Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '15

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
Okunma Sayısı
130
 

Mutfak kedisi şanslı! İlk göz ağrım! Aşkım (09.06.2001 - 22.04.2015)

Mutfak kedisi şanslı! İlk göz ağrım! Aşkım (09.06.2001 - 22.04.2015)
 

mutfak kedisi Şanslı


Bu gün 22 Nisan 2015 ilk göz ağrım Şanlı öteki aleme geçti. Kendisini bir yaz günü çöp kutusunun yanında yeni doğmuş bir halde bulmuştuk. Kendisi kapkara olduğundan önce onu köpek yavrusu zannetmiştim. Ama daha sonra yeni doğmuş bir kedi yavrusu olduğunu anladık.
 
 Evde kedi beslemeye Şanslı ile başladık. Ben doğduğum günden beri kedileri severim. Hatta ilk kelimelerim anne, baba yerine "Gel Pisi pisi !" olmuş. Ama annem kedi beslemeye başlamadan önce biraz titiz bir insandı. Parktaki kedileri sevdikten sonra "ellerini yıkadın mı ?" der eve de kedi falan sokmazdı. Ama Şanslıyı bulduktan sonra hayatımız değişti. Hayatımız Şanslı'dan önce ve Şanslı'dan sonra diye 2'ye ayrılabilir.
 
 Küçük Şanslı annesi olmadığı için anne sütü yerine laktozsuz light süt ile beslendi. Onu bulur bulmaz bir veteriner kliniğine götürdük. Veterinerler annesiz yeni doğmuş bir kedinin yaşama şansının biraz düşük olduğunu söylemişlerdi. Ama biz yılmadık amacımız onu ele avuca gelecek hale getirene kadar bakmak ve daha sonra sahiplendirmekti.
 
 Tıpkı küçük bir bebek gibi geceleri ağlıyor, anne sıcaklığı ve süt istiyordu. 15 günde gözlerini açtı. İsmini Şanslı koyduk çünkü yaşaması büyük bir Şanstı. Biz onu evlat edinmeseydik sokakta arabaların altına doğru gözleri kapalı bir şekilde sürünüyordu yani ezilip ölecekti.
 
 Şanslı sütü, ton balığını ve peyniri çok severdi. Biz ailecek vejeteryan olduğumuz için onu da vejeteryan kedi yapacaktık. Dedem veteriner olduğundan bizi uyardı ve kedilerin vejeteryan olamayacağını eğer et yemezlerse ölebileceklerini söylemişti. Hakikaten dedem haklıydı. Şanslı sütün haricinde başka şeyler de istiyordu. Sonunda biz de diğer normal kedi sahipleri gibi onun için kuru mama almaya başladık. Kuru mamanın yanında ton balığı da veriyorduk. Artık ton balığının adı Şanslının balığı olmuştu. Peynir yerken de peynirin kokusunu hemen alır yanımıza gelirdi.
 
 Şanslı artık büyümüştü. Onu sahiplendirmek için eşe dosta haber saldık ama ya kimse almak istemedi yada biz kimseyi beğenemedik. Hele kedimizi sahiplenmek isteyen bir adam telefonda 3 aylık olduğu halde hala biberondan gece sütü içtiğini duyunca sahiplenmeye bile gelmedi. Sonunda Şanslı bize kalmıştı ! :)
 
 Ona gözümüz gibi baktık. Şanslı 1 yaşına geldiğinde yine sokakta bulduğumuz Püskülü de evlat edindik. Ancak Püskül ve Şanslı geçinemiyordu. Evimiz de biraz küçük olduğundan evin kraliçesi Şanslı birden 2.plana düşmüştü. Püskül daha dominant bir kediydi ama daha insancıl ve sosyaldi. Püskül daha küçük olduğundan onu salona koyduk. Püskül Şanslıyı salonda istemiyor ve devamlı kavga ediyorlardı. Sonunda Şanslı da kendine mutfağı seçti. Kendisi o kadar terbiyeli bir kediydiki mutfakta hiç bir tarafı karıştırmaz ve kendine ait minderde otururdu. Ama Püskül kadar sosyal ve insancıl olmadığından kendisini pek sevdirmezdi. Onu sevmek için ani gelen patilerine razı olmak gerekirdi. Belki de annesiz büyüdüğü için böyle agresif olmuştu.
 
 Seneler seneleri kovaladı. Biz daha büyük bir eve taşındık. Şanslının da artık kendisine ait bir odası vardı. Son yıllarında hiç olmazsa biraz rahat etti sayılır. Şanslım 10 ay önce veterinerin söyediğine göre Calicivirüsü diye tabir edilen bir hastalığa yakalanmış. Şanslının önce gözünde bir yaşarma başlamıştı allerjiktir diye önemsemedik. Daha sonra bir gün ağzının salya içinde olduğunu ve rahat nefes alamadığından dilin dışarda olduğunu fark ettik. Gözümüz gibi baktığımız kedimize bu virüs nereden gelmişti acaba ? Evdeki diğer kedilerde böyle bir belirti yoktu.
 
 Geçen sene Haziran ayında bu belirtileri görünce hemen kedimi apar topar senelerdir tanıdığımız Veteriner kliniğine götürdüm. Bu arada bindiğim taksi şofürü bana Erenköyde bir başka veteriner kliniğinin kartını verdi. Eğer ordan memnun kalmazsam bu veterinere götürebileceğimi kendisinin kanser olan köpeğini tedavi ettiğini söyledi. Ben de kartı istemeye istemeye cebime attım.
 
 Her zamanki alışkın olduğumuz veteriner kliniğindeki doktorlar çoktan emekli olmuş ve başka doktorlar gelmişti. Doktor olan gençten çocuk kedimi muayene etmek için ona sakinleştirici iğne yapması gerektiğini söyledi. Ben de biraz çekindim. Kedimin yaşı var acaba sakinleştirici iğne yapmadan yapamazmısınız ya bir şey olursa dedim. O da sakinleştirici yapmadan muayene edemeyeceğini söyledi. Çok sinirlenmiştim. Şanslı küçükken iyiydi ama büyüdükçe yabancılara karşı özellikle veterinerlere karşı kaplan kesiliyordu.
 
 Hemen aklıma taksi şoförünün verdiği öteki veteriner aklıma geldi. Hemen bir taksiyle oraya gittik. Ne de olsa o veteriner de taksi şoförünün köpeğini iyileştirmişti. Bu veteriner doktor en azından muayene etmek için sakinleştirici yapmayacaktı. Ancak biraz agresif olduğundan biri bacaklarından biri de ön patilerinden 2 kişi tutuyordu. Şanslı sağ olsun kaplan gibi sesler çıkarıp debeleniyor ve kurtulmaya çalışıyordu. Bu durum benim de hiç hoşuma gitmemişti. Hatta onu tutan kişilere lütfen canını yakmayın dedim. Doktor da beni azarlayıp: "Ya kedinizi alıp gidin ya da bana müdahele etmeyin ! Ben ne yaptığımı çok iyi biliyorum !" dedi. Ben de mecburen susmak zorunda kaldım. Uzun uğraşlar sonunda veteriner Şanslıya Calicivirüsü diye adını bile duymadığım bir teşhis koydu. Ağızda yaralar yapan bu virüs söz de havadan da geçebiliyormuş. Neyse veteriner Şanslıya kuvvetli bir antibiyotik iğnesi yaptığını ve bir haftaya kadar düzelmezse yine getirmemi söyledi. Bu arada Şanslıya bir de kan testi yaptırdım. Kan testinde böbrekleri ve diğer organları çok sağlıklı çıktı.
 
 Aradadan geçen süre içerisinde Şanslının durumu düzelmeye başlamıştı. Ama yine zaman zaman dili dışarıya çıkıyordu sonra kendini hemen toparlıyordu. Kendisine bir daha hasta olmaması için bir de Karma aşı yaptıracaktım ama veteriner hastalığının tamamen geçtikten sonra yani bir 6 ay sonra yaptırmamızın doğru olacağını söyledi. Benim içimden de oraya bir daha götürmek gelmiyordu. Çünkü agresif olduğundan bayağı bir hırpalanmıştı.
 
 22 Nisan 2015 astrolojik açıdan hem iyi hem de kötü bir gün. Venüs ve Merkürün katsayıları yüksek bir gündü. Ancak yine bu günde Güneş Boğda, Satürn Yay burcunda ve Neptün de Balık burcunda düşük katsayıda bulunmaktaydı. Benim Şanslımın Marsı ve Plütonu Yay burcunda olduğundan (Mars ve Plüton ki çok hayati) Satürn transitinden olumsuz etkiler almaktaydı. Keşke götürmez olaydım ! Keşke ! Şanslımın hastalığı yine nüksetmişti. Kesik kesik nefes alıyor ve dili de nefes alamadığından uyurken dışarı taşıyordu. Güç bela kafesine soktuk 10 ay önce yaptığımız gibi yine aynı veterinere götürdük. Ama veterinerin orda kalbi dayanmadı ve veteriner muayene ederken birden kalbi durdu. Veterinerin söylediğine göre kalbinde büyüme olmuş, kedimde kalp yetmezliği varmış, heyecanlanınca da kalbi durmuş. Ben feryat figan bağırdım. Bir mucize olsun diye ama nafile ! Veteriner suni teneffüs ve kalp masajı yaptı, oksijen maskesi taktı ama nafile Şanslı geri dönmedi.
 
 Veterinere kalp büyümesinin nedenlerini sordum. Çünkü daha 10 ay öncesine kadar kalbi sapasağlamdı. Veteriner de bunun yaşla ilgili olduğunu ve 14 yaşındaki kediler için bunun normal olduğunu ayrıca kediler için kalp yetmezliğinin tedavisi olmadığını da söyledi. Ben veterinere hiç katılmıyordum. İçimdeki sesi dinleseydim zaten şimdi Şanslı belki de hayatta olacaktı. Zaten başka veterinerden öğrendiğimize göre kedilerdeki kalp yetmezliğinin de tedavisi varmış. Bence o virüs gerektiği gibi tedavi edilmediğinden kalbe ve akciğerlere yerleşti ve kalp yetmezliğine neden oldu. Tıpkı insanlardaki Rota virüsü gibi. Bunun yaşla bir ilgisi olamazdı.Çünkü Şanslıdan yaşlı kediler sokakta daha kötü koşullarda yaşamaktalar.
 
 Siz siz olun içinizdeki sese kulak verin. Bir de Satürnün katsayısı düşükken Satürnü simgeleyen eski eşyalarınızla yada yaşlı kişilerle, hayvanlarla ilgili değişimler, değişiklikler yapmayın. Bu değişimler tedaviyle ilgili bile olsa !
 
 Benim minik, mutfak kedisi Şanslım artık bir melek oldu. Bu da bana bir hayat dersi oldu. Allah geride kalanlara ömür versin. Bu yazıyı başka kedi sahiplerine örnek olsun diye yazmaktayım.
 
 Şanslım anne sütü alamadı, evde oturduğu için fazla güneş ışığı alamadı. Bunlar bütün canlılar için çok önemli. Bilhassa bağışıklık sistemi için. Bir de kedilere çok gerekli olan tavuk ciğerinde, fare etinde, ton balığında da az miktarda bulunan Taurin proteini de kedilerin kalbi ve hayati organları için çok önemli. En önemlisi kedinizin "Karma aşısını" hiç ama hiç ihmal etmeyin. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 516
Toplam yorum
: 37
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 1958
Kayıt tarihi
: 27.05.09
 
 

Herşey birbirini etkiler prensibiyle astrolojiyi bilimsel bir platforma taşımaya çalışmaktayım. Asl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster