Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
592
 

Mustafa Kemal'i tatile çıkaralım

Mustafa Kemal'i tatile çıkaralım
 

İçim kan ağlıyor, dışım gülmekten katılıyor. Dünyanın ilk ülkesi olduk. Neden mi? Anayasasında ya da yasalarında başörtüsü nasıl bağlanacağını anlatan tek ülkeyiz. Hatta bu da yetmedi "Gerekirse fotoğraf da koyarız" dediler. Yani başörtüsünün nasıl bağlanacağını anlatan ilk yasa ve fotoğraflı ilk yasa.

İster misiniz bundan sonra anayasamız ve yasalarımız resimli roman gibi yayınlansın?

Örneğin: Zina suçu anlatılırken zinanın nasıl yapıldığını anlatan resimli bir yasa maddesi.

Ya da ne bileyim adam öldürme suçlarının cezalarını anlatan yasada bir adamın nasıl öldürüleceğini gösterir resimli bir madde.

Hey gidi Türkiye hey! Başörtüsü yüzün açık olacak şekilde ve çenenin altından bağlanması gerektiğini anlatan bir yasa maddesini yasalarına koyan Türkiye. Ne yaparsınız? Güler misiniz, ağlar mısınız?

Şimdi düşünün türbanlı bir kızımız üniversite kapısına geliyor. Kapıdaki görevli bir türbanlı hanıma bakıyor, bir de resimli yasaya.

"Tıh uygun değil" diyor.

Türbanlı kızımız soruyor: "Neden ama yasaya göre bağladım"

Görevli yasadaki fotoğrafı gösteriyor: Bakınız eşarp kulakların hemen önünden başlayıp, boyunu ve enseyi kapamadan çene altında fiyonglanıyor"

"Ama" diyor türbanlı hanım "ense ve boyun kapanmadan ben namusumu nasıl korurum?"

"Valla" diyor görevli "ben karışmam anayasa böyle istiyor"

Komikten de öte, rezillikten de öte bir şey var ortada. Koskoca Türkiye Büyük Millet Meclisi kadınlarımızı nasıl çuvala sokarız diye yasa hazırlıyor, anayasayı değiştiriyor, YÖK yasasını düzenliyor.

Ve kadınlarımız olanları ses çıkarmadan izliyor. Hattâ büyük bir sevinçle türbana giriyorlar.

Neredesiniz Kemalistler? Neredesiniz aydınlık Türkiye'nin insanları?

Lütfen, olağanüstü dönem yaşadığımız şu günlerde Mustafa Kemal'i tatile çıkaralım. Varsayalım ki bu ülkeyi Mustafa Kemal kurmadı.

Nasılsa O birgün güneş gibi doğacaktır. Yeniden ve yeniden.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar... Bill Clinton'ın anıları arasında Kardak krizi de vardır. "Gece yarısıydı" diyor Clinton "Hanımefendi (Tansu) aradı. Ağlamaklı bir sesle Kardak için savaş olabileceğini söylüyordu. Araştırdım, at otlamaz it zıplamaz bir yermiş. Çok komik geldi. Ama anladım ki, bizim için gülünç gelen bir şey başkaları için çok önemli olabiliyor." Eğer Avrupa ve Amerika'ya gitmiş olsaydınız, ne laikliğin başörtüsüne ne diğerinin ötekine bağlı olmadığını görebilir, üniversitelerde her türlü giyim ve görüşün olduğunu görürdünüz. Tıpkı laik olmayan İsrail ve Yunanistan'da da olduğu gibi. Üniversiteler communist [birliktelik] yerleridir. Ancak bu kelimenin siyasi referansında olduğu gibi tek düze yaşam ve düşünce yerleri değildir. Evet, orada aynen size katılıyorum. Sanırım, Baykal'ın konuyu rejimle ilişkilendirerek partizanları arasında eski sıhhatine kavuşma gayreti bir paradigma oluşturmuş. Tıpkı Akp'nin seçim yatırımı gibi. Ayrıca Türk Hanımlar İslamla birlikte başörtüsü takmıştır.

mropsiyon 
 01.02.2008 14:36
Cevap :
Siz kişi başına ulusal geliri 40 bin ilâ 20 bin dolar olan insanlardan, kişi başına neredeyse 2 kitap, 2 gazete düşen ve gerçek okuma yazma oranının % 100 olan insanlar topluluğundan söz ediyorsunuz. Ve o insanlar topluluğunda bir gurup siyasetçi dini alet ederek rejimlerini yıkmak gibi bir düşünce içide değiller. Zaten olsalar ulusun eğitimi, kültürü ve zenginliği bunları dikkate bile almaz onlar da kendi içlerinde tarikat adı altında fantastik örgütlenme içine girerler. Dikkat edin, dini siyasete alet eden bütün siyasetçiler Müslümandır. Bu da Müslüman ülkelerin dediğiniz ülkelerin yaşadığı çağdan çok uzakta yaşamasından kaynaklanmaktadır. Örtünme sorununa gelince: M.Ö. de kadınlar türban takıyordu. Muazzez İlmiye Çığ hocamıza göre Sümerlerde türbanı takan kadınlar vardır ve bunlar dünyanın en eski mesleğini yapanlardır. İslamiyetten önce, cahiliğe döneminde de kadınlar başörtüsü kullanmıştır. Yani kaynak İslamiyet değildir. Ayrıca AB ülkeleri dini simgelerle eğitimi yasaklamıştır.  01.02.2008 21:00
 

Radyo dinliyorum! Börülceli bir türkü dinliyorum! Sizin yazınızı okuyorum, ne ağlıyor ne gülebiliyorum! Hangi türkü mü Esat Bey! " Bahçelerde börülce, oynar gelin görümce, oynasınlar bakalım bir araya gelince" Elinize sağlık! Selamlar saygılar!

Alev Meisel 
 01.02.2008 2:03
Cevap :
Yorumunuz çok hoşuma gitti. Gülümsedim. Düşünsenize gelin ile görümceyi! Bir de göbek attıklarını düşünün. E bu kadar kıvırma da ancak "bahçe"lerde rastlanır. Ama, sanıyorum çok yakında zorunlu olarak oynatılacaklar. Sevgilerimi yolluyorum.  01.02.2008 21:08
 

herkes gülüyor zaten Esat Bey kendi ipini çeken bu kadınlara gülünür zaten Selamlar.

oya 
 30.01.2008 23:22
Cevap :
Ne yazık ki büyük bir hızla Araplaştırılıyoruz. Lâik ve çağdaş Kemalist Türkiye'den bizleri koparıyorlar. Bu gidişin sonu karanlıktan da öte zifiri karanlıktır. Bakıyorsunuz, her yerde elips kafalı insanlar. Gittikçe çirkinleşiyoruz. Bu giyim şekli Türklükte yoktur. MHP milliyetçiyim diyor, Türk milletinin Araplaşmasına ortak oluyor. Neden? Üç-beş oy fazla alacağım diye. Yazık. Binlerce yazık. Şu siyasetin kimleri nerelere düşürdüğüne bakın. Bahçeli'nin durumuna bakın. Bunların hiçbir şeyden haberleri yok. Milliyetçilikten bile anladıkları yok. Tek amaçları mecliste kalabilmek, Mustafa Kemal'in ülkesinden nemalanabilmek. Her kim Mustafa Kemal'in aydınlık görüşlerine, devrimlerine, ilkelerine karşı çıkıyorsa, o vatan hainidir. Bunun başka tarifi yoktur. Şimdilik gülüyoruz. Ağlayacağımız günler fazla uzaklarda değil.  31.01.2008 21:16
 

Diğerlerini bilmem. İç çamşırlarının ne renk olacağını da söylesinler olsun bitsin. Üniversiteye paçalı don dışında don giyip gelenler alınmayacak bundan böyle desinler mesela. Renk seçeneğini de takvime bağlasınlar hatta. Fakat onu nasıl kontrol edecekler o ayrı bir sorun tabii.

Ayrıntıda gezinmek 
 30.01.2008 22:14
Cevap :
Örneğin "cuma günleri yalnız yeşil giyilir" diye bir yasa çıkarsınlar. Şimdi üniversite koridorlarına türbanlı bir bayan fotoğrafı asacaklar ve "buna uyun" diyecekler. Çok yakında YÖK'ün ve Cumhurbaşkanı'nın onayı ile üniversite rektörleri bir bir değişecek. Sonra da türbansız öğrenciler üniversiteye alınmayacak. Gidiş budur. Ya sonra? Atatürk'e dil uzatanlar hep bedelini ödemişlerdir. Bugün de varsa Atatürk'e dil uzatanlar, varsa O'nun devrimlerine karşı çıkanlar... Mutlaka bedelini ödeyeceklerdir. Çünkü bizler bu filimleri daha önce de izledik.  31.01.2008 21:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3179
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster