Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '19

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
63
 

Mustafa Kemal

Kitap: Mustafa Kemal

Tür: Biyografik deneme

Puan: 10 üzerinden 9

Yılmaz Özdil'in çok konuşulan, tartışılan bu kitabını kendim alıp okuyarak tartışmalara dahil olma ihtiyacı hissettim. İyi ki de öyle yapmışım. Kitaptaki ilk tartışma bence türünün ne olduğu üzerine yapılabilir. Bu bir biyografi mi? Bence değil! Zira kitabın bir kaynakçası yok. Öte yandan ancak birinci ağızlardan alınabilecek bazı çok özel bilgiler verilmiş ve fakat kaynağı belirtmemiş. Örneğin "Annesi vefat ettiğinde gözleri buğulandı ve çocukluğunda yaşadıkları gözlerinin önünden geçti o an" benzeri birçok dramatik cümle kitapta yer alıyor.

Bu kitabın türü ne?

Peki bu kitabın türü ne olabilir? O halde bir insan hayatını dramatik ve kurgusal bir şekilde aktardığı için buna biyografik roman diyelim diyebiliriz (Kaldı ki ilk olarak ben böyle isimlendirmiştim). Fakat kitabın ilerleyen bölümlerinde bunun da yersiz olduğunu gördüm. Roman tadındaki kurguyu bozarak aralara kendi görüşlerini günümüz olaylarıyla ve kaynaklarıyla karşılaştırmalı olarak verdiği bazı bölümler var. Örneğin "O yıllarda Atatürk'ün sıtma hastalığının kaynağı olarak alkolün gösterilmesinden keyif alan bir kitle olduğunu görüyoruz ama aynı kitle bugün bile hayatı boyunca alkol tüketmemiş Mehmet Akif'in de aynı hastalıktan öldüğünü ısrarla söylememekte" benzeri cümle örneklerine kitapta sıkça rastlıyoruz. Dolayısıyla bir yandan tarihi bilgilerin verildiğini, yer yer kurgusal bir dil kullanıldığını, bazen de günümüz olaylarıyla bağlantı kurularak bazı iddiaların çürütüldüğünü görüyoruz.

Tüm bunları bir araya getirince ortaya Yılmaz Özdil'in kendisini hiçbir kalıbın içine sokmak istemeyen şahsına münhasır dil kullanımının bir örneğinin ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Ve türleri sınıflandırarak konuya girmeyi bir alışkanlığa dönüştüren benim gibi metodoloji hastalarının bu türü "Biyografik deneme" olarak adlandırmalarının çok da yanlış olmayacağını düşünüyorum.

Bu kitabın kötü yanı ne?

Kitabı beğenip beğenmediğime gelince... Atatürk'ün hayatını çok hızlı, dolu dolu yaşamış lider olmasından ve aynı zamanda bir devlet kurmasından ötürü hayatını anlatan eserlerden yazarların öğretici vasfına çok fazla takılarak eseri sıkıcı hale getirdikleri bir gerçektir. Yılmaz Özdil'se kendi doğası gereği böyle bir dil kullanmayan, farklı ayrıntıları farklı şekillerde ve mecralarda bir araya getirerek servis etmeyi alışkanlık haline getiren birisi. Bunun bir sonucu olarak kitap basit, sade, etkili anlatımıyla kitap okumaktan nefret eden kitleye bile kendisini okutabilecek bir esere dönüşmüş.

Bununla birlikte kitap bazı konularda anlam veremeyeceğimiz ölçüde detay bilgiye yer veriyor. Örneğin "Atatürk'ün bir arabası vardı. 3 ileri manuel vitesliydi. Vites kutusu ahşaptı. Arabanın lastikleri aşınmıştı. Boyası siyahtı. 8 silindirli ve motor hacmi 3 litreydi" gibi nerede kullanacağımız meçhul ve niçin anlatıldığını anlamakta güçlük çektiğimiz ve kitabın akıcılığını da katleden bazı detayların bolca takdim edildiğini görüyoruz.

Öte yandan elbette ki Atatürk'ün insani yönlerinin anlatılması konusunda da gereksiz ve aşırıya kaçan bir dil kullanıldığı kanaatindeyim. Kitabın içerisinde geçen "Cephede ne zaman fırsat olacağı belli olmadığından sabah beşte kalkar ihtiyacını görürdü" konulu tuvalet sahnesinin kitapta olmasının okuyucuya ne kattığını anlamak için o kısmı defalarca kez okudum. İnanın beynim acıdı. Elbette Atatürk de bizim gibi insani ihtiyaçları olan birisi ve tabi ki tuvalete gidiyordu ama kitabın ortalık yerine şak diye bu konunun eklenmesi de okuyucuyu rahatsız etmekten öte, "Bunun konumuzla ne alakası var?" sorusunu sorduruyor.

Yiğidi öldür hakkını yeme

İşte bu ve benzeri konular kitaptan iki puanın eksilmesine sebep oluyor. Ve fakat sekiz puan nereden geliyor? İşte orada da yiğidin hakkını vermek lazım. Özdil, eserinde Atatürk'ü insani vasıflarıyla birlikte son derece etkili şekilde resmediyor. Çevresiyle olan ilişkileri, askeri yetenekleri, aşkları, istihbarattaki maharetleriyle geniş çaplı ele alınıyor.

Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde bu kitabın bir film senaryosuyla beyaz perdeye aktarılması harika olabilir. Zira Atatürk'ün arabasının teknik detayları, sigara tablasının betimsel özellikleri ve kıyafetlerindeki ayrıntılar okurken sıkıcı olsa da film çekilirken son derece işlevsel hale gelebilir.

Özdil'in basit ve fakat etkili anlatımında yer yer son derece dramatik bölümlerin olduğunun altını çizmek gerekiyor. Bu noktada Atatürk'ün insani dramını okurken gözlerinizden yaşların akmasına mani olamamanız son derece doğaldır. Kitabın sonlarına doğru hıçkırarak ağlamanızı garanti dahi edebilirim. Bu noktada da Özdil'i şahsen sevmeyen ve Atatürk'e düşmanca yaklaşan kitlenin "Kitabı okurken hüngür hüngür ağladım" diyen okurlarla "Kemalistler kutsal kitaplarını okurken ağlıyorlar. Sanki Kuran okuyorlar" gibi ne edebiyatla, ne ahlakla bağdaşmayan, düşmanca ve provokatif saldırılarını esefle kınıyorum.

Eleştireceksek adam gibi eleştirelim. Bu "Kemalistlerin kutsal kitabı" gibi salakça bir hakarete konu olabilecek bir eser değil. Özdil'in bu kitabın 2500 TL'lik özel baskısını çıkartması da son derece ahlak dışı. Burada Atatürk'ün adının kullanılarak fahiş para kazanılması ve bu paranın Atatürk'ün kişiliğine uygun şekilde harcanmayıp cukka edilmesi savunulamaz bir ahlaksızlık. Dil ve anlatım olarak "Atatürk kuru fasulye yerdi" seviyesinde basitliklerin yapılmış olmasının da kitabın kalitesine darbe vurduğu bir gerçek. Ve fakat buna karşın kitabın içindeki güzel bilgilerin bu saldırılara kurban edilmesi de büyük haksızlık olur diyorum.

Özetleyecek olursak bu kitabı herkesin okumasını öneriyorum (2500 TL'lik değil, 22 TL'lik halka hitap eden normal baskısından elbette). Atatürk'ün hayatının nitelikli bir kurgusallıkla anlatılmasına, internette ve sağda soldaki dağınık halde duran hatıratın adam gibi bütünleştirilip tek kitapta toplanmasına, hakkında türetilen şehir efsanelerine karşı da önemli bir dayanak bu kitabın kullanılmasına sonuna kadar destek oluyorum.

Bir de son bir şey daha, bir kitabı eleştirmeden önce lütfen okuyun. Bakarsınız eleştirileri haklı bulursunuz, bakarsınız "adamın hakkını yemişler, ayıp" dersiniz. En iyisi orijinal kaynağından bilgiyi alıp kendi yargınızı oluşturmaktır. İyi okumalar.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 423
Toplam yorum
: 207
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 2179
Kayıt tarihi
: 05.06.10
 
 

Jack Amca, düşünsel dünyasındaki gelişmeleri dışa vurmak niyetiyle başladığı yazı yazma sevdasına..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster