Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Kasım '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
1278
 

Mustafa Kemal bütün yönleri ile bilinmelidir.

Mustafa Kemal bütün yönleri ile bilinmelidir.
 

Mustafa Kemal ile ilgili en iyi bildiğimiz şey bellidir.
Sansür.
Her şeyde olduğu gibi, Mustafa Kemal’in hayatı da inanılmaz düzeyde sansür denen illetin pençesine takılmıştır.
Marifet bu ya.
Sansür edenler, Mustafa Kemal’i yücelttiklerini sanırlar.
Ama bilmezler ki o sansürlenen bilgiler, süreç içerisinde bir şekilde ortaya çıkacaktır.
Ve tarihimizin en önemli kişiliği hakkında yarım yamalak bilgilerin utancı ile geleceğimizi tasarlayacağız.

Hızlı bir giriş yapalım.

Mustafa Kemal çapkın değil miydi?
Bal gibi de çapkındı.
Ve birçok aşkları olmuştur Mustafa Kemal’in.
İlk ergenlik dönemlerinden beri.
Birçok defa gönül ilişkisi içerisinde olduğu sevgilileri olmuş.
Türlü nedenlerle ilişkileri yürümemiş.
Türlü nedenlerle ilişkilerine nokta koymuş.
Sofya’da ataşemiliter olduğu dönemde azmı aşk ve gönül ilişkisi yaşamış?

Mustafa Kemal içki içmeyi de seven birisidir.
Özellikle rakıyı çok sever.
İlk kez rakıyı nerede içtiği hususunda rivayetler vardır.
Ali Fuat Cebesoy’un önerisi ile rakı içmeye başlar Mustafa Kemal.
Harb okulunda okuduğu dönemlerde Ali Fuat Cebesoy’la sınıf arkadaşıdır.
Ali Fuat Cebesoy, İstanbul’un Kuzguncuk semtinde oturmaktadır.
Ailesi ile birlikte.
Ve Mustafa Kemal, hafta sonları sık sık Ali Fuat Cebesoy’ların evine konuk olur.
Bir hafta sonu Ali Fuat Cebesoy’la piknik yapmaya giderler.
Alemdağı’na
Yanlarında, işlerini gören bir kişi daha vardır.
Çeşitli yiyecekler alırlar.
Ama bira bulamamışlardır.
Ali Fuat Cebesoy rakı alır.
Ve Mustafa Kemal’e tatmasını söyler.
İşte ilk kez Alemdağı’n daki bu piknikte Ali Fuat Cebesoy ile rakı içer Mustafa Kemal.
Ve sonrasında rakı içmekten vazgeçmez.

Kimine göre Ali Fuat Cebesoy ile Alemdağı’na değil de Büyük Ada’ya pikniğe gitmiştir.
Ve ilk kez rakıyı, Büyük Ada’da yaptıkları piknikte tatmıştır.

Mustafa Kemal biliyoruz ki gece alemlerini seven bir insandır.
Harb okulu yıllarında, İstanbul’un Rum meyhanelerini mesken tutmuştur.
Hafta sonları sürekli meyhanelere gider ve çakır keyif olana kadar içki içer ve memleket sorunları ile gönül ilişkileri üzerine muhabbetler edermiş.
Hatta bir gün bu milletin başına geçeceğine dair iddialarda bulunduğu yer yine bir meyhanedir.
Ve arkadaşlarının alayına mazhar olur.
Masadaki arkadaşları da Nuri Conker, Ali Fethi ve Salih Bozok'tur.

Mütareke yıllarında İstanbul’da ilginç olaylar yaşar Mustafa Kemal.
Yıldırım Orduları grup komutanıyken İstanbul’a çağrılır.
Trenle Haydarpaşa’ya gelir.
Ve aynı gün İngiliz, Fransız ve İtalyan gemileri boğazdan İstanbul’a giriş yapmaktadır.
Doktor Rasim karşılar Mustafa Kemal ve yanındakileri.
Bir tekneye binerler ve Pera Palas’a doğru giderken, yaveri Cevat Abbas’a düşman gemilerinin geldikleri gibi gideceğini söyler.

Pera Palas’ta çeşitli arkadaşları ile yaptığı görüşmelerde, İzzet Paşa hükümetinin güvenoyu alması için çaba gösterir.
Ne var ki Meclisi Mebusandaki vekil olan arkadaşları, Mustafa Kemal’e verdikleri hiçbir sözü tutmazlar ve ihtiyar Tevfik Paşanın iktidar olmasını sağlarlar.

Herkesin merak ettiği en önemli konulardan birisi ise “Mustafa Kemal neden İngilizler tarafından tutuklanmamıştır?” sorusu.
Bütün ittihatçılar tutuklanmıştır.
Bekirağa Bölüğüne kapatılmıştır.
Ama Mustafa Kemal’e kimse dokunmamıştır.
Oysa Mustafa Kemal Çanakkale’de kendilerini yerle bir etmişti.
Buna rağmen Mustafa Kemal’e dokunmuyorlar.
Mustafa Kemal, mütareke döneminde, gündüzleri Şişli’de ki evinde arkadaşları ile planlar yapmaktadır.
Akşamları ise İstanbul’un gece alemlerine takılmaktadır.
Özellikle de madam Corıne’nin Harbiye’de ki evine.
Ve İstanbul’da verilen her davete icabet göstermektedir.
Çapkın bir görüntü çevresine vermektedir.
İngiliz ajanlar, Mustafa Kemal ile ilgili yaptıkları istihbaratlarda “gece alemini seven, kumar, içki ve kadınlara karşı zaafı olan birisi” şeklinde rapor vermişlerdir.
Bu sebepten dolayı Mustafa Kemal’e İngilizlerin dokunmadığı ileri sürülür.
Bence de doğru bir tespit.
Tabi bir başka önemli noktada şurasıdır.
İngilizler ve Fransızlar, özellikle İtttihatçilere karşı ciddi bir tepki içerisindeler.
Ve bütün İttihatçileri tek tek yakalayıp Bekirağa Bölüğüne gönderiyorlar.
Mustafa Kemal ise İttihatçilerle hiçbir şekilde yıldızı barışmayan birisi.
Her fırsatta İttihatçileri en sert şekilde eleştirmektedir.
Enver Paşa ile harb okulu yıllarından beri bir kez dahi yıldızı barışmamıştır.
Hatta Enver Paşa’nın makamında, birbirlerine silah bile çektikleri yönünde rivayetler vardır.
Ali Fethi, Enver Paşa ve Mustafa Kemal’i Pera Palas’ta bir araya getirerek, barıştırır.
Mustafa Kemal’in İttihatçilere olan tepkisini bilen İngilizler Mustafa Kemal’e dokunmuyorlar.
Ve Mustafa Kemal Bekirağa Bölüğüne kapatılan İttihatçileri sık sık ziyarete de gidiyor.
Özellikle arkadaşı Ali Fethi’yi hiç yalnız bırakmıyor.

Bu konuyu bir süre işlemek gibi bir düşüncem var.
Mustafa Kemal’in aşklarını.
Gece alemlerini.
İçki sofrasını.
Enver Paşa ile olan çatışmalarını.
Ve Mustafa Kemal’in hayatına ilişkin birçok konuyu işlemek hayli keyifli olacak.
Her zaman nitelendirmiş olduğum bir şey vardır.
Mustafa Kemal hayatı ıskalamamıştır.
Hayatın bire bir içerisinde olmuştur.

ali adnan inal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

evet sayın yıldız bey, açıkca yazmışsınız zaten, yanlış anlaşılmış diye..bu yanlışı doğru anlaşılacak şekilde düzelmeniz gerekir diye düşünüyorum. ama tabiki siz bilirsiniz..yazınızın nasıl anlaşıldığını anlatmaktı niyetim. Yoksa Mustafa Kemal'e yanlış yapdığınızı ya da yapmadığınzı sorgulamak gibi bir misyonum yok. Ayrıca, bir yorumum daha vardı bundan önce, sanıyorum onu yayınlamayı uygun bulmadınız..Sorun değil. Böyle böyle , tartışarak anlaşacak insanlar:) Saygılarımla...

antikavakitler 
 05.11.2008 20:40
Cevap :
Yorumları yayınlamamak gibi bir alışkanlığım yok sayın atikavakitler. Yorumunuz bana ulaşmadı. Ayrıca uyarınız iin teşekkür ederim.  05.11.2008 23:57
 

Merhaba yıldız nihat bey..sizinle aynı şehirde yaşıyoruz ve ben yazılarınızı, yaşadığımız şehre olan hassasiyetinizden dolayı zaman zaman okuyorum. Aynı zamanda, ayrıntıda gezinmek arkadaşımızı da okurum fırsat buldukça..Mustafa Kemal konusundaki polemiğinizi de okudum. Benim size basit bir sorum olacak izin verirseniz. Bu yazınızda şöyle bir bölüm var. İngiliz ajanlar " gece alemini seven, kumar, içki ve kadınlara karşı zaafı olan birisi" şeklinde rapor vermişlerdir ve siz ardından ekliyorsunuz şahsi fikrinizi " doğru tesbit" diyorsunuz..Buraya kadar bence sorun yok. İngliz ajanlar haklı da olabilir haksız da, siz ce tesbit doğru da olabilir yanlış da...benim merak ettiğim şey şudur. 1- "Zaaf" 'ın ne demek olduğunu bize açıklayabilecekmisiniz? 2- Neden Atatürk'ün bu "zaafı" konusunda - sanki çok önemli bir şey ele geçirmişcesine, neredeyse avuçlarınızı mutluluktan ovuşturur vaziyette - bir tavır vurgusu yaptınız..Kurduğunuz cümle benim bu şekilde düşünmeme sebep oldu.

antikavakitler 
 05.11.2008 16:15
Cevap :
Sayın antikavakitler; Doğrusunu isterseniz hiç avuçlarımı ovuşturacak bir psikolojinin içerisinde olmadı. Bahsetmiş olduğunuz satırlarda bir yanlış anlama söz konusu. Yanıtlayayım. "İngiliz ajanlar Mustafa Kemal ile ilgili böyle bi rapor veriyorlar. Ve zarar gelmeyecek bir kişilik olduğunu düşünüyorlar. Bu durum Mustafa Kemal'in tutuklanasının önlüyor. Bu düşünceyi ileri sürenlere katıldığımı ifade etmek istemiştim. Yani Mustafa Kemal'e yönelik olumsuz bir düşünce ileri sürmüşde değilim ellerimi ovuşturmuşda değilim. Bu açıklamalrımın ışığında okursanır yazımı sanırım daha doğru bir sonuca ulaşırsınız. "Zaaf" konusuna gelince. Kimi bir takım duygulara yenik düşmek de diyebiliriz. Sonuçta her insanın zaafları vardır ve Mustafa Kemal'de insandır. Bunda garip bir şey göremiyorum. Tabi bu gibi kelimeleri nasıl yorumladığınızda önemli. Eğer karşınızdaki salt böyle bir kelimi kullandığı için Mustafa Kemal'e yönelik yanlış yapılmıştır diye düşünyorsanız size katılmadığımı belirtirim. Saygılar  05.11.2008 19:19
 

esinlenmiş diye başlayan, tepeden güdümlü güdük bir devrim diye devam eden yazınızın son bölümünde bu kelimelerin tek tek olduğunu ve kısıtlı yorum hanesinden dolayı özetlendiğini anlamadığınızı söylemeyin bana. Sizin yazınızda bahsettiğiniz tepeden güdümlü güdük devrimi anladım da Yıldız Bey, sizin ya da yazılarınızın nerden güdümlü olduğunuzu ya da sizin ne güttüğünüzü anlayamadım. Anladım da anlamadım diyelim. Bu şey gibi Yıldız bey.. Altıncı his gibi… bilirsiniz kadınların altıncı hissi kuvvetlidir. Ya da, hani bir insan veya hayvan ölürde siz leşin kokusunu metrelerce önceden alırsınız ya bu öyle bir şey Yıldız Bey. Diğer bir deyişle hani ittihatçilerle hiçbir şekilde yıldızı barışmayan Ata ile ittihatçiler arasında yaşanan durum gibi… anladım ki; benim sizinle yıldızım barışmayacak. Bu belki bizim suçumuz değildir ama yıldız bey. Gökyüzünün, yıldızların suçudur. Güdük kalmış ve bize emanet edilmiş devrimin konuşmaktan başka hiçbir işe yaramayan güdük çocuklarıyızdır belki de biz

Ayrıntıda gezinmek 
 04.11.2008 12:52
Cevap :
Aynur hanım hakikaten siz ilgili dönemle ilgili ne tür araştırmalar yaptınız? Merak ediyorum. Bu nasıl bir yorum? Nasıl bir tarz? Ben nereden güdümlü olacağım. Bu ne biçim mesnetsiz bir cümledir? Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Aslında neden AKP % 47'ler düzeyinde oy alıyor, hiç şaşırmıyorum. Sizleri gördükçe hiç şaşırmıyorum. Devam edin bu yönde ve tarihinizin inceleme ve irdelemesinden uzak durun. Durun ki bu zihniyetle tarhimizi koruma altına alın! Hoş nasıl almaksa. Ala ala siyasal islamcılar geldi memleketin tepesine oturdu. Değil mi?  04.11.2008 22:47
 

ve “bilmezler ki bir gün o sansürlenen bilgiler ortaya çıkacak ve biz yarım yamalak bilgilerin utancı ile geleceğimizi tasarlayacağız” derken, ulus için hayati derecede önemli bilgiler mi sansürlenmiştir ki, utançla yaşayacaksınız.. Yine hızlı bir giriş yapalım deyip, hemen ardından Mustafa Kemal çapkın değil miydi? Bal gibi de çapkındı, diye devam eden ve Sofya’da ataşamiliterken az mı aşk ve gönül ilişkisi yaşamış? Mustafa Kemal, içki içmeyi de seven birisidir, diye devam eden yaklaşımınıza atfen, desem ki size, sıradan bir insan olarak ya da Mustafa Kemal olarak, yaptığınız işlerle mi, yoksa özel hayatınızla mı daha çok gündemde olmak istersiniz, Mustafa Kemal’in özel hayatını bilmek, Türk ulusuna ayriyeten ne kazandırırdı. Ayrıca diğer bloğunuzda “halkın dışında, tepeden inme, güdük bir devrim, elit bir burjuvazinin güdümünde” diye nitelendirdiğiniz Cumhuriyetin kurucusu, Kemal'le, “hayatı ıskalamamıştır, hayatın birebir içinde olmuştur” dediğiniz Kemal ayrı kişi midir? Saygılar

Ayrıntıda gezinmek 
 04.11.2008 0:57
Cevap :
Aynur hanım; Sansürlenen hiç bir bilginin Ulus için hiç bir önemi yoktur. Önemi yoktur diyoruz ama sansür etmektende beri durmuyoruz. Ve süreç içerisinde o birilerinin eline koz verilmesinin nedeni oluyor bu gibi hususlardaki sansürler. Hızlı bir giriş yapmışım ve Mustafa Kemal'in çapkın ve içki içen birisi olduğundan bahsetmişim. Garip olan şey nedir? Doğrusu anlayamadım. Mustafa Kemal'in özel hayatını bilmek ulusa çok şey kazandırır. Mustafa Kemal sıradan birisi değil. Son yüzyılın en önemli önderlerinden birisidir bahsettiğimiz. Mümkünse hayatının her anını bilmek değil midir doğru olan? Diğer bloğumla ileri sürmüş olduğum şey ise ideolojik bir açılımın ürünüdür. Kaldı ki az buçuk milli mücadeleyi ve Atatürk'ün ölümüne kadar geçen süreci irdeleyen herkesin basitçe kavrayacağı bir durumdur. "elit bir burjuvazinin güdümünde" diye bir cümle kullanmışım! Acaba. Dediğim gibi siz doğru okumuyorsunuz Aynur hanım. Bu cümle yazıda ileri sürülen düşüncelerin aksine bir cümledir. Dikkat edin.  04.11.2008 9:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1512
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1117
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster