Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '17

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
402
 

Mustafa Kemal'in İsyan Muhtırası

Mustafa Kemal'in İsyan Muhtırası
 

Hayat isyanla başlamıştır. Adem yasak elmayı yediği için cennetten kovulmuştur. Dünyanın gelişimine yön veren bilim adamları, peygamberler, devlet adamları, filozoflar hepsi geçmişe isyan etmiştir. Yeni bir arayış içinde olmuşlardır. İsyanlarının sonucunda ise dünyayı değiştirmişlerdir.

Bir düşünürün dediği gibi: “İçimdekileri söylemeden yaşamaktansa, içimdekileri söyleyerek ölmeyi tercih ederim.”

Eleştiri de isyanın bir parçasıdır. Bilim ve hayat eleştiri olmadan ilerlemez. Sorgulamak eleştiriyi getirir. Mustafa Kemal Atatürk çocukluğundan beri mevcut düzeni sorgulamış ve isyan halindedir. Subay çıktıktan sonra devamlı sürgün edilmesi bundandır.

Mustafa Kemal’in 20 Eylül 1917’de kaleme aldığı gözlerden kaçmış bir askeri siyasi raporu vardır. Bu rapor ülkenin o sırada içinde bulunduğu felaket tablosonu, yönetimdekilerin alışık olmadığı gerçekçi ve sert bir dille anlatır, uyarılar yapar ve çözüm önerileri sunar.

Muhtıra için “ülke göz göre göre felakete sürüklenirken susamazdım” demiştir. Mustafa Kemal’in isyanı  kendisini Divan-ı Harbe hatta idama götürecek çok riskli bir harekettir. “Başıma kötü bir şey gelmesin” diyerek susan tiplerden değildir. Boyun eğmek, susmak, biat etmek onun karakterinde yoktur.

Gözünü budaktan, sözünü dudaktan sakınmaz.

 20 Eylül 1917 muhtırası Mustafa Kemal’in yaşamında önemli bir dönüm noktasıdır. Bu muhtıradan sonra Mustafa Kemal neredeyse 1 yıl işsiz kalmıştır. Muhtıra öncesinde çeşitli itirazları dile getiren Mustafa Kemal’in Alman Mareşal Falkenhayn tarafından altın rüşveti ile susturulmak istenmesi çok bilinmeyen bir konudur. Mustafa Kemal arap şeyhleri gibi rüşvetle satın alınacak bir kişi olmadığını Falkenhayn’a net bir şekilde göstermiştir.

Muhtırada Alman sömürge politikalarını eleştirmiştir. Enver Paşa’yı buna seyirci kalmakla suçlamıştır. Türk Ordusunun Almanlaştırılması ve Harbiye nezaretinin doğrudan kontrolüne, Rusya’nın Osmanlı üstündeki emellerine set çekilememesine, Dış politikada Almanların belirleyici olmasına, Genel Kurmayın Alman olmasına karşıdır.

Enver Paşa, Mustafa Kemal’i Suriye cephesinde 7’nci Ordu Komutanı olarak General Falkenhayn’ın emrine verdi ve iyi bir asker olarak onun her emrien itaat etmesini istedi. Enver Paşa aynı cephede 3 yıl hüküm süren Cemal Paşa’ya karşı da Falkenhayn’ı destekledi. Kızılca kıyamet bu noktada koptu. Mustafa Kemal’in 20 Eylül 1917 muhtırası bu ortamda çıktı.

Savaşın üçüncü yılında Osmanlı orduları perişan vaziyettteydi. Mustafa Kemal muhtırasında bu askeri perişanlığı ayrıntılı anlatacaktır. İşte bu ortam ve şartlar içinde Mustafa Kemal Halep’te 20 Eylül muhtırasını kaleme aldı. Üstelik bu muhtırayı sadece Enver Paşa’ya değil, sadrazam Talat Paşa’ya da göndererek büyük risk alacaktır. Bu bir isyan bildirisidir. Raporun ötesinde bir siyasi bildirgedir.

20 Eylül 1917 bildirgesinde;

1. Memleketin genel durumunun dikkat çekici olduğu, halkla idare arasında bağların sarsıldığı,

2. Hükümetin tam bir güçsüzlük içinde bulunduğu, zabıta kuvvetinin noksanlığı ve ihtiyaçları yüzünden memurların genellikle çalma, hile ve yetkiyi kötüye kullanma işlerine karıştıkları,

3. Harbin yakın gelecekte sona ereceği,

4. Almanların  stratejisinin “gelin bizi mağlup ediniz” esasına bağlandığı,

5. Askeri durumun çok zayıfladığı, yola çıkan Taburların mevcudunun yarısının yolda kaçtığı veya hastalandığı için azaldığı,

6. Cephedeki askerlerin istekleri ve ihtiyaçlarının bulunduğu,

7. İngiltere’ye hizmet edecek bir İslam alemi oluşturulmaya çalışıldığı,

8. İngiliz etkisi altında bir Filistin/Hıristiyan hükümetinin kurulmasının düşünüldüğü,

9. Bağdat’ın geri alınmasına (Irak harekatı) gerek olmadığı,

10. Almanların ve Komutan Falkeyhayn’ın kendi menfaatlerini düşündükleri,

11. Memleketin elimizden çıkacağı ve Alman sömürgesi haline geleceği,

12. Bunları anlatmakla vicdanı üzerinden büyük bir yükün kaldırılmış olduğunu Mustafa Kemal belirtmiştir.

Bu muhtıranın anlamı şudur; Mustafa Kemal askeri hiyerarşiyi atlayarak, içine sürüklenen olumsuz şartları ve Alman komutanı doğrudan en üst otoriteye Sadrazam Talat Paşa’ya şikayet etmektedir. Bu aynı zamanda Enver Paşa’nında şikayet edilmesi demektir. Bu hareket sıradışı bir davranıştır. Askeri kurallara aykırıdır. Risklidir, ceza ihtimalini içerir.

Hayallere ve yalanlara yer vermeden çıplak gerçekleri dile getirir. Almanlar ülkeyi sömürge haline getirmek istemektedir.

Mustafa Kemal yıllar sonra bu isyan raporuna ilişkin olarak: “Felaketin çoşkun bir nehir gibi ülkenin üzerine aktığını görüyordum. Buna nasıl tahammül edip susabilirdim?”

Raporunda ayrıca; ”her tarafından çürüyen saltanat binası birden ve ansızın çökecek” demiştir. 1918’de saltanat binası ve Osmanlı çökmüştür.

Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’ün son kitabı “Özgürlük ve İsyan”dır. Özgür olmayı hak eden benlik isyan (eleştiri vs) halinde olmalıdır. Özgürlük emek harcanmadan elde edilemez. Özgür olmayan bir insan kişilik sahibi olamaz. Bilim insanı da olamaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 29
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 4194
Kayıt tarihi
: 28.08.12
 
 

Kamudan emekliyim. Yaşam felsefem "hayatın içinde her olayın sorgulanması gerektiği" yönündedir. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster