Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '17

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
234
 

Mütevazi bir yazarın nefis kitabı

Mütevazi bir yazarın nefis kitabı
 

Beğendiğim, sevdiğim, hoşuma giden okuduğum kitaplar için yazılar yazarım. Bu yazılar, bilinen kitap eleştirisi yazısı değildir; zaten pek de sevmem bilinen kitap eleştirilerini. Benim kitap yazılarında; fikirlerim yer alır, anılarım yer alır, kitaba dair düşüncelerim yer alır, yazara dair bilgiler, hayatından kesitler, kitabın içeriğine dair bilgiler, bazen alıntılar yer alır da alır. Tabii, bu kolajlarım her yazımda aynı oranda olur demiyorum, kiminde anılarım baskındır, kiminde fikirlerim; ama yazılarımın genel hâli budur.
 
Ayda 10'a yakın kitap okurum; ama ancak 3-5 kitap için yazı yazarım. Tabii, beğenmemekten değil, yazı yazabilmem için bana ilham vermezler. Acımasız eleştirilere asla gönlüm razı olmaz; bilirim çünkü, emek kutsaldır. 
 
Emrah Serbes'in son kitabı 'Müptezeller' okuduğumda, üzerine bir yazı yazmaktan kendimi alamamıştım. Yazdığım kitap yazılarını Facebook'taki 20'ye yakın kitap grubunda da paylaşırım. Müptezeller için yazdığım yazıyı paylaştığım grupların birinde yorum aldım. Yorum yapan Alev Eleyan adında biriydi. Alev Hanım, hem beni tebrik ediyordu yorumunda, hem de bu kitabı okuduğundan, gerçekten çok başarılı bulduğundan, yazarın gelecek vaat ettiğinden söz ediyordu. Hemen kanım kaynadı Alev Hanım'a, ve arkadaşlık isteği göndermekten kendimi alamadım. İyi ki de göndermişim. Sonradan öğrendim ki, onun da iki kitabı varmış.
 
Aradan iki aya yakın bir zaman geçti. Zülfü Livaneli'nin 'Huzursuzluk' adlı kitabı için yazı yazdım. Yazımı Alev Hanım'ın yorumu şereflendirdi: 'Livaneli'nin kalemini seviyorum ve çok başarılı buluyorum' diyeydi yorumu.Livaneli hakkında yorumlaştık, 'En sevdiğim yazarlardan biri Livaneli'dir' dedim. Ve ekledim: 'Alev Hanım, dilerim sizin kitapları da okumak nasip olur' diye. 'Yok Mustafa Bey, siz iyi yazarlar ve onların güzel kitaplarını okuyorsunuz; benim kitaplar çok basit ve sıradan gelir size' dedi Alev Hanım. Bu mütevaziliğini kutlayıp 'İşte bir yazar böyle mütevazi olmalı' dedim.
 
Ay oldu bu ay, bugün oldu; Alev Eleyan'ın bir kitabını okuyorum. Alev Hanım önermese de, kitabının birini aldım ondan gizlice. Alev Hanımın mütevazi bir hâlle sıradan dediği kitap, nefis bir kitap, şimdilik diyeceklerim bu kadar.
 
*
 
Alev Eleyan... 1976 doğumlu, Kıbrıslı, can bir yazar. İki kitabı var. Ruhunu -sosyal medyadan da olsa- tanıdığıma göre, edebiyat dünyamızın ona çok ihtiyacı var...
 
Alev Eleyan'ın 'Kurt Ruleti' adlı kitabını bitirmek üzereyim, daha başlardayken 'Bu kitap, bir yazıyı hak ediyor' dedim. 
 
Kitabın kapağı biraz fantastiktir. Elinde silah olan, silahın namlusuna üfleyen, ateşli, seksi ve güzel bir kadın resmi vardır kitap kapağında. Kapaktan edindiğim izlenime göre, aklıma çeviri bestseller kitapları geldi. Doğrusu pek sevmem çeviri bestselleri. Bana yavan gelir. Dışı yaksa da içi gevletir. Çevirinin esere verdiği zarar ve kültür farklılığı bu izlenimimde başroldedir. Ama yanılmışım, iyi ki de yanılmışım. 'Kurt Ruleti' gerçekten kayda değer bir kitapmış. Üstelik, yerli edebiyatın sıcaklığını bağrında taşıyan bir kitapmış. Yerli edebiyatımızın ürünlerinde farklı bir tat, bir büyü, samimi bir hava yakalarım. Bu da çevirinin gazabına uğramamaktan ve yazarın kültürümüzden olmasından kaynaklıdır.
 
*
 
Kitabın adı: Kurt Ruleti.
Yazar: Alev Eleyan.
Yayıncı: Parola Yayınları.
Yayın yılı: 2015.
Tür: Roman.
Sayfa sayısı: 286.
 
*
 
Kitabın kısa bir özetini yazmak isterim, ama spoiler olmasından korkarım. Onun için kitabın arkasındaki yazıyı alıntılamak isterim:
 
"Sıra dışı bir kadın, aşkı unutmuş bir adam, duygusal çalkantılar içerisinde çılgın bir İtalyan. 
 
Eylül, nam-ı diğer dişi kurt. Hayatı mücadelelerle dolu, olağanüstü zeki, güzel, güçlü ve sıra dışı bir kadın. Hayatında hiçbir zayıflığa yer yok sanıyordu. Aşk dışında. İlk aşk, tek aşk ve mutlak aşk. Yıllar sonra ilk aşkıyla karşılaştığı zaman, her şeyin karşısında güçlü durabildiği gibi onun da karşısında güçlü durabilecek miydi? Bir kumara benzettiği bu duygusal çatışmada kazanan mı olacak, kaybeden mi? Ve onunla yeniden karşılaştığında duygularına hükmü ne kadar geçebilecekti? 
 
Boran aşktan da, insanlara olan inancından da çoktan vazgeçmiş, buz kütlesi bir adam. Dişi kurdun vazgeçemediği saplantısı, kardeşinin baş belası. Hayatından memnundu, Eylül’ü tanıyıncaya kadar. Bir anda kendini boğazına kadar aşkın içine batmış bulacaktı. Bu kural dışı kadını baştan çıkarmayı becerebilecek miydi? 
 
Ve… Eylül’ün diğer yarısı, baş ağrısı, dünyada her şeyden çok değer verdiği ikinci adam. Giorgio Da Montagna. Sevimli, çılgın, yakışıklı bir İtalyan mafyası! Boran ve Eylül karşılıklı kurt ruleti oynarken, kendisinin tek başına oynadığı kumarda kazancı ne olacaktı?"
 
*
 
Üslup ve dili sorarsanız? Çok başarılı bir üslubu var Alev Hanım'ın. Dil ise, bir pınar gibi; serin, sade, akışkan, ferahlatan bir dil...
 
-Mustafa Yıldırım - 31.03.2017

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"müptezeller" okunmalı...harbiden çok beğenmiştim ben de...."kurt ruleti" ilk fırsatta okumalıyım...eyvallah...

nedim üstün 
 31.03.2017 9:54
Cevap :
Eyvallah! :)  31.03.2017 16:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 252
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 674
Kayıt tarihi
: 03.11.12
 
 

Konyalıyım. Edebiyat okudum. Amatör yazar ve şairim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster