gerekir? Ben hem Atatürk hayranı hem Müslüman olamaz mıyım? Hangi kendini bilmez bunun aksini iddia edebilir ki?

Çocukların attığı taşların hedefindeki Hz. Muhammed'in elçisi olduğu İslamiyet'i özümseyen, Atatürk'e hayran, Mevlana tutkunu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir insan olamaz mıyım?

Her ikisini de sevemez miyim?

Nasıl yurt dışında Hz. Muhammed için saygısız ve küstahça karikatür yapan kişiye veya film çeken kişiye öfke duyuluyorsa, Atatürk'e yapılan saygısızlık da bu ülkenin kurucusu olan O insanı sevenlerin içinde öfke duymaya sebep oluyor.

Bence;

Nasıl "din" seçmeli ders kitabı ve seçmeli ders olarak cami hocaları tarafından ders veriliyorsa:

Mustafa Kemal Atatürk ders kitaplarından mutlaka çıkartılmalı.
 
Çocuklarımıza Atatürk'ün hayatıyla ilgili tarihler, savaşlar değil Türkiye'nin geleceği için Atatürk'ün düşünceleri ve Atatürk sevgisi aşılanmalı.
 
Sanırım asıl bundan sonra Ulu Önder'in hayalinde yer alan gerçek Türkiye'ye ulaşabiliriz.
 
Sürçi lisan ettiysek aşkola

Yazan: Bir Dost
Tarih: 16.10.2012 (11:42)
Kaynak: Bir Dost Makale ve Köşe Yazıları

Engin ALTUNISIK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tebrik ederim,çok güzel bir yazı.Okurken heyecanlandığımı söylemek isterim.Kaleminize ve yüreğinize sağlık olsun.

S.S. 
 11.01.2013 20:18
Cevap :
Yorumunuz için teşekkürler. Saygılar  09.02.2013 11:45
 

10 Kasım'da "Saygı Duruşu" 2 dk.

Taner Demiray 
 19.10.2012 14:09
Cevap :
10 Kasım'da görüntüde 2 dakika Atatürk olmalı, peki gönüllerde ne kadar?  20.10.2012 19:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 3847
Kayıt tarihi
: 08.04.11
 
 

2000 yılına 30 kala İstanbul'da doğmuştur. Liseden sonra her ne kadar üniversite okumaya yeltense..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster