Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Aralık '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
1446
 

Mustafa Kemal'in İstanbul'dan Anadolu'ya geçişi ve ailesiyle vedalaşması

Mustafa Kemal'in İstanbul'dan Anadolu'ya geçişi ve ailesiyle vedalaşması
 

Bir Güneş Doğuyor


- Bu yıl, Cumhuriyet'imizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk
ölümünün 70. yılı münasebetiyle çeşitli törenlerle anıldı.

- 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkışı, bağımsızlık savaşına başlaması ve Türkiye
Cumhuriyet'ini kurması Asya ve Afrika'da birçok ulusun bağımsızlıklarını kazanmasında
örnek teşkil etmiştir.

- Bu vesileyle Mustafa Kemal'in İsanbul'dan ayrılışı, Annesi ve kızkardeşine hüzünlü ve onurlu vedasını paylaşalım istedim; Mondros Mütarekesinin
imzalanmasından sonra vatan yer yer işgal edilmeye başlanmıştır. Bu sırada, Mustafa Kemal Şişli'deki evinde arkadaşları ile vatanın kurtarılmasını planlamıştı. Bu evde alınan karar gereğince İstanbul'dan ayrılacaktı. O'nun bu düşüncelerinden habersiz olan padişah Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa'ya lll. Ordu müfettişliği görevini vermiş, İstanbul'dan ayrılmasına fırsat sağlamıştır.

- 15 Mayıs 1919 günü, kendisini ziyarete gelen arkadaşlarını uğurlarken şöyle diyordu:
''Bu geceyi annem ve kız kardeşimle geçireceğim. Size veda ziyaretine gelemiyeceğim. Şimdi
ayrılmış olalım''

- Şişli'deki evin üst katında annesi yatıyordu. Kalbinden rahatsız olan Zübeyde Hanım
yataktan kalkamıyordu. Mustafa Kemal konuklarını uğurladıktan sonra, Makbule hanıma yemeği annesinin odasında yemek istediğini söyledi. Annesinin odasına sofra hazırlandı. Son gecesini
annesiyle baş başa geçirmek istiyordu Mustafa Kemal, ona söyliyecekleri vardı. Gidecek belki
bir daha dönmiyecekti.
- Mustafa Kemal odaya girdi, annesinin elini öptü. Bağdaş kurup sofraya oturdu. Lokmalar boğazından geçmiyordu. İlk kez anesine içini döküyordu.

- '' Ben yarın Anadolu'ya gidiyorum anne. Buralarda neler olacağı belli değil. Selanik'in
başına gelenler buralarında başına gelebilir. Yurdu ben kurtaracağım. Elimden ne gelirse onu
yapacağım. Ne ki bu işte tehlike çoktur. Başarabilmem iç huzuruna bağlıdır. Beni meraklandırmayın gözüm arkada kalmasın. Benden yana kaygılanmayın. Bu işte gidip dönmemekte
vardır. Hakkını helal et anne. Beni iyi dinle Makbule, sakın buradan ayrılmayın, işler kötüye gitse
bile, bütün paranızı harcayın. Paranız biterse değerli neyiniz varsa satın. Bir kez daha söylüyorum,
ne olursa olsun, buradan ayrılmıyacaksınız. Bir savaşa giriyorum ben, başaramazsam sizi öldü-
rürler. O zaman bende ölmüş olurum. Ama, gücünüzü yitirmeyin.''

- Bu sözler Zübeyde Hanım'ı da, Makbule Hanım'ıda çok etkiledi. Ağlamaya başladılar.
Zübeyde Hanım'ın zayıf kalbi sarsılmaya başladı. Hemen doktor Rasim Ferit Bey'e haber salındı.
Uzun bir süre sonra kendine gelebildi Zübeyde Hanım. Mustafa Kemal onu yatıştırmak için:
''Anne sen üzülme, ben size, olabileceklerin en kötüsünü söyledim. Bu iş başarılabilir de.Yurt
kurtulur, tekrar buraya döner, sizi yanıma alırım.''dedi.

- Mustafa Kemal Paşa'yı Galata rıhtımına götürecek otomobil Şişli'deki evin kapısı önünde
bekliyordu. Ayrılık zamanı yaklaşmıştı. Mustafa Kemal gitmek üzere kalktı. Annesiyle kucaklaştı, onun ellerini öptü. Makbule Hanım'ın yanaklarını öptü. Belli etmeden içten içe ağlıyorlardı. ''Hoşca
kalın'' dedi ve atlarcasına merdivenlerden aşağı indi. Kapıda kendisini uğurlamaya gelen arkadaş-
larına veda eden Mustafa Kemal, Rauf Bey'le birlikte otomobiline bindi. Ev halkı ve komşular pencerelere yığılmışlardı. Herkes ağlıyordu. Bir ara makbule Hanım hıçkırıklarını tutamadı.
Büyük Türk annesi Zübeyde Hanım, Makbule Hanım'ın böyle hıçkıra hıçkıra ağladığını hoş görmedi;

- '' Sen asker kardeşisin, böyle hıçkıra hıçkıra ağlamak yakışmaz sana. Hem gidenin ardından
da bunca ağlanmaz. Üzüntünü belli etmemelisin. Haydi Konuklara şerbet ez..'' dedi. Sonra kulağına
eğildi kızının; '' Hele yurdu kurtarmaya gidenlerin arkasından hiç ağlanmaz!''


- Galata rıhtımına gelen Mustafa Kemal Paşa, Rauf Bey'le vedalaştı, tam ayrılırken Mustafa Kemal, Rauf Bey'in kulağına eğildi; ''Ben gidiyorum Rauf, dedi, belki bir daha görüşemeyiz. Başın
sıkışıp İstanbul'dan çıkmak istersen Anadolu'da beni bulursun.''


- Türk Ulusunu kurtarmak için yola çıkan Mustafa Kemal, köhneleşmiş Bandırma Vapuruna
biner binmez, Kaptan İsmail Hakkı Bey'e hareketi çabuklaştırmasını söyledi. Kızlulesi civarında
İngiliz motoru tarafından durduruldu. Gemi İngiliz, İtalyan ve Fransız subaylarınca durdurulmuştu.
Gemiyi arayacaklardı. Amaçları silah bulmaktı.

- Mustafa Kemal, Boğazda demirli İtilaf devletlerinin gemilerinin toplarını göstererek şunları
söyledi:

- '' Bunlar cephane ve silah arıyorlar sanırım. Ama Türk'ün savaşma azmini hiç hesaba kat-
mıyorlar. Bütün güvendikleri işte bu maddi kuvvetlerdir. Oysa, büyük ülkümüzün ve bağımsızlığı-mızın gerçekleştirilmesi için içimizde sakladığımız manevi güçlerimizi kimse bulamayacaktır.''

- Yabancı subaylar gemiden ayrılmaya başladılar. Mustafa Kemal ve yanındakiler rahat bir
soluk aldılar. Bandırma Vapuru düdüğünü uzun uzun öttürerek oradan uzaklaştı. (16 Mayıs 1919)

- İşte 19 Mayıs 1919'da Samsun'da doğacak olan güneşin adı olan, Mustafa Kemal'in İstanbul'a vedası böyle oldu.


-Bugün Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar bu ruh sayesinde bozulmaya mahkumdur. Mısak'ı Milli sınırlarımız içinde ki güneş ilelebet payidar kalacaktır..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şişli deki ev demişsiniz. Bir yanlış olsa gerek. Akaretlerdeki ev Mustafa Kemal ve ailesi son geceyi geçirdiği yer.

Yıldız Nihat 
 31.12.2008 5:41
Cevap :
Sayın Yıldız, Atatürk, 13 Kasım1918'de Suriye'den dönünce bir müddet Perapalas otelindekaldı. Daha sonra yakın dostu Salih Fansa'nın Beyoğlu'daki evinde misafir olmuş, sonra Şişli'de Madam Kasabyan'ın üç katlı evini kiralamıştır. Akaretlerde oturan annesi ve kızkardeşinide yanına almış üçüncü katını onlara vermiştir. 16 Mayıs 1919 Samsun'a hareketine kadar bu evde oturmuştur. Sevgi ve saygılarımla..  31.12.2008 19:30
 

Ne diyebilirim ki. Ağzım açık kaldı. İşte Mustafa Kemal bu. Ne zor şartlar altında İstanbul'dan ayrılmış bu vatanı kurtarmak için. Annesinden ve kardeşinden öyle ayrılmak ve bağımsızlığını kazanmak. Ağlamamak için kendimi zor tuttum ve saygılarımı sunarım.

Ahmet Üstündağ 
 29.12.2008 14:04
Cevap :
Değerli yazarım, Atatürk ne zor şartlar altında bu ülkeyi kurtardı Cumhuriyet'i kurdu. Gel gör ki bugün iktidar partisinden iş alacağım diye, ticarethanesine Atatürk Posterini asmaktan kaçınan firmalar var. Amerikan mandasına mı girseydik? yoksa İngiliz sömürgesi mi olsaydık? Atatürk'ün verdiği bağımsızlık savaşı sayesinde bu Ülkede istedikleri gibi at oynattıklarını unutmasınlar.' Saygılarımla..  29.12.2008 15:41
 

Geldi ise bu çalışma bilmiyorum ama çok güzel ve manalı olmuş. Unutulan değerlere inan taptaze ve dirençli. Yüreğinize ve kaleminize sağlık. Ailenizle birlikte MUTLU YILLAR diliyorum.

Güher 
 29.12.2008 13:31
Cevap :
Padişah Vahidettin İngiltere Devleti ne sığınmak için,İşgal Orduları Başkomutanı General Harrington'a mektup yazarken, Mustafa Kemal Anadolu'da ''Ulusal egemenliğe dayanan kayıtsız ve şartsız, tam bağımsız bir Türk devleti kurmak''için olanaksızlıklara rağmen elinden gelen her şeyi yapıyordu.Her zaman olduğu gibi, O'nun ve eserlerine karşı yıkıcı faliyetler sistemli bir şekilde devamlı yapılmaktadır. Güher hn.cım yorumun ve katgıların için teşekkür ederim. İnşallah 2009 yılı mutlu huzurlu ve barış içinde geçer. Sevgi ve saygılarımla..  30.12.2008 1:36
 

çok anlamlı çalışmanı belgesel tadında sindirerek okudum. Gözyaşlarımı tutmam mümkün değildi. Ve öyle oldu. Ama son cümlendeki yorumun beni ve benim gibi düşünenleri rahatlattı olsa gerek çok hoş hissettim sonradan kendimi. Tanıştığıma çok memnun oldum, sizler gibi Atatürk sevdalısı ve Mustafa Kemal ülküsüyle dolu insanları tanımak büyük bir haz veriyor bana. Ellerine sağlık, kalemin hep yazsın isterim, gönlün sevgiyle kalsın. Allah'a emanet ol, sevgi ve selamlarımla...

Yalnıztürk 
 28.12.2008 17:58
Cevap :
-l- Değerli Yazarım, dün olduğu gibi bugünde ülkemizde Mustafa Kemal ve onun devrimlerine karşı sistamatik bir şekilde beyinler yıkanıyor. Bağımsızlık savaşı için Anadolu'da bulunduğu 1919 Eylül ayında, İstanbul hükümeti tarafından lll.Ordu müfettişliğinden azledildiğinde, otomobiile Sivas'a doğru yol alırken yanındaki Ruşen Eşref'e gülümsiyerek; ''İstanbul'dakiler rütbelerimi, nişanlarımı geri alacaklarmış,Hakları yok ya, çünkü ben bunları her birini bir savaş alanında , bir hizmet karşılığı kazanmıştım.Salonlarda, Saraylarda değil. Çamlıbel'den geçerken rüzgarın sarı saçlarını dalga dalga savurduğunda Ruşen Eşref'e: '' Yahu, ülkeyi ben mi batırdım, yabancıyı Anadolu'ya ben mi soktum? Ben mi bozdum düzeni?. Ben, kalanı korumak, dağılanı kurtarmak ve düzen kurmak için çalışıyorum. Bana teşekkür etmeleri gerekirken, saldırgan düşmanlarımızın çıkarlarına uyarak nankörlük ediyorlar.'' diyor ve sonra otomobildekilere hep birlikte ''Dağ Başını Duman Almış'' marşını söyletiyordu.  28.12.2008 20:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 460
Toplam yorum
: 695
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 1471
Kayıt tarihi
: 03.12.07
 
 

Çevreye saygı, insanlık görevi olarak algılanmalıdır. Bankacılık ve finans yöneticiliği  uğraşım ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster